banner39

28 Şubat'ta Bir'in odasında darbe planı

Refah-Yol hükümetinin iktidardan indirildiği, 28 Şubat sürecine ismini veren meşhur 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısının ardından asker kökenli üyelerin bir araya gelerek darbe yapmaya karar verdiği otaya çıktı.

Politika 13.12.2012, 14:55 13.12.2012, 14:55
28 Şubat'ta Bir'in odasında darbe planı

Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu'na gelen belgelere göre, MGK toplantısından çıkan dönemin kuvvet komutanları soluğu Çevik Bir'in Genelkurmay'daki odasında aldı. Komutanlar, Balyoz Darbe Harekatı'na benzer bir planı devreye sokmayı kararlaştırdı. Bunun için öncelikle toplumun tüm kesimleriyle ilgili bilgi toplayacak bir veri merkezinin kurulmasına karar verildi. Daha sonra Batı Çalışma Grubu(BÇG) adını alan bu birimde toplanacak bilgilerle, müdahale sonrasında tutuklanacaklar, faydalanılacaklar ve tasfiye edileceklerin tespit edilmesi kararlaştırıldı.

ÇEVİK BİR'İN ODASINDA PALNLANDI

STAR'ın Meclis kayıtlarından ulaştığı bilgi ve belgeler, 28 Şubat'ın bugüne kadar karanlıkta kalmış korkunç yönünü gözler önüne seriyor. Komisyon raporunun ekleri arasına giren belge ve bilgilere göre, 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısından çıkan asker kökenli üyeler, aynı akşam dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'in Karargah'taki odasında bir araya geldi. Gece yarısına kadar süren toplantıda darbe kararı alındı. Bunun için de eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın "İstanbul'un üzerine çökeceğiz, tepeleme var, başka bir yok" dediği ve 20 yıl ceza aldığı Balyoz Darbe Harekatı gibi bir planın devreye sokulması kararlaştırıldı.

TUTUKLANACAK VE ÖLDÜRÜLECEKLERİN İSİMLERİNİN BELİRLENMESİ

Plan gereği, öncelikle toplumun tüm kesimleri ile ilgili geniş çaplı bilgi toplamak üzere bir 'veri tabanı' oluşturulması hedeflendi. Bunun için bir veri merkezinin kurulması kararı alındı. Bu merkezde toplanacak bu bilgilerle yapılacak çalışma sonucunda kime ve hangi kuruma nasıl müdahale edileceğinden, darbenin ardından tutuklanacakların, öldürüleceklerin ve tasfiye edilecek isimlerin belirlenmesine kadar geniş bir çerçeve çizildi. Bu kapsamda öncelikle İstanbul, Ankara, Konya ve Kayseri gibi RP'li büyükşehir belediyelerinin tasfiyesi de konuşuldu.

KARADAYI'YA ARZ EDİLDİ

Toplantıda alınan kararlar, daha sonra Çevik Bir aracılığı ile dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya arz edildi. Karadayı'nın 'tensip ve emirleri' ile kısa bir süre sonra Batı Çalışma Grubu(BÇG) ismi verilen birim kuruldu. 1997'nin Nisan ayından itibaren ise daha önce belirlenen konsept kapsamında, tüm kurumların bünyesinde BÇG'nin alt birimlerinin oluşturulması talimatı verildi.

BİLGİLER BÇG MERKEZİNE AKMIŞ

Kısa sürede oluşturulan ve faaliyetlerine başlayan bu birimlerin takibi ise MGK Genel Sekreterliği Toplumla İlişkiler Başkanlığı'na(TİB) verildi. Bu birimler üzerinden yapılan fişlemeler, raporlamalar ve ispiyonlamalar, sürekli olarak BÇG merkezinin bulunduğu Milli Güvenlik Genel Sekreterliği'ne ulaştırıldı.

TOPLUMUN ÜZERİNE ABANMIŞLAR

Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma 28 Şubat Alt Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel, BÇG fişlemelerindeki asıl amacın darbeye hazırlık yapmak olduğunu vurguladı. Yapılan planın, Balyoz Darbe Harekatı'ndan daha kapsamalı ve tehlikeli olduğunun anlaşıldığını ifade eden Karayel, şunları söyledi:

"Komisyonumuza gelen belge ve bilgilerden görülüyor ki darbe yapmak isteyenler, kendilerine göre bir konsept oluşturmuşlar ve bunun için fırsat kollamışlar. Birimler üzerinden temin edilen bilgiler merkezi kurduran iradenin eline veriliyor. Balyoz'da olduğu gibi kim kimdir, tutuklanacaklardan tutun ortadan kaldırılacaklara kadar bir konsept belirlemişler. Yani, Balyoz benzeri bir darbe plan hazırlamışlar. Darbe heveslileri, fırsat bulunca da tüm güçleri ile toplumun üzerine abanmışlar. Toplumu kendilerine göre şekillendirmişler ve yönlendirmişler."

