banner39

banner35

Deir Yasin'i hatırlamak / Paul Eisen

Sonuç bizim bildiğimiz şekilde Filistinlilerin mülksüzleştirilmesi Filistinlilerin bildiği şekilde el-nakba’ydı. Kaçan Filistinliler aslında defedilmişlerdi, ama hâlâ birçok hikâye var, şaşırtmacalar ve düpedüz yalan dolu, bir ırkı bir bölgeden temizlemek için uydurulmuş. Asıl ciddi mesele amacın sorgulanmasında.

Ortadoğu 11.04.2014, 12:11 15.07.2014, 11:19
Deir Yasin'i hatırlamak / Paul Eisen

Deir Yasin Katliamı 450’den fazla Arap köyünde nüfus azaltımının ve 750,000 Filistinlinin sürgününün başlangıcıdır.

Tahminen 1930’lardaki Huzur dolu Deir Yasin

 

Deir Yasin, 9 Nisan 1948 tarihinde içinde bir katliamın meydana geldiği bir Filistin köyü.

Deir Yasin katliamın meydana geldiği tek yer değildi, yine de Deir Yasin’deki en kötüsüydü. Çünkü diğer olayların aksine Deir Yasin’de olan insanların göçüne ve mülklerinden ayrılmalarına sebep oldu. Deir Yasin Filistin tarihinde ayrı bir öneme sahiptir.

 

Peki Deir Yasin’de ne oldu?

9 Nisan Cuma gününün erken saatlerinde, Muhalif Siyonist İrgun ve Stern çeteleri birleşerek huzur dolu Deir Yasin Köyüne saldırdılar. Neden mi huzur dolu diyorum? Çünkü Deir Yasin köylüleri komşu köyleriyle iyi ilişkilere sahipti ve komşu Yahudi köyü Givat Şaul ile anlaşmaya varmışlardı. Deir Yasin köylülerinin birkaç gün öncesinde seyyar bir Filistinli mücahit grup tarafından Siyonist güçlerin bu köye dikkat kesilebilecekleri ihtimaline karşın köyden ayrılmalarının istenildikleri düşünülüyor.

İrgun ve Stern çeteleri tarafından planlanan ve hazırlanan katliamın Hagana tarafından tasdik edildiği düşünülüyor.

Deir Yasin köylüleri Siyonist militanların bir askeri uçak pisti için tahsis ettiği bölgede bulunmakla büyük bir talihsizlik içerisindeydiler, iki grubun ilgi odağı olmakla çok daha büyük bir talihsizliğe de düştüler. Çünkü İrgun ve Stern çetelerinin kadın ve erkekleri savaşçı değillerdi. Bu nedenle kalabalık Arap çarşılarını bombalamak çok kolaydı, silahsız İngiliz askerlerini sorun yok diye oyalamak da öyle ancak açık muharebe olunca, o kadar da iyi değillerdi.

İrgun ve Stern militanları

 

Ama durum kötüleşti, köylü sıkı bir şekilde karşı koydu ve saldıranlardan yaralananlar oldu. Kuşluk vakti olmuştu ve hala köy kontrol altına alınamamıştı. Ancak bir grup Palmah saldırganlara yardım etmeyi başarmışlardı. Mortar’lardan gelen yardımla köyü ele geçirip sonrasında geri çekildiler.

Ve katliam başladı... Günün sonunda 100 ila 120 arasında çoğu yaşlı olan erkek, kadın ve çocuk ölü bir şekilde yerde uzanıyordu.

Birkaç gün sonrasında New York Times’da yayınlanan 250 kurban değillerdi onlar. Bu rakam bildiğimiz kadarıyla şok etkisi yaratmak isteyen faillerin liderlerinin elinden ulaşan rakam ve maalesef bu rakam Filistinli liderler tarafından vahşetten faydalanma amacıyla kullanıldı.

O akşam İrgun ve Stern çeteleri Givat Şaul’da çay içip kurabiye yerken muharebedeki başarılarıyla övündüler. Tabi ki kamyonun arkasında topladıkları ve zafer geçidi için Kudüs sokaklarında dolaştırıp sonrasında bir taş ocağına götürüp, vurarak öldürdüklerinden bahsetmediler. Deir Yasin çocuklarının ölü ailelerinin yanlarından şaşkın halde ara sokaklara atılmak üzere kamyona doğru sürüklediklerinden de bahsetmediler tabi.

 

Peki ya etki?

Etki, büyük bir korku ve yayılmış bir panikti. Filistin halkı kaçmaya başlamıştı. Bir damla dereye dönüşmüştü, bir sel bir taşkına.

