Tunus'ta siyasetin terörizmle dizaynı / Ömer Musa Targal

Yaşanan siyasi suikastler ve terör olayları nedeniyle geçiş süreci bir türlü tamamlanamadı. Tunus siyasetini yeniden ve yeniden dizayn eden siyasi suikastler ve terör olaylarının zamanlamaları oldukça dikkat çekici.

Tunus'ta siyasetin terörizmle dizaynı / Ömer Musa Targal

Ömer Musa Targal / Dünya Bülteni - Tunus

Arap ayaklanmalarının başladığı ilk ülke olan Tunus, 14 Ocak 2011’de 23 yıldır ülkeyi yöneten Zeynel Abidin Bin Ali’nin ülkeyi terk etmesiyle dünyanın an be an seyredebildiği bir devrime sahne olmuştu. Devrim sonrasında ülkede tarihinin ilk şeffaf ve özgür seçimleri yapılmış, Nahda Partisi %40’lık bir oy oranı ile 23 Ekim’de seçimleri kazanmıştı. Nahda, şu anki Cumhurbaşkanı Munsıf Merzuki’nin başkanlığını yürüttüğü liberal Cumhuriyet İçin Kongre Partisi ve Kurucu Meclis Başkanı Mustafa Bin Cafer’in başkanlığını yürüttüğü sosyal demokrat Tekettül Partisi ile koalisyon yaparak Troyka Hükümeti’ni kurarken, Nahda Hareketi lideri Raşid Gannuşi de bir yıl içerisinde anayasa ve seçim kanununun hazırlanacağını ve geçiş sürecinin tamamlanacağını taahhüt etti. Ancak yaşanan siyasi suikastler ve terör olayları nedeniyle geçiş süreci bir türlü tamamlanamadı. Tunus siyasetini yeniden ve yeniden dizayn eden siyasi suikastler ve terör olaylarının zamanlamaları oldukça dikkat çekici.

İlk kurban Şükri Belayid

6 Şubat’ta, muhalif lider Şükri Belayid’in öldürülmesi, Tunus’un bağımsızlığını kazanmasından bu yana ülkede gerçekleşen ilk siyasi suikast olarak tarihe geçti. Aynı gün mecliste, Bin Ali döneminde hükümette görev almış, işkence ve benzeri olaylara adı karışmış siyasilere 10 yıllık siyasi yasak getirecek devrimi koruma kanunu görüşülecekti. Ancak o gün gerçekleşen Belayid suikasti her şeyi değiştirdi. Belayid suikastinden sonra, Başbakan Hamadi Cibali halka hitap ederek bağımsız bir hükümet kurulmasını talep etti ancak Nahda bu talebi reddetti.  Cibali, partisine yaptığı öneri reddedilince halka olan saygısını gerekçe göstererek görevinden istifa etti. Bu istifanın Gannuşi ve Cibali arasında planlandığı ve toplumsal gerginliği bu şekilde yumuşattıkları söyleniyor. İstifadan sonra Nahda ve muhalefet, dört bakanlığın başına bağımsız isimler getirilerek yeni bir hükümet kurulması konusunda anlaştı. İçişleri, Dışişleri, Adalet ve Savunma bakanlıklarına bağımsız isimler getirildi. Yeni Başbakan ise İçişleri Bakanlığı görevini sürdüren Ali El Arayyid oldu. Yeni hükümetten sonra ülke siyaseti bir süre duruldu.

Haziran ayında ise Munsıf Merzuki’nin liderliğini yürüttüğü Cumhuriyet için Kongre Partisi ile Nahda, devrimi koruma kanununu ikinci kez gündeme getirdi. Aynı günlerde bir basın toplantısı düzenleyen ana muhalefet Nida Partisi lideri Beji Kaid Sibsi, kameralar önünde devrimi koruma kanununun mecliste asla kabul edilmeyeceği açıklamasını yaptı. Açıklamanın bu kadar net olması, toplantı sırasında gazetecilerin kuşkulu sorularına da neden oldu. Beji Kaid Sibsi, hem Burgiba hem de Bin Ali döneminde bakanlık yapmış bir isim. Kanunun ikinci kez gündeme geldiği günlerde Cezayir sınırındaki Şeanbi Dağı’nda güvenlik güçleri ile İçişleri Bakanlığı'nca Ensarüşşeria'ya bağlı olduğu belirtilen militanlar arasında ufak çaplı çatışmalar başladı.

