İran'da yeni dönem

İran'da Şubat ayında yapılan seçimlerinin ardından yeni meclis, çalışmalarına başladı. Yeni dönemde Ruhani ile meclis arasındaki uyumun artacağı tahmin ediliyor

İran'da yeni dönem

Kuzey Haber Ajansı 

İran Cumhuriyeti Şura Meclisi çalışmalarına başladı. 28 Mayıs 2016 Cumartesi günü yapılan açılış oturumunda milletvekilleri yemin töreni düzenlendi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin bir konuşma yaptığı meclis oturumunda dini lider Ayetullah Hamaney'in de yazılı mesajı okundu.

İki liderin mesajları 10’uncu dönem meclisin yapısını ve yol haritasını da belirleyen nitelikler taşıyordu. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani konuşmasında hükümetin meclis ve diğer kurumlar ile daha fazla işbirliği yapacağının mesajını verdi. Zira önceki meclisle, hükümet arasında bazı görüş ayrılıkları yaşanmıştı. Ancak seçimlerin ardından reformcu milletvekillerinin sayısının artması Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin de elini rahatlattı.

Ruhani bundan sonraki dönemde önceliklerinin ekonomik kalkınma olacağını da söyledi. İran Cumhurbaşkanı hükümetin; istihdam, halkın refahı, yoksullukla mücadele ve ekonomik büyüme için çalışacağını belirtti. Yeni dönemde ekonominin yüzde 5 oranında büyüme yakalayacağı anlatan Ruhani, hedeflenen yüzde 8'lik büyüme için ise 30 ile 50 milyar dolar tutarında dış yatırıma ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Ancak dini liderin mesajında öncelik yine "direniş" ekonomisiydi. Ali Hamaney mesajında, "Direniş ekonomisinin tahakkuk ettirilmesi ve İslam kültürünün yayılması iki acil önceliğimiz" ifadelerine yer verdi. Dün ise yeni meclis başkanı seçildi. Parlamentoda yapılan oylama sonucunda Eski Meclis Başkanı Ali Laricani 173 oyla yeniden meclis başkanı olarak göreve geldi.

Kullanılan 281 oyun 173’ünü Ali Laricani alırken reformcuların adayı Rıza Arif 103 oy alabildi. Meclisin açılış oturumunda çok sayıda askeri ve sivil üst düzey yetkilimin yanı sıra yabancı ülkelerin temsilcileri de katıldı.

İran meclisinde 290 sandalye bulunuyor. Seçimlerde muhafazakârlar, bağımsızlar ve reformcular olmak üzere üç ayrı koldan seçim yarışı yürütülmüştü. Başkent Tahran başta olmak üzere birçok kentte Ruhani hükümetine yakın çok sayıda milletvekili meclise girmeye hak kazanmıştı.

UZMANLAR MECLİSİ

İran’da 25 Mayıs Çarşamba günü Uzmanlar Meclisi başkanlık seçimi yapıldı. Uzmanlar Meclisi 5’inci dönem başkanı Ayetullah Ahmet Cenneti oldu. Cenneti 51 oy ile başkan seçilirken, Ayetullah Emini 21 oy ve Ayetullah Şahrudi ise 13 oy aldı. Bir oy da geçersiz sayıldı.

Uzmanlar meclisi seçimleri 8 yılda bir yapılıyor. Meclisin toplam 86 üyesi bulunuyor. Üyeler ülkede düzenlenen genel seçimler sırasında halkın oyu ile seçilerek göreve geliyor. Kurumun en önemli görevi; ‘dini lider’in hayatını kaybetmesi durumunda, yeni dini lideri seçmek.

Bunun yanı sıra henüz uygulanmasa da, dini lideri görevden almak da uzmanlar meclisinin görevleri arasında bulunuyor. Yeni başkanın seçildiği toplantının ardından bir kapanış bildirisi yayınlandı. Bildiride Suudi Arabistan aleyhinde ifadeler kullanıldı. Suudi Arabistan’ın boş bahanelerle Müslümanların ilahi görevlerini yerine getirmesi için gerekli ortamı sağlamak yerine Yemen’de soykırım yaptığı ve terörist gruplara silah ve mali destek verdiği iddia edildi.

5’inci dönem uzmanlar meclisinin bildirisinde “Suriye, Irak, Yemen, Bahreyn, Lübnan ve Filistin gibi ülkelerde İsrail, Suudi Arabistan ve terör örgütlerinin işlediği cinayetleri kınıyoruz” ifadeleri yer aldı.

Ayetullah Cenneti’nin başkan olduğu meclisten çıkan bildiri, reformcu hükümete yönelik de ciddi mesajlar içeriyordu. Bildiride hükümetten nükleer anlaşmanın çiğnenmesine karşı onurlu ve güçlü bir şekilde cevap vermesi istendi.

