banner39

banner35

Arınç: Paralel soruşturma yok

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Paralel yapı soruşturması, paralel devlet soruşturması diye bir soruşturma mevcut değildir" dedi.

Politika 10.02.2014, 19:51 10.02.2014, 22:07
Arınç: Paralel soruşturma yok

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu Toplantısı sona erdi. Toplantından sonra kameraların karşısına geçen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "İnternet Yasası imzaya açıldı" dedi.

Arınç İnternet Haber Portalı sitelerine Basın Kartı verileceğine dair açıklama yaptıktan sonra cuma günü Bursa'da Zaman Gazetesi muhabiri ile yaşadığı gerginliğin nedenini açıkladı.

Başbakanlık Yeni Bina'da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, toplantıda bakanların iç ve dış temasları, Başbakan Erdoğan'ın da İran, Almanya ve Rusya temasları hakkında bilgi verdiklerini söyledi. 

Hükümet Sözcüsü Arınç, "Paralel yapı soruşturması, paralel devlet soruşturması diye bir soruşturma mevcut değildir" dedi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, bir gazete ve televizyon kuruluşunun satışıyla ilgili internette yayınlanan ses kayıtlarına ilişkin, "Ben doğrusu böyle bir şeyin olmasını, olabileceğini bir kısım insanların yönledirilmesini, bir gazetenin satışında veya alışverişinde birilerinin aracılık etmesini doğru bulmam, hoş karşılamam şık bulmam ama nedir, ne değildir, eğer bunlar soruşturmaya konu olacaksa gizlilik içinde yapılmalı ve sonucunda kamuoyu ya takipsizlik olarak veya iddia edilen kişilerle ilgili bir suç varsa o suç kapsamında bunun değerlendirildiğini hepimiz görmeliyiz" dedi.

İNTERNET HABER SİTELERİNE POZİTİF AYRIMCILIK

Toplantıda kendisinin de Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'yla ilgili sunum yaptığını kaydeden Arınç, bunun internet haber siteleriyle ilgili olduğunu bildirdi. Arınç, şöyle devam etti:

"Belki birkaç yıldan beri sözünü ettiğimiz ama bazı sebeplerle de henüz olgunlaşmamış veya Meclis'e sevk edilememiş durumda bulunan internet haber sitelerine pozitif ayrımcılık yapılabileceği, Basın Kanunu içerisinde değerlendirilebileceği, bunların da künyelerini ilan etmek suretiyle çalışanlarına basın kartı verilebileceği, avantajlar sağlanabileceği, cevap düzeltme ve tekzip müesseselerinin aynen Basın Kanunu'nda olduğu gibi devam edeceği, içeriklerinin saklanmasına en azından belli bir süreyle mümkün olabileceği, açılacak davalar, bunların sonuçları kapsamlı bir şekilde tasarı halinde Bakanlar Kurulumuza sunuldu olumlu karşılandı ve imzaya açıldı."

Konunun yakında TBMM gündemine gelebileceğini söyleyen Arınç, konunun son yapılan değişikliklerle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığını ifade etti. Arınç, "Başta Basın Kanunu olmak üzere internet yayınları ve internet yoluyla işlenen suçlar konusu, daha sonra çıkarılan bazı kanun değişiklikleri ve basında çalışanlarla ilgili kanun, Basın İlan Kurumu referans alınmak suretiyle internet haber sitelerinin bundan sonra resmi ilan ve reklam da alabileceği ve buna ilişkin düzenlemeler pozitif bir düzenlemedir" diye konuştu. 

İnternet haber portallarının özellikle son yıllarda önemli bir değer kazandığını dile getiren Arınç, "Bu alanda bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu da düşünmüştük. Bugün son noktayı koyduk ve imzaya açıldı. Önümüzdeki süreç eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinin takvimine elverişli olursa genel kurulda görüşebilmektir. Bunu da Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi belirleyecektir" ifadesini kullandı.

BARIŞ KARTALI PROJESİ

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın da Barış Kartalı Projesi birinci uçak teslimatı töreniyle ilgili bilgi notu verdiğini aktaran Arınç, bu doğrultuda Hava Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına verilecek 4 havadan erken ihbar ve kontrol uçağının birincisinin 21 Şubat 2014'te Konya'da yapılacak bir törenle hizmete alınacağını kaydetti. 

Arınç, projede Boeing firmasının ana yüklenici olduğunu, uçakla ilgili tadilatların TUSAŞ TAİ, yazılım geliştirmelerinin HAVELSAN ve elektronik destek sisteminin de MİKES tarafından gerçekleştirildiğini hatırlattı. İkinci ve üçüncü uçakların 2014 yılı içerisinde yapılması ve teslim edilmesinin öngörüldüğünü söyleyen Arınç, 21 Şubat'ta gerçekleştirilecek törende Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da bulunacağını bildirdi. 

Arınç, Bakanlar Kurulu'nda son gündem maddesi olarak da iç ve dış siyasi gelişmelerle TBMM gündeminde olan yasa tasarısı ve tekliflerin de ayrıntılı olarak görüşüldüğünü anlattı.

SORULARI CEVAPLADI

Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

"Bir gazetecinin attığı tweet yüzünden sınır dışı edildiği" iddiaları hatırlatılarak "Sınır dışı edilmesini ifade özgürlüğü açısından nasıl değerlendiriyorsunuz" denilmesi üzerine Arınç "Bursa'da yaşadığım olayı burada tekrar yaşamak istemem" karşılığını verdi.

Söz konusu gazetecinin Türkiye'den ayrılmasıyla ilgili konunun gündemde olduğunu belirten Arınç, Bursa'da bir gazeteciyle arasında geçen diyaloğa atıfta bulunarak "Bu konuyu açıklamam lazım sizlere çünkü fevkalade üzüldüm" diye konuştu.

Cuma günü yapacağı çalışmalar için perşembe akşamından Bursa'ya gittiğini anımsatan Arınç, temaslarına ilişkin bilgi verdi. Sabah saatlerinde başlayan ve bütün gününü dolduran programının olduğunu dile getiren Arınç, basın müşavirinin kendisine gazetecilerin sorularının olduğu bilgisini aktardığını belirtti. Bunun üzerine 'Bu kadar temasta bulunacağım her yerde de konuşacağım, dolayısıyla oradaki mesajlarıma arkadaşlarım dikkat etsinler' dediğini ifade eden Arınç, şunları söyledi:

"İkincisi: akşam madem televizyonda bir mülakatım olacak, eğer bir yerde canlı yayına katılacaksam önceliği ona vererek akşam konuşacaklarımı sabah konuşmamam gerekir. Yoksa akşamki mülakatın bir anlamı kalmaz. Siz de televizyon yayıncısı olsanız ve herhangi bir programı benimle yapmak isteseniz, çoğu zaman karşılaştığım için biliyorum, 'Aman Sayın Bakanım ne olur başka bir yerde konuşmayın, benim programımın değeri kaçmasın' diyebiliyorsunuz çok haklı olarak. Ben basın müşavirime ısrarla 'Bugün soru almayacağım, bu konuşmaları kafi görüyorum' dedim. Arkadaşlardan buna rağmen önüme çıkanlar oldu konuşmadım. Birbirimizin hukukuna riayet etmemiz lazım."

"BAZEN BAUK SORULARA SABUK CEVAPLAR VERİLEBİLİR"

Akşam düzenlenecek yemekli toplantıya katılmak için otele gittiğini, namaz kılmak ve üzerini değiştirmek için odaya geçtiğini anlatan Arınç, şöyle devam etti:

"Bu dediklerimi yaptım, dışarı çıktım, oteldeki odamın kapısını açınca koridora daha çıkmadan sizin gibi arkadaşlarımızın önüme barikat kurduğunu gördüm. Yine sabahtan beri bana ısrarla bu soruyu sormak isteyen arkadaşımız da onların en önünde bana soru sormaya kalktı. Müşavirim de oradaydı, 'Niye böyle bir şeye müsaade ettiniz, ben size bunları söylemedim mi' dedim. Arkadaşımız 'Dış edilen birisi var' diye söze başladı. 'Dış edilen birisi' ne demekse? Nedir, kimdir, nasıldır '5N 1K' diye bir şey var bildiğiniz gibi. Yani kimdir, nerede, nasıl, ne olmuş, niçin olmuş bir sorunun bunları kapsaması lazım. Biraz da böyle laubali bir tavırla bunu söyleyince, televizyondan özellikle Samanyolu çok önemli bulduğu için defalarca verdi, benim de cevabımı duydunuz.

Ben o gün soru sorulmamasını rica etmişsem basına düşen de herhangi bir nezaketsizlik değil, 'Akşam bir televizyon mülakatı olacak Sayın Bakan bu konuda ısrarcı, niye soruyorum' demesi lazım. Peki o sorar, siz nasıl cevap vereceksiniz. Eğer çok sabırlı bir insansanız, tüm bu ricalarınıza rağmen size bir şey de sorulmuşsa ona rağmen yine yumuşak bir üslupla cevap vermeyebilir veyahutta uygun bir şey söyleyebilirsiniz. Ama bazen de abuk sorulara sabuk cevaplar verilebilir. Dolayısıyla birbirimizi zorlamanın, ricalara karşı gelmenin bir anlamı yok. Ben 5 yerde konuşuyorum artık bir daha bana bir şey sormanın alemi olmaması gerekir diye, her Bursa'ya gittiğimde de yanımda gördüğüm bu arkadaşımı belki kırmış oldum ama herkes görevini bence bu üslup içinde yapsa faydası olur."

"BASINDAN KAÇAN BİR İNSAN DEĞİLİM"

Kendisinin nerede ve ne zaman olursa olsun basın mensuplarının sorularına açık olduğunu, herkese soru sorma imkanı verdiğini ifade eden Arınç, "Basından kaçan bir insan değilim. Herkesin sorusuna da saygı gösteriyorum. Ama sabah 9'da ilan etmişim ki 'Ben bugün 5 yerde konuşma yapacağım, bana gündemle ilgili bir şey sormayın.' Buna rağmen otel odasının önüne gelip de benim önüme barikat kurmanın bence doğru olmadığına inanıyorum. O gün orada yaşadığımız olay sadece bundan ibarettir. Dolayısıyla ben de insanım nihayet, buna kızmış, buna sinirlenmiş de olabilirim. Keşke o sormasaydı veya otel odasının önüne barikat kurmasaydı, ben de bu şekilde davranmamış olsaydım" ifadesini kullandı. 

Arınç, soruyla ilgili ise şunları söyledi:

"Bugün internette yayımlanan ve 'belge' ismini alan, doğrusu okuyamadım çok küçük harflerleydi ama benim ta o günden beri bildiğim bir husus var: Bu arkadaşımız Azerbaycan uyruklu. Son zamanda da Türkiye'den bir hanımefendiyle evlenmiş. Türkiye uyruklu olmadığına göre bizim statümüz yabancıdır. Yani bu insanı tanımlarken söyleyeceğimiz budur. Aynen bir Hollandalı, bir Fransız, başka bir ülkenin yurttaşına taktığımız isim gibi. Buna rağmen çalışma müsaadesi alabilir. Çünkü bu kişi Azerbaycan'dan geliyor ama bir Türk gazetesinde çalışıyor. Bizim yabancı gazeteciler, elimizde bunların envanteri var, dışarıdan geliyorlar ama kendi gazetelerinin temsilcisi veya muhabiri olarak çalışıyorlar. O da mümkün, bu da mümkün ve sürekli ikamet süreleri uzatılmış, bir taraftan da Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü yabancı uyruklu gazeteci olduğu için kendine düşen izinleri ve kartları da tahsis etmiş. 31 Aralık 2013'e kadar bir sorun yok. Neden? Uzamış ama 31 Aralık 2013'ten sonra uzatılmayacağını söylemişler. Doğrudur, Hollandalıya da Yunan uyrukluya da aynı şey söylenebilir. Buradaki takdir Basın Yayın ve Enformasyon'undur ve İçişleri Bakanlığımızındır. 31 Aralık'ta süresi bitmiş olmasına ve Türkiye'yi terk etmesi gerekmesine rağmen neredeyse 2 aya yakın bir süre Türkiye'de bulunmaya devam etmiş. Daha sonra da bugünkü belgeler zannediyorum onu gösteriyor, cezasını da vermek suretiyle yurt dışına çıkış yapmış, kendi ülkesine dönmüş. Bu sistemin içerisinde  hükümeti suçlayabileyecek veya 'Siz sadece tweet attığı için bu adamı sınır dışı ediyorsunuz' diyebilecek bize atfıkabil bir cürüm yok. Süresi bitmiş, süresi bittikten sonra kendisine bildirim yapılmış, buna rağmen iki ay daha çalışmaya devam etmiş, sonunda da sınır dışı edilmiş. Hatta yurt dışına çıkarken izinsiz ikamet ettiği için zannediyorum 103 lira onun cezası var onu da ödemiş."

"O DEĞERLİ ARKADAŞIMA ŞUNU TAVSİYE EDECEĞİM..."

Atılan tweetlere de değinen Arınç, "Doğrusu bunlardan dolayı bir işlem yapıldığını ben bilmiyorum kimse de söylemedi. Kendisi veya gazetesi bununla bağlantılı olarak söylemiş olabilir" diye konuştu. Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları söyledi:

"Eğer bir hükümeti şu veya bu olaydan dolayı sorumlu tutuyor ve yakışık almayacak şeyleri de söylüyorsa bir insan onu ifade özgürlüğü içerisinde kabul edebilirsiniz. Ama o değerli arkadaşıma şunu tavsiye edeceğim: eğer o tweetlerinizde Türkiye'nin Başbakanı için söylediğiniz hususları kendi ülkenizde, kendi ülkenizin başbakanı için atabiliyor musunuz? Veya Türkiye'de çalışmaya devam etseydiniz Azerbaycan Devlet Başkanı veya Başbakanı hakkında eğer onlarla ilgili bir konu olsaydı böyle bir tweet atabilecek miydiniz? Türkiye ile kendi ülkesini kıyaslaması mümkünse bu arkadaşımızın onu da denemesini tavsiye ederim. Biz kimsenin attığı tweetten dolayı bugüne kadar, ben TRT'den sorumluyum, soruyorlar cevabını veriyoruz, tweet attığından dolayı değil ama attığı tweet Türk Ceza Kanunu'na göre suç sayılıyorsa kişilik haklarına, kişinin özel hayatına ilişkin bir suçu ortaya koyuyorsa bu adı Zeynel olsun, Ahmet olsun , Mehmet olsun herkes için geçerli bir husustur. Artık bu konuyu tekrar konuşmak gerektiğini düşünmüyorum."

"HER KURUM ADLİ VE İDARİ SORUŞTURMALAR YAPABİLİR"

Aynı gazetecinin "Paralel devlet iddiasıyla bir dava hazırlığı olduğunu kamuoyundan duyuyoruz. Hatta bir gazetede, bir köşe yazarı bazı yazarları, yazılarından dolayı tutuklanacağını ima eden yazı yazdı. Böyle bir dava hazırlığı mevcut mu" sorusu üzerine, "Siz bunu ciddiye aldınız ki soruyorsunuz. Köşe yazarları birbirlerine çatarken 'yakında tutuklanacaklar listesi' de veriyorlar ama bunun bana sorulmasını doğrusu garipsedim" karşılığını verdi. Arınç, şöyle konuştu:

"Paralel devlet soruşturması diyorsunuz, paralel yapı veya paralel devlet: Sayın Başbakanın suç işleyen kişilerle ilgili devlet içinde ama devletin kurallarına uygun hareket etmeyen kişilerle veya gruplarla ilgili bir tanımlamasıdır. Böyle 'paralel yapı soruşturması', 'paralel devlet' soruşturması diye bir soruşturma mevcut değildir. Bakmayın siz bir gazetenin başlığına. Ama her kurum adli ve idari soruşturmalar yapabilir. Görevlerini yaparken hukuk dışına çıktılar mı, kanun dışı bir eylem de bulundular mı. Bunu bazen emniyet içinde yaparlar eğer yargı içinde yapılacaksa HSYK'nın zaten görevi de budur. Eğer başka bir devlet kurumu veya bir başka yerde bu yapılacaksa her kurumun teftiş kurumları vardır. Yoksa bile Başbakanlık Teftiş Kurulu vardır, Yüksek Denetleme Kurulu vardır, yani teftiş makamı bunları inceleyebilir. Eğer mülkiye müfettişlerinin bütün Türkiye'ye dağılarak böyle bir şey yaptıklarını iddia ediyorlarsa doğrusu İçişleri Bakanlığının mülkiye müfettişleri bu kadar çok sayıda değil. Biz sadece 4 mülkiye müfettişinin Emniyet Genel Müdürlüğünde bir idari soruşturma yaptığını biliyoruz, Türkiye genelinde böyle yaygın bir teftişin olmadığını söyleyebilirim."

 

 

banner53
Yorumlar (0)
2
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?