banner15

Musul ve Kerkük Türkiye'den nasıl koparıldı ?

Gazi Mustafa Kemal Meclis kürsüsünden şu şekilde ifade ediyordu: "hudud-u millîmiz, İskenderun'un cenubundan (güneyinden) geçer, şarka doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!"

Musul ve Kerkük Türkiye'den nasıl koparıldı ?

Dünya Bülteni / Tarih Dosyası

23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da açılmasının ardından kurulan hükümetin hedefi, düşmanı “harîm-i ismet”inde boğarak, Misâk-ı Millîyi gerçekleştirmekti. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı gün Osmanlı ordusunun denetiminde bulunan bölgeleri ifade eden Misâk-ı Millînin güney sınırlarını TBMM’nin açılışından yaklaşık  bir hafta sonra Gazi Mustafa Kemal Meclis kürsüsünden şu şekilde ifade ediyordu: "Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, hudud-u millîmiz, İskenderun'un cenubundan (güneyinden) geçer, şarka doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!"   Misâk-ı Millî sınırlarını bu şekilde netleştiren Mustafa Kemal Paşa, Musul’u Kerkük’ü ve Süleymaniye’yi Anadolu’nun bir parçası olarak tanımlıyordu.

İngiliz İşgali

Osmanlı Devletinin I. Dünya savaşının sonunda yaptığı Mondros Mütarekesi sırasında Kerkük merkez hariç, Süleymaniye ve genel olarak Musul vilayeti 6. Ordu komutanı Ali İhsan Sabis Paşanın denetimi altındaydı. Ancak mütarekenin 7.maddesi itilaf devletlerine gerekli gördükleri yerleri işgal yetkisi vermekteydi. İngilizler de bölgedeki Hristiyan halkın katledildiği bahanesi ile Musul’un boşaltılmasını Ali İhsan Paşadan istediler. Ali İhsan Paşa her ne kadar bu teklifi reddetmiş ve direnmişse de sonrasında İstanbul’dan gelen emir üzerine kuvvetlerini Musul’dan Nusaybin’e çekmek zorunda kaldı. Şehrin boşaltılmasının ardından İngilizler 10 Kasım günü Musul’u işgal ettiler.

İngilizler Musul işgal etmelerine rağmen uzunca bir süre bölgeye hakim olamadılar. Bölgedeki aşiretler özellikle Kerkük ve Süleymaniye halkı İngiliz hakimiyetine sıcak bakmıyorlardı. Nitekim bölge halkı Kürtler, Araplar,Türkmenler Türkiye’nin tarafında yer aldılar ve  TBMM’nin açılmasıyla beraber Milli Mücadeleyi desteklediler.Bölgede hakimiyet sağlamakta güçlük çeken İngilizler Nasturi ve Asuruileri himaye etmeye başlarken Fransızlar da Ermenilere dayanmak zorunda kaldılar.

İngilizlerin Musul, Kerkük ve Süleymaniye şehirlerinde hakimiyet kurmak için gerektiğinde havadan bombalamalar yaptığı tarihlerde Anadolu’da Milli Mücadele başlamıştı. Doğuda Ermenilere karşı Batıda ise Yunanlılara karşı önemli başarılar kazanılmaktaydı. Anadolu’da mücadelenin başarıyla devam ettiği bu tarihlerde milli sınırlar içinde ifade edilen Kerkük, Süleymaniye ve Musul da TBMM’nin hedefi arasındaydı. Bölgenin İngiliz işgalinden kurtarılması için 1 Şubat 1922 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına Revandiz bölgesine bir kısım kuvvet gönderilmesi emri verildi ve bu görev için Milis Yarbayı Özdemir Bey görevlendirildi. 

Özdemir Bey'in Faaliyetleri

TBMM hükümeti Özdemir Bey’i görevlendirmeden önce de Musul konusu sürekli bir şekilde TBMM’nin gündemindeydi. Revandiz bölgesindeki aşiretlerin TBMM’den yardım talepleri vardı. Bölgede yaşanan düzensizliğin kalkması için memur ve asker gönderilmesini istiyorlardı. TBMM de bölgeye belli sayıda asker göndermekten geri durmamıştı. Hatta bu askerler aşiretlerle beraber Revandiz’e saldıran İngilizlere karşı mücadele etmişlerdi. 