Uzmanlar Meclisi; Ruhani hükümetinin Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere batılı ülkelerin hedeflerine ulaşmak için hazırladıkları hilelere karşı uyanık olması gerektiğini belirtti. Meclis Başkanlığı’na getirilen Ayetullah Cenneti, muhafazakâr kesimin Tahran adayları arasından meclise girebilen tek isimdi. Cenneti, İran dini ve siyasi yapısı içinde etkili bir isim olarak öne çıkıyor.

90 yaşındaki Ayetullah Cenneti; Uzmanlar Meclisi Başkanlığı’nın yanı sıra, Anayasayı Koruyucular Konseyi Üyeliği, Uzlaşma Konseyi Yüksek Kültür Üyeliği, Tahran Cuma İmamlığı, Kum Medresesi Hocaları Topluluğu Üyeliği gibi görevleri de yürütüyor.

Ayetullah Cenneti’nin son sıradan meclise girmesine rağmen başkan seçilmesi ise muhafazakârların siyasi sistemdeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Cenneti, Uzmanlar Meclisi 5’inci Dönem Başkanı seçilirken Ayetullah Kirmani ve Ayetullah Mahmud Haşimi Şahrudi de sırasıyla birinci ve ikinci vekil oldu.

MECLİS ÜYELERİ HAMANEY’LE BİRARAYA GELDİ

İran'da göreve başlayan Uzmanlar Meclisi üyelerinin ilk işi, İran Devrimi'nin önderi Ayetullah Humeyni’nin türbesini ziyaret etmek oldu. Humeyni’nin türbesine çelenk bırakan heyet, sisteme bağlılıklarını yineledi. Ayetullah Humeyni'nin türbesine yapılan ziyaretin ardından, Uzmanlar Meclisi Başkanı Ayetullah Cenneti ve diğer üyeler, dini lider Ali Hamaney ile de bir görüşme gerçekleştirdi.

Hamaney, Uzmanlar Meclisi üyelerini kabulünde yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi. Düzenin devamı için cihadın sürdüğünü belirten Hamaney, Uzmanlar Meclisi'ni verilen mücadelenin en önemli kurumlarından biri olarak tanımladı.

Uzmanlar Meclisi’nin İran'ın gelişmesinde önemli sorumlulukları olduğunu belirten Ali Hamaney; İslam hâkimiyeti, bağımsızlık, toplumsal adalet, yoksulluk ve cehaletin kökünün kazınması gibi hedeflere öncelik verilmesi gerektiğini kaydetti.

Hamaney, devrimin en önemli hedefinin batılı güçlerin sultasına karşı direnmek olduğunu da yineledi. Uzmanlar Meclisi üyelerinin de bu hedef doğrultusunda çalışmasını isteyen Hamaney, üyelerden dışarıdan gelen baskılarla mücadele ederken, ülke içerisindeki sorunlarla da yakından ilgilenmesini istedi.

ARABİSTAN VE İRAN ARASINDA SOĞUK RÜZGARLAR

İran Kültür Bakanı Ali Cenneti, Suudi Arabistan ile yürütülen müzakerelerden sonuç alınamadığını ve İranlıların bu yıl hacca gidemeyeceklerini açıkladı. İki ülke arasındaki kriz, Şii din adamı Şeyh El Nimr'in idam edilmesinin ardından zirveye ulaşmış, Tahran'daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği’ne düzenlenen baskının ardından iki ülke arasındaki ilişkiler kopmuştu.

Riyad yönetiminin, İranlı hacı adaylarının vize işlemlerini Tahran'daki İsveç Büyükelçiliği üzerinden yapmasını talep etmesiyle hac organizasyonu da krizin bir parçası haline gelmişti. İki ülke, uzun zamandır Suriye, Yemen ve Lübnan'daki krizlerle ilgili de birbirini suçluyor ve farklı kamplarda yer alıyor.

Taraflar arasındaki bölgesel rekabetin, küresel sistemi etkileyen yansımaları da var. Enerji alanında, özellikle de petrol fiyatları konusunda yaşanan anlaşmazlık bunun somut bir göstergesi.

Önemli bir petrol ve doğalgaz rezervine sahip olan İran'ın yaptırımların ardından uluslararası piyasalara dönüşü, ülke ekonomisini olduğu kadar, dünya piyasalarını da yakından ilgilendiriyor.

Zira İran, uzun yıllar devam eden yaptırımlara rağmen en büyük geliri petrol satışından elde ediyor. Yaptırımların ortadan kalmasıyla, İran'ın petrol üretimini artırması, küresel piyasadaki arz talep dengesini doğrudan etkiliyor.

Asya ekonomilerindeki yavaşlamayla beraber, fiyatlarda yaşanan düşüşün ardından petrol ihraç eden ülkeler fiyat istikrarın sağlanması için uzun süredir uzlaşı arayışında. Masadaki öneri, petrol üretiminin kısılması ve azalan arz ile birlikte fiyat istikrarın korunması.

