banner39

Yerleşimcilere Osmanlı tokadı

İsrail’de yerleşimciler Osmanlı yasalarından faydalanamayacak, bu yasaları istismar ederek Filistin topraklarına el kıyamayacak

Ortadoğu 22.03.2012, 15:08 23.03.2012, 07:18
Yerleşimcilere Osmanlı tokadı

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

İsrail Yüksek Adalet Mahkemesi, Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşimcilerin, Osmanlı yasalarını öne sürerek mülkler üzerinde hak iddia edemeyeceğine karar verdi.

Jerusalem Post'un haberine göre, mahkeme Kedumim yakınlarındaki Filistinlilere ait bir araziye yerleşen Yahudi ailenin de bir ay içinde burayı boşaltması gerektiğine hükmetti.

Mahkeme heyeti, yerleşimcilerin Filistinlilere ait özel topraklar üzerinde mülkiyet hakkı elde etmek amacıyla Osmanlı yasalarını kullanamayacağına karar verdi. Osmanlı Toprak Yasası’nda, bir arazide, 10 yıldan uzun süre barışçıl bir şekilde yerleşen kişilerin, o toprağın mülkiyet hakkını elde edeceği belirtiliyor.

EMSAL TEŞKİL EDECEK

Filistinliler adına davayı açan Yesh Din - İnsan Hakları Gönüllüleri örgütü, dün yaptığı açıklamada, kararın, yerleşimci Michael Lesens’in oturduğu araziyi tahliyeye mahkum etmesi açısından önemli olduğunu belirterek, bunun Batı Şeria’da yerleşimcilerin kontrolü altındaki on binlerce hektarlık alan için etkileri olacağını ifade etti. 

Yesh Din’in üç Filistinli toprak sahibi adına 2009’da açtığı dava sonucunda Lesens, elindeki araziyi 20 Nisan’a kadar boşaltacak. Ayrıca arazinin asıl sahibine 20 bin şekel, belediyeye de 10 bin şekel ödeyecek.

YÜZYILLIK KANUNU İSTİSMAR EDİYORLAR

Batı Şeria'da toprak mülkiyeti sorunu son zamanlarda özel mülk olan Filistin toprakları üzerinde inşa edilen Migron yerleşiminin yıkılmasına yönelik mahkeme kararıyla yeniden gündeme gelmişti. Yüksek Mahkemenin bu kararı sonrasında İsrail hükümeti Migron'daki yahudi yerleşimcileri "devlet arazisine" nakletmeye karar verdi.

Ancak, İsrailli insan hakları örgütü B'Tselem tarafından hazırlanan yeni bir rapor, Batı Şeria'da "devlet arazisi" olarak nitelenen topraklara nasıl el konulduğunu ortaya koydu. B'Tselem araştırması, Filistinliler'e ait özel toprakların büyük bölümünün devlet arazisi olarak sınıflandırıldığını ve yerleşimciler tarafından kullanılmak üzere olduğunu gösterdi.

Rapora göre, 1967 yılında, devlet arazisi olarak kayıtlı arazi miktarı çoğunlukla Ürdün Vadisi ve Yahudiye Çölü'nde bulunmak üzere 527 bin dönümken, İsrail halen yürürlükte olan Osmanlı Arazi Kanunu'nu tamamen farklı bir yorumla kullanarak Filistin topraklarını "yasal" olarak gaspetmeye başladı. Bu taktikler kullanılarak, 1979 ve 2002 yılları arasında İsrail 900 bin dönümden fazla bir alanı devlet arazisi ilan etti. Bu rakam, İsrail işgali öncesinde Batı Şeria'da devlet arazi miktarında yüzde 170'lik bir artışı gösteriyor.

Osmanlı döneminde yürürlüğe giren ve İsrail'in kendi çıkarları için istismar ettiği Arazi Kanunu, özel Filistin mülkiyeti olan arazilerin devlet arazisi olarak ilanını mümkün kılıyor, çünkü uzun süre "kullanılmayan" araziler devlet yönetimine geçiyor. Batı Şeria'da İsrail işgali altındaki topraklarına giremeyen Filistinliler, bir de üstüne mülkiyet haklarını kaybediyor.

Raporun sonuçları İsrail'in devlete ait olduğunu ilan ettiği arazinin önemli bir yüzdesinin hem yerel hem de uluslararası hukukun ihlali sonucu yasal sahiplerinden alınmış Filistin halkına ait özel mülk olduğu sonucuna destekliyor.

Rapor, her durumda, Batı Şeria'da 1967'deki işgal öncesinde ilan edilenler de dahil, Batı Şeria'daki toprakların İsrail Devleti'nin ait olmadığı sonucuna varıyor. B'Tselem, bu nedenle hükümetin "devlet arazisi" olduğu iddia edilen bir bölgeye yerleşim kurulması kararından vazgeçmesi gerektiğini kaydediyor.

banner53
Yorumlar (0)
19
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?