Mustafa Kemal Paşanın ve TBMM hükümetinin Musul, Kerkük, Süleymaniye konusunda gösterdiği kararlılığın teşebbüse dönüştüğü en önemli hareket ise Özdemir Bey’in buraya gönderilmesi oldu. Erkanı Harbiye-i Umumiye Riyaseti bölgeyi, bölgedeki aşiretleri bilen ve yine bununla beraber çete faaliyetlerinde başarılı, Antep’te Kuvay-ı Milliye komutanlığı yapmış Milis Yarbayı Özdemir Bey’i bu göreve atadı. Özdemir Bey bu göreve gönderilirken aynı zamanda Musul’a taarruz için hazırlıklar da yapılmaktaydı. Özdemir Bey 22 Haziran 1922de Hakkari üzerinden Revandiz’e ulaştı. Bölgedeki aşiretlerle birlikte İngilizlere karşı önemli başarılar elde ederek Süleymaniye’ye girdi. İngilizlerin hiç beklemedikleri bu mücadeleye karşı yapabilecekleri ise sınırlıydı. Yeterli askeri kuvvetleri bulunmadığından bu şehirleri günlerce havadan bombalamak yoluna gittiler. 

Özdemir Bey’in bölgedeki bu faaliyetleri sırasında Anadolu’dan Yunan kuvvetleri atılmış ve Lozan Konferansı başlamıştı. TBMM Musul, Kerkük ve Süleymaniye’nin konferansta Türkiye’ye bırakılabileceğini düşündüğünden geniş çaplı askeri bir operasyonu istemiyordu. Yine de Lozan’da görüşmelerin çıkmaza girme ihtimalinin yükselmesi üzerine Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, El cezire cephe komutanlığına Musul’a yapılacak muhtemel bir taarruz için hazırlıkların yapılması emrini veriyordu. 

Lozan'da tıkanan görüşmeler ve beliren savaş ihtimali

Lozan konferansındaki görüşmelerin önemli başlıklarından biri Musul meselesi oldu. İsmet Paşanın başkanlığındaki heyet konferansta Musul, Kerkük’ün demografik yapısını rakamlarla ifade ederken bölgenin çoğunluğunun Türk olduğunu, Kürtler ve Araplarla beraber ise Anadolu’nun bir parçası olduğunu savunuyordu. Lord Cruzn ise İsmet Paşanın istatistiklerinin doğru olmadığını bölgede Türklerden çok Kürtlerin ve Arapların bulunduğunu öne sürmekteydi. Musul üzerinde bu tartışmalar yaşanırken gündeme gelen konulardan bir tanesi de bölgenin petrol zenginliğiydi. İngilizler, Türklerin petrol zenginliği için Musul’u istediklerini öne çıkartarak konferansa katılan diğer devletleri de kendi taraflarına çektiler ve diplomatik üstünlüğü ele geçirdiler. 

'Paşa ordunun başına otur'

Konferansta Musul konusunun bu şekilde hararetle tartışıldığı günlerde 2 Ocak 1923’te Mustafa Kemal Paşa TBMM’de şunları söylüyordu: “…Musul vilayetinin hudud-ı millimize dahil araziden olduğunu biddefaat ilan ettik. Lozan’da elyevm (bugünkü günde) karşımızda ahz-ı mevki etmiş olanlar bunu pekala bilirler. Vatanımızın hudutlarını tayin ettiğimiz zaman büyük fedakârlıklara katlandık. Menafiimize mugayir (menfaatlerimize aykırı) olmakla beraber müsalemet perverane (barıştan yana) hareket ettik. Artık milli arazimizden en ufak bir parçasını bizden koparmaya çalışmak pek haksız bir hareket olur. Buna kat’iyen muvafakat etmeyiz”.  Mustafa Kemal Paşanın bu açıklamalarının benzerleri milletvekilleri tarafından da ifade edildi. Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey, TBMM’de yaptığı heyecanlı bir konuşmada; “Paşa, ordunun başına otur, başka işin yoktur. Başkumandanlık vazifesini ifa et ve hudutlara bayrağımızı rekzet, bayrağını süngünü İngiliz’in gırtlağına daya! diyordu. 