İncilden bir tablo gibi duran bu görüntü her biri acı ve kıvranma çeken baba, anne, abi, abla ve bebeklerin anlatılmamış gerçek hikâyelerini yansıtmıyor bile. Kaçış, hikâyenin küçük bir kısmı...

 

Siyonist liderler bağıra bağıra katliamı kınadılar. Anlaşılmaz ağıtlar ve dövünmeler vardı. Öfke ve acı…

Yahudiler nasıl böyle bir şey yapmış olabilirlerdi? Siyonist tarihinde bir leke olmaz mıydı bu? Ama dünya yeni yeni öğrenmeye başlarken, Filistinliler zaten hep biliyorlardı, Siyonistler kınıyor gibi yaparken aslında bunu destekliyorlardı.

Deir Yasin’i unutmayacağız!

Şimdi biliyoruz, hoparlörlü araçların vahşetin kayıtları ve kadınların ağıtlarıyla şehri turladıklarını.

3 köyün, doğuya doğru bir tarafının açık olduğu ve yerlilerin kaçabilecek olduklarını biliyoruz. Ve tabi katliamları da biliyoruz.

Peki ya Sonuç

Sonuç bizim bildiğimiz şekilde Filistinlilerin mülksüzleştirilmesi Filistinlilerin bildiği şekilde el-nakba’ydı.

Kaçan Filistinliler aslında defedilmişlerdi, ama hâlâ birçok hikâye var, şaşırtmacalar ve düpedüz yalan dolu, bir ırkı bir bölgeden temizlemek için uydurulmuş. Asıl ciddi mesele amacın sorgulanmasında.

Siyasi Siyonizm Filistin’de Yahudi şehirler kurmayı amaçlıyordu. Amaç ve amaca ulaşma yolu çok açıktı. Filistinlilerin Filistinini, Yahudileri için İsrail’e çevirmek. Ve bunun için Yahudi çoğunluğa ihtiyaç vardı. Ama nasıl? 750.000 insan nasıl birden gidebilirlerdi? Gitmeye zorlanmalılardı ve bu oldu.

Filistin ırkının bu bölgeden temizlenmesi niyetiyle olan olaylar, planlarla yapılmış ve desteklenmişti.     

Ama bu Nisan 1948’de olacak diye kesin bir şey yoktu. Aslında bu doğru fırsatı bulmak için beklemekti, Ben Gurion’un “devrimci halleri” gibi, fırsat kendini 1947/48 yıllarında göstermişti, bir başkası da 1967’de.

Ama direkt kaynaklara bakarak zamanımızı boşa harcamamalıyız. Filistinlileri defetmek için Siyonistlerin isteklerine, niyetlerine işaret eden birçok kanıt bulunabilmesine rağmen hâlâ direkt bir emirin verildiğine dair kanıt yok. Yahudi mimarlar hiçbir açık delil bırakmadılar. Yazılı bir emir yoktu, yazılı bir emre gerek de yoktu. Bu ırkı defetmek için olan çoğu olayda, defetme anlayış değiştirme yöntemiyle yapıldı. Bütün yerel Hagana komutanı ve emrindeki askerler nerde neyin lazım olduğunu biliyorlardı. Bazen havaya birkaç atış yeterli oluyordu, bazen ise 20 kadar adamı ve çocuğu hizalamaları gerekiyordu ya da tam anlamıyla bir katliamın olması, ama sonuç hep aynıydı.

Filistin toplumunun tüm hayatı Siyonistler tarafından parçalandı. En az 750.000 Filistinli evinden çıkarılıp sürgüne gönderildi. 450’den fazla köy yağmalandı, yok edildi, nesiller boyu şehirlerinde yaşamış insanlar kendilerini Lübnan, Suriye ve Ürdün’de çadırlar içerisinde buldular, dünyanın her köşesine ellerinden yurtları alınmış, sarsıntıya uğramış, dağılmış…

Daha sonra Deir Yasin’de...

Yılın sonuna doğru Deir Yasin Romanya ve Slovakya’daki Ortodoks Yahudilerle yeniden iskân edildi. Mezarlık yerle bir edilip, Deir Yasin adı değiştirildi.

 

Peki şimdi?

Katliamsonrası bu geleneksel bölgeye ne oldu?

Şu an Deir Yasin diye bir yer bulamazsınız haritalarda. Köyün merkezinde şu an bir akıl hastanesi var. Doğuya doğru Givat Şaul endüstriyel alan bulunuyor, Kuzeye doğru ise bir Yahudi mezarlığı, batıda ise Yahudi yerleşim yeri bulunuyor. Güneyde bir vadi bulunuyor, Filistinlilerin yaşadığı Ein Kerem adlı bir köyün bulunduğu bir vadi… Aynı zamanda Holocaust Anıtı bulunuyor Yad Vaşim taraflarında.

Deir Yasin’i bulabilirsiniz, ancak gitmesi kolay değil. Levha ya da tabela yok. Eski mezarlığının bulunduğu yer şu an dağıtılmış mezarlar, kola şişeleri ve prezervatiflerle dolu. Eski manastır Deir, yakıt deposunun altında erkek köylülerin vurulduğu bir taşocağı şu an. Ama Deir Yasin hâlâ orada ve Yad Vaşim’den görülebiliyor.

Şimdi böyle bir durum hakkında kafa yorabilirsiniz, Deir Yasin’in Yad Vaşim’e olan yakınlığı, tartışma sürer gider ama sonuçlar yine aynıdır:

İlk olarak ne olduysa yerleşen Avrupa Yahudilerinden ve Yad Vaşim’den uzakta oldu, Filistin’e ne olduysa tam da Deir Yasin’de oldu, tüm Filistin’de.

İkinci olarak Yahudilere yapılan zulümlerin Filistinlilerle alakası yoktu. Ancak Filistinlilere yapılan zulmün failleri bizzat Siyonistler ve Yahudilerdi.

Üçüncüsü, Yahudilere yapılan zulmün failleri yakalandılar ve cezaya çarptırıldılar, failler sonrasında pişmanlıklarını sundular. Ancak Deir Yasin katliamının failleri onurlandırıldılar, kendi ideolojilerinde yaşamaya devam ettiler. 

Dördüncüsü, Yahudilere olanlar olayların başı, ortası ve sonuydu tüm olanların, Filistinlilere olanların sonu gözükmezken.

İşte, bir yanda acının sembolü olmuş katil, diğer yanda arka planda acı sembolü kurban. Kim olursan ol, kurban ya da katil, nasıl düşünüyorsan düşün, kesin bir şey var ki Yad Vaşim’in gözünün önündeki Deir Yasin nefes kesen bir ironi.

En büyük ironi ise katledilen erkek köylülerinin bedenlerinin Yad Vaşim'in (Yahudi katliamı tarihi sergilenen müze) altında gömülü olması.

 

Peki neden Deir Yasin’i Hatırlamalı

Filistinlilerin bana ihtiyacı yok, DYR (Deir Yassin Remembered) veya başka birileri neden ve nasıl hatırlamamız gerektiğini söylemek için varlar. Ama kendimize sormalıyız: “Ne bizi geleneklerimize bağlı tutuyor?” Benim için cevap hatıralar. Hatıralar insanları bir arada tutar, geçmişinden geleceğine kadar gösterir her şeyi. 2001 Deir Yasin’i Hatırlama yayınlarından bir alıntı:

Hatıralar insanlar için olduğu gibi uluslar için de önemlidir. Aileler bir araya gelir yıldönümlerini ve doğum günlerini hatırlamak için, ülkeler de aynı şekilde ulusal olayları hatırlamak için bir araya gelirler. Bastille Günü, Amerikan Bağımsızlığı Günü, Avrupa Zafer Günü. Her biri            bir ulusal mücadele bayramı. Ve bu kutlamalar, son yıllarda uydurulmuş komik kutlamalar haricinde, gerçek kutlamalar insanı geçmişe ve geleceğe bağlar. Ve Filistinliler bunu biliyorlar. Hiç kimse Filistinliler kadar anılarına sahip çıkmadı. 1948’de Filistinliler Aravak’lara doğru gitmelilerdi. Yok olmalılardı oradan. Ama hâlâ oradalar, hâlâ hatıralarının içindeler. Anahtarları teslim edilmiş evler gibi, Hayfa, Yafa ve diğer birçok köyde yüzlerce kayıp köy ve şehir. Filistinli ebeveynler ve büyüklerin çocuklarına ve torunlarına anlattığı gibi: Burası sizin memleketiniz, burası eviniz, burası sizin kimliğiniz.

Kesinlikle bu tarihi hikâye insanların amaçlarına ulaşmaları için gerekli olan kararlılığı tazeliyor. Ve yeniden aynı dokümandan:

Tarihi anmak Filistinlileri ve tüm insanları ulusal amaçlarının farkındalıklarına bağlar ve bu bağı güçlendirir.

Ve Deir Yasin bize sadece geçmişi anlamamızda yardım etmez, ileriyi görmemize de yardımcı olur. Kurban ve katilin farkının bu kadar açık olduğu nadir olaylardandır Deir Yasin. Bu olayın tek bir doğru çıkarımı var: Deir Yasin, direnmeye temel oluşturdu.

 

Kaynak: Pauleisen.blogspot

Dünya Bülteni için çeviren: İbrahim Mercan

Yorumlar (0)
23
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?