banner39

BDP dışındaki Kürt gruplar olumlu ama temkinli

HÜDA-PAR lideri Yılmaz, HAKPAR Genel Başkan Yardımcısı Demir ve Doğru Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Göktaş, G.Doğu'daki son süreci, Dünya Bülteni'ne değerlendirdi

Politika 25.03.2013, 14:57 25.03.2013, 20:31
BDP dışındaki Kürt gruplar olumlu ama temkinli

Hamit Kardaş/ Dünya Bülteni - Haber Merkezi

Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler ve sonrasında 21 Mart tarihinde Abdullah Öcalan'ın Diyarbakır Nevruzu'nda silahların susması için yaptığı çağrının yankıları devam ediyor.

Hür Dava Partisi (Hüda Par) Genel Başkanı Mehmet Hüseyin Yılmaz, Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR) Genel Başkan Yardımcısı Fehmi Demir ve Doğru Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Göktaş, İmralı sürecini Dünya Bülteni'ne değerlendirdi.

HÜDA PAR: ÖCALAN, KÜRTLERİN MUSTAFA KEMAL'İ OLMA DERDİNDE

Hüda Par Genel Başkanı Mehmet Hüseyin Yılmaz, İmralı sürecini, hükümetin kamuoyunu yeterince bilgilendirmediği için medyadan takip ettiklerini belirterek süreçten Abdullah Öcalan'ın Kürtlerin Mustafa Kemal'i olmak istediğini gördüklerini söyledi.

Sürecin yeterince şeffaf olmadığını savunan Yılmaz, Kürt sorununun bölgenin tamamını ilgilendirdiğini belirterek tek muhatabın BDP/ PKK olmadığını ifade etti. Dünya Bülteni'ne yaptığı açıklamada Yılmaz, "Silahların susması sürecinde sadece silahı elinde tutan tarafla görüşülmesi normal, fakat söz konusu siyasi ve kültürel haklar olunca kamuoyunun tüm kesimlerinden görüş alınmalı, hiç kimse yok sayılmamalı, özellikle Müslüman Kürtler, dışlanmamalıdır" dedi.

Öcalan'ın mektubunu nasıl bulduğu yönündeki sorumuz üzerine Yılmaz, mektuptaki üslubun Öcalan'a ait olmadığını savunarak metnin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaleme alınmış gibi durduğunu söyledi.

Öcalan'ın oportünist bir kişi olduğunu, yıllarca Şam'da kaldığı için de Şark siyasetini iyi öğrendiğini savunan Yılmaz, Öcalan'ın istediklerini elde etmek ve hedefine ulaşabilmek için daima zamana ve zemine göre davrandığını, şimdi de hükümetle aynı dili kullanmasının şaşırtıcı olmadığını kaydetti. Öcalan'ın hedefinin ne olduğu yönündeki sorumuza ise Şenyılmaz, "Öcalan, özgür olmak istiyor" dedi.

Öcalan'ın bir hedefinin de Kürtlerin Mustafa Kemal'i olmak olduğunu iddia eden Yılmaz, Kürtlerin de Türklerin yaşadığı süreçten geçirilmek istendiğini savundu. Türklerin Kemalizm'den çok çektiklerini ifade eden Hüda Par Genel Başkanı, şimdi de Kürtlerin 'Apoizm' ile karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. Şenyılmaz, "Öcalan, Mustafa Kemal'in kötü bir kopyasıdır" dedi.

Batılı güçlerin de Öcalan'dan faydalanmak istediklerini savunan Yılmaz, şu ifadeleri kulandı:

"Nasıl ki Filistin'de Mahmud Abbas, İsrail desteğiyle El Fetih'in başına geldiyse ve Hamas'ın elini kolunu bağlayacak her şeyi yapıyorsa, Öcalan da benzer bir görev için dış güçler tarafından kullanılacaktır."

Her şeye rağmen silahların susmasının bölge için önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, sınırların yeniden oluştuğu Ortadoğu'da hakim güç olmak isteyen Türkiye'nin öncelikle iç sorunlarını çözmesi gerektiğini belirterek "Silahların susması da bunun bir adımıdır" dedi.

Yılmaz, İsrail'in Türkiye'den özür dilemesini de bölgedeki gelişmelerin dışında kalmamak için dilediğini ifade ederek özürdeki ABD etkisini göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Özrün kapalı kapılar ardında dilendiğini, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da hükümetin şeffaf olmadığını savunan Yılmaz, İmralı süreci ile özür arasında İsrail'in bölgedeki idealleri sebebiyle ilişki olabileceğini söyledi.

GÖKTAŞ: KÜRT SOLU'NUN İSLAM İLE İMTİHANI

Doğru Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Göktaş, İmralı sürecini ciddiye aldıklarını belirterek sürecin İslam'a dönmenin eşiğindeki Kürt solunun ağır bir imtihanı olduğunu söyledi.

Dünya Bülteni'ne konuşan Göktaş, sürecin çok hassas olduğunu, tarafların ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalacağını ifade ederek "Hükümet, 'Hangi tavizleri verdiniz' diye sıkıştırılacak, PKK da 'Ne oldu da 30 yıldır yürüttüğünüz mücadeleden vazgeçtiniz' diye. Dolayısıyla iki taraf da ağır bir imtihana tabi tutulmuş durumda" dedi.