Lozan’daki görüşmelerin çıkmaza girmesi, Özdemir Bey’in Musul’da yoğunlaşan faaliyetlerine karşı İngiliz ordusunun saldırılarının artması Türkiye’yi İngiltere ile savaş noktasına getirmişti. 

Sonu belirsiz savaş yerine diplomasi

İngilizlerle savaş ihtimalinin belirdiği 1923 Şubatında Mustafa Kemal Paşa ise savaştan uzak durulması düşüncesindeydi. Musul’a yapılacak bir harekatın ülkeyi sonu belirsiz bir savaşa sürükleyeceğini ifade etmeye başlayan Mustafa Kemal Paşa askeri seçenek yerine konunun konferansta çözülmesinin gerekliliğini öne çıkarmaya başladı. Kesilen Lozan görüşmelerinin tekrar başlamasının ardından Musul’un geleceği sonraya Türkiye ve İngiltere arasında yapılacak görüşmelere bırakıldı. Buradan bir netice çıkmaması halinde ise konunun Cemiyet-i Akvam’a götürülmesine karar verildi. 

Lozan konferansından sonra başlayan ikili görüşmelerden de bir sonuç çıkmadı. İngilizler petrol bölgesi olan Musul ve Kerkük civarını Türkiye’ye bırakmayacaklarını açıkça ifade ettiler. Türkiye bölge ile ilgili tezlerini Cemiyet-i Akvam’da da savundu. Ancak bu tarihlerde Türkiye’nin doğusunda çıkan Şeyh Sait isyanı ve hemen ardından bölgeye yönelik uygulamalar, Türkiye’nin öne sürdüğü en önemli tezin yani Kürtlerin de Türkiye’ye bağlanmak istediği tezinin zayıflamasına sebep oldu. Nihayetinde Türkiye 1926 yılında Ankara Antlaşması ile Musul üzerindeki haklarından vazgeçmek zorunda kaldı. 

Kaynaklar:

Atataürk Araştırma Merkezi,

Özdemir Bey’in Musul Harekatı ve İngilizlerin Karşı Tedbirleri (1921-1923),

Mim Kemal Öke, Musul-Kürdistan Sorunu

Cemal Kemal, Birinci Dünya Savaşı ve Sonrasında Musul Meselesi

Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri,

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2018, 22:44
YORUM EKLE
YORUMLAR
ozan tufan
ozan tufan - 5 yıl Önce

Yani net şekildede belli oluyorki musul ve kerkük'ün elimizden düşmesinde en büyük etken doğuda ve o bölgede ingilizlerce kışkırtılan ve oyuna gelen kürtklerin çıkardığı 'şeyh sait' isyanıdır..

Kleo
Kleo - 1 yıl Önce

Bugün Tarihçilerin verdiği bilgilere göre Kamal Musul ve Kerkük u İngilizlere SATMIŞTIR.Yazida da olursanız İstanbul'dan gelen talimatla deniyor İstanbul da kim vardı talimatı veren çekilmek için. Hepsi İstanbul'un İngilizler lerle anlaşması sonucudur.Kamal sonradan savaşmayalim diyor.ismet İnönü zaten vatan haini Ermeni.. Şeyh Sait ayaklanması bahane.Bir ayaklanma için iki en zengin petrol yatakları mı verilir.Siz ancak salaklari kandirdiniz.

Süleymen
Süleymen - 1 yıl Önce

Atatürk yüzünden gitmiş topraklar korkmasaydı savaşsaydı.. Alırdık.. Biz herzama. İnglz lerle masaya oturduğumuzda hep kaybetmişiz.. Bugünlerin sorumlusu atatürk müş

Kadirhan
Kadirhan @Süleymen - 1 yıl Önce

Korkmasaydi savassaydi ne olurdu soyliyim ingilizler ve fransizlar daha fazla asker cagirip firsat bu firsat diyip anadoluyu alirlardi

ATA
ATA - 12 ay Önce

Erdoğan Bahçeli
OKUYUN OKUYUN! Tarih bilmiyorsunuz bari Buradakiler i de kendiniz gibi Cahil zannetmeyin, !

OKU OKU! OSMANLI SON Donemi bitis ve BATIŞ DÖNEMİ Ulke işgal edilmiş Dusman devletleri ülkeyi işgal etmiş Ülkenin başında VAHTETTIN VAR 1 Dünya savaşına girilmiş Osmanlının son done minde ATATÜRK doğuyor Asker olarak görev veriliyor fakat ULKE BITIK DURUMDA osmanlının imzaladigi SEVR ANLASMASIYLA ULKE TESLİM EDILMIS
ATATÜRK BU ANLASMAYI BOZMAK için önce mudanya Sonra LOZAN ANLASMASINI YAPTIRDI
! LOZAN MASADA KAZANILAN Bir zaferdir! Çünkü Koku OSMANLİ NIN Yaptığı yanlış politika ve Bitiş dönemin de Vahtetiinin ve diğer padişahların verdiği Tavizlerdir, OKU iyi OKU! ıstanbul Hükümeti'nin Yunan kuvvetlerine karşı elde ettiği zaferin akabinde Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Bunun üzerine Sevr'in tarafı olan İtilaf Devletleri 28 Ekim 1922'de TBMM Hükümeti'ni Lozan'da toplanacak olan barış konferansına davet ettiler. Lozan'da barış şartlarının görüşülmesi için Mustafa Kemal Atatürk İsmet Paşa'yı görevlendirmiştir. Mudanya görüşmelerine de katılan İsmet Paşa'nın Lozan'a baş temsilci olarak gitmişti. Bu süreçte İsmet Paşa Dışişleri Bakanı oldu ve çalışmalar hızlandırıldı. İtilaf Devletleri Lozan'a TBMM Hükümeti üzerinde baskı kurmak için İstanbul Hükmeti'ni çağırsalar da bu duruma tepki gösteren TBMM Hükümeti, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırmıştır. TBMM Hükmeti Lozan Konferansı'na Misak-ı Milliyi gerçekleştirmeyi, Türkiye'de bir Ermeni devletinin kurulmasını engellemeyi, kapitülasyonları kaldırmayı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunları (Batı Trakya, Ege adaları, nüfus değişimi, savaş tazminatı) çözmeyi ve Türkiye ile Avrupa devletleri arasındaki sorunları (ekonomik, siyasal, hukuksal) çözmeyi amaçlamış Ermeni yurdu ve kapitülasyonlar hakkında anlaşma sağlanamazsa görüşmeleri kesme kararı almıştır.

Görüşmelere katılanlar:

TBMM, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya ve Japonya katılmıştır.

Türk Devleti'ni temsilen İsmet Paşa gitmiştir.

Boğazlarla ilgili görüşmelere SSCB ve Bulgaristan da dahil olmuş, ABD ise gözlemci olarak katılmıştır.

Görüşmeler 20 Kasım 1922'de başlamıştır.

TBMM, iki konuda kesinlikle taviz verilmemesini istemiştir:

Kapitülasyonlar ve Ermeni yurdu.

GÖRÜŞMELERİN KESİLMESİNİN NEDENLERİ:

4 Şubat 1923'te görüşmeler kesilmiştir. Buna neden olan anlaşmazlıklar şunlardır:

-Boğazlar Sorunu

-Kapitülasyonlar (en çok tartışılan konudur)

-Musul-Kerkük

-Osmanlı Devleti'nin Borçları

LOZAN ANTLAŞMASI NE ZAMAN İMZALANMIŞTIR?

23 Nisan 1923'te görüşmeler tekrar başlamıştır. 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.

LOZAN ANTLAŞMASI MADDELERİ:

-Suriye Sınırı, 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması ile belirlendiği şekilde kabul edilmiştir.

-Irak Sınırı, Irak sınırının ileride İngiltere ve TBMM arasında yapılacak bir görüşme ile belirlenmesine karar verilmiştir.

-Yunanistan Sınırı, Mudanya Antlaşması'nda olduğu gibi kabul edilmiş, ancak savaş tazminatı olarak Yunanistan Karaağaç'ı Türkiye'ye bırakmıştır.

-Sovyet Sınırı, Gümrü, Moskova ve Kars Antlaşması ile belirlendiği gibi kalmıştır.

-Doğu Anadolu'da bir Ermeni Devleti kurulmasından vazgeçilmiştir.

-Kapitülasyonlar kesin olarak kaldırılmıştır.

-Adalardan,

Bozcaada ve Gökçeada Türk Devleti'ne,Oniki Adalar İtalyanlar'a,Diğer adalar ise Yunanistan'a bırakılmıştır.

