banner15

'Mısır barışçıl muhalifler için hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı'

Uluslararası Af Örgütü'nün Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki insan hakları ihlalleri raporunda, "Mısır, yakın tarihinde barışçıl muhalifler için hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı." ifadeleri kaydedildi.

'Mısır barışçıl muhalifler için hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı'

Uluslararası Af Örgütü, Mısır'da barışçıl muhaliflerin yakın tarihte hiç olmadığı kadar tehlikeyle karşı karşıya bulunduğu uyarısı yaptı.

Uluslararası Af Örgütü'nün Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki insan hakları ihlalleriyle ilgili 2018 raporu, örgütün bölge direktörü Heba Morayef tarafından Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı.

Fransa ve ABD'nin, Mısır yönetimini insan hakları ihlallerinin yaşandığı baskınlar sırasında kullanılan silahlarla desteklediğine dikkat çekilen raporda, "Mısır, yakın tarihinde barışçıl muhalifler için hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı." ifadesi kullanıldı.

Af Örgütü Bölge Direktörü Morayef, Mısır'daki son idam vakalarına ilişkin bir soru üzerine de tüm ülkelerde idam cezalarına karşı kampanyalar düzenlediklerini söyledi.

Mısır yönetiminin son 6 yılda yeniden idam cezalarını uygulamaya başladığını hatırlatan Morayef, Uluslararası Af Örgütü olarak ölüm cezalarına karşı çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

Yemen ve Suriye'deki ihlaller ile savaş suçları

Örgütün raporunda, uluslararası toplumun Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki insan hakları ihlallerine yönelik ilgisizliğinin bölgedeki hükümetlere daha çok ihlal için cesaret verdiği ve bu ihlallerin cezasız kaldığı vurgulandı.

Avrupa Birliği'ne üye bazı ülkelerin Yemen'deki iç savaşa müdahil olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) silah sevkiyatını askıya aldığı, ancak ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin ise milyarlarca dolarlık silahları göndermeye devam ettiğine dikkat çekilen raporda, söz konusu silahların bazılarının Yemen'de uluslararası hukuka aykırı olarak kullanıldığı belirtildi.

Suriye rejim güçlerinin de savaş suçu işlemeye devam ettiğine değinilen çalışmada, Rusya ve Çin'in de bu suçları sorgulamadan rejime destek olmayı sürdürdüğü aktarıldı.

ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçlerinin yüzlerce sivilin ölümüne yol açtığı ifade edilen raporda, Suriye'nin Rakka kentinde koalisyon tarafından düzenlenen bazı saldırıların uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiği kaydedildi.

İran ve Suudi Arabistan'daki tutuklamalar

İran'da da çok sayıda gösterinin bastırıldığı ve binlerce göstericinin tutuklandığına vurgu yapılan raporda, buna karşın Avrupa Birliği'nin Tahran yönetimi ile insan hakları konusunda yürüttüğü diyaloğun sessizliğe büründüğü kaydedildi.

Zorunlu başörtüsünü protesto edenleri savunan kadın aktivistlerin barışçıl etkinliklerine karşı ağır bedeller ödediği anlatılan raporda, şu ifadelere yer verildi:

"2018, İran için utanç yılı oldu. Yönetim binlerce gösterici, öğrenci, gazeteci, işçi ve insan hakları savunucusunu tutuklandı. Birçok kez de tutuklamalar keyfi olarak yapıldı."

Suudi Arabistan'da da yönetimin çok sayıda muhalif, akademisyen ve insan hakları aktivistini tutukladığına değinilen çalışmada, "Suudi Arabistan'da insan haklarını savunan aktivistlerin tümüne yakını ya demir parmaklıklar ardında kaldı ya da yurt dışına kaçmaya zorlandı." değerlendirilmesi yapıldı.

İsrail uluslararası hukuku açıkça ihlal ediyor

İsrail'in işlediği suçların cezasını çekmemesine rağmen ABD'nin gelecek 10 yıl boyunca Tel Aviv yönetimine yapacağı askeri yardımlara bağlı kalacağına değinilen raporda, "İsrail, yasa dışı yerleşim birimlerini genişletme politikası ve Gazze ablukasıyla uluslararası hukuku açıkça ihlal ediyor." denildi.

Raporda, BAE ve Bahreyn'de de sosyal medyadaki paylaşımlarından dolayı Ahmed Mansur ve Nebil Receb'in uzun süreliğine hapis cezasına çarptırıldığı ifade edildi.

Fas'ta sırf gösterilere katıldıkları için onlarca kişinin hapse mahkum edildiği belirtilen raporda, Ürdün, Lübnan ve Filistin yönetimlerinin de aktivistlere yönelik keyfi tutuklamalar yaptığı aktarıldı.

Tüm ülkelere, İsrail'e ve Yemen'de savaşan taraflara silah sevkiyatını durdurma çağrısının yapıldığı raporda, Yemen ve Suriye'deki insan hakları ihlallerini araştırma konusunda dünya ülkelerinin destekleri talep edildi.

Kaşıkçı cinayeti sorumluları hakkında somut adım atılmadı

Af Örgütü'nün raporunda Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti ise "uluslararası öfkeyi benzeri görülmemiş şekilde alevlendiren korkunç bir cinayet" olarak nitelendirildi.

Cinayetin sorumlularının adalete teslim edilmesi konusunda hâlâ somut bir gelişme yaşanmadığına dikkat çekilen raporda şu ifadelere yer verildi:

"Cemal Kaşıkçı'nın konsolosluk binasında acımasızca öldürülmesi, çok az ülkenin Yemen'de insani felakete yol açan ve savaş suçu işleyen koalisyonun öncülüğünü yapan ülkeye silah sevkiyatını durdurmasına yol açtı. Kaşıkçı olayında oluşan uluslararası öfkeye rağmen sorumluların adalete teslim edilmesi konusunda hâlâ somut bir adım atılmadığı görülüyor. Danimarka ve Finlandiya gibi ülkeler Suudi Arabistan'a silah sevkıyatını askıya alırken, Riyad yönetiminin ana müttefiklerinden ABD, İngiltere ve Fransa ise bu yönde bir adım atmadı."

İnsan hakları örgütlerinin bu konuda Birleşmiş Milletler tarafından bağımsız soruşturma açılması yönündeki taleplerinin de karşılıksız kaldığı kaydedildi.

Kaynak: AA

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35