Karayel, çok yönlü düşünülen müdahale planının, Çevik Bir'in 1998'de, 1. Ordu Komutanlığı'na atanması, bir yıl sonra ise Marmara depreminin meydana gelmesi ile bazı kuvvet komutanlarının emekli olması nedeniyle akim kaldığına işaret etti.

İŞE DİYANET'TEN BAŞLAMIŞLAR

Karayel, BÇG üzerinden hayata geçirilen planın, tüm kurumlarda uygulandığını; ancak özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki uygulamanın vahim olduğu söyledi. Bunun için Başkanlık bünyesinde Diyanet Araştırma Merkezi(DİYAP) adında bir birim oluşturulduğunu, merkezin başına ise daha önce MGK Genel Sekreterliği'nde psikolojik harekat yürüten TİB'de görev yapan Tümgeneral Yaşar Karagöz ile kurmay Albay Oğuz Kalelioğlu'nun getirilmesinin dikkat çekici olduğunu kaydeden Karayel, Kalelioğlu'nun aynı zamanda Diyanet İşleri Bakanlığı'nda başdanışman olarak çalıştığını bilgisini verdi.

İNSANLARIN HANGİ KİTABI OKUDUĞUNA KADAR RAPORLAMIŞLAR

Karayel'in verdiği bilgilere göre, cami cemaatinden toplanan paralarla kurulan Diyanet Vakfı'ndan yüksek maaşlar ödenen bu emekli paşaların yönettiği DİYAM aracılığı ile vaazlar, hutbeler, merkezi ezan ve vaazlarda hangi konuların işleneceği belirlendi, bu paralarla çeşitli organizasyonlar yapıldı. DİYAM vasıtası ile toplum üzerinde etkisi olan Diyanet Başkanlığı'nın geniş teşkilatı üzerinden Türkiye'deki tüm STK ve cemaatlerin fişlendiği, kimin hangi gazeteyi ve kitapları okuduğundan, günlük hayatında kullandığı ifadelere ve kimlerle ilişki içinde olduğuna kadar raporlar hazırlandı.

BAŞBAKAN'IN TALİMATI İLE KALDIRILDI

Öte yandan, BÇG tarafından, Mehmet Nuri Yılmaz'ın Diyanet İşleri Başkanı olduğu dönemde oluşturulan DİYAM, yaklaşık 10 yıl boyunca aralıksız çalışmalarını sürdürdü. Söz konusu merkez, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile 2007 yılında kaldırıldı.

KILIÇ PAŞA SAHNEDE

Darbe Komisyonu raporunun eklerindeki bir belge ise 28 Şubat süreci ile ilgili bir gerçeği daha ortaya koydu. Buna göre, 28 Şubat sürecinde yürütülen çalışmalar Türkiye ile sınırlı kalmamış. Dönemin MGK Genel Sekreteri İlhan Kılınç, yurt dışındaki Türk topluluklarına yönelik yürütülen psikolojik harekat çerçevesinde gittiği Almanya'da, Avrupa'daki tüm STK temsilcileri ile yaptığı toplantıda bir çatı altında toplanmalarını istemiş. Kılınç, bu teklife karşı çıkanları fırçalamış.

İÇERİDE LAİK DIŞARIDA DİNDAR OLUN

Ancak "İrtica geliyor, laiklik elden gidiyor" diye ortalığı velveleye veren 28 Şubatçıların Avrupa'daki Türklerin dindar ve milliyetçi olmaları için özel bir gayret sergilediği görülüyor. Yurtdışındaki STK'lardan aynı zamanda Türkiye'ye yönelik eylem ve bilgilendirme(istihbarat) içinde olmalarını sağlamaya yönelik ifadeler dikkat çekiyor. Karayel, bu durum için "Bu faaliyetlerin bir kısmı için örtülü ödenekler de kullanılmış Ama bunların hepsi 28 Şubat zihniyetinin devamını sağlamak için yapılan organizasyonlar" tespitini yaptı.

Kaynak: Star

banner53
Yorumlar (0)
13
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü