banner15

Bozdağ: HSYK'yı göreve çağırıyorum

Adalet Bakanı Bozdağ, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Ergenekon davasındaki kararıyla ilgili HSYK’yı göreve çağırarak, hukuku tanımayan hakimlere yasal işlem yapılmasını istedi

Bozdağ: HSYK'yı göreve çağırıyorum

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Ergenekon davasındaki kararıyla ilgili olarak, "Kaldırılan ağır ceza mahkemelerinde görev yapmış olan hakimler ve özel yetki ile soruşturma yapan cumhuriyet savcıları, geçici madde çerçevesinde, sadece dosyaların devir işlemlerini yapma konusunda yasal bakımdan yetkilidirler. Bu mahkemelerde görev yapmış olan hakim ve savcılar koruma tedbirleri konusunda herhangi bir karar veremezler, soruşturma yapamazlar, yargılama yapmazlar" dedi.

Bozdağ, partisinin Çayıralan ilçesindeki Seçim Bürosunun açılışının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazetecilerin Ergenekon davasındaki tahliyelere ilişkin soruları üzerine Bozdağ, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak yürürlüğe giren kanuna göre, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırıldığını anