banner15

Başbakandan küresel güçlere karşı tavır

Başbakan Erdoğan menfaatleri öyle gerektirdiği için bölgesel çatışmaları körükleyen, dünya kaynaklarını sömüren, insan hayatını hiçe sayan bütün küresel stratejilerin kararlılıkla karşısında duracaklarını söyledi

Başbakandan küresel güçlere karşı tavır

Aylık yayınlanan 'Ulusa Sesleniş' programında konuşan Başbakan Erdoğan, Ortadoğu ve Somali'de yaşananlara dikkat çekerken uluslararası güç odaklarına tavır koydu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her uluslararası meselede barıştan, dayanışmadan, uzlaşmadan, toplumlar arası yakınlaşmadan yana olacaklarını belirterek, ''Bu yolda inisiyatif kullanmaktan da asla geri durmayacağız, menfaatleri öyle gerektirdiği için bölgesel çatışmaları körükleyen, dünya kaynaklarını sömüren, insan hayatını hiçe sayan bütün küresel stratejilerin de kararlılıkla karşısında duracağız'' dedi.

Erdoğan, televizyonlardan yayınlanan ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında, vatandaşların mübarek Ramazan ayını tebrik ederek, bayramın Türkiye'ye,millete, İslam alemine ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini temenni etti.

''İnsanlarımızın manevi duygularının ziyadeleştiği, sabrımızın metanetimizin arttığı, gönüllerimizin iyiliklere ve güzelliklere yöneldiği bu mübarek günler bizi birbirimize bağlayan bağları kopmaz hale getiriyor, sağlamlaştırıyor'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Böyle günlerde birimizin derdi hepimizin derdi oluyor, birimizin mutluluğu hepimizi mutlu ediyor. Nerede bir ihtiyaç varsa insanlarımız oraya koşuyor, nerede bir yara kanıyorsa bütün imkanlar o yaraya merhem olmak üzere seferber ediliyor. Sevgi ve merhamet ayı Ramazan'ın kalpleri saran manevi iklimi, mahzun gönüllere şifa oluyor, yoksul ve yoksun kalmışlara deva oluyor. Bu sabır eğitiminden hepimiz insanlık şuurunu güçlendirmiş, vicdani dersler çıkarmış olarak çıkıyoruz. Herkese açık iftar sofralarında sadece bir tas çorbayı değil; Bizi dost ve kardeş kılan, aynı yolda yoldaş kılan o insanlık şuurunu da paylaşıyoruz. O şuur ki, bizi binlerce kilometre uzağımızdaki bir coğrafyanın acılarından haberdar kılıyor. O şuur ki, orada çekilen sıkıntılardan, yaşanan kayıplardan, açlıktan ve susuzluktan bizim gönüllerimize de birer yangın düşürüyor.''

''BU MERHAMET TABLOSU BÜTÜN DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK BİR TABLODUR''

Erdoğan, geçen yıl kardeş Pakistan;daki felaketle 'bu insanlık' imtihanından geçtiklerini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bu sene Somali imtihanıyla karşı karşıyayız. Bizler komşusu açken gözüne uyku girmeyen tok yatmayan bir ecdadın torunlarıyız. Öyle bir medeniyetin mirasçısıyız ki, en temel değerlerimizden biri merhamettir, ihtiyaç sahibinin yardımına koşmaktır. İnsanlığın hududu, coğrafyası olmadığını en iyi bilen, her şartta bunun gereğini yerine getirmiş bir milletiz. Elbette her iki çocuktan birinin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı Somali'deki insanlık dramına da seyirci kalanlardan olamazdık, bu bize yakışmazdı. Şükürler olsun ki milletimiz bu insanlık şuurunu en canlı haliyle yaşatıyor, Somali imtihanında da bunu en müşahhas şekilde gördük, yaşadık. 74 milyon insanımız Somali'deki kardeşlerimizin imdadına yetişmek için adeta seferber oldu. Buradan hayırsever milletimize, gönüllü kuruluşlarımıza, bu yardım faaliyetleri için geceli gündüzlü çalışan her insanımıza şükranlarımı sunuyorum. Her insanımızın da en az benim kadar ortaya çıkan bu güzel tablodan onur ve mutluluk duyduğuna inanıyorum. Bu merhamet tablosu bütün dünyaya örnek olacak bir tablodur. İnanıyorum ki bu hassasiyet dünya milletlerine de dalga dalga yayılacaktır.''

