banner39

Hamaney'in kılıcı: Kasım Süleymani ya da Hac Kasım

Cumhurbaşkanı’nı atlayarak direkt Hamaney’den emir alan ve ona göre hem İran’ı hem bölgeyi şekillendirmeye çalışan Süleymani’ye karşı çıkmak Hamaney’e karşı çıkmaktı.

Ortadoğu 13.01.2020, 15:45
Hamaney'in kılıcı: Kasım Süleymani ya da Hac Kasım

İran dini lideri Ayetullah Hamaney İran’ın çıkarlarına Kasım Süleymani’nin yaptığı hizmetleri överek anlatıyordu. Çünkü Süleymani’nin başarısı demek Hamaney’in başarısı demekti. Bu işbirliği İran’da farklı şekilde işliyordu. Cumhurbaşkanı’nı atlayarak direkt Hamaney’den emir alan ve ona göre hem İran’ı hem bölgeyi şekillendirmeye çalışan Süleymani’ye karşı çıkmak Hamaney’e karşı çıkmaktı.

Hizbullah modelini Orta Doğu'da Süleymani ile kurmak istiyordu

Arap Baharı süreciyle birlikte Ortadoğu’nun sürüklendiği kaos ortamını kendi nüfuzunu artırmak için bir fırsat olarak değerlendirmek isteyen İran, bir yandan Lübnan ve Suriye’deki nüfuzunu korumaya çalışırken, diğer yandan Irak, Yemen ve Bahreyn’de yeni nüfuz alanları kazanmaya çalışmıştı. Bunu yaparken temel olarak “Hizbullah modeli”ni kullanan Tahran yönetimi bu ülkelerde Hizbullah benzeri silahlı güçler oluşturulmasına destek vermesinin yanında, Kasım Süleymani’yi bu işler için görevlendirdi

Benim adım Kasım Süleymani. Şunu bilmelisin ki İran’ın Irak, Lübnan, Gazze ve Afganistan politikalarını ben kontrol ederim

Kasım Süleymani son yıllarda Arap Baharı ile birlikte yeniden şekillenen Orta Doğu’da önce kapalı kapılar ardında daha sonra da açık bir şekilde İran’ın bölgedeki askeri ve siyasi hamlelerini yöneten kişi haline geldi. Öyle ki, Irak’taki ABD  güçlerinin komutanı General David Petraeus, 2008 baharında, bir toplantı esnasında Irak eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin uzattığı cep telefonunda Süleymani’nin mesajını okuduğunda şaşırmamıştı. Mesajda; ““Benim adım Kasım Süleymani. Şunu bilmelisin ki İran’ın Irak, Lübnan, Gazze ve Afganistan politikalarını ben kontrol ederim.” yazılıydı.

Batılı kaynaklara göre Süleymani, Suriye'de bulunan yaklaşık 16.000 İranlı askerle birlikte sayıları 60.000 civarında olan Afgan Fatimiyyun Tugayı, Pakistanlı Zeynebiyyun Tugayı, Lübnan Hizbullahı ve Iraklı Nuceba Hareketi gibi milis güçleri de komuta ediyordu.

Necef-Kum ekolü çatışmasında Necef Ekolünü askeri varlığıyla baskıladı

Süleymani son dönemlerde Necef ve Kerbela ekolü arasındaki çatışmada askeri açıdan Necef ekolünü baskılayan kişi olarak da biliniyor. Necef ekolü veya Necef Havzası Velayet-i Fakih rejiminde tüm dini otoritelerin tekelde toplanmasıyla, Kum’daki taklit mercileri özerk statüsünü kaybetti ve merciilik büyük ölçüde Velayet-i Fakih’e tâbi hale geldi. Necef Ekolü ise bu süreçte siyasete karşı mesafeli durdu ve Irak’ın toprak bütünlüğü ve ulusal güvenliğinin korunmasını icap eden istisnai durumlar dışında, fazla siyasi çıkışlarda bulunmadı.

ABD’nin Irak işgali meselesi belki de Necef Havzası’nın siyasi tavır belirlediği en önemli olay karşımıza çıkıyor. DEAŞ’ın Bağdat’a doğru ilerlediği sırada İran’ın fırsat kovaladığının farkında olan Ayetullah es-Sistani, Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin ziyaret talebini “konuşmak için mi geliyorsun dinlemek için mi geliyorsun?” diyerek manidar biçimde reddetti. Sistani, Süleymani’nin “kutsalları savunmak” adına Irak’ta bulunduğuna dair söylemleri kabul etmekle beraber, Tahran’ın Irak içişlerine karışmasından Necef’in rahatsızlık duyduğunu Hamaney’e iletmişti.Irak'ta isetediği yetkili ile randevusuz görüşen belki de tek kişi Kasım Süleymani'ydi

Velayet-i Fakih kurumuna karşı olan eleştirel yaklaşımı nasıl ki İran-Irak savaşıyla çok dillendirilemediyse de aynı şekilde Irak’ın işgaliyle birlikte artan İran etkisinden dolayı ses çıkarılamayan bir hale getirildi. Çünkü Necef Ekolü Süleymani’nin bu baskılamada en önemli aktör olduğunu biliyor ve İran’ın siyasal anlamda yaptığı bütün hataların Şia’ya yazdığını ve bunu dillendirme noktasında baskılandıklarını ifade ediyorlardı. Nitekim İran, Şii gençliğinin mezhepsel aidiyet duygularını kabartarak Iraklı kimliğini geri plana itmeyi amaçladı ama Necef Ekolü bunun karşısında durdu ve direkt olarak çatışmaktan kaçındı fakat 2018 yılında Irak’taki Şiilerin bir kısmı ““Ne İran, Ne Amerika” sloganı atmaktan da geri durmadı. Bu sloganların atılmasının temel sebeplerinden birisi de Süleymani, İran’ın Irak’taki büyükelçilerinin atanmalarıyla da yakından ilgilemesiydi. Atanan büyükelçilerin, askeri ve güvenlik tecrübesine sahip kişiler arasından seçildiği görülmektedir.

Nitekim Süleymani’nin başdanışmanı General İrej Mescidi, Mart 2017’de İran’ın Bağdat Büyükelçisi olarak atandı. İran yanlısı siyasi gruplar, Irak’ta artık devlet içinde devlet oluşturdu ve bunun da baş mimarının Süleymani olduğu herkes tarafından biliniyor. Bu nedenle Süleymani’nin öldürülmesine üzülen Şii’ler gibi sevinen Şii’leri görmek şaşırtıcı olmayacaktır.Bu nedenle İran’dan gelecek olan tepkiler ve Irak’taki tepkiler Haşdi Şabi ile benzeşse de halk aynı kanaatte olmayacaktır.

Vekalet savaşının en önemli mimarlarından

Kudüs Gücü safi bir askeri birlik olmayıp, kendi karargâhı, birçok gizli alanda faaliyet yürüten alt komutanlıkları, İdari yapısı özel ve uzman birlikler şeklinde komuta kanatları ve coğrafi bölgelere göre merkezlere ayrılmış askeri taburları bulunuyordu. Lübnan Taburu, Irak Taburu, Afganistan’la ilgili Ensar Taburu, Arap Yarım Adası Taburu, Avrupa Taburu, Kuzey Amerika Taburu ve Kuzey Afrika Taburu bu komuta merkezlerinden bazılarıdır.

Kaynak: İndependent Türkçe

banner53
Yorumlar (0)
28
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?