banner15

Dünya Bülteni, Mübarek'in duruşmasındaydı

Hüsnü Mübarek'in yargılandığı duruşma salonuna Türkiye'den sadece Dünya Bülteni alındı. Temsilcimiz A. Aydoğan Kalabalık duruşmayı yerinden izledi...

Dünya Bülteni, Mübarek'in duruşmasındaydı

Abdullah Aydoğan Kalabalık / Dünya Bülteni / Kahire

Yargıç Ahmet Rifat 10:39'da salona girdi. Yargıç davacı avukatları buyursun dedi. Bir kaç avukat söz aldıktan sonra Yargıç, elinde yüzden fazla avukat ismi olduğunu, bütün avukaları dinlemesinin imkansız olduğunu ve taleplerini yazılı olarak mahkemeye sunmalarını istedi.

Yargıç Rif'at avukatlara hitaben: 'Bu celil vazifeyi Allah Teala'nın huzurunda yerine getirmeliyiz, hepinizi dinlemeyemem' dedi.

ARA KARARLAR SEVİNDİRDİ

5 Eylül 2011 tarihine ertelenen duruşmada, salondaki avukatların alkışlarla karşıladıkları ve sevinç gösterileri yaptıkları karar, Mısır içişleri eski bakanı Habib el Adli ve Mübarek'in davalarının tekrar birleştirilmesi ve yargının televizyondan canlı yayınlanmasının karar gününe kadar yasaklanmasıydı.

Canlı yayın yasağını neden desteklediklerini sorduğum avukatlar, önümüzdeki duruşmada şahitlerin dinleneceğini ve duruşmanın canlı yayınlanmasının şahitlerin aynı ifadeyi tekrarlama ihtimalini ortaya çıkardığını söylediler. Ayrıca canlı yayının yargıcı olumsuz etkilediğini ifade ettiler.

SALONDA "İDAM İNŞALLAH İDAM" SLOGANLARI

Duruşmanın bitiminden sonra salonda bulunanların tamamına yakını sıraların üzerine çıkarak, Mübarek ve oğullarının bulunduğu kafese doğru sloganlar atmaya ve tekbir getirmeye başladı. Bazıları 'İdam inşaallah, idam inşaallah' diye bağırıyordu.

Mübarek ve oğullarının bu gün yapılan ikinci duruşmasında, girme imkanı bulduğum salonda ilginç duygu kırıntıları hissettim. Mübarek'in yargılandığı mahkeme salonuna giriş ile Cumhurbaşkanlığı döneminde İttihat Sarayı'na giriş, sıkı kontrol, endişe ve tedirginlik bakımından bir birinin aynı gibiydi.

YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

Mahkeme salonuna gidene kadar üç ayrı kontrol noktasından geçilerek gidiliyor. Her tarafı yüksek duvarlarla çevrili olan Polis Akademisi çok geniş bir alanı kapsıyor.

Sekizinci kapıda yapılan kontrolün ardından içeri girdiğimizde bizi çevik kuvvet polis şefleri, çevik kuvvet askerleri ve polis köpeği havlamaları karşıladı. Mahkeme salonuna içeride tahsis edilmiş otobüslerle gidiliyor.  

Akademinin dışındaki alanda göze çarpan sıkı güvenlik önlemlerinin yanı sıra, duvarın iç kısmında da çevik kuvvetler konuşlandırılmş durumdaydı. Yaklaşık dört dakika sonra mahkeme salonunun dış kapısına geldiğimizde, tekrar kimlik kontrol ve üst arama yapıldı. Salona girmeden hemen önce de yine kimlik kontrolü vardı.

Mahkeme salonundaki uzun oturakların iki ucuna polis veya asker olması ihtimal sivil görevliler oturtuluştu. Oturan şahısların traş şekli ve yaşlarının bir birine yakın olmasından dolayı çevik kuvvet ekipleri olduğunu tahmin ettim.