Ancak İran'ın petrol üretimini azaltmaya yönelik formülleri kabul etmemesi ise çözümü zorlaştırıyor. Suudi Arabistan, petrol üretimini kısmak için İran'ın da üretimi azaltmasını ön koşul olarak sunuyor.

YAPTIRIMLAR SONRASI İRAN EKONOMİSİ

Tahran yönetimi ile batı dünyası arasındaki siyasi kriz ve nükleer program yüzünden yaşanan anlaşmazlıktan ötürü uygulanan yaptırımlar, İran ekonomisine büyük zarar verdi. Uzun yıllar yaptırım baskısıyla yaşayan İran, 5+1 ülkeleriyle imzalanan nükleer anlaşmanın ardından söz konusu yaptırımların kalmasıyla ekonomik büyümeye odaklanmak istiyor.

Ancak bu beklenti kısa vadeli değil. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, yaptırımların kaldırılmasının ekonomiye olumlu yansıyacağını ancak bunun zaman alacağını söyledi. Gelirinin yüzde 70 ila 80'i petrole dayalı olan İran, yaptırımların kalkmasıyla birlikte petrol üretimini artırsa da, petrol fiyatlarında yaşanan düşün İran ekonomisini zorluyor.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, yabancı sermayenin ülkeye girişini ekonomik kalkınmanın ön şartlarından biri olarak görürken, muhafazakârlar rejim için tehdit olacağını öne sürerek bu görüşe karşı çıkıyor.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran meclisinin açılışında yaptığı konuşmada yüzde 8'lik bir büyüme için 30 ile 50 milyar dolar tutarında dış yatırıma ihtiyaç olduğunun altını çizmişti. Fransa’dan Japonya’ya kadar birçok ülke yaptırımların kalktığı 17 Ocak’tan bu yana İran’la milyarlarca dolarlık anlaşmaya imza attı.

Ancak yabancı yatırımcılar, İran yatırımları için finans kaynağı bulmakta zorlanıyor. Batılı bankalar, İran'a yönelik yatırımlarda kredi vermeye soğuk bakması, İran’la altyapıdan ulaşıma kadar birçok sektörde imzalanan milyar dolarlık anlaşmaların nasıl fon bulacağı sorusunu da gündeme taşıyor.

İRAN - BATI TİCARET

İran ile Batı arasında anlaşmaya varılması ile beraber, İran'a yönelik batılı şirketlerin ticaret hamleleri de artmaya başladı. Ancak yine de İran'da yatırım yapmaya hazırlanan şirketlerin çekinceleri bulunuyor.

Bu konuda ortak bir açıklama yapan batı ülkeleri ise İran ile iş yapılmasına karşı olmadıklarını duyurdu. Açıklama ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve AB adına yapıldı. Ortak kaleme alınan metinde, İran’la ticari faaliyetler içine girenlerin cezalandırılmayacağı vurgulandı.

Yazılı açıklamada, ABD ve AB’nin, İran’ın nükleer programı nedeniyle uygulanan yaptırımları varılan anlaşma neticesinde 16 Ocak'ta kaldırdığı hatırlatıldı. “Bunun sonucunda şu anda İran’da, iş yapmak amacıyla Avrupa ve dünya genelindeki şirketler ve finansal kurumlar için kapsamlı ekonomik fırsatlar bulunuyor” ifadesi kullanılan açıklamada, İran’la ticaret yapılmasına bir engel olmadığı belirtildi.

Yazılı açıklamada şu ifadeler de yer aldı: "Kapsamlı nükleer anlaşmanın tüm taraflar için işlediğinden emin olunması ve İran halkına da kazanımların ulaştırılması bizim ve uluslararası toplumun çıkarınadır. Yaptırımların kaldırılması, Avrupalı banka ve firmaların İran’da yeniden iş yapmalarını da içeriyor. İlgili yasalar takip edildiği sürece İran’la yapılmasına izin verilen ticaretin önünde durmayacağız ve İran’la ilişki kuran uluslararası firmalar ve finansal kurumların önüne engel çıkarmayacağız."

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ile Almanya’nın oluşturduğu P 5+1 ülkeleri ile İran arasında varılan anlaşmayla Tahran yönetimi nükleer programını durdurmuş, bunun sonucunda da batı İran’a yönelik yaptırımları kaldırmıştı. Ancak İran aradan geçen süreye ve anlaşmaya rağmen ABD’yi İran'da ticari faaliyette bulunmak isteyen yatırımcıları korkutmakla suçluyordu.

