banner39

Tarihi yeni, kendisi eski gazete Takvim-i Vekayi

Devlet yönetimde reformlar yapan, 1826’da Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırarak en önemli adımı atan II. Mahmud’un bu çerçevedeki etkinliklerinden biri de Takvim-i Vekayi adlı gazetenin yayınlanmasıdır.

Olaylar 31.10.2020, 13:18 31.10.2020, 13:25
Tarihi yeni, kendisi eski gazete Takvim-i Vekayi

Devlete yeni bir düzen verme amacıyla yapılan Islahat Meclislerinde alınan kararla kurulan gazetenin adına bizzat Padişah II. Mahmut koyar ve gazetenin yöneticiliğine vakanüvis Esad Efendi’yi getirir. “Mukaddeme-i Takvim-i Vekayi” başlığı altında gazetenin yayımlanma nedenleri şöyle özetlenir: “Eskiden, vakanüvis denilen, resmi tarih yazarları vardı. Bunlar dönemlerinin önemli olaylarını yazarlardı. Ancak yazılar yirmi, otuz yıl sonra bastırılabildiğinden, halk gerçekleri zamanında öğrenemiyor, çoğu kez olaylar yanlış yorumlanıyordu. İşte bu sakıncaları önlemek, iç ve dış olayları halka zamanında duyurabilmek için Takvim-i Vekayi çıkartılıyor. 

Haftalık olarak yayımlanması kararlaştırılan Takvim-i Vekayi, muntazam haftalık niteliğini hiçbir zaman kazanamaz; düzensiz aralarla yayınını sürdürür. Bu haliyle de gazete, taze haber verme özelliğini yitirir. O dönemde Meclis-i Vala Başkanı olan Rifat Paşa, gazetenin belirli sürelerle çıkarılamayışını, “Tarihi pek yeni, gazete ise pek eski” diyerek değerlendirir. Bu nedenle Takvim-i Vekayi’yi o dönemde “Tarihi yeni, kendisi eski gazete” unvanı ile anılır. Gazetenin 1850 tarihli bir nüshasında, Amerika’da Robert Hoe’nun baskı tekniğinde buhar enerjisinden faydalanmayı bulduğunu bildiren bir haber yer almaktadır. Bilindiği üzere Robert Hoe’un icadı 1846 yılında kamuoyuna duyuruldu. 

Esat Efendi bir gezinin notlarını II. Mahmud’a sunar ve hükümdardan şöyle bir cevap alır. ” Umuma neşrolunacak şeylerde yazılacak elfaz (sözler), herkesin anlayabileceği surette olmak lazımdır.” Bu da gazetenin dilinin halkın anlayabileceği yapıda olmadığını ve hükümdarın sade bir dil istediğini gösteriyor. Bu konuda yapılan çalışmalar sonucunda Ceride-i Havadis sütunlarında gazeteciliğe başladıktan sonra sadrazamlığa kadar yükselen Küçük Sait Paşanın deyimiyle “Gazeteci Lisanı” denilen bir yazı türü belirdi. 

banner53
Yorumlar (0)
21
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?