Mısır’daki darbenin domino etkisi

Tam bu dönemde Mısır’da darbe gerçekleşti. Beji Kaid Sibsi ve Tunus solunun efsane isimlerinden İşçi Partisi lideri Hamma Hammami, Mısır’da yaşananlardan sonra bir açıklama yaparak, Mısır’daki sürecin bir benzerini Tunus’ta gerçekleştireceklerini iddia etti.  İki siyasi bir araya gelerek Mısır’daki darbe sürecini başlatan Temerrüd (isyan) Hareketi’nin, Tunus’ta da oluşturulacağını duyurdu. 

Artık ülkede hükümetin düşmesi ve kurucu meclisin feshedilmesi talebi yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Temerrüd Hareketi yaptığı açıklamalarda Mısır’daki darbeye açıkça destek çıktı. O dönemde Nahda’nın karşı karşıya kalınan tehditlerden çekinmeye başlayarak seçim kanunu ve anayasa çalışmalarıyla seçim heyetinin belirlenmesi gibi süreçleri hızlandırdığı söylenebilir. Anayasa ve seçim kanunu çalışmalarının sonlandırılmasına çok az bir zaman kalmıştı ve seçim heyeti de belirlenmek üzereydi. Yani geçiş sürecinin tamamlanmasına ramak kalmıştı; muhalefet bu durumda seçimlere katılmak zorunda kalacaktı. Ancak yine de Nahda, devrimi koruma kanununu yasalaştırma konusunda geri adım attı ve gündemden kaldırdı.

Geçiş sürecine yeni bir sabotaj

Ülkede geçiş sürecinin tamamlanacağı ve seçimlerin yaklaştığı konuşulurken, Tunus’un Cumhuriyet Bayramı 25 Temmuz’da gerçekleşen ikinci suikastle planlar altüst oldu. Başbakan Arayyıd’dan Cumhurbaşkanı Merzuki’ye kadar siyasilerin meclis kürsüsünde resmi konuşmalarını tamamlamalarından hemen sonra milliyetçi muhalif lider Muhammed El İbrahimi evinin önünde öldürüldü. 26 Temmuz’da ülkeyi seçimlere taşıyacak seçim heyetinin belirlenmesi için son adım atılacaktı. Daha önce belirlenen 8 üyenin sonrasında o gün yapılacak oylama ile heyetin son üyesi de seçilecekti.

Bir anda muhalifler sokaklara döküldü ve yeniden hükümetin istifasını, kurucu meclisin feshini talep etti. Aslında bu talepler Mısır’da yaşanan darbeden bu yana dillendiriliyordu ancak o günlerde büyük bir fırsat söz konusuydu. Siyasi uzmanlar, El İbrahimi suikastinin hemen sonrasında bir darbe girişiminin gerçekleştiğini ancak halk desteğinin olmadığı gerekçesiyle başarısız olduğunu belirtiyor. Çünkü bu dönemde hem hükümet yanlıları hem de muhaliflerin düzenlediği kitlesel gösteriler karşılaştırıldığında, halk iradesine saygı sloganı ile toplanan kalabalık dikkat çekiciydi. Muhalif liderlerden Hamma Hammami, halkı sokağa dökülerek devlet binalarına saldırmaya davet etmiş ancak bu davet halktan destek görmemişti. Çok geçmeden ülke yeni bir saldırıyla sarsıldı.

Şeanbi Dağı’nda Terör Saldırıları

Başbakan Arayyıd, El İbrahimi suikastinin gerçekleşmesinden hemen sonra sokaklara inen ve hükümetin hemen istifasını isteyen muhaliflere cevap vermek üzere aynı gün Kasba’daki Başbakanlık binasında kameraların karşısına geçerek, muhaliflerin taleplerini reddetmiş ve hükümetin asla istifa etmeyeceğini açıkça ifade etmişti. El İbrahimi suikastinden dört gün sonra ise Şeanbi Dağı’nda 8 Tunus askeri boğazları kesilerek öldürüldü. Kanlı cesetlerin fotoğrafları gün boyunca televizyonlarda gösterildi. Olaydan bir gün sonra ülkenin farklı bölgelerinde de saldırılar oldu. Örneğin, Suse şehrinde muhalif lider Kemal Murjan’a bir suikast girişimi gerçekleştirildi. Bu süreçte de tüm medya halkı sokaklara davet etti ve hükümetin düşürülmesi için propaganda yaptı. Bardo Meydanı’nda yapılmak istenen muhalif kitlesel gösterilere halkın katılımı düşüktü. El İbrahimi suikasti sonrasında hükümeti protesto etmek için 60’a yakın muhalif milletvekilinin Kurucu Meclis’i terk etmesinden sonra Meclis Başkanı Mustafa Bin Cafer, meclis çalışmalarını askıya aldı. Böylece anayasa ve seçim kanunu ile seçim heyetinin belirlenmesi çalışmaları da tamamen durdurulmuş oldu. Nahda, Bin Cafer’in bu kararını “gizli bir darbe” olarak nitelendirdi. Kurucu Meclis çalışmalarının askıya alınması nedeniyle, sorunun çözümü için hükümet ve muhalefet yetkilileri arasında onlarca toplantı gerçekleşti. Birçok toplantı muhaliflerin hükümetin hemen istifa etmesi gerektiği yönündeki talebi nedeniyle sonuçsuz kaldı. Son olarak ülkenin siyasi krizden çıkışı için İşçi Sendikası önderliğinde bir araya gelen arabulucu kuruluşlar tarafından, muhalefet ve hükümete sunulan yol haritası ise 5 Ekim’de imzalandı.

