banner39

Suriye'deki kamplarda zorlu hayat şartları | FOTO

Suriye'nin Türkiye sınırına yakın bölgelerinde kurulan mülteci kamplarında hayat şartları son derece ağır. Özellikle kış şartlarında çocuklar için elverişli olmayan kamplarda kalanlar, güçlükle de olsa, hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Ortadoğu 12.02.2015, 13:37 12.02.2015, 14:13
Suriye'deki kamplarda zorlu hayat şartları | FOTO

Savaşın dördüncü yılına girdiği Suriye’de şartlar gün geçtikçe kötüleşiyor. Tespit edilebilen rakamlara göre savaş başladığından bu yana 30 binden fazla çocuk öldü. 98 bin çocuk ise yetim kaldı. Evleri okulları yıkılan çocuklar, çadır kentlerde, konteyner kentlerde derme çatma şartlarda eğitimlerini sürdürmeye çalışıyor. Savaş mağduru mültecilerin bütün yükünü neredeyse tek başına üstlenen Kamplarda zor şartlar altında binlerce kişi yaşam mücadelesi veriyor. Kendi ülkelerinde mülteci konumuna düşenlerin çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor.

NE BİLİYORLARSA ONU ÖĞRETİYORLAR

Kilis Öncüpınar sınır kapısından Suriye’ye geçmek sadece birkaç dakika sürüyor. Cephetül İslamiye’nin kontrol noktasından geçtikten sonraki ilk durağımız Halep bölgesinde yer alan Şemmarin Kampı. Burada 7 bin mülteci yaşıyor. 20 konteyner çocukların eğitimi için ayrılmış. Bu sınıflarda öğrenim gören 600 öğrencinin yaşları 6 ile 16 arasında değişiyor. Günde beş saat ders yapıyorlar. Gönüllü öğretmenleri ise kendileri gibi mülteci ve daha önce hangi konuda eğitim aldılarsa o konuda eğitmenlik yapıyorlar. Mesela ziyaret ettiğimiz on kişilik sınıfta genç kızlar Fransızca öğreniyordu. “Neden Fransızca” diye sorduğumuz öğretmenleri, “çünkü ben onu biliyorum ve onu öğretebilirim, bu çocukların eğitime ihtiyacı var” diyerek içinde bulundukları zor şartları özetledi.

BALÇIK TARLASINA KURULMUŞ ÇADIRLAR

Suriye’deki ikinci durağımız Babunnur Çadır Kenti.. Bu kamp, tüm ziyaretimiz boyunca gördüğümüz en kötü şartlara sahip olanı. Esed güçlerinin Halep’in Azez bölgesine bir yıl önce başlattıkları yoğun saldırılar binlerce insanın bir anda yollara düşmesine sebep olmuş. Çadır kent yol kenarındaki boş bir araziye bir gecede kurulmuş. Burası tam anlamıyla bir çamur deryası.


Babunnur Kampı'nda yaşam şartları çok zor. Günlük yaşamın bir parçası olan çamur çocukların hem oyunu hem de en büyük engeli.

Çadırların kurulduğu alan tarım arazisi olduğu için yağmurla birlikte killi toprak balçığa dönüşüyor. Ve yürümek, ayakta durmak bile imkansız hale geliyor. 8 bin 500 kişinin çamur ve soğukla verdiği mücadele yeni inşa edilen konteyner kente sevk edildiklerinde son bulacak. Zor şartlara rağmen Babunnur’da eğitim ihmal edilmiyor. Kendileri çadırda kaldıkların halde sınıflar konteynerlerden oluşuyor. Ayrıca kampta iki büyük su deposundan su taşıyan ve çadırlara kurdukları sobalarla ısınan Suriyelilere her aile için günlük 15 ekmek veriliyor.

İHH'nın Babunnur Kampı'nda kurduğu fırında 10 bin kişinin ekmek ihtiyacı karşılanıyor.

Son durağımız ise Babusselam Kampı.. Savaş başladıktan sonra kurulan ilk kamp ve en kalabalık olanı. 10 bin insanın yaşadığı Babusselam’da İHH’nın kurduğu mutfaktan günlük yemek dağıtımı yapılıyor. Küçük bir bölümü konteynerlerden ibaret olan kampta kalan bazı ailelere misafir olduk.

"İNSAN VATANINI BIRAKIR MI?"

Babusselam kampının en eski sakinlerinden 40 yaşındaki Zahide Yusuf’un eşi 3 yıl önce şehit olmuş. Bir yıldır burada kalıyorlar. Aslen Türkmen olan Yusuf’un 3 çocuğu var. “Kamptan başka gidecek yerim yok, evim yıkıldı, ailemiz mahvoldu” diyen Zahide Hanımın eşinin ailesinin tüm erkekleri dağılmış. Ailenin dört oğlundan biri olan Zahide Yusuf’un eşi şehit olduktan sonra, 3 erkek kardeşi Esed’in zindanlarına atılmış. Zahide Hanımın en büyük hayali evine dönebilmek. Geçtiğimiz yaz Humus’taki evini görmeye giden Yusuf’un gelecekle ilgili planı çok net: “Evimden geriye bir küme topraktan başka bir şey kalmamıştı ama çocuklarımın amcaları zindandan çıkarsa, komşularım dönerse ben de buralarda durmam. İnsan vatanını bırakır mı?”

BAKKALI DA MÜŞTERİSİ DE GARİBAN

Babusselam kampının en tanınan simalarından biri ise Hurba el Huseyin. 65 yaşındaki el Huseyin kampın içinde bir konteynırın köşesinde satış yapıyor. Bakkal malzemeleri satan Huseyin kızıyla birlikte her gün sabahtan akşama kadar burada çocuklara çikolata bisküvi satmak için bekliyor. “Herkes bizim gibi gariban, günde 5 - 10 Suriye lirası satış yapabiliyorum. Kimsenin parası yok. Daha aldığım malzemelerin parasını ödeyemedim. Ama başka çarem yok” diyor. Daha önce bu işi yaptığı için seçmemiş bu yolu. İlk kez esnaflık yapıyor ve ilerlemiş yaşına rağmen kış mevsiminde olduğumuz halde oturduğu taşın üzerinde satış yapabilmek için saatlerce bekliyor. Bize ısrarla çikolata ikram etmek isteyen Hurba el Huseyin’in hayali diğerlerinden farklı değil, evine geri dönebilmek.


65 yaşındaki Hurba el Huseyin kampta açtığı bakkal dükkanında para kazanmaya çalışıyor..

FÜZE DEPREMİ

Türkiye’ye dönüş yolunda uğradığımız Kilis’in karşısında bulunan Halep’e bağlı Azez kenti savaşın en canlı yaşandığı yerlerden biri. Bir yandan Esed bombardımanı altındaki Azez’in sakinleri 2,5 ay da IŞİD işgali yaşamış. Yol boyunca yıkıntıların göründüğü bölgede, IŞİD zaman zaman bombalı araçla saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Birkaç ay önce tek bir saldırıda yüze yakın kişi ölmüş. Bu yol hala güvenli değil. İki yıl önce scud füzesi isabet eden Kuzey Mahallesi ise yıkımın tüm izlerini taşıyor. Gece vakti sivil halkın yaşadığı mahalleye isabet eden füze 5.5 şiddetinde sarsıntıya neden olmuş.


Azez'in Kuzey Mahallesi adete yerle bir edilmiş. Esed'in attığı füzeler 5.5 şiddetinde deprem etkisine neden olmuş.

IŞİD ASKERLERİMİZİ KESİYORDU

Saldırının şahitlerinden 11 yaşındaki Musa, yatmaya hazırlanırken uçağın geldiğini duymuş, ardından da büyük bir gürültü. Musa o anları şöyle anlatıyor: “Babamla birlikte evlerin enkazlarına koştuk, içeridekileri çıkarmaya çalıştık.” Evleri hasar görmüş, dükkanları yıkılmış. Saldırıdan korkmadığını söylüyor ancak 4 yaşında bir çocuğun gözleri önünde şehit olduğunu anlatıyor sürekli. Neden korkmadığını sorduğumuzda ise sözü IŞİD’e getiriyor: “Özgür Ordu burada olduğu zaman korkmuyorum, ama IŞİD’ten korktum. Çünkü onlar buradayken bizim askerlerimizi bıçakla kesiyordu.”


11 yaşındaki Musa yaşadığı semt bombardımana uğrarken yaşanan tüm vahşete şahit olmuş.

MİNARELERDEN SİVİLLERİ VURUYORLAR

Dönüş yolunda görebileceğiniz bir başka ‘savaş anıtı’ ise Azez Camii. Savaşın simgelerinden biri olarak kabul edilen bu cami bölge Esed’in kontrolündeyken Esed askerlerinin üssü haline gelmiş. Hatta askerler, Sırpların Bosna’da yaptığı gibi halkı keskin nişancılarla vuruyormuş, hem de caminin minaresinden. Özgür Suriye Ordusu halkı keskin nişancılardan kurtarmak için caminin minaresini bombalamak zorun kalmış. Çatışmalar sürerken caminin yan duvarları da nasibini almış. Sonunda cami Esed askerlerinden temizlenmiş ancak büyük hasar gördüğü için ibadet yapılamıyor.

Bölge Esed'in elindeyken Azez Camii karargah olarak kullanılmış. Keskin Nişancılar sivilleri vurmaya başlayınca Özgür Ordu minareyi bomba ile yıkmak zorunda kalmış.

Biz oradayken Halep’e bir varil bombası saldırısı daha düzenlendi. Ambülanslar önümüzden geçti ve ölümcül kuşatmayla yok edilmek istenen Halep’te, Suriye’de kamplar dahil hiçbir güvenli nokta olmadığını bir kez daha gösterdi. 

Kaynak: Nuriye Çakmak / Yeni Şafak

banner53
Yorumlar (0)
26
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?