İmralı sürecinin bir zorunluluktan doğduğunu kaydeden Göktaş, sonucunun hayırlı olacağı kanaatinde olduğunu ifade etti. "Sükunette kaybeden, çatışmada kazanan olmaz" diyerek barış sürecinin önemini vurgulayan Göktaş, BDP'nin süreç içerisinde akl-ı selim davranması gerektiğini belirtti.

Öcalan'ın mektubunu nasıl bulduğu yönündeki sorumuza Göktaş, şu cevabı verdi:

"İnsanların cezaevinde çok değiştiği bilinen bir gerçek. Biz, Öcalan'ın tamamen hidayete ermesini beklerdik fakat yaklaşık 15 yıllık süreçte İslam'ın bölgede insanları bir arada tutan güç olduğunu kabul etmesi de önemli bir gelişme."

İslam ülkelerindeki sol hareketlerin süreç içerisinde İslam'a yöneldiğini belirten Göktaş, yalnızca Türk solunun inatla dine karşı mücadeleye devam ettiğini belirtti. Kürt solunun da bu süreçle İslam'a dönme eşiğinde olduğunu kaydeden Göktaş sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türk solunun aksine Kürt solu tabana da yayılmış durumda. Şimdi İslam ile barıştığında bazı kayıpları olacak. Türk solunun ve Avrupalı liberallerin desteğini kaybedecek. Bu yüzden bazı tereddütleri var. Aysel Tuğluk'un dün yayınlanan bir söyleşide PKK'nın Güneydoğu'da İslami hareketlere karşı laikliğin güvencesi olduğunu söylemesini de bu tereddütlerin bir sonucu olarak görüyorum fakat taban Müslümanlardan oluşuyor ve üst kademenin de İslam'a yönelmesini istiyor."

Önümüzdeki dönemde dünya genelinde esas gündemin İslam olacağını belirten Göktaş, PKK/ BDP çizgisinin de bunun dışında kalamayacağını söyledi. Diyarbakır'da düzenlenen Kutlu Doğum, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'e saygı mitinglerinde beyaz tülbentli kadınların da bulunduğunu ifade eden Göktaş, "Mitinglerde tekbir getirilirken herkes şehadet parmağını kaldırırken beyaz tülbentli kadınlar zafer işareti yapıyordu. Bu insanlar BDP'nin de mitinglerine katılıyorlar ve BDP'nin İslam dışında bir çizgiyi takip etmesi onları üzüyor" dedi.

Göktaş, Kürt solunun İslam'a yönelmesi durumunda bazı kayıpları olacağını fakat kazanımlarının kesinlikle çok daha fazla olacağını belirterek süreçten ümitvar olduğunu söyledi. Mehmet Göktaş, sürecin sonunda kaybeden kimsenin olmayacağını, hem hükümetin hem PKK/ BDP'nin hem de halkın kazançlı çıkacağını vurguladı.

HAKPAR: SORUN KÜRTLERİN KENDİSİNİ YÖNETMESİYLE ÇÖZÜLÜR

HAKPAR Genel Başkan Yardımcısı Fehmi Demir, en başından beri silahların susmasından yana olduklarını fakat silahların susmasının Kürt sorununun çözüldüğü anlamına gelmediğini söyledi.

Fehmi Demir, Dünya Bülteni'ne yaptığı açıklamada PKK şiddeti sorunu ile Kürt sorununun birbirinden farklı şeyler olduğunu belirterek Kürt sorununun hak ve özgürlüklerin kullanımından kaynaklanan bir sorun olduğunu kaydetti. "Silahların susması, Kürt sorununun çözümünün ön adımı olabilir" diyen Demir, Kürt sorununun çözümünün ise ancak Kürt halkının kendisini yönetmesiyle mümkün olabileceğini savundu.

Süreçte sadece PKK/ BDP'nin muhatap alındığı yönünde eleştiriler bulunduğunu, bu konuda kendilerinin ne düşündüğünü sormamız üzerine Demir şu ifadeleri kullandı:

"Silahların susması konusunda tek muhatap PKK ve BDP'DİR. Dolayısıyla MİT'in İmralı'da Öcalan ile görüşmesi gayet normal, fakat Kürt sorununun çözümü için hükümet, tüm Kürt grupları, STK'lar ve siyasi partiler ile görüşmelidir. Silahların susması ile ilgili süreç normal seyrinde ilerliyor. İş esas sorunun çözümü ile ilgili sürece geldiğinde hükümetin tüm grupları muhatap alması gerekir."

Öcalan'ın mektubunu nasıl değerlendirdikleri sorusuna ise Demir, metinde silahların susması çağrısı dışında geriye kalan her şeyin laf kalabalığından ibaret olduğunu ifade etti.

Demir, sürecin ilk defa önemli bir noktaya geldiğini belirterek bu sefer siyasilerin ufkunun açık olmasını dilediğini belirtti. CHP'nin ve diğer muhalefet partilerinin de ulusalcı/ milliyetçi reflekslerden sıyrılarak süreci sabote etmemeleri gerektiğini kaydeden Demir, Kürt sorununun çözümüyle Türkiye'nin önemli bir mesafe kat edeceğini söyledi.

Yorumlar (1)
Ali 10 yıl önce
Aynen katılıyorum. Apo, Krtlerin Atatürk'ü olma peşinde ama kusura bakmasın, Karşısında her zaman Şeyh Said'ler duracaktır...
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?