banner39

Batı İran’ın rotasını değiştirmek için ne yapabilir?

Yetkililer ve analistler, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin Tahran’da ahlak polisi tarafından ‘kıyafetinin uygunsuz olduğu’ gerekçesiyle alındığı gözaltında ölümünden bu yana İran’ı sarsan kadın ayaklanmasına Batı’dan gelen desteklerin daha derin bir gerçekliğe işaret ettiğini söylüyor.

Ortadoğu 22.10.2022, 08:18 22.10.2022, 08:41
Batı İran’ın rotasını değiştirmek için ne yapabilir?

Batıdaki hükümetlerin, desteklerini ifade etmek, ihlalleri eleştirmek ve protestoculara dijital iletişim araçları sağlamak dışında, İran’daki iktidar düzeninin gidişatını etkilemek için pek çok siyasi aracı yok.

Batılı aktris ve yetkililer, geçtiğimiz ay İranlı kadınlara desteklerini göstermek için kameraların önünde saçlarını kesti.

Fransız aktris Juliette Binoche, Amini’nin ölümünü kınayan ve başörtü takma zorunluluğunu protesto eden İranlı kadınlarla dayanışma için saçından bir tutam keserek “Özgürlük için” dedi.

Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib ve diğer iki milletvekili mecliste saçlarını kesti.

ABD eski Başkanı Donald Trump tarafından 2018’de uygulanan ve ardından yeni Başkan Joe Biden yönetiminde devam eden dört yıllık ekonomik yaptırımlar, İran’ın nükleer programının kapsamını genişletmesini engelleyemedi.

Ayrıca İran’ın yurtdışındaki vekil gruplarına verdiği desteği engellemediği gibi, ülke içindeki muhalefeti ezmekten de caydıramadı.

Petrol fiyatlarının Ukrayna savaşıyla yükseldiği ve İran’ın başlıca petrol alıcıları olan Çin ve Hindistan’ın ABD yaptırımlarının daha güçlü uygulanması tehdidinden etkilenmediği bir dünyada, Tahran’ın finansal bir can damarı olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nden Henry Rome, “Rejimin görünümünü gerçekten değiştirebilecek ekonomik araçlar açısından bu araçlar çok sınırlı” dedi.

Washington’un üç yönlü politikası

ABD’nin Irak ve Afganistan’daki müdahalelerinin olumsuz sonuçları göz önüne alındığında, 42 yıldır gergin ilişkiler içerisinde olduğu İran rejimini devirmeye yardımcı olması için ABD’nin herhangi bir çabası tartışılmıyor.

1953’te CIA, İran’ın popüler Başbakanı Muhammed Musaddık’ın devrilmesini düzenlemeye yardımcı oldu ve 1979 İslam Devrimi’nde devrilen Şah’ı iktidara geri getirerek, onlarca yıl süren ABD-İran düşmanlığını başlattı.

Batılı bir diplomat Reuters’a verdiği demeçte, “Rejim değişikliğine karışmak istemiyoruz” dedi.

ABD’li bir yetkili ise Washington’un politikasını üç yönlü olarak tanımladı.

Yetkiliye göre bunlar, protestoculara ve onların görüşlerini ifade etme haklarına desteği ifade etmek, İran güvenlik güçlerine yönelik insan hakları ihlalleri iddialarına dikkat çekmek ve şirketleri İran’da internet erişimini korumaya teşvik ederek göstericilerin iletişim kurmasına izin vermek.

İsminin gizli kalmasını isteyen yetkili açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü;

“Sonuç, ABD’nin, Batı’nın ve herhangi bir yabancı tarafın ne yaptığına göre değil, İran halkının ne yaptığı ve hükümetinin buna yanıt olarak ne yaptığına göre belirlenecek. Bir spot ışığı tutabiliriz. İran halkının yalnız olmadığını, insanların izlediğini ve seslerinin duyulduğunu bilmelerini sağlayabiliriz. Yaptırımlarımızla onları baskı altına alan insanları sorumlu tutabiliriz. Baktığımız şeyler bunlar.”

İranlılar Batı baskısı istiyor

İranlı yetkililer Batı’yı protestoları körüklemekle suçluyor.

Ancak yurtiçi ve yurtdışındaki İranlılar, Batılı ülkeleri büyükelçileri ve yurtdışında yaşayan İranlı yetkililerin aile üyelerini sınır dışı ederek İran’a baskı yapmaya çağırıyor.

Chattanooga’daki Tennessee Üniversitesi’nden Said Golkar, İran’ın sivil giyimli güvenlik güçlerine yaptırım uygulanması çağrısında bulunarak, “Batı’nın İran üzerinde çok fazla etkisi yok, ancak bence mevcut olanları iyi kullanmaları gerekiyor” dedi.

2015 tarihli İran nükleer anlaşmasını canlandırma çabaları, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’ne (OHCHR) göre, İran’ın 23’ü çocuğun canlı mühimmat ve dayaklarla öldürüldüğü protestoları bastırmasıyla daha da zorlaştı.

İran’ın Ukrayna’ya karşı savaşında Rusya’ya yardım etmek için silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve hatta muhtemelen kısa menzilli karadan karaya füzeler gönderdiğine dair şüpheler, Batılı liderleri İran hükümetine milyarlarca dolar ek kaynak sağlayacak bir anlaşmayı zorlama konusunda isteksiz hale getirecek.

Bazı yetkililer ve analistler, Tahran’ın ülkedeki siyasi hassasiyetler göz önüne alındığında anlaşmaya varmayı istemeyebileceğini savunuyor.

Batılı diplomat bu konuda şu yorumu yaptı;

“Nükleer bir anlaşmanın bir miktar ekonomik rahatlama sağlayacağı bir zaman olsaydı, bunu istemenin tam zamanı olurdu. Ancak, bunu yaparsanız ülkenizin daha açık ve daha az izole olmasının önünü açmış olursunuz. Bu rejim için çok zor olabilir.”

İran, ekonomik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında Tahran’ın nükleer programını durdurduğu anlaşmayı yeniden canlandırmak istese bile, protestolara yönelik baskılar Washington’un bir anlaşma yapmasını zorlaştırıyor.

Bir düşünce kuruluşu olan Brookings Enstitüsü’nden Bob Einhorn, “Anlaşmanın ABD’deki karşıtları, uçurumun kenarında olduğunu söyleyebilecekleri bir rejimle anlaşmaya hazır bir Biden yönetimine saldırmak için daha fazla argümana sahip olacak. Uçurumun kenarında olan ve genç kadınları öldüren bir rejime neden can simidi atalım?” dedi.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?