Gösteriler, saldırılar, gösteriler…

“Yol haritası” çerçevesinde yapılması planlanan ulusal diyalog müzakerelerinin ilk resmi toplantısının, ülkedeki ilk özgür ve şeffaf seçimlerin ikinci yıldönümü olan 23 Ekim’de yapılması planlanmıştı. Gannuşi’nin bir yılsonunda tamamlanacağını taahhüt ettiği geçiş süreci, iki yıl geçmesine rağmen yaşananlar nedeniyle tamamlanamamıştı. Aynı gün öğle saatlerinde on muhalif parti ve birçok muhalif sivil toplum kuruluşunu temsil eden Ulusal Kurtuluş Cephesi ve Temerrüd Hareketi hükümetin istifası talebiyle sokaklara döküldü. Başbakan Ali El Arayyıd ise sabah saatlerinde olağanüstü bakanlar kurulu toplantısı yaparak, hükümetin istifası talebi konusunda bir basın toplantısı düzenleyeceğini açıkladı. Muhalif göstericiler de baskıyı artırmak için başbakanlık binası önüne yürüdü.  Arayyıd’ın 14.00’te yapması planlanan basın toplantısı halihazırda gecikmişken, bir anda yayılan terör saldırısı haberi gündemi altüst etti.  Teröristlerin Sidi Bu Zeyd şehrindeki bir evde konuşlandığı bilgisine ulaşan güvenlik güçleri tarafından düzenlenen operasyonda, 6 güvenlik görevlisi hayatını kaybederken, 4’ü yaralanmıştı. Binzert şehrinde ise devriye gezen polis aracına ateş açılmış, çıkan çatışmada bir polis yaşamını yitirmişti. 

Tüm televizyonlar terör saldırılarını flaş haber olarak duyururken, gözler Başbakan’ın konuşmasına çevrildi. Arayyıd, 5 saatlik bir gecikmeden sonra kameraların karşısına geçti. Terörizmle mücadeleyi sürdürmeleri gerektiğini belirten Başbakan, ülkeyi böyle bir dönemde yönetim boşluğuna düşüremeyeceklerini ifade etti. Hükümetin hemen istifa etmesinin mümkün olmadığını ifade eden Arayyıd, 3 hafta sonra ülkenin çıkarları için yol haritasındaki diğer şartların tamamlanması durumunda istifa edilebileceğini söyledi. Müzakere günü sokaklara dökülen muhalifleri ise sürecin başarısızlığa uğramasını istemekle suçladı. Ancak Arayyıd’in konuşması muhalifleri tatmin etmedi. Hükümetin yol haritasına göre 3 hafta sonra istifayı taahhüt eden bir belge isteyen muhalifler, hükümeti müzakereleri yarım bırakmakla tehdit etti ve bunun sonucunda müzakereler ertelendi. Arayyıd’ın 3 hafta sonra yol haritasına bağlı olarak hükümetin istifa edeceğine dair taraflara sunduğu taahhüt belgesi ile müzakerelerin ilk toplantısı yapıldı ve süreç başladı.

Müzakereler yeni başlamışken 30 Ekim’de hem Suse’de bir otele düzenlenmeye çalışılan canlı bomba saldırısı hem de Manastır kentinde Eski Cumhurbaşkanı Habib Burgiba’nın kabrine yönelik saldırı girişimi nedeniyle görüşmeler diken üstünde sürüyor.


Peki bu saldırıların arkasında yalnızca, İçişleri Bakanı ve Başbakan'ın 27 Ağustos’ta ülkede yaşanan tüm siyasi suikastlerin ve terör olaylarının sorumlusu olarak gösterdiği ve resmi olarak terör örgütü ilan ettiği Selefi grup Ensarüşşeria mı var? Yoksa başka silahlı grupların müdahalesi mi söz konusu?

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2014, 11:51
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35