İRAN’IN BATI ZİYARETLERİ

Nükleer programla ilgili anlaşmanın ardından, Batı'nın İran'a yönelik yaptırımları da yavaş yavaş son buldu. Yaptırımların kalkmasıyla birlikte; önemli bir petrol ve doğalgaz üreticisi olan İran'ın dünya enerji pazarına yeniden dönmesi dengeleri değiştirdi.

Bu dönemde İran'a yönelik ziyaretlerin merkezinde ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi çabaları vardı. Tahran'a ilk olarak Almanya Başbakan Yardımcısı ve aynı zamanda Ekonomi ve Enerji Bakanı Olan Sigmar Gabriel beraberindeki heyet ile geldi.

Bu ziyareti; Fransa, İtalya, Sırbistan, İngiltere ve Avrupa Birliği’nden gelen heyetler izledi. Ziyaretlerin genel amacı siyasi ilişkileri geliştirmek ve yaptırımlardan sonra canlanması beklenen İran ile ticari işbirliğini artırmak olarak açıklandı. Bu ziyaretler sırasında pek çok anlaşmanın da temeli atıldı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Filip Hemmind'in ziyareti sırasında, 2011 yılında kapatılan İngiliz Büyükelçiliği de yeniden açıldı. Tahran’a yapılan ziyaretlerden sonra, bu kez İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Avrupa Turu'na çıktı.

İlk olarak İtalya'ya giden Ruhani burada 17 milyar euro'luk bir dizi anlaşmaya imza attı. Daha sonra Fransa’ya giden Ruhani burada da son yılların en büyük ticari anlaşmasını imzaladı. Ruhani, Fransa ile 40 milyar euro tutarında anlaşmalar yapıldığını duyurdu.

İran başta İmam Humeyni Havalimanı olmak üzere Meşhed ve İsfahan'daki havalimanlarının modernizasyonunu da yine Fransız şirketlere verdi. Ayrıca Fransız havayolu şirketi Air France da ambargoların kalkması ile 8 yıl aradan sonra Tahran'a seferler düzenlemeye başladı.

Nisan ayında ise Avrupa Birliği Dış Siyaset Sorumlusu Federica Mogherini Tahran'daydı. Mogherini bu dönemde İran'ın çok tartışılan füze denemelerine değindi ve bu denemelerin nükleer anlaşmaya aykırı olmadığı mesajını verdi. İran'a bir başka ziyaret ise Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras tarafından gerçekleştirildi.

Çipras, İran'ın dini lideri Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri ve İran Eski Cumhurbaşkanlarından Haşimi Rafsancani ile ayrı ayrı görüştü.

Ali Hamaney, bu ziyaret için, "İki ülke arasında uzun vadeli işbirliğinin sağlnaması için iyi bir başlangıç noktası olabilir” yorumunda bulundu. Çipras'ın Tahran ziyareti sırasında; petrol, doğalgaz, deniz ve karayolu taşımacılığı, bankacılık, turizm, bilim, kültür ve teknoloji gibi başlıklar ön plandaydı. Aleksis Çipras ve İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri Siyasi İşbirliği Anlaşması’na imza koydu.

İHRACATCILAR KONFERANSI

İran ile varılan nükleer anlaşmanın ardından yaptırımların hafiflemesiyle, Türk işadamları da bu ülkedeki faaliyetlerini artırıyor. İki ülke arasında hâlihazırda tercihli ticaret anlaşması bulunuyor.

Ticaret hedefi ise 30 milyar dolar. İran yeni dönemde mal alım satımından çok, ülkeye yapılacak yatırımlara ağırlık vermek istiyor. Zaman zaman düzenlenen programlarla, iki ülkedeki ticaretin geliştirilmesi ve yatırımların artırılması için izlenecek stratejiler iş adamları ile paylaşılıyor.

Perşembe günü Tahran’da “İkinci İran Türkiye İhracatçıları Konferansı” düzenlendi. Konferansa Türkiye'den ve İran’dan iş adamları ile diplomatlar katıldı. Konferansta konuşan Trabzon Ticaret Odası Başkanı Mustafa Suat Hacısalihoğlu iki ülke ticareti için bir liman kenti olan Trabzon’un önemli bir konumda olduğunu, ancak ticaretin henüz istenen düzeye gelmediğini belirtti.

Türkiye Büyükelçiliği Ticari Ateşesi Mehmet Ali Erkan da ihracatın artırılması için kobilerin bilgilendirildiğini belirtti. Kendilerinin ise Türk ve İranlı firmaların işbirliklerini nasıl artırabilecekleri üzerine bilgi verdiklerini ifade etti.

Yaptırımların kaldırılmasının ardından genç işadamları da İran’a büyük ilgi gösteriyor. Konferansa katılan Yasin Cenan, İran pazarına giriş yollarını, iş alanlarını ve ticaretteki sorunları araştırdıklarını ifade etti.

 

Güncelleme Tarihi: 03 Haziran 2016, 17:01
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35