Kamboçya'nın kanlı tarihi: Pol Pot rejimi

Dış dünya ile bağlantıyı kesen Pol Pot parası ve eğitimi olan herkese düşmandı. Entelektüel olduğu düşünülen herkes öldürüldü... eli kalem tutan okuma yazması olan herkes ağır işkencelerden geçirildi ve katledildi. ‘Burjuva medeniyetini’ yok etmek iddiasındaki bu rejim pek çok kişiyi gözlük kullandığı yada yabancı dil bildiği gerekçesiyle suçlayarak öldürdü.

Kamboçya'nın kanlı tarihi: Pol Pot rejimi

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Yaklaşık yüz yıl boyunca Fransız sömürgesi altında kalan Kamboçya 1953 yılına gelindiğinde Fransızlardan bağımsızlığını kazandı. Kralları Sihanouk yönetiminde yeni bir döneme giren Kamboçya 15 huzurlu sene geçirdi. Ancak bu uzun sürmedi. 1960’ların sonuna gelindiğinde  bölgedeki ABD-Vietnam savaşı Kamboçya’yı da etkilemeye başladı. Vietnam’da bombalayacak yer bırakmayan ABD, Vietnam karşısında kaybettikçe Kamboçya topraklarını da bombaladı. Vietnam’a destek veren gerillaların desteğini kırmak için yapılan 1969’dan sonraki bu bombalamalar Kamboçya’da yaşamı alt üst etti. Köylerde yaşayan milyonlarca köylü fakir insan şehirlere kaçmak zorunda kaldı. 1969'dan 1973'e kadar süren bombalamaların sonucunda ülkedeki pirinç üretimi beşte birine düştü

Kamboçya tarihinin en karanlık yılları ise bundan sonra başladı. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak Kamboçya’da dünyaya gelen sonrasında Fransa’da eğitim alan Pol Pot ( asıl adı Saloth Sar )  1953 yılında Kamboçya’ya döndü ve siyaset sahnesinde gözükmeye başladı. Fransa’da bulunduğu yıllarda Komünist Partisine katılmış olan Pol Pot ülkesine döndüğünde bir taraftan öğretmenlik yaparken diğer taraftan da Kamboçya Komünist Partisi içinde yükselmekle meşguldü.

 Saloth Sar - Pol Pot

Pol Pot partinin başına geçitken sonra arkadaşlarıyla birlikte, Vietnam Kamboçya sınırı yakınlarındaki bir Vietnam askeri kampına sığındı. Oradan da Çin’e geçti. Çin’de Mao’nun gerçekleştirdiği Kültür devriminden ve kırsala dayalı toplum ütopyalarından etkilenen Pol Pot radikal bir zihniyetle ülkesine döndü. Kamboçya Komünist Partisinin silahlı kanadı olan Kızıl Kmerlerin başına geçti.

Kızıl Kmerlerin ve lideri Pol Pot’un ülkedeki gücünün artmasına yol açan gelişme ise 1970 yılında Kamboçya’da yaşanan ABD destekli askeri darbe oldu. Darbenin ardından Kral Sihanouk Pekin’e kaçmak zorunda kaldı. Amerikan bombaları ülkenin her tarafına yağmakta ve halk köylerden şehirlere kaçmaktaydı. Amerikan bombaları altındaki ülkede Kızıl Kmerler  ABD destekli yeni yönetimi tanımadılar ve onunla mücadeleye giriştiler. Bu arada  Pekin’de bulunan Kral Sihanouk da askeri yönetime karşı Kızıl Kmerlerle işbirliğine gitti. Kızıl Kmerler böylece gün geçtikçe halktan daha fazla destek almaya başladılar. 1970’'in başlarında, fakir ve açlıkla boğuşan, imkanları oldukça sınırlı olan yaklaşık 5 bin kişilik Pol Pot'çular yaşanan bu gelişmelerin ardından 5 yıl içinde 70 binlik bir askeri güce ulaştı.

Pol Pot’un liderliğindeki Kızıl Kmerler ile askeri yönetim arasında yaşanan iç savaş Kızıl Kmerlerin lehine 1975 yılında sona erdi. Kızıl Kmerler kazandıkları savaşın ardından Demokratik Kamboçya adıyla yeni bir rejim kurdular. Yeni rejimin başbakanı ülkenin tüm idaresini elinde bulunduracak olan  Pol Pot idi.

Pol Pot ülkede yeni bir siyasî ve sosyal düzen kurmayı amaçlıyordu. Ona göre aslında insanlar doğuştan eşit ve  iyilerdi, onları  bozan ise  yozlaşmış bir toplumda yaşamaktı. Para, din, teknoloji, piyasa ekonomisi, iş bölümü, toplumu yozlaştıran unsurlardı. Ancak bunların yok edilmesiyle yeni bir toplum yaratılabilirdi.

Pol Pot’a göre iyi insanlar çiftçilerdi. Çiftçi olmayan herkes modern toplumun yozlaşmış insanlarıydı. Pol Pot, çiftçilerin güçlenmesiyle Kamboçya’nın zenginleşeceğine inanıyordu ve bunun için kapitalizme dair tüm unsurların yok edilmesi gerekiyordu. Böylece ne Kamboçya’da ne de Kamboçyalıların hafızalarında kapitalizme dair hiçbir şey kalmayacaktı.

Böylesi çarpık bir anlayışa sahip olan Pol Pot idareyi ele aldıktan sonra fikirlerini uygulamaya koymaya başladı. Yeni bir ülke yeni bir halk yaratmak amacıyla faaliyete geçen Pol Pot şehirleri boşaltarak insanları köylere göçe zorladı.

Ülkedeki üniversiteler, okullar, postaneler, fabrikalar, gazeteler, dergiler, fabrikalar, bankalar gibi kurumların hepsi kapatıldı, tahrip edildi. Yeni kurulan düzende paraya ihtiyaç yoktu ve para yürürlükten kaldırıldı. Merkez bankası ve tüm bankalar kapatıldı. Dış dünya ile bağlantıyı kesen Pol Pot parası ve eğitimi olan herkese düşmandı. Entelektüel olduğu düşünülen herkes öldürüldü. Devlet kurumlarında çalışan asker, bürokrat, diplomat, doktor, profesör, bilim adamı, din adamı, gazeteci, yazar kısaca eli kalem tutan okuma yazması olan ağır işkencelerden geçirildi ve katledildi. ‘Burjuva medeniyetini’ yok etmek iddiasındaki bu rejim pek çok kişiyi gözlük kullandığı yada yabancı dil bildiği gerekçesiyle suçlayarak öldürdü. Toplumun geleneksel değerleri tahrip eden Pol Pot rejimi aileyi ve Budist inançları ortadan kaldırmaya çalıştı. Aile fertleri birbirinden koparılarak herkes pirinç tarlalarında çalışmaya zorlandı. Çocuklar kolektiflere emanet edildi. Toplanan çocuklar beyinlerinin yıkanması ile rejime sadık askeri güç haline getiriliyordu. Eskiye dair her şeyi imha eden Pol Pot  hayata dair her şeyi sıfırdan başlatmayı planlıyordu. Bu yıkım dalgası tarihe Sıfır Yılı olarak geçti.

Pol Pot döneminde, yani sadece 3 yıl 8 ay içinde, ülke nüfusunun yaklaşık yarısı-3 milyon kişi- katledildi. Öldürülenlerin sayısı kadar çoktu ki yüklü bir cephane bir masrafı ortaya çıkacaktı. Bu sebeple insanlar maliyetsiz bir şekilde bıçaklarla ya da dövülerek öldürüldü.

Kamboçya’da, tarihin tanık olmadığı, aklın sınırlarını zorlayan böyle bir katliam gerçekleştiren Pol Pot rejiminin sonunu 1978’de Vietnam’la yaptıkları savaş getirdi. Yalnızca gerilla gücüne sahip olan Kızıl Kmerler Vietnam karşısında kısa sürede mağlup oldu ve Pol Pot rejimi yıkıldı.  Vietnam ordusu 100 bin kişilik bir askeri güçle Kamboçya’yı işgal etti. Pol Pot ve ekibi Tayland’a kaçmak zorunda kaldı. Vietnamlılar ise ülkede Kızıl Kmerlerden kaçanların da içinde bulunduğu yeni bir hükümet kurdular. Böylece Kamboçya halkı hiçbir zaman hatırlamak dahi istemediği bu kanlı rejimden kurtuldu.

Güncelleme Tarihi: 08 Ağustos 2018, 10:56
YORUM EKLE
YORUMLAR
Humanist
Humanist - 3 yıl Önce

Buraya yorum yazan ırkçılar size sesleniyorum: Sizler dünyadaki en tehlikeli yaratıklarsınız. Elinize fırsat geçse en vahşi katliamları, soykırımları yaparsınız. Ama şimdilik sadece BEYİNLERİ YIKANMIŞ ZAVALLILARSINIZ!

karun kahya
karun kahya - 5 yıl Önce

bütün bu katliamların başında yahudiler var. komünizm de faşizm de tabii seleksiyon da onların eseri. hitler tabii seleksiyona ve üstün ırk felsefesine inandığı için yahudileri yaktı.komünizme karşı abdyi kullandılar.

FELSEFECİ
FELSEFECİ - 5 yıl Önce

Geri kalmış ülkelerdeki diktatörlüklerin nedeni Sömürgeciliktir. Sömürgecilik girdiği yere öldürmekten ve soyup soğana çevirmekten gayri bir şey öğretmemiştir. Sömürgeciliğin ikinci bir ismi varsa bu isim Alçaklıkları Öğretme Mektebi olmalı. Kendileri çekildikten demokrasi bıraktıkları tek sömürge olmamıştır. Yerlerini alan yerli yöneticiler onları taklit etmişlerdir. Sömürgecilik bu ağır günahın tasmasını kıyamete kadar boynunda taşıyacaktır. Zaten Taşımaya da devam ediyorlar. Sadece nüansı değişmiştir. (FELSEFECİ

Kartal
Kartal - 4 yıl Önce

yahudilik,siyonizm,masonluk,komünizm,kapitalizm,sömürgecilik, kabalizm,marksizm,darwinizm vb...= Satanizm. pol pot ve onun gibi sapkın hasta fikirli tiplerin temelinde darwinizm,marksizm vb...fikirler yatar.bol pot,rockfeller,ronschild,lenin,stalin,mao,churchill,aleister crowley,bushlar vb...parazitlerin vahşilikleri ve barbarlıkları siyonizm ve ardılları olan darwinizm,marksizim ve satanizm gibi manyak fikirlerin eylemlere dönüşmüş halleridir. Dikkatli olalım.

SIRADAKİ HABER