Yeni Dünya Düzeninde üçüncü yol: Bandung Konferansı

Hollanda'nın sömürgesi iken dört yıllık bir mücadele sonunda bağımsızlığını kazanan Endonezya'nın ev sahipliğinde toplanan Bandung Konferansı'nın öyküsü...

Yeni Dünya Düzeninde üçüncü yol: Bandung Konferansı

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Servisi

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünyada Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 'nin başını çektiği iki zıt blok oluştu ve siyasi, askeri, ideolojik, ekonomik alanlarda bir yarış başladı. Her iki devlette karşılıklı etki alanlarını sağlamlaştırmak için birtakım adımlar attı. ABD, Türkiye'nin de içinde yer aldığı Avrupa ülkelerinin yeniden yapılanması ve korunması için ekonomik yardım planlarıyla anlaşmaları hayata geçirdi, askeri anlamda NATO çatısı altında örgütlendi.

Bu sırada SSCB de Doğu Avrupa'da gücünü arttırdı ve kendisine bağlı devletlerle yaptığı ekonomik-askeri anlaşmalarla karşı cepheyi takviye etti. 1949 yılında Çin komünistlerinin iktidara gelmesiyle dünyanın en kalabalık ülkesi Sovyet yanlısı cepheye katılmış oldu. Batılılar liberalizm-kapitalizm etiketi ile komünizmin yayılmasından endişe ederken, Sovyetler, emperyalist cephe tarafından kuşatılmaktan çekinmekteydi.

ASYA'DA SÖMÜRGELERİN BAĞIMSIZLIĞI VE "BANDUNG KONFERANSI"

Bu dönemin başından itibaren batılı devletlerin egemenliğindeki sömürgelerde bağımsızlık hareketleri başladı. Bağımsızlıklarına kavuşmak isteyen halklar Avrupa-karşıtı propagandalar ile mücadeleye girişti.  SSCB ve ABD tarafından çıkarları gereği desteklenen bu mücadeleler sonucu Hindistan ve Pakistan 1947 'de, Endonezya, 1949'da bağımsız oldu.

Yeni dünya düzeninde doğan bu devletler, üçüncü dünya ülkelerine eklendi. Onları Afrika'daki Fas, Tunus, Gana, gibi sömürgelerin bağımsızlaşması izledi. Afrika'daki bu sürecin başlamasından kısa bir süre önce 1955'te toplanan "Bandung Konferansı" diğer adıyla "Asya-Afrika Konferansı", o tarihte hemen hemen sömürge ülke kalmamış Asya 'da bağımsızlık mücadelelerinin sonunu bildirdi ve diğer sömürge halklarını cesaretlendirdi.  Ayrıca Doğu ve Batı bloklarının dışında "Bağlantısızlık" adı ile yeni bir gruplaşmanın öncülüğünü yaptı.

KONFERANSIN AMACI

Yeni bir dönemin açılmasına katkıda bulunan bu konferans Hollanda'nın sömürgesi iken dört yıllık bir mücadele sonunda bağımsızlığını kazanan Endonezya'nın ev sahipliği ile 18-24 Nisan tarihleri arasında Java Adası'nın Bandung şehrinde toplandı. Konferansın amacı, bağımsızlıklarını yeni kazanan Afrika ve Asya ülkelerinin, ABD ve SSCB gibi nükleer güce sahip iki büyük devlet karşısında varlıklarını korumak için birliğini ve dayanışmasını sağlamaktı. Bu yeni devletler her iki bloğun da dışında kalarak ekonomik kalkınmayı hedefledikleri için üçüncü bir örgütlenmeyle baskı-denge gücü oluşturabilirdi.

KONFERANSIN EN ÇARPICI KİŞİLİKLERİ

Toplam dünya nüfusunun yüzde ellisinden fazlasının yaşadığı Afrika ve Asya ülkelerinden 29 devlet bu konferansa katıldı. Endonezya, Hindistan ve Mısır'ın başta yer aldığı konferansa katılan devletler arasında Türkiye de vardı. Konferansın en çarpıcı kişilikleri Endonezya Devlet Başkanı Ahmet Sukarno, Hindistan Başbakanı Jawaharlal Nehru, Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdü'n-Nasır, Çin Başbakanı Chou En-lai ve Türkiye'yi temsil eden Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu idi.

ZORLU KONFERANS SÜRECİ

Nitekim bir hafta süren konferans boyunca en hararetli tartışmalar, Batı ile ABD'nin temsilcisi durumunda olan ve komünizm tehlikesi karşısında tarafsızlığın tehlikelerine işaret eden Fatin Rüştü Zorlu ile komünist veya anti- komünist her türlü gruplaşmanın karşısında olduğunu, NATO'nun da sömürgeciliğin koruyucusu olduğunu ileri süren Jawaharlal Nehru arasında yaşandı. Bunun yanında konferansa katılan 29 devletin dış politika siyasetleri ve görüşleri son derece farklılık arz etmekteydi. Bir yanda SSCB'nin temsilcisi durumundaki tarafsız Çin Halk Cumhuriyeti yer alırken, Irak, Ürdün, Lübnan, Libya ve Pakistan Batı'nın görüşüne eğilim gösterdi. Mısır, Suriye, Suudi Arabistan, Yemen, Hindistan, Birmanya ve Endonezya da tarafsızlığı savundu. "Sömürgecilik" terimi üzerine farklı görüşler öne sürüldü.

KONFERANSIN SONUÇLARI VE TÜRKİYE

Bandung Konferansı bu şartlarda tam bir örgütlenme meydana getiremediyse de Asya-Afrika ülkeleri arasında bir dayanışma fikrini uyandırdı. "Barış İçinde Bir Arada Yaşama"nın ilkeleri üzerinde anlaşma sağladı. Sömürgeciliği yargılayarak Birleşmiş Milletler'in bağımsızlık mücadelelerine destek vermesini istedi. Böylece, henüz sömürgeci güçlerin hâkimiyeti altında bulunan ülkelere özgürlüklerini kazanma konusunda cesaret verdi. En önemlisi de yeni oluşan iki kutuplu dünya düzeninde ABD ve SSCB'den birine bağlanma fikrini reddederek 1961 yılında Belgard'ta ilan edilen "Bağlantısızlar-Tarafsızlar" hareketinin başlangıç noktasını oluşturdu. İslam ülkelerinin de önemli bir nüfuz ve tesire sahip oldukları bu hareket zaman içerisinde dünya siyasetinde adını duyurmaya başladı. Bu konferansta Filistin meselesinde Arapları destekleyen Türkiye'nin Batı bloğu içerisinde yer alarak başta Cezayir olmak üzere sömürge halklarının bağımsızlığa karşı çekimser kalması Kıbrıs sorununda Bağlantısızlar hareketinin Türkiye aleyhinde olmasına yol açtı.

Kaynaklar:

Akşam Gazetesi, 18, 19, 22, 25 Nisan 1955.

Fahir Armaoğlu, 20, Yüzyıl Siyasi Tarihi, c.II, İstanbul, 2010.

Ahmet Kuyaş (Yayın Yönetmeni), Tarih 2002, İstanbul, 2002.

Güncelleme Tarihi: 29 Mart 2019, 10:54
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35