banner15

İran 'Argo' filmine tepkili

İran, 1979'da başlayan Tahran'daki rehine eylemini anlatan Argo filmine alternatif bir film yapacak

İran 'Argo' filmine tepkili

Yedi dalda Oscar'a aday gösterilen ve 1979'da yaşanan Tahran'daki ABD büyükelçiliği baskınını konu alan "Argo" adlı film İran'da büyük tepkiyle karşılandı. İran sineması, "Argo"ya cevap niteliğindeki bir film için hazırlıklara başladı.

İran Devrimi sırasında Amerikan büyükelçiliğinin basılarak çalışanların rehin alınmasıyla başlayan süreçte 6 diplomatın Amerika'ya kaçırılması için CIA'nın uyguladığı sıradışı planı anlatan 'Argo' İran'da büyük tepki görmüştü. Ben Affleck'in filmine 'cevap' olarak çekilecek yeni filmin yönetmen koltuğunda İran sinemasının tanınmış isimlerinden Ataullah Salmanyan oturacak. Bütçesi hayli geniş olan filmin adı da 'Genelkurmay' olacak. 1979 yılının Kasım ayında başlayan ve 444 gün boyunca 52 Amerikalının rehin tutulduğu olaylara ilişkin İran'ın 'resmî yorumunu' yansıtacağı belirtilen filmin çekimlerine 2013'ün Mart ayında başlanacağı açıklandı.

ELÇİLİK BASKINI

İran'da Humeyni'nin Fransa'dan dönüşü ve İslâm devriminin hayata geçirilmesinden sonra Amerikan aleyhtarlığı ön plana çıkmıştı. Humeyni'nin "şeytan imparatorluğu" olarak nitelendirdiği Amerika'ya karşı en büyük eylem, devrim sürecinin yaşandığı 1979 yılının kasım ayında yapıldı. İranlı öğrenciler ABD'nin Tahran büyükelçiliğini basarak Amerikalı diplomatları rehin aldı. Rehine krizi tam 444 gün sürdü.

İslâm Devriminin ardından İran'daki toplumsal yapı hızla değişmeye başladı. Amerikan aleyhtarlığı günden güne artıyordu. Şah Rıza Pehlevi'nin İran'dan kaçmasının ardından Amerikan yönetiminin İran'da batı yanlısı Beni Sadr'ın liderliğinde bir hükûmeti işbaşına getirmeye çalışması, Humeyni yanlısı kitlelerin Amerikan karşıtı gösterilerine yol açtı. İran'da Amerikan aleyhtarlığının tırmandığı günlerde  Eylül 1979'da İbrahim Askerzade isimli 'İranlı bir öğrenci' Amerikan elçiliğine baskın fikrini ortaya attı. Askerzade'nin bu fikri, Humeyni yanlısı beş kişilik bir öğrenci grubu tarafından desteklendi ve 4 Kasım 1979 sabahı kendilerini "İmamın İzindeki Öğrenciler" olarak adlandıran grup, baskını gerçekleştirdi. Korumaları etkisiz hale getiren İranlı öğrenciler kısa sürede elçilik binasını ele geçirerek, elçilikte bulunan 66 kişiyi rehin aldı, elçilikteki gizli belgelere el kondu. Baskının ilk günlerinde 14 kişinin serbest bırakılmasıyla rehinelerin sayısı 52'ye düştü.

Rehine krizi sırasında Amerika bir taraftan ekonomik müeyyidelerle İran'ı baskı altına almaya çalışırken, diğer yandan da iki kez kurtarma teşebbüsünde bulundu.

24 Nisan 1980 günü "kartal pençesi" adı verilen bir operasyonda bir C-130 askerî nakliye uçağıyla 8 helikopter İran'ın doğusuna indi. Operasyon kum fırtınası nedeniyle çıkmaza girerken, helikopterlerden biri çöle inen C-130 uçağıyla çarpıştı. Kazada 8 Amerikan deniz piyadesi öldü, çok sayıda asker de yaralandı. Amerikan yönetiminin ikinci girişimi de başarısızlıkla sonuçlanması, dönemin Amerikan başkanı Jimmy Carter'ı koltuğundan etti. Başkanlık seçimini kazanan Ronald Reagan, 20 Ocak 1981 günü yemin ederek başkanlık görevine başlarken, aynı saatlerde Tahran'daki Amerikalı rehineler serbest bırakıldı.