''ADETA SOFRALARINI SOMALİLİ KARDEŞLERİMİZLE BÖLÜŞTÜLER''

Erdoğan, Hükümet olarak, Somali;de şartların kötüleşeceği anlaşıldığı andan itibaren harekete geçtiklerini ve ilk olarak bir Başbakanlık genelgesiyle yardım seferberliği başlattıklarını anımsatarak, şunları söyledi:

''Birçok kamu ve gönüllü sivil toplum kuruluşumuz yardım kampanyalarıyla bu seferberliğe en etkin biçimde katıldılar. Hayırsever insanlarımız bu kampanyalara sahip çıktılar, adeta sofralarını Somalili kardeşlerimizle bölüştüler. Ortaya çıkan ciddi meblağlardaki yardımlar hemen bölgeye aktarıldı, aktarılıyor. Bildiğiniz gibi bakan arkadaşlarımız, iş adamlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, sanatçılarımız ve medya mensuplarımızla birlikte kalabalık bir heyet olarak biz de Somali;ye gittik. Oradaki insanlara moral vermeye, acılarını paylaşmaya, ihtiyaçlarını imkanlar nispetinde gidermeye çalıştık. TİKA;nın, Sağlık Bakanlığı;nın, Kızılay;ın bölgeye yardım malzemeleri sevkiyatı yoğun olarak sürüyor. Kızılay orada çadır kentler kuruyor, inşallah bu çadır kentlerin kapasitesi yakın bir zaman içinde 2 bin çadıra kadar çıkacak.

Sağlık Bakanlığımız ilk aşamada tam teşekküllü bir sahra hastanesi kurarak hizmete başladı, önümüzdeki günlerde beş hastane daha süratle kurulacak. Diyanet İşleri Başkanlığımız, ayrıca İHH, Kimse Yok mu, Cansuyu, Yardımeli, Deniz Feneri, Yeryüzü Doktorları, Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı gibi pek çok sivil yardım kuruluşlarımız da kampanyalardan elde ettikleri kaynakları bölgeye ulaştırmak için adeta arı gibi çalışıyorlar. Meseleyi uluslar arası toplumun gündemine taşımak için de elimizden gelen bütün gayreti göstermeye devam ediyoruz devam edeceğiz.''

Geçen hafta İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerinin Türkiye'nin çağrısı üzerine İstanbul'da bir araya geldiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan,''Zirveye katılan ülkeler, Somali'nin acil ihtiyaçları için 350 milyon dolar tutarında nakdi ve ayni yardım yapmayı taahhüt ettiler. Tabii bugüne kadar meseleye yeterli ilgiyi göstermeyen ekonomik güce sahip bütün ülkeleri de biz bu seferberliğin içinde görmek istiyoruz'' diye konuştu.

''BUGÜN SOMALİ AÇSA, SUSUZSA...''

''Orada yaşananlar inanın en katı kalplerin bile taşımakta zorlanacağı acılar'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Her iki çocuktan birinin açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan hayata veda ettiği bir ülkeden söz ediyorum. Artık gerçeği görmek ve söylemek gerekiyor; Somali;deki bu acı özellikle sadece bu yıl ortaya çıkmış bir kuraklığın sonucu değildir. Bu dramatik tablo, yaşadığımız yüzyıl boyunca ellerindeki gücü insanlığın lehine kullanamayan egemen devletlerin hata ve günahlarının eseri olarak ortaya çıkmıştır. Kara kıta yüzyıllardır yıllardır talan ediliyor, bütün tabii kaynakları gelişmiş ülkelerce sömürülüyor. Bu devranın sürüp gitmesi adına bu ülkeler baskıcı yönetimlerin, dikta rejimlerinin elinde rehin bırakılıyor. Bugün Somali açsa, susuzsa, çocuklarını hastalıklardan, yetersiz beslenmeden kurtaramıyorsa, bunun sebebi bu ülkenin kaynaklarının gelişmiş ülkeler tarafından sonuna kadar tüketilmiş olmasıdır. Bu maalesef sadece Somali'nin değil, Afrika'nın ve daha nice başka coğrafyaların özellikle son yüzyıldaki ortak hikayesi olmuştur. Somali'ye bu ağır faturayı çıkaranların bugün kenara çekilip olan biteni seyretmek gibi bir lüksü olamaz. Bu günahın bedelini ödemek, onlarca yıl kendi toplumlarının sınırsız refahı adına Somali'yi ve Afrika'yı yokluğun ve çaresizliğin kucağına itenlerin boynuna borçtur. Türkiye bu gerçeği her zeminde dillendirmeye devam edecektir.''

''DÜNYANIN NERESİNDE BİR YANGIN VARSA GÜCÜMÜZ...''

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Her uluslararası meselede barıştan,dayanışmadan, uzlaşmadan, toplumlar arası yakınlaşmadan yana olacağız. Bu yolda inisiyatif kullanmaktan da asla geri durmayacağız. Menfaatleri öyle gerektirdiği için bölgesel çatışmaları körükleyen, dünya kaynaklarını sömüren, insan hayatını hiçe sayan bütün küresel stratejilerin de kararlılıkla karşısında duracağız. Somali;de yaşananlar bugünün dünyasına şekil verenlerin geçmişte yanlış hesaplar içinde olduğunu açıkça gösteriyor. Bütün insanlığın bu gidişat üzerinde düşünmesi, dünyanın geleceği açısından bu konuyu çok iyi değerlendirmesi lazım. Çünkü küresel barışın tesisi ve insanlığın esenlik içinde yaşaması dünya üzerindeki adaletsizliklerin, haksızlıkların, zulüm ve sömürünün ortadan kalkmasına bağlı. Bütün insanlık bu şuura ulaştığında çözülmez denen sorunların da kısa zamanda çözülmesi mümkün hale gelecek. Biz, ülkemiz ve milletimiz adına dünyanın neresinde bir yangın varsa gücümüz takatimiz oranında o yangını söndürmek, oradaki acıyı dindirmek için gayret sarf etmeye devam edeceğiz. Bugün biz Somali;ye merhamet elimizi uzatırken, oraya yardım ederken inanıyoruz ki esasen Somali;deki kardeşlerimiz de bize yardım etmiş oluyorlar.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Gencecik evlatlarımızın canlarına kasteden bu cinayet odağı hak ettiği karşılığı muhakkak alacaktır, bu mücadelede yeni bir dönem yaşıyoruz. Hava harekatları azami dikkatle sürdürüldü, sürdürülecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, özel eğitimli emniyet güçlerimiz de koordineli olarak terörle mücadeleye devam edecektir'' dedi.

Erdoğan, televizyonlardan yayınlanan ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında, ''Maalesef bu yıl aldığımız yürek yakan haberlerle Ramazan neşemiz, yerini hüzünlere bıraktı. Terör odakları, bir kere daha gencecik evlatlarımızı merhametsizce şehit ederek ocaklarımıza ateş düşürdü'' diye konuştu.

Şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına da sabır ve metanet dileyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Milletimizin başı sağ olsun. Gencecik evlatlarımızın canlarına kasteden bu cinayet odağı hak ettiği karşılığı muhakkak alacaktır. Bu mücadelede yeni bir dönem yaşıyoruz. Hava harekatları azami dikkatle sürdürüldü, sürdürülecek. Bunların sonuçlarını milletimizle paylaşıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, özel eğitimli Emniyet güçlerimiz de koordineli olarak terörle mücadeleye devam edecektir. Askerimize, polisimize kurşun sıkan, devriyelerimize pusu kuran, karakollarımızı basan, vatandaşlarımızın huzuruna kasteden bu cinayet odağına geçit vermeyeceğiz. Her vatandaşım emin olsun ki; bu mücadeleyi bu topraklarda asırlardır hükmünü sürdüren kardeşlik hukukumuzdan, adaletten ve hakkaniyetten, demokrasi ve hukuktan geri adım atmadan yapacağız. Demokrasiden, hukuktan geri adım atmak bir yana, demokrasi ve hukukun çıtasını yükselterek milletimizle beraber huzur iklimine kavuşacağız. Her vicdan sahibi vatandaşımızın bu konuda bizimle aynı hassasiyete sahip olduğunu biliyorum. Milletimizin sonuna kadar bize güvenmesini de özellikle istirham ediyorum.''

