banner15

Bahçeli: MHP'den 'Evet' çıkmamıştır

MHP Genel Başkanı Bahçeli, yeni yasama yılında yaptığı ilk grup konuşmasında partisinin referandumda kan kaybetmediğini iddia etti.

Bahçeli: MHP'den 'Evet' çıkmamıştır

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yeni yasama yılınını ilk grup toplantısında partililere sesleniyor. Bahçeli, ilk grup toplantısını referandumdan alınan sonuçları değerlendirdi. Bahçeli, partisinin kan kaybettiği yönündeki iddialara sert tepki gösterdi.

Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları: "AK Parti Hükümeti'nin neden olduğu tahribatlar ne yazık ki bu yasama yılı içinde umutlanmamızı engellemektedir. AK Parti Hükümeti ile geçen hergün ülkemiz için büyük bir kayıptır. Başbakan Erdoğan her alanda çürümeyi tetiklemiş, çözülmeyi hızlandırmıştır...

MHP'YE SALDIRDILAR

Referandum sürecinde başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, AK Parti Hükümeti MHP'yi karalayan bir kampanya sürdürmüştür. Sırtını iktiadar dayamış yandaş medya, kalemi kiralık köşe yazarlarının satırlarından saçılan zehirler, bazı STK'Ların faaliyetleri referandum sürecinde tüm berraklığıyla gün yüzüne çıkmıştır. MHP'ye saldırmışlardır.

HEDEF İKTİDAR OLMAK

Partimiz seçime kadar olan süreyi en iyi şekilde değerlendirecek ve iktidar olma hedefiyle çalışacaktır. MHP tam yol ileri parolasıyla yoluna devam edecektir. Hedefimiz bellidir ve bu da Cenab-ı Allah'ın izniyle iktidara ulaşmaktır.

12 Eylül Referandumunda milletimizin onayına sunulan anayasa değişiklikleri kullanılan oyların yüzde 57,88’lik desteğiyle kabul edilmiştir. Elbette biz bu sonuca saygı duymak durumundayız. Sandığa giderek tercihte bulunan her vatandaşımızın görüşünün ve hür iradesinin kıymetli olduğuna inanıyoruz. Partimizin tercihte bulunduğu ve arkasında durduğu ‘hayır’ oyları ise yüzde 42,12 düzeyinde kalmıştır.

Bizim çağrımıza kulak veren ve arkamıza düşerek desteğini esirgemeyen tüm vatan evlatlarına bir kez daha teşekkür ediyorum. Ancak, anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin yarattığı bilinç kayması ve şaşkınlık birden bire hayır oylarının tarafı olan partimize saldırı olarak yönelmiş ve tam bir akıl tutulmasına şahit olunmuştur.

Referandum akşamından itibaren başlayarak, Milliyetçi Hareket Partisi haksız ve vicdansız suçlamalara maruz kalmış ve hayır oylarının düşüklüğünün müsebbibi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Referandum öncesinde bir araya gelen malum ittifak, bu defada partimize akıl ve hayâ dışı yakıştırmalar ve yorumlarla hücum etmiştir.

Bu kapsamda olmak üzere, bunları dört ana başlık altında toplamak mümkün olacaktır: Birinci olarak; MHP’nin, bu referandumda en çok darbe alan parti olarak gösterilme yüzsüzlüğüdür. ‘Evet’in gönüllü savucusu ve iktidarın çanak yalayıcısı olan kesimler, söz ve el birliği etmişçesine partimizin büyük bir mağlubiyet aldığını iddia etmişlerdir. Diyeceğim şudur ki, Milliyetçi Hareket Partisi tüm mensuplarıyla bütünleşerek hayır oyu kullanmıştır. Bunun aksini iddia eden kimse varsa, kronik MHP düşmanlığıyla maluldür.

Referandumda hayır oyu kullananların hangi siyasi düşünceye göre hareket ettiğinin açıkça bilinmesi zordur. Bununla ilgili resmi bir çalışma ya da analiz de yoktur. Sayıları 16 milyona yaklaşan vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu, partimizin görüşleri doğrultusunda hareket etmiş ve hayır kararımızın gerekçelerine kulak vermiştir.

MHP’nin yenilgi yaşadığını iddia edenlerin her fırsatta kinlerini kusan taraflar olduklarını bu zamana kadar ki tecrübelerimizle açıkça biliyoruz. Ve bunların kimlerden müteşekkil olduğunun da ziyadesiyle farkındayız. Bu itibarla Milliyetçi Hareket Partisi’ni yenilmiş, darbe almış olarak göstermek; art niyetlilerin ve partimizin güçlenmesinden rahatsız olanların uydurmasıdır ve bir kara leke olarak muhataplarının alınlarından hiçbir zaman silinmeyecektir.

İkinci olarak; partimizde büyük bir taban kayması yaşandığı yönündeki yalan ve karalama kampanyasıdır. Milliyetçi-Ülkücü camianın hiçbir ferdi talana, yolsuzluğa, hırsızlığa ve teröristle müzakere yapan ve ülkemizin lime lime edilmesine ortam hazırlayan bir siyasi zihniyete, sırf 12 Eylül’le hesaplaşmak adına bile olsa destek vermesi ve ilgi göstermesi mümkün değildir.

Nitekim bizi yanıltacak bir gelişme ve sonuç da görülmemiştir. Bir zamanlar içimizde olup da, şimdi başka yerlerin yenisi ve fedaisi olanların, kendi geçmişlerini yok farz edercesine hakkımızda hüküm vermeleri ve MHP tabanının kaydığını söyleyenlerle ağız birliği etmeleri de tam bir hezeyandır.

Eğer amaç 12 Eylül’den hesap sormak idiyse, şimdi bütün yollar açılmıştır. Partimizi 12 Eylül kıskacına alarak hakaret edenlerin harekete geçmesi için hiçbir engel bulunmamaktadır. Darbecilerin yakalarından yapışmak için AKP’nin elini tutan da yoktur. Ancak, AKP’nin 12 Eylül darbesiyle ilgili hesabı ve propagandası yalnızca referandum tuzağıdır. 12 Eylül mezalimini bizlere hatırlatarak, partimizi yıpratmaya çalışanlar çok yakın bir zamanda AKP iktidarının ikiyüzlülüğünü göreceklerdir.

Bir zamanlar aramızda olup da bugün yollarını ayıranlar; bir dönem içinde oldukları partileri dimdik ayaktayken ve bütün mensuplarıyla birlikte Türkiye’nin bölünmesine dur demek için azimle mücadele halindeyken, iktidarın davetkâr tutumuna kanıp, dünyevi nimetlere tamah ederek siyasi bilirkişi rolüne soyunmalarının pişmanlığını eminim ki hayatları boyunca yaşayacaklardır. Partimizde kim taban kayması var diyorsa, bilsin ki kayan sadece bu iddiayı sarf edenlerin bilinçleridir, karakterleridir ve tavırlarıdır.

Üçüncü olarak; Milliyetçi Hareket Partisi’nin geçmişte güçlü olduğu yerlerdeki desteğinin azaldığı ve deyim yerindeyse kalelerinin düştüğü  şeklinde belirmiştir. Bizim amacımız kale inşa etmek ve onu korumak değildir.

Aziz vatanımızın her yöresi bizim için muazzezdir ve ayrılık kabul etmeyen bir bütündür. Bizim için tek kale vardır ve o da Türkiye Cumhuriyetidir. Bu milli kaleyi savunmak, korumak ve güçlendirmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız ve kararlıyız. Partimizi belirli bölgelere sığdırmaya çalışanlar, dar alanlara sıkıştırmak için çaba sarf edenler ve aslında milletimizin desteğini manipüle etmek için akıllarınca tezgâh içinde olanlar amaçlarına asla ulaşamayacaklardır.

Erzurum bizim için ne anlam ifade ediyorsa, Aydın da o’dur.  Yozgat ne kadar vazgeçilmezse Edirne de o denli değerlidir.  Trabzon ne kadar sevdamız ise Diyarbakır da aynı derecededir. Mersin gözümüzde ve gönlümüzde neyi ifade ediyorsa Ardahan da aynısıdır.

Biz dün güçlü olduğumuz vatan beldelerinde şimdi de güçlüyüz. Geçmişte hiç kimsenin vermediği desteği bizden esirgemeyerek arkamızda duran, yanımızda bulunan, ağıt yakan, dua eden kim varsa bugün de iç içeyiz. Eğer eksik varsa gidereceğiz, mesafe varsa kaldıracağız ve mutlaka tam bir kucaklaşmayı sağlayacağız.

Üç Hilali hatıralarında yaşatıp zerre kadar da olsa darılanları ve başka siyasi partileri kerhen destekleseler bile kalpleri bizimle atanları tekrar yanımıza alıp güçlü Türkiye’yi birlikte kuracağız. Bundan herkes emin olmalıdır. Milliyetçi Hareket, gönül ve destek veren milyonlarca Türkiye sevdalısıyla heybetli bir şekilde varlığını devam ettirmektedir. Ve gücünden asla bir şey kaybetmemiştir.

Partimize dördüncü ve son olarak yapılan hücum ise; önümüzdeki genel seçimlerde partimizin baraj altında kalacağına yönelik bir temenninin siyasi falcılıkla birleşerek pompalanmaya çalışılmasıyla ortaya çıkmıştır. 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce MHP’siz hükümet arayışları, şimdi yerini MHP’siz Meclis çabalarına bırakmıştır.

Ismarlama anketlerle kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmakta, aldatma ve kandırmada sınır tanınmamaktadır. İnancım odur ki, Milliyetçi Hareket Partisi’ni yalnızca oranlara bakarak değerlendirenler ve hakkında mesnetsiz sonuçlara ulaşanlar yanıldıklarını er geç anlayacaklardır.

Özellikle açılım denilen yıkım projesine dönük görüşlerimizden ve duruşumuzdan rahatsızlık duyanlar ve partimizi hain emellerine ulaşmada engel olarak görenler var güçleriyle harekete geçmişlerdir. Nitekim referandumdan sonraki günlerde, bundan sonra yıkım projesiyle ilgili kanaatimizin ne olacağı sorgulanmış ve nasıl bir pozisyon alacağımız sürekli olarak tartışılmıştır.

Şüphesiz Türkiye’nin bölünmesini hızlandıracak ve milletimizin dağılmasını çabuklaştıracak yıkım projesine karşı dün nasıl bir mücadele vermişsek, artan bir inanç ve şevkle buna devam edeceğiz. Türk milletinin, etnik kimliklerin hışmına uğramasına müsaade etmeyeceğiz. PKK’yla AKP hükümetinin müzakere sürecine rıza göstermeyeceğiz. Bebek katilinin düşüncelerinin Meclis odalarında hükümetçe muhatap alınmasına onay vermeyeceğiz. Başbakan Erdoğan’ın ‘silahı bırakır masaya gelirsiniz!’ sözleriyle mütareke çağrılarına sessiz kalmayacağız. Yıkıma karşı duracağız, Türkiye’ye sahip çıkacağız.

Başta AKP hükümeti olmak üzere, buradan muhataplarına sormak isterim: Biz bu milli tavrımızdan dolayı mı Meclis dışında kalacağız? Bunu mu söylemek istiyorsunuz? Yıkım projesine ortak etmek için mi yandaş medyadan saldırıyorsunuz? PKK’nın dağdan inmesi için verilecek tavizlere payanda olmamızı mı bekliyorsunuz? Türkiye’nin üniter yapısından ödün mü verelim istiyorsunuz?

İmralı canisi affedilsin, çok kültürlü ve çok kimlikli bir federasyonun alt yapısı kurulsun diye mi bizi zorluyorsunuz? Biz de mi Barzani’ye abi diyelim, peşmergeden ilgi bekleyelim? Türk milletinin çökertilmesine ve ana dilde eğitim taleplerine alkış mı tutalım? Nedir maksadınız? Neyi hedeflemektesiniz? Bizden hangi cevabı bekliyorsunuz?

Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket Partisi’ne yönelik kampanyanın sonuç vermesi ve inandıklarından geri döndürmesi dünya durdukça mümkün değildir. Esasında bu çevrelerin korkularından dolayı, Milliyetçi Hareket’i amansız düşman olarak belirledikleri uzun bir süreden beri bellidir.

Çünkü Milliyetçi Hareket hıyanetin karşısındadır. Yolsuzluğun ve uğursuzluğun düşmanıdır.  Milletimizin parçalanmasına ve dağılmasına karşı durmaktadır.

Doğal olarak Milliyetçi Hareket sırf bunlardan dolayı Başbakan’ın hedefindedir ve iftiralarının menzilindedir. Asla başaramayacaklar. Bizi asla ikna edemeyecekler. Bu kutsal çatıyı çökertmeye kimsenin gücü de, nefesi de yetmeyecektir. Biz tek başımıza da olsak, sonuna kadar AKP ve onun hedeflerine hizmet edenlerle mücadele edeceğiz. Cumhuriyeti koruyacağız, milletimizin yanında olacağız. ‘Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan ve tek dil’ ülkümüzden geri adım atmayacağız. Ve ‘Ne Mutlu Türküm diyene’ sözünü dilimizden asla düşürmeyeceğiz.

Güncelleme Tarihi: 05 Ekim 2010, 11:51
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48