Tahran'daki Amerikan Büyükelçiliğinde 444 gün geçiren rehineler Cezayir havayollarına ait bir uçakla Almanya'daki Amerikan üssüne getirildi.

Ancak 6 yıl sonra  rehinelerin serbest bırakılmasına karşılık İran'la silah pazarlığı yapıldığı ve savaş sırasında kongrenin aldığı kararların dışına çıkılarak İran'a gizlice silah satıldığı daha sonra "İrangate" skandalıyla ortaya çıktı.

DEVRİM ÖNCESİ İRAN

"Argo" filminin yapılmasına sebep olan hadiseler zinciri, 1970'li yıllarda başladı. Petrol gelirlerinin hızla artması ve çevresindeki dengelerin değişmesiyle beraber İran, bölgedeki gücünü arttırmaya başlamıştı. Şah Rıza'nın hayalinde ise bölgeye yön veren bir İran oluşturmak vardı. Çünkü bölgenin en büyük ordularından biri artık şahın emrindeydi. Bölgede ve dünyada askerî gücünü göstermek için gayretli davranan şah içeride de kurduğu istihbarat örgütü Savak ile toplum üzerindeki kontrolünü artırmayı amaçladı. Ancak kişisel harcamalarındaki savurganlık ve 'Beyaz Devrim' adıyla giriştiği reform faaliyetleri, şaha karşı halk nezdinde öfkeye yol açıyordu.

'Beyaz devrim' ile birlikte merkezî otorite, İran'daki toplumsal hayatın her aşamasına dâhil oldu. Toprak reformu, eski toprak  ağalarını, kapitalist 'girişimci'lere dönüştürdü. Fakat köylülerin hepsini toprak sahibi yapamadı. Şahın başarısız politikaları yüzünden 1970 yılında İran, dünyanın gelir dağılımı açısından en adaletsiz ülkesiydi. Petrol gelirlerinin tavan yapması ama bu gelirlerin bölüşüme yansımaması, halkın öfkesini daha da artırıyordu.

Bu öfke, ulemalara da sıçradı. Ali Şeriati ve Ayetullah Humeyni, ulema arasında giderek yükselen siyasi radikalizmin sözcüleri oldular. Şeriati'nin etkisinde kalan kitleler için din, artık eşitsizliğe, adaletsizliğe başkaldırının bir aracıydı. Kısacası; 'kitlelerin afyonu' artık kitlelerin şaha karşı en büyük silahı olma yolundaydı. Humeyni de Şeriati gibi şaha eleştiriler yöneltti. Şeriati ile aralarındaki farklardan birisi, Humeyni'nin genç aydınlara değil de, doğrudan ulemaya seslenmesiydi. En ilginç  benzerlikleri ise; sol bir jargon kullanmaları, toplumsal  eşitsizliklere vurgu yapmalarıydı. Şah, yükselen gerilimi  meclisteki partileri feshederek ve tek parti yönetimine geçerek dizginlemeye çalıştıysa da, başarılı olamadı. Rejime karşı İran'da geniş kapsamlı şiddet eylemleri düzenlendi.

İstikrarsızlık, pek çok genel grevi beraberinde getirdi. Ülkenin zaten sıkıntılı olan ekonomisi büyük darbe aldı. 16 Ocak 1979'da Şah Rıza Pehlevi "uzun bir istirahat" için Tahran'dan ayrıldı ve bir daha geri dönemedi. Kısa sürede bütün İran'da şahın heykelleri yıkıldı. Şahın kaçmadan önce yaptığı son iş ise, kendi yokluğunda ülkeyi yönetmesi için Başbakan Şahpur Bahtiyar'ı hükümdarlığın başına getirmek oldu. Başbakan Bahtiyar, şah rejimine karşı her geçen gün artan muhalefeti ortadan kaldırmaya çalıştı ancak yaklaşan devrimi önleyemedi.

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

Güncelleme Tarihi: 17 Ocak 2013, 12:47
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35