banner39

'Arap Baharı’nın sadece adı kaldı

Tunus'ta 2010 yılında başlayan ve adına "Arap Baharı" verilen ayaklanmaların ardından bazı ülkelerde yönetimler değişirken bazı ülkelerde ise büyük çatışmalar yaşanmıştı.

Ortadoğu 02.08.2021, 07:03 02.08.2021, 07:06
'Arap Baharı’nın sadece adı kaldı

Mısır’ı 1981’den 2011’e kadar kesintisiz biçimde yöneten Hüsnü Mübarek, protesto gösterileri sonucunda görevini bırakmak durumunda kaldı. 2012’de düzenlenen seçimlerle Müslüman Kardeşler Teşkilâtı (İhvan) iktidara geldi. İhvan üyesi Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye ve atadığı hükümete yönelik yoğun bir karalama kampanyasının ardından, BAE ve Suudi Arabistan’ın desteklediği Mısır ordusu, 3 Temmuz 2013’te meşru iktidarı darbeyle devirdi. İhvan üyeleri, masa başında alınan kararlar çerçevesinde göstermelik mahkemelerde yargılandı. Muhammed Mursi, eski İhvan lideri Muhammed Mehdi Akif ve İhvan liderlerinden İsam İsyan, tutukluluk halleri devam ederken hayatlarını kaybettiler. Halen çok sayıda İhvan yöneticisi idamla yargılanıyor.

YEMEN

Suudi Arabistan’ın inisiyatifiyle Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in, yerini yardımcısı Abdurabbi Mansur Hadi’ye bıraktığı Yemen’de, Salih kendi iktidarı sırasında baş düşmanları olan İran destekli Şii Husi milislerle işbirliğine gitti. 2014’te başkent Sanaa Husilerin eline geçerken, Yemen kısa süre içinde Suudi Arabistan’la İran’ın savaş sahasına dönüştü. Her iki ülke, bölgesel hegemonya uğruna Yemen topraklarındaki mücadelelerini sürdürürken, bu acımasız savaşın en büyük sıkıntısını ise Yemen halkı çekiyor.

LİBYA

Kral İdris’i 1969’da devirerek yerine geçen Muammer Kaddafi, 42 yıllık tek adam iktidarının sonunda, 2011’de kendi halkı tarafından linç edilerek öldürüldü. Kaddafi’nin demir yumrukla bir arada tuttuğu Libya, kendisinden sonra hâlâ toparlanamadı. Kaddafi’nin 1980’lerde gizlice Çad’a savaşmak için gönderdiği sağ kolu Halife Hafter, Fransızlara esir düştükten sonra Libya hükümetince sahiplenilmeyince ABD’ye götürülmüş ve CIA tarafından eğitilmişti. 2011’den sonra Libya’ya geri dönen Hafter, Kaddafi’nin yokluğundan kaynaklanan boşluğu tek başına doldurmanın mücadelesini veriyor. BAE, Mısır, Suudi Arabistan ve Rusya tarafından desteklenen Hafter’e bağlı milisler, imza attıkları savaş suçlarıyla tepkilerin odağında.

TUNUS

Muhammed Buazizi isimli bir seyyar satıcının 17 Aralık 2010’da kendisini ateşe vermesiyle Arap Baharı’nda başlangıcı teşkil eden Tunus, kademeli olarak demokrasiye geçiş yaparak bütün dünyanın dikkatini çekti. Ülkenin en büyük muhalif hareketi Nahda’nın iktidara geldiği ilk aşama, 2014’te art arada siyasî suikastların gerçekleşmesiyle sekteye uğradı. Mısır’da yaşanan darbeden ders çıkararak iktidardan çekilen Nahda Hareketi, bilahare yapılan seçimlerde yeniden birinci parti durumuna yükseldi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Suudi Arabistan’ın iç siyasete sürekli müdahaleleriyle kriz yaşayan Tunus’ta, 2019’da Nahda’nın desteğiyle Kays Said cumhurbaşkanlığına seçildi. Söz konusu ülkelerin ve Fransa’nın telkinleriyle hareket eden Said, geçtiğimiz ay anayasanın 80’inci maddesine dayanarak, Tunus’ta fiili yönetime el koydu. Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi, süreci “darbe” olarak niteledi.

Yeni Şafak

banner53
Yorumlar (0)
16
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?