-Türk Devleti'nin sınırları içindeki Yabancı Okullar Türk kanunlarına uyacaklar, okulların öğrenimini Türk Devleti düzenleyecektir.

-Fener Rum Patrikhanesi'nin yabancı kiliselerle ilişki kurmaması şartı ile Türkiye'de kalması kabul edilmiştir.

-Azınlıklara verilen ayrıcalıklar kaldırılmış, tüm azınlıklar Türk vatandaşı kabul edilmiştir.

-İstanbul'daki Rumlar hariç diğer yerlerdeki Rumlar'ın Yunanistan'a gönderilmesine, Batı Trakya hariç diğer yerlerdeki Türkler'in de Türkiye'ye gönderilmesine karar verilmiştir.

BOĞAZLAR SORUNU

Boğazların idaresi başkanlığını Türkler'in yapacağı bir komisyona bırakılmıştır. Boğazların iki tarafında da 20 km'lik alanın askerden arındırılması kararlaştırılmış, buna rağmen olağanüstü bir durum olduğunda Türk tarafının boğazlara asker sokabilmesine izin verilmiştir. Ticaret gemileri boğazlardan serbestçe geçebilecek, savaş gemilerine ise tonaj sınırlaması getirilecektir.

İşgal güçleri İstanbul'u bir buçuk ay içinde boşaltacaklardır.

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASININ ÖNEMİ

Yeni Türk Devleti ve Misâk-ı Mill, düşmanlarımız tarafından resmen kabul edilmiştir.

Asker zaferler siyâsi zaferle sonuçlanmıştır.

Türkiye savaş tazminatı ödememiştir.

Kapitülasyonlar kesin olarak kaldırılmıştır.

Ülke sınırları Irak sınırı hariç belli olmuştur.

Türkiye açısından I.Dünya Savaşı sona ermiştir.

Azınlıkların Türk vatandaşı sayılması ile dış güçlerin içişlerimize karışması önlenmiştir.

Mill Mücadele hareketi, bağımsızlık için uğraşan diğer milletlere de bir örnek olmuştur.

Antlaşma, I.TBMM tarafından imzalanmış, II.TBMM tarafından onaylanmıştır.

Vatan sever
Vatan sever @ATA - 2 ay Önce

Oncelikle siyaseti karistirman hos bir davranis degil. Ayrica declet buyuklerine cahil gibi sozcukler hukuk cercevesinde suc olarak kabul edilir, affı yoktur. Genclik cahiliyeti deyip gecelim bu konuyu.
ASIL KONUYA GELELIM;
Gecmisten ders cikarmak gelecege yon vermek bakımından onemli bir husustur.Ancak sizin birada gösterdiğiniz ifade gecmisten ders çıkartmak yerine gecmise bağlı kalmaktir. Velakin devlet buyuklerimizin liderligi oncusunde yapilan yatirimlar ve projelerin yapiminin sizin bahsettiğiniz konuyla ortusmemektedir. Bir ataturkcu olarak ,daima laiklik inklapcilik ve devletcilik ilkelerini de goz önünde bulundurarak yapilan projelerin ulke ekonomisine katki sagladigi asikardir. Elbette sevr in imzalanmasini ve yine mondrosun imzalanmasini sizin gibi ben de kabul etmiyoru

Lotion
Lotion - 6 ay Önce

Bu olayın aslı böyle değil, farklı kaynaklardan araştırın. Yakın tarihimizin en büyük zaferi kut-ül amare yi neden hiç anlatmadılar bize bir düşünün. Ayrıca batum ve 12 adanın da nasıl hediye edildiğini araştırsın genç nesil.

Hüsamettin ŞENER
Hüsamettin ŞENER - 8 yıl Önce

Kerkük ,musul v.s topraklarımız . Petrol hırsızı soyguncu,soykırımcı devletler tarafından kalleşce GASP edildi. Şimdide ALÇAKLIKLARINA YAKIŞIRCASINA masum halklarını katlediyorlar. Tamamen ÇALMAK İÇİN.www.depremerkenuyari.com

Ahmet türker
Ahmet türker - 2 yıl Önce

İnşAllah yeri gekdiğinde geri alacağız

Tayip adamı
Tayip adamı - 12 ay Önce

Allanıza gurban


banner39

banner50

banner47

banner48