''MESELEYE HİÇBİR ZAMAN TOPTANCI NAZARLARLA, BAKMADIK''

''Şu gerçeği özellikle ifade ediyorum: Tek bir masum insanımızı bile feda etmeden bu mücadeleyi sürdürme kararlılığımız değişmeyecektir'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu dikkatin geçmiş bazı dönemlerde korunmadığını, suçlu olanla masum olanı ayırmak noktasında gerekli özenin tam olarak gösterilemediğini de biliyoruz. Biz, meseleye hiçbir zaman toptancı nazarlarla, geçmişten devralınmış ön yargılarla bakmadık, bakmayacağız. 74 milyon vatandaşımızın, 81 vilayetimizin hukukunu kendi hukukumuz bileceğiz. Türkiye'nin her bölgesi, her şehri, her insanı için adalet temelinde bir kalkınma mücadelesi verdiğimizi özellikle bilmenizi istiyorum. Bugün, geçmişin hatalarından dersler çıkaran, gücünü toplayan, demokrasiyle büyüyen, ileri demokrasi hedeflerine kilitlenen bir Türkiye var.

Sıkıntıları gidermek, gelir adaletini bir an önce tesis etmek, şehirlerimiz arasındaki gelişmişlik farklarını dengelemek için samimiyetle çalışıp didiniyoruz. Son 9 yılda hükümetimiz, özellikle geri kalan şehirlerimizin sıkıntılarını gidermek için neler yapmış, herkes elini vicdanına koyup bir baksın. O bölgelere, Güneydoğu Anadolu'ya, Doğu Anadolu'ya bölgenin şehirlerine hangi yatırımlar yapılmış, herkes bir incelesin. Şartlar ne olursa olsun elimizdeki imkanların azamisini seferber ederek nerede ne ihtiyaç varsa gidermeye bundan sonra da devam edeceğiz. Biz bu sözü ta başta milletimize verdik, 74 milyon vatandaşımıza hiçbir ayrım gözetmeden hizmete devam edeceğiz.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu dönemde bütün partilerin katıldığı ortak bir zeminde çok daha özgürlükçü bir anayasa hazırlama azminde olduklarını belirterek, ''Meşruiyet zemininde kalmak şartıyla Türkiye'nin konuşulmayacak ve çözülemeyecek bir meselesi yoktur. Bize göre, söyleyecek sözü olan, siyasetinde samimi olan, her hakkaniyet ve vicdan sahibi insan gelir milletin Meclisinde yerini alır'' dedi.

Erdoğan, televizyonlardan yayınlanan ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında, demokrasiyi yaygınlaştırmak ve özgürlükleri geliştirmek için samimi ve büyük adımlar attıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

''Bunlar TBMM çatısı altında oluyor, inşallah daha fazlası da olacak. Bu dönemde bütün partilerin katıldığı ortak bir zeminde çok daha özgürlükçü bir anayasa hazırlama azmindeyiz. Meşruiyet zemininde kalmak şartıyla Türkiye'nin konuşulmayacak ve çözülemeyecek bir meselesi yoktur. Bize göre, söyleyecek sözü olan, siyasetinde samimi olan, her hakkaniyet ve vicdan sahibi insan gelir milletin Meclisinde yerini alır. O Meclis çatısı altında bulunan herkes, sadece kendisine oy verenlerin değil, 74 milyon insanımızın, bütün vatandaşlarımızın vekili olmanın şuuruyla hareket etmelidir.

İşi olmayan gençlerimiz, yolu olmayan köylerimiz, hayalleri kırılmış olan insanlarımızın dertlerini gidermek, ilk gün de bizim asli meselemizdi, bugün de öyledir. Bunu haritaya bakarak değil, her insanımızı, her bölgemizi, her şehrimizi kucaklamış olarak söylüyoruz. Hangi insanımızın gönlü kırıksa onun acısı bizim de içimizi acıtır. Bu insanımızın Türk olması, Kürt olması, Laz olması, Çerkez olması, Arnavut, Roman olması neyi değiştirir? Biz asırlardır yolu bir, derdi bir, sevdası bir, hayali bir olan, birbirinde erimiş, birbirine bağlı büyük bir milletiz.''

