banner39

Satır araları

"Ürdün gibi, kendisini diğer ülkelerden müstağni kılacak zengin yeraltı kaynakları bulunmayan, Ortadoğu’daki çatışmaların tam merkezinde yer alan, nüfusunun çoğu Filistinli mültecilerden oluşan ve sürekli dış yardımlarla ayakta kalmaya çalışan bir ülkede, evlilikler uluslararası çevrelerle kritik bağlantılar kurmanın en önemli vesilelerinden biri."

Ortadoğu 24.08.2022, 16:24
Satır araları

Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin (d. 1994), geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistanlı iş adamı Hâlid bin Musâid’in aynı yaştaki kızı Racve ile nişanlandı. İki ailenin tam kadro katıldığı nişan merasimi Riyad’daki kız evinde düzenlenirken, video ve fotoğraflar da Ürdün Kraliçesi Rania’nın sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Uluslararası basının yakın ilgi gösterdiği ve geniş yer verdiği tören, sadece bir magazin haberi değil elbette. Ortadoğu’nun iç dengeleri bağlamında, satır aralarında epey detay gizli.

Veliaht Prens Hüseyin’in müstakbel kayınpederi Hâlid bin Musâid, Suudi Arabistan’ın en zengin işadamlarından biri. Aynı zamanda, Vehhâbîliğin tarihî köklerinin bağlı bulunduğu Necd mıntıkasının en köklü kabilelerinden birine mensup. Âl-i Seyf ailesinin bir üyesi olan Hâlid bin Musâid, ayrıca Suudi-İngiliz İşadamları Konseyi’nin de yönetiminde yer alıyor. Gelin kızın annesi ise, Suudi Arabistan Kralı Selman’ın annesi Hassa binti Ahmed es-Sudeyrî’nin mensup bulunduğu meşhur Sudeyr klanından. Tüm bu bağlantılar, geleceğin Ürdün kraliçesinin dikkatle seçildiğini ortaya koyuyor.

1925’te İngilizlerin desteklediği Suudilere mağlup olarak Hicaz’ı terk etmek durumunda kalan Şerif Hüseyin ailesi, bilahare Ürdün ve Irak’ta -yine İngilizler tarafından sınırları çizilen ve tasarlanan- birer monarşiye sahip kılınmıştı. İslâm’ın en kutsal şehirleri Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’yi Kral Abdülaziz ve neslinin yönetimine bırakan İngiltere, üçüncü kutsal şehir Kudüs’e Ürdün Hâşimîlerini ortak etmişti. Böylece Arap ve İslâm dünyası içinde bir denge tesis edilmiş, vaktiyle rakip olan iki aile, terazinin iki kefesine karşılıklı yerleştirilmişti. Ürdün Kraliyet ailesi, Prens’in nişanı vesilesiyle, Suudi Arabistan’la organik bağlarını derinleştirerek tarihî misyonunu sağlama alma noktasında bir adım daha atmış oldu. Üstelik bu meseleyi sadece tarihî bağlamda düşünmemek icap eder. Hüseyin’le Racve’nin evliliğinin, Ürdün’le Suudi Arabistan arasındaki güncel münasebetlerin seyrinde pozitif etki meydana getireceği söylenebilir. Ürdün’ün Kudüs’teki statükosunun devamı da -şimdilik- garantilenmiş demektir. Malum, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde “Ortadoğu barış projesi”nin bir ayağını, Ürdün’ün bölgedeki konumunu sarsarak, Kudüs’teki Müslüman mekânlarında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni söz sahibi kılmak oluşturuyordu. Trump tekrar seçilemeyince, eski statükoya mecburen geri dönüldü.

Veliaht Prens Hüseyin’le Racve binti Hâlid Âl-i Seyf’in nişan haberinin açıklanmasından sonra, sosyal medyada birçok yorumcu “Hüseyin neden Ürdünlü bir kızı seçmedi?” türünden yorumlar yaptı. Oysa Ürdün Kraliyet Sarayı, yabancı gelin ve damatlara son derece aşina:

Kral Hüseyin’in 1961’de evlendiği ikinci eşi Toni Avril Gardiner adlı bir İngiliz’di. Müslüman olarak “Mûna” adını alan Gardiner, 1962’de bugün Ürdün Kralı olan Abdullah’ı dünyaya getirdi. 1972’de Gardiner’den boşanan Kral Hüseyin, 1978’de Lisa Halaby ile evlendi. Halep kökenli Amerikalı Hristiyan bir babanın kızı olan Lisa, evliliğin ardından İslâmiyet’i seçerek ismini “Nûr” olarak değiştirdi.

Kral Hüseyin’in erkek kardeşi Prens Hasan, 1968’de Pakistanlı diplomat Muhammed İkramullah’ın kızı Servet’le evlendi. Kral Hüseyin, 1965’ten 1999’a kadar “veliaht prens” unvanını koruyan kardeşini, ölümüne iki hafta kala aniden azlederek, oğlu Abdullah’ı veliahtlığa getirdi. Herkesi şaşırtan bu değişikliğin, “Ürdün tahtına Pakistanlılar ortak olmasın diye” alınan bir tedbir olduğu çok konuşuldu. Söz konusu tedbiri kimin aldığı ve Abdullah’ı tahta hangi iradenin çıkardığı, Kral Hüseyin’le birlikte mezara giden sırlar arasında. Ama bazı tahminlerde bulunmak elbette zor değil.

Son olarak, Kral Abdullah, büyük kızı İman’ı Caracas (Venezüella) doğumlu Alexander Thermiotis adlı bir Yunan gençle nişanladı. New York’ta finans alanında çalışan Thermiotis, Prenses İman’la evlenebilmek için Müslüman oldu ve Cemil adını aldı.

Ürdün gibi, kendisini diğer ülkelerden müstağni kılacak zengin yeraltı kaynakları bulunmayan, Ortadoğu’daki çatışmaların tam merkezinde yer alan, nüfusunun çoğu Filistinli mültecilerden oluşan ve sürekli dış yardımlarla ayakta kalmaya çalışan bir ülkede, evlilikler uluslararası çevrelerle kritik bağlantılar kurmanın en önemli vesilelerinden biri. Dolayısıyla, üst düzey bir nişan ya da düğün haberi, tek başına sadece magazin basınının malzemesi değil.

Yeni Şafak/Taha Kılınç

Yorumlar (0)
18
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?