banner15

Bitlis'ten dört ayaklı barış planı

Org. Eşref Bitlis, Özal'a yazdığı mektupta, teröre karşı bölge ülkeleriyle işbirliği, örgütü yalnızlaştırma, lider kadronun dağıtılması ve bölge halkına yönelik adımlar öneriyordu

Bitlis'ten dört ayaklı barış planı

Şüpheli ölümü nedeniyle gündemden düşmeyen eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a sunduğu "Son Mektup"un ayrıntılarında terörle iç içe geçen Kürt sorununa ilişkin dört ayaklı çözüm planından bahsediliyor.

Ağustos 1992 tarihli mektupta Bitlis Paşa, öncelikli olarak terör belasının ortadan kaldırılmasının gerektiğini vurguluyor ve öneriler sunuyor. Bitlis, terörle mücadelenin etkin şekilde sürdürülebilmesi için bölge ülkeleriyle işbirliği öneriyor, ikinci aşamada ise Kürt halkına yönelik ılımlı adımların atılması için bir devlet politikasının belirlenmesinin şart olduğu ifade ediyordu.

TALABANİ VE BARZANİ'YLE

Org. Bitlis, terörle mücadelede bölge ülkeleri ve unsurları ile yapılacak işbirliği için dönemin KYB Lideri Celal Talabani ve KDP Lideri Mesud Barzani ile bizzat temas kurdu. 17 Aralık 1992'de Kuzey Irak'a giden Bitlis'in helikopteri Kuzey Irak'ta ABD unsurları tarafından taciz edildi. Bitlis'in Kuzey Irak temaslarından sonra 24 Aralık 1992'de Talabani ve Barzani ile iki ayrı protokol imzalandı. Talabani ve Barzani, terörle mücadelede Türkiye'nin yanında açık bir şekilde deklare ediyor. İşte, Org. Bitlis'in Cumhurbaşkanı Özal'a yazdığı mektubun satır başları:

BÖLGE ÜLKELERİ İLE İŞBİRLİĞİ YAPILMALI: "Terörle mücadele için öncelikli olarak sınır komşuları İran, Suriye ve Irak ile görüşmeler başlatılmalı. Bu ülkeler işbirliğine ikna edilmelidir. Irak'ın kuzeyindeki yerel unsurların tavrı mücadelenin seyri için hayatiyet arz etmektedir" diyen Bitlis'in önerisi doğrultusunda konu 27 Ağustos 1992 tarihinde Diyarbakır'da olağanüstü toplanan MGK gündeminde ele alındı ve bölge ülkeleri ile temasa geçilmesi benimsendi. Üç ülke ile teması İçişleri Bakanı İsmet Sezgin yürüttü. Sezgin, Ankara-Tahran-Şam arasında mekik dokudu.

TERÖR ÖRGÜTÜ YALNIZLAŞTIRILMALI: "Terör örgütü her açıdan yalnızlaştırılmalı, finans kaynakları kurutulmalı. Finans kaynaklarının tespiti için de özel bir çalışma yürütülmeli." Bu öneri doğrultusunda Maliye Bakanlığı'nın katkı sağlandığı ve MİT'in etkin olarak görev aldığı bir konsept oluşturuldu. 1993 başlarında PKK'nın Avrupa başta olmak üzere Ortadoğu bölgesindeki finans bağlantılarına ilişkin bir harita çıkartılıyor.

LİDER KADRO DAĞITILMALI: "Tüm dünya örneklerinde olduğu gibi örgütün tasfiyesi için lider kadro dağıtılmalı." Bu tespit üzerine PKK lider kadrosuna ilişkin ayrıntılı bir çalışma yapılıyor. İstihbarat unsurlarının Irak ve Güneydoğu bölgesinde daha çok alan çalışması yapması isteniyor. Sınır bölgesi teknik cihazlarla donatılıyor.

BÖLGE HALKI KUCAKLANMALI: "Bölge halkının kazanılması zaruridir. Halk yanlış yönetim ile terör arasında sıkışmış durumda. Bunu suiistimal eden unsurların bertaraf edilmesinin zorunluluğu ortadadır. Bölgeye gönderilen personel terör, oluşumu ve etkisi konusunda bilgilendirilmeli. Terör örgütünün zemin bulmasının önüne geçmek için alan çalışmasına ağırlık verilmelidir." Bitlis'in bu önerileri doğrultusunda Özal, 27 Ağustos tarihli MGK toplantısı sonrasında ilk çıkışını yaptı ve GAP televizyonundan Kürtçe yayın yapılmasını istedi. Sonraki MGK toplantılarında ilgili bakanlar sırayla brifing sundu.

Eşref Paşa'nın grubu tasfiye oldu

Uçağının düşmesi sonucu ölen Orgeneral Eşref Bitlis'in ekibinde yer alan ve 1995'te öldürülen Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden'in eşi Tomris Özden, çarpıcı açıklamalar yaptı. Paşanın ölümünden sonra eşinin önce Kuzey Irak'a ardından Mardin'e gönderildiğini belirten Tomris Özden, "Eşim bana sık sık 'Biz Eşref Paşa'nın grubuyuz. Paşanın ölümünden sonra bizi tasfiye edecekler. Beni Irak'ta öldüremediler, Mardin'de öldürecekler' diyordu. Dediği çıktı" dedi. Tomris Özden, iddialarını şöyle sıraladı: "Eşref Bitlis'in grubunu tasfiye ettiler. Kendisi JİTEM'i istihbarat amacıyla kurmuştu. Daha sonra Arif Doğan ve Veli Küçük döneminde JİTEM amacının dışında işlere girdi. Birçok olaya karıştı. Eşim, Irak'a giderken ağlayarak, 'Bizi ölüme gönderiyorlar' demişti. Burada dört ay kalıp geldikten sonra tekrar Mardin'e tayin ettiler. Bu duruma isyan etti eşim. O dönem 'Bizi Irak'ta öldüremediler, Mardin'de öldürecekler' diyordu, dediği çıktı. 12 Ağustos 1995'te 'Çatışmada öldü' denildi. Ancak hiç inanmadım. Cenazesi otopsi yapılmadan toprağa verildi. Sol kaşının 6 santim üstünde bir kurşun deliği vardı. Bu keskin nişancı işi."

Kaynak: Sabah

Güncelleme Tarihi: 05 Ekim 2010, 08:26
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48