banner15

Katliam sonrası Deyr ez Zor'dan ilk gözlemler

Deir ez Zor'da gerçekletirilen katliamlar sona erdi... Katliamlar sonrası bölgeye giden gazeteciler ise geride sessiz bir kentin kaldığını açıklıyor.

Katliam sonrası Deyr ez Zor'dan ilk gözlemler

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Suriye yönetimine ülke genelinde gerçekleşen halk ayaklanmaları 5'inci ayını geride bırakırken ordu son hız protestoların yapıldığı kentlere gerçekleştirdiği operasyonlarla eylemleri sert bir şekilde bastırıyor.

Ramazan ayı başında 700 bin kişinin yaşadığı Hama'ya tank ve ağır silahlarla operasyon yapan Suriye ordusu, geriye 150'den fazla ölü, paletlerin ezdiği yollar, zarar görmüş binaların yanı sıra adeta hayalet bir kent bırakmıştı.

Suriye Enformasyon Bakanlığı Hama'da olduğu gibi ordunun Deyr ez Zor kentinden çekilişi ve kentteki son durumunu göstermek amacıyla Şam'da görev yapan basın mensubu heyetini davet etti.

Uluslararası basın kuruluşlarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 70 basın mensubu iki otobüs ile dün kente gitti. Şam ile Deyr ez Zor arasındaki 450 kilometrelik mesafede her 40 kilometrede bir kutulan kontrol noktaları dikkat çekiyor. Kimi sivil kimi asker giyimli Baas birimleri yoldan geçen tüm araçlarda arama yapıyor, tek tek kimlik kontrolü yapıyor. Açık pikaplar üzerinde yerleştirilmiş otomatik silahlarla devriye gezen güvenlik birimleri, fotoğraflarını çeken gazetecilerin makinelerini kırmakla tehdit ediyor.

TEZAHÜRATLAR EŞLİĞİNDE ÇEKİLME

Uzun ve yorucu yolculuğun ardından Deyr ez Zor'a ulaşan gazetecileri, kent girişinde ilk olarak sıraya dizilmiş ve çıkmak üzere olan zırhlı araçlar karşılaşıyor. Ellerinde Beşar Esad'ın fotoğrafları ve Suriye bayrakları taşıyan Suriye askerleri,” Allah, Suriye, Beşar hepsi bu kadar, Halk Beşar'ı istiyor” sloganları atarak kentten hareket ediyor. Ordu birlikleri Deyr ez Zor ayrılırken 50 kişilik bir grup aynı şekilde askerlere el sallayarak ve attıkları sloganlara eşlik ederek askerleri uğurladı. Gazetecilere açıklama yapan gruptakiler, "Silahlı gruplar vardı bunlar halkı tehdit ediyordu. Ordu geldi bizi kurtardı. Allah ordumuzu korusun." diye konuşuyor.

Ardından şehrin Fırat Nehri tarafında götürülen gazeteciler, ordunun çekilişini burada da izliyor. Bu kez 100 kişilik bir grup, gazetecilerin gelmesiyle birlikte ordu ve Esad lehine tezahüratlara başlıyor. Kimileri zılgıt çalarken, kimileri ellerine tutuşturulan, çiçek ve şekerleri şehri terk eden askerlerin üzerine atmaya başlıyor. Ordu, gövde gösterisi ile Deir ez Zor'dan çekilirken, askeri yetkili de 'silahlı gruplara karşı yapılan operasyonun başarıyla tamamlandığnıı' ilan ediyor. Kentte sükuneti sağladıklarını belirten yetkili, bundan sonra Deir ez Zor'a ordunun tekrar girmesinin söz konsu olmadığını ifade ediyor. Yetkili, ordunun mabedlere saldırdığı iddialarını da reddediyor.

BESİL ESAD HEYKELİNİN YERİNDE YELLER ESİYOR

Ordunun çekilmesinin ardından Suriye Enformasyon Bakanlığı'nın belirlediği program çerçevesinde kent gazetecilere açılıyor. Adını, Beşşar Esad'ın 17 yıl önce trafik kazasında vefat eden ağabeyi Besil'den alan şehir meydanında iki şey göze çarpıyor: Biri meydandaki Besil'in heykelin yerinde olmaması, ikincisi ise diğer caddeler bomboş ve dükkanlar kapalı olmasına rağmen meydandaki dükkanların büyük kısmının açık olması. Şehrin diğer kesimlerinde ise kepenkler kapalı, sokaklarda kimse yok.

"HEPSİ TİYATRODAN İBARET"

Besil Meydanı’nda insanlar kentte sükunetin sağlandığını söylerken, güvenlik birimlerine görünmeyen yerde ise hak çok farklı şeyler anlatılıyor. Halkın korkudan bir şey söyleyemediğini anlatan 50 yaşındaki bir vatandaşın gözleri yaşararak, "Oğlum burada çok şeyler oldu, kimse konuşamıyor. Burada gördüğünüz bir tiyatrodan ibaret. Sizi neden daha farklı mahalle ve sokaklara götürmüyorlar?" sorusunu yöneltiyor. Adam anlatmaya devam ediyor. "Silahlı gruplar yoktu. Halk barışçıl gösteriler yaparken ordu kente girdi. Evlere girdiler. Çok sayıda insan öldürdüler. Bir o kadar da tutuklu var. Halk korkusundan ağzını açamıyor." derken yanındaki bir genç "Başını derde sokacaksın." konuşmasına engel oluyor.

"Ne olursunuz görüntümü çekmeyin." diye başlayan 35 yaşındaki bir adam ise, endişesinin kaynağını şöyle açıklıyor: "Bunları size anlattığımızı duyarlarsa hemen kelepçeyi takıp götürürler. Osman Bin Affan Camii’ne saldırdılar. Minareyi yıktılar. İnsanlar öldü. Çok sayıda tutuklu var. Daha başka ne anlatayım. Bunları anlattığım duyulursa beni yok bil."

"MİNAREYİ SİLAHLI GRUPLAR VURDU" SAVUNMASI

Halka tek temas imkanı bulunan Besil Meydanı için gazetecilere yalnızca yarım saatlik süre tanınıyor. Basın turunun bir sonraki durağı valilik binası. Vali Semir el Şeyh, askeri yetkililerin operasyonlarla ilgili önceki açıklamalarını tekrarlıyor. Minarenin top ateşi ile yıkılması konusundaki sorular üzerine ise şunları söylüyor: "Caminin önünde bir asker öldürüldü. Bu asker minaredeki keskin nişancı tarafından vuruldu. Terör grupları tarafından çekilen görüntülere bakın. 'Allahu ekber' der demez minare hedef oluyor. Yani minare silahlı gruplar tarafından vuruluyor.”

Valinin yaptığı açıklamaların ardandan kentin dış semtinden Şam'a doğru hareket ediliyor. Gözümüze yine bildik o boş sokaklar çarpıyor. Otobüs ilerlerken yol kenarında ezilmiş ve üstü örtülmüş bir araba gözümüze ilişiyor. Tıpkı kentte olanların üstünün örtüldüğü gibi.

Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2011, 13:09
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35