Ön iki sıra tamamen siyah cübbeli avukatlarla doluydu. Az sayıdaki gazeteciler ve avukatların dışında salon tamamen güvenlik güçleri ile doldurulmuş gibiydi. Benim yakınımda oturan gence saati sordum, bana cep telefonunun saatini gösterdi. İçeri cep telefonu sokmadıkları için yanımda oturan gencin de polis olduğunu anladım.

SİVİL GİYİMLİ ASKERLER

Salonun demir parmaklıklarla ayrılmış ikinci bölümü sanıkların yakınları için ayrılmıştı. Ancak hiç bir sanık yakını bulunmadığından dolayı o bölüm de tamamen sivil giyinimli askerlerle doldurulmuştu.

Sayıları 100'den fazla olan avukatlar, arasında ara sıra yüksek sesler yükseliyor, ateşli tartışmalar yaşanıyordu. Bazı gazeteceiler avukatların kendi aralarında sonu gelmez tartışmaların yargıcın salona gelişini geciktirdiğini söyledi. Bu durum, acaba birileri davayı proveke mi ediyor? Sorusunu aklıma getirdi.  

09: 45 sularında mikrofonlardan ses kontrolü yapılmaya başlandı. 'Bismillahirrahmanirrahim, ayva, vahid, isneyn, selese şekinde uzayıp giden ses konrtol denemeleri yapılmaktaydı.

Arkamdaki sırada oturan birisi Kuran okuyor, iki sıra önümde oturan avukatlardan birisi arkadaşına akaedeminin içinde 200'den fazla çevik kuvvet aracı gördüğünü söylüyordu.

İLGİNÇ BİR DİYALOG

10:00'da Mübarek ambülanstan indirildi. Mübarek'in büyük oğlu Ala kameranın görüntü almasını engellemek için kamerayı eliyle kapattı. Avukatlardan birisi hemen ayağa kalkarak: ' Nasıl oluyorda sanık böyle davranabilir bu işte bir gariplik var.' Diye bağırdı. Hemen arkamda oturan sivil polislerden birisi arkadaşına avukatı kastederek: 'Ne oldu çok mu zoruna gitti' dedi?

Mübarek'in kafese getirilmesinin ardından salonda büyük bir gürültü koptu. Herkes Mübarek'i sanık kafesinde görebilmek için sıraların üzerine çıktı.

Mahkeme görevlisi 'Celse hadara' diye bağırarak, avukatlara sakin olmaları çağrısında bulundu. Aynı ses tekrar: 'Faddalu hadarat, gulus ba'de iznikum' Beyler buyrun lütfen oturun diyordu. Bu yargıcın salona girmek üzere olduğunu gösteriyordu.

O kadar çok avukat var ki, davalı avukatları ile davacı avukatlarından bazıları arasında yaşanan tartışmalar yetmiyormuş gibi, bir de davacı şehit ve yaralı avukatları kendi aralarında da yüksek sesle tartışıyorlardı.

Saat 10:29 olmuş hala yargıç salona gelmemişti. Yanımdaki Mısırlı gazeteci; 'Yargıç salona girmek için ortamın yatışmasını bekliyor' dedi.

Saat 10: 39'da salona gelen mahkeme başkanı yargıç Ahmet Rif'at, yardımcıları Muhammed Asım Besyunu ve Hani Burham ile birlikte salona girdi.

Dava avukatların dinlenmesi ve uzun bir istirahattan sonra iki önemli kararla sona erdi. Çoğu davanın seyriyle ilgili 11 kararla sona erern duruşmada iki karar çok alkış topladı. Bu iki karar, içişleri eski bakanı Adli ve Mübarek davalarının birleştirilmesi ve canlı yayın yasağıydı.

TÜRKİYE'DEN SADECE DÜNYA BÜLTENİ İZLEDİ

Hüsnü Mübarek'in bu tarihi duruşmasını Türkiye'den sadece Dünya Bülteni vardı. Yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle bizden başka kimseyi içeri almadılar.

Güncelleme Tarihi: 15 Ağustos 2011, 19:04
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35