banner39

Al Sharq Forumu'nda dış güçler ve güvenlik açmazı

Ortadoğu'da güvenlik ve tehdit sorunlarının çözümü için biraraya gelen Al Sharq Forumu katılımcı ülkeleri bölgelerindeki tehdit ve güvenlik konularında hem kendi iç siyasetlerinde hem de ülkelerinde bulunan dış güçlerin ne derece güvenlik oluşturduğunu tartıştı

Ortadoğu 21.03.2017, 10:14 21.03.2017, 11:42
Al Sharq Forumu'nda dış güçler ve güvenlik açmazı

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

İyi ve kötü yanlarıyla ulus devlet yapılarının Orta Doğu’da hâlâ en önemli ve stabil düzeni sağlayabilecek yegâne aktörler olduğu gerçeğinden yola çıkarak “yeni güvenlik mimarisinin merkezine” ulus devletlerin yerleştirildiği şu günlerde Al Sharq Forum düzenlendi.

Forumda bölgede yeni güvenlik mimarisini inşa etme yolundaki başlangıç noktasının da bölgedeki devletlerin kendi kritik iç sorunlarını çözmeleri olacağı belirtildi.

Devletlerin çözmesi gereken iç sorunlar denince akla ilk gelen mesele ise bölgedeki birçok devletin sınırları içerisinde yaşanan kimlik problemliydi. Zira mevcut ulus devlet yapıları, kendi bünyelerindeki kimlik problemlerini çözmediği müddetçe yeni bir güvenlik mimarisinin oluşması imkânsız denebilir, çünkü kimlik sorunundan mustarip olup temel haklar hususunda ciddi mahrumiyetler yaşayan kitleler her daim devletlerin yumuşak karınları olarak kalacaktır.

GENÇ KUŞAĞIN ÖNEMİ

Bölgedeki krizlerin çözümleri tartışılırken gençler her zaman hesaba katılmalıdır. Bunun sebebi, şu an bölgedeki nüfusun geniş bir bölümünü oluşturan gençlerin yaşanan krizlerin kurbanı olması ve olası bir çözüm dönemini yeni neslin yönetecek olmasıdır. Bu sebeple, günden güne büyüyen genç işsizlik gibi problemlere yönelmeden yeni bir güvenlik mimarisinin kurulamayacağı vurgusu önemliydi.

GEÇİŞ DÖNEMİNDE MASAYA OTURMAK

“Tüm anlaşmazlıklar ve husumetler bugünden yarına çözülemeyeceğine göre şu an içerisinde bulunduğumuz ‘sıkışma dönemi’ aynen sürmek zorunda mı?”sorusuna verilen “en azından kriz dönemlerinden geçiş dönemlerine geçmek için bölgedeki tüm hasım taraflar masaya oturabilir” tarzındaki genel yaklaşım da dikkat çekiciydi. Bu konuda da genel bir kabul olduğunu görmek yine ümit vericiydi. Hatta bu yaklaşımın bir hayâl olmayıp gerçeğe dönüşebileceğine dair aktüel örneklere de referans yapıldı. Tel Afer meselesindeki Türkiye- İran kızışmasının hızla yatışabilmesi, bazı Körfez ülkelerinin İran ile temaslarını ciddi şekilde sıklaştırması ve Suriye’de çözüm odaklı Astana görüşmeleri gibi…

TÜRKİYE'NİN ARABULUCULUĞU

Ancak dikkat çeken bir başka şey şuydu ki hem bu meseleler hem de başkaca meseleler bağlamında birçok katılımcı, Türkiye’nin hâlâ arabulucu rol üstlenebileceğini öngörüyordu. Bu bakımdan, Türkiye’ye biçilen rol -örneğin Suudi-İran çatışmasında- tamamen bir taraf seçip kendini sınırlamak yerine daha kapsayıcı rol oynamasıydı. Bölgede yeni bir güvenlik mimarisi için devletlerarası bir yapının kurulup kurulmaması tartışması da dikkat çekici bir tartışmaydı.

“Bu bölgeye dış mimarlar gelince ne oldu görüyoruz. Obama ve Putin iki mimar olarak geldi ve bu bölgeye bir güvenlik şemsiyesi sağlanamadı” minvalinde bir fikirden yola çıkarak böyle bir arayışa girilmesi oldukça doğaldı. Fakat bu konuda kimileri Körfez İşbirliği Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi gibi yapıların inisiyatifine vurgu yaparken kimileri de bu örgütlerin hiçbirinin ortak güvenlik şemsiyesi için kurulmadığını ve olacaksa yeni bir yapı gerektiğini düşünüyordu.

 VEKALET SAVAŞLARI

Bölgede tespit edilen 268 adet bu tip aktör mevcut. Ayrıca yine revaçta olan ve bölgemizdeki mevcut çatışmaları resmeden “vekalet savaşı” tanımlamasının temelini de devletdışı aktörler oluşturuyor ve bu aktörler şu an bölge siyasetini şekillendiren en önemli faktörlerden biri denebilir. değişmekte olan “savaş algısının” şu anki başat aktörleri, devletdışı aktörlerdir.devlet zulmünün ciddi şekilde arttığı bir ortamda devletdışı aktörleri gayrımeşru görme ısrarı pek özlü bir yaklaşım değildir. İranlı katılımcılar yapıcı ve ılımlı bir dil kullanmaya gayret ediyorlardı. İran’ın Kuveyt ve Katar başta olmak üzere son zamanlarda Körfez ülkeleriyle temaslarını arttırmasından iftiharla bahsetmeleri de bu bağlamda ilgi çekiciydi.

FORUMUN GENEL HAVASI 

- Mısır’ın, Orta Doğu’da temel bir aktör olarak görülmekten çıktığı anlaşılıyordu ki Mısır gibi bölgede her daim belirleyici güce sahip olmuş bir devlet için bu hazin bir durum.
- IKBY Dışişleri Sorumlusu Falah Mustafa’nın Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığını açıkça savunması ve bu konuda İranlı yetkililerin önünde açıkça İran’a eleştiri oklarını çevirmesi, IKBY’nin bağımsız bir egemen ülke olma yolundaki kararlılığını ve özgüvenini iyice yansıtıyordu.
- Annahda temsilcisi Ferjani’nin konuşmalarını baz alırsak, Tunus’un iki başat gücünden biri olan Annahda’nın son derece kapsayıcı ve demokratik bir duruş sergileme çabasına tam hız devam etmekte olduğunu söyleyebilirim.
- Avrupa’daki aşırı sağa yönelen değişim dalgası, A’dan Z’ye tüm katılımcıların ortak endişesiydi.

Konu ile ilgili Deniz Baran'ın kaleme aldığı Makale'ye ulaşmak için TIKLAYINIZ

 

banner53
Yorumlar (0)
8
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü