banner15

Arınç: Gazeteciler cezaevlerine girmemeli

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Gazeteci arkadaşlarımızın, yazarların cezaevinde bulunmasından fevkalade üzgünüz" dedi.

Arınç: Gazeteciler cezaevlerine girmemeli


Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Gazeteciler cezaevlerine girmemeli, yanlış da yapsalar bu yanlışlarının karşılığını, suç unsuru tamam olduğu zaman, gerekli para cezasına dönüştürecek cezayla karşılamalıdır" önerisinde bulundu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyetince (TGC) düzenlenen, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir ve Fatih belediyeleri, Kültür AŞ ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının desteklediği 3. TGC Babıali Şenlikleri'nin açılış töreni, Sultanahmet Parkı'nda (Mehmet Akif Ersoy Parkı) yapıldı. Şenliğe, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu'nun yanı sıra yazılı, görsel ve işitsel medyanın önde gelen temsilcileri ile basın emekçileri katıldı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç şenliğin açılışında yaptığı konuşmada, gazetecilerin cezaevlerine girmemesi gerektiğini belirterek, "Yanlış da yapsalar bu yanlışlarının karşılığını, suç unsuru tamam olduğu zaman, gerekli para cezasına dönüştürecek bir cezayla karşılamalıdır" dedi.

Babıali Şenlikleri'nin afişindeki çocuğu görünce geçmişe daldığını, fotoğrafın çok güzel ve sahici bir fotoğraf olduğunu söyleyen Arınç, "Fotoğraf, 'gazete' diye bağıran bir çocuğun heyecanını gösteriyor" şeklinde konuştu. Kendisinin de küçük yaşlardan itibaren iyi bir gazete okuyucusu olduğunu belirten Arınç, "Bugün kalite bakımından elbette gazetelerimiz çok daha zengin içerikli. Bugün çok yapay bir şekilde, ama geçmişte çok daha sahici bir şekilde bu gazetelerle dostluğumuz vardı. İnşallah kaliteden ödün vermeden gazetecilik hayatımızda yerini bulmaya devam eder. Bundan mutlu olacağız, çünkü bu bir ihtiyaçtır. Sınırsız ve sorumsuz bir dünya olan internet, ne kadar gazetecilik yaparsa yapsın yine de bizim kağıda, matbaa mürekkebine, bu gazeteleri okumaya, değerlendirmeye ihtiyacımız var. Babıali bir simgeydi, bu simge 100 yıldan fazla yaşadı ama günümüzde bir semt ya da yokuş adı olarak biliniyor. Buraların yeniden değerlendirilmesi, güçlendirilmesi, eskiyle bugün arasında köprüler kurulmasına gerçekten ihtiyacımız var. Medya sektörünün, başta yazılı basın olmak üzere elbette haysiyet nur mücadelesinin de gelişmesi lazım. İtibarların kaybedildiğini görüyorum, bu itibarları yeniden kazanmamız ve halkla yeniden dürüst ilişkiler kurmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"GAZETECİ SIFATI"

Geçtiğimiz Cumartesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, önemli basın kuruluşlarının temsilcileriyle yaptığı toplantıya kendisinin de katıldığını hatırlatan Arınç, "İfade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmak istiyoruz. Bunların uygulamalardan doğan sıkıntılarını tespit ettik, bunları gidermek üzere de çalışmalarımızı son noktaya getirdik. Bazen 5 bin, bazen 10 bin kişiden fazla olduğu söylenen, açılan dava sayısı nedeniyle de tam bir rakam üzerinde ittifak edemediğimizi söylemeliyim ama bir gerçek var ki cezaevinde gazeteci kimliği taşıyanlar var, bu kimlikle haklarında dava açılanlar var, yargılaması devam edenler var. Bu konuda Adalet Bakanlığından, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünden, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünden aldığımız neticeye göre, sıfatı gazeteci olmakla birlikte ifade ve düşünceyle hiç ilgisi olmayan suçlardan da cezaevinde yatanlar var. Halk arasında konuşulduğunda 'Şu kadar gazeteci var' deniliyor. Teröre yataklık etmek, terör örgütü mensubu olmak, silahlı eyleme kalkışmak, gasp suçundan hüküm almak gibi. Ama sıfat olarak gazeteci sıfatını taşıyanların birkaç yüz kişi olduğunu söylemeliyim. Bunda kızacak, gücenecek bir şey yok" diye konuştu.

"AMAÇ GAZETECİLİK DEĞİL, PROPAGANDA"

Dokümanlara baktığı zaman ilginç gazete isimleriyle de karşılaştığını belirten Arınç şunları söyledi: "Böyle bir gazete Türkiye'de çıkıyor mu diye hayret ettim. Sonra sordum soruşturdum, bunlar piyasada satılmıyor. Bunlar belirli amaçlarla çıkarılıyor ve sadece dağıtılıyor. Amaç da propagandadır. Yani şu veya bu örgütün propagandasını yapmak için devletin her kurumuna küfretmeye, Türkiye'de zalimlerin, düşmanların yönetimde olduğunu söylemeye, bunun eylemini yapmaya kadar işi vardıranların da olduğunu bilmemiz lazım."

GAZETECİLER CEZAEVLERİNE GİRMEMELİ

Soruşturmanın gizliliğini ihlal edenlere ceza verilmesi gerektiğini belirten Arınç, "Gazeteciler cezaevlerine girmemeli, yanlış da yapsalar bu yanlışlarının karşılığını, suç unsuru tamam olduğu zaman, gerekli para cezasına dönüştürecek bir cezayla karşılamalıdır. Gazeteci arkadaşlarımızın, yazarların cezaevinde bulunmasından, onların mahkemelere abone edilmesinden fevkalade üzgünüz. 2008 yılının ağustos ayında 301. maddeyi değiştirdik. 301. maddeyle ilgili neler yazılmadı ki. Herkes şikayette bulundu. Herkes 'Türklüğü derken neyi', 'devlet derken neyi', bunları bize tarif etmeye kalktı. Eskiden savcılar bu konuda doğrudan dava açabiliyorlardı. 2008 yılının Ağustos ayından bu aya kadarki dönemde Adalet Bakanlığının iznine bağlandığı için 301. madde, 361 dava için Adalet Bakanlığından izin istendi, sadece 31'ine izin verildi" şeklinde konuştu.

"BANA HAKARET EDENLERİN DAVASI BİTTİ"

Manisa'da bir şehidin cenaze töreninde kurgulanmış bir senaryonun içine düştüğünü söyleyen Arınç, "Hem şahsıma hem de meclis başkanlığına hakaret edildi. Şüphesiz üzüldüm ve şikayetçi oldum. Videolardan tespit edilen 9 kişi hakkında dava açıldı. O sırada metnini de kendi yazdığım 301. madde değişikliğini gerçekleştirdik. Sonra mahkeme, bu kanunun değişikliği sonrasında Adalet Bakanlığına sordu, 'Bu davaya devam edecek miyiz?' dedi. Adalet Bakanı da bana sordu, kanunu değiştiren biziz. 'İzin vermeyin' dedik ve izin verilmedi. Gözümün içine baka baka bana hakaret eden adamların davası bitti. Dolayısıyla samimi olmalıyız. Bugün 301. maddeyle ilgili gelişigüzel dava açılmıyor, hatta soruşturma bile yapılmıyor" dedi.

"ŞENLİK, TARİHİ İLE DOĞRU MEKANDA BULUŞUYOR"

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da konuşmasında, "Bu şehrin kültür zenginliği içinde Babıali'nin yeri çok özeldir. Babıali Şenliği bana göre tarihle doğru mekanda buluşuyor. Medyanın kalbi, yazarların çizerlerin mutlaka gönlü Babıali'dedir. Ümid ediyorum ki, Babıali Şenlikleri, Babıali ruhunun tekrar içimize çekildiği, yerleştirildiği günleri de beraberinde getirsin" dedi.
 
 

 

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2010, 02:23
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner47

banner48