''AYNI AĞIDI YAKTIK, AYNI ÇORBAYI KAŞIKLADIK''

Başbakan Erdoğan, nice badirelerin birlikte atlatıldığını, yedi düvele karşı bu vatanın istiklali için omuz omuza aynı cephelerde savaşıldığını hatırlatarak, şunları söyledi:

''Aynı hilal uğruna şehit düşenlerimiz bu topraklarda koyun koyuna yatıyor. Cumhuriyeti beraber kurduk, demokrasiyi beraber geliştirdik, büyük zorluklar içinde bugünlere beraberce getirdik. Asırlar öncesinden bugüne kadar gür bir ırmak olarak beraberce aktık, hep bir olduk, beraber olduk. Aynı türküyü söyledik, aynı ağıdı yaktık, aynı çorbayı kaşıkladık. Evet, zaman içinde bu kardeşlik hukukunu zedeleyenler olmuş olabilir, yüreklerde sızlayan yaralar olabilir. Kimse hafızalar silinsin, acılar unutulsun, hukuksuzlukların üstüne sünger çekilsin demiyor. Bütün bunlar konuşulsun, adalet yerini bulsun, haksızlıklar giderilsin, suçlular cezasını çeksin, ama bütün bunlar meşru bir zeminde olsun diyoruz. Demokrasi içinde, hukuk çerçevesinde ve mutlaka barış temelinde olsun diyoruz. Türkiye bütün meselelerini konuşacak özgüvene de, bu meseleleri çözecek dirayete de sahiptir bugün...''

-''AÇILIM SÜREÇLERİNİN TAMAMI, BUNDAN RAHATSIZLIĞI FAZLASIYLA BELLİ OLAN TERÖR ODAKLARI TARAFINDAN SEKTEYE UĞRATILMIŞTIR''-

''Çok açık ve net söylüyorum; 74 milyon insanımızın bir tekinin bile baskı altında yaşamasına, haksızlığa uğramasına ve kimliğini oluşturan değerlerden mahrum edilmesine bizim gönlümüz razı değildir'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ancak şunu da herkes anlamalı ki; Türkiye'de yıllardır bütün bunların konuşulmasının önündeki en büyük engel terör belasıdır. Açılım süreçlerinin tamamı, bundan rahatsızlığı fazlasıyla belli olan terör odakları tarafından sekteye uğratılmıştır. Bugün de olan budur. Camilerden şehit cenazelerinin kalktığı, anaların, çocukların gözyaşı döktüğü bir ortamda aklıselimi hangi kelimelerde tesis edeceğiz? İşte teröre meyledenlerin, terörü kendine yol olarak seçenlerin hedefi de tam olarak budur. Aklıselimin ortadan kalkması, kardeşin kardeşe düşman olması, bu sevgi coğrafyasının nefrete, öfkeye, şiddete yenik düşmesidir. Buna izin veremeyiz. Bu ülkenin bütünlüğünü korumak, vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak ve insanlarımız arasındaki kardeşlik hukukunu daim kılmak bizim görevimiz. Yolunu terör olarak seçmişlerle mücadelede en ufak bir gevşeklik içinde olmayacağız. Ama bu ülkenin doğusunu ve güneydoğusunu, diğer bölgeleriyle gönül rahatlığı içinde kıyas edebileceğimiz günlere kadar da o bölgelerimize hizmeti ve yatırımı aralıksız sürdüreceğiz. Mağdur ve gönlü kırık vatandaşlarımızın gönüllerini yapmaya devam edeceğiz.

Terörün bu bölgelerimize ekonomik ve sosyal maliyeti çok büyüktür. Kürt vatandaşlarımız da zaten terörün açtığı tahribatla ne kadar mağdur olduklarını ve ne maliyet ödediğimizi iyi biliyorlar. Eğer gerçek manada yatırım bu bölgelerimize gidemiyorsa bilesiniz ki terör belasından dolayı gitmiyordur. Terör azaldıkça terör yok olmaya yüz tuttukça bilesiniz ki bölgeye giden yatırımlar o denli artacaktır.''

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2011, 23:18
YORUM EKLE
YORUMLAR
memocan
memocan - 8 yıl Önce

recebim recebim bala bala recebim sen uyu sen kurt kardesini oldur git zavalli somalili kara adami kardesin yap. biz herhalde hepimiz kardesiz siyah beyaz kirmizi fark etmez,serefsiz batililar nasil osmanliyi mahfettiyse bugunde musluman ulkeleri yok ediyor adamlarim emegini petrolunu caliyorlar,birde cakallar birligi kurmuslar sende onlarlar ortak olmussun yahudi itlere birsyler soyleselerya

banner39

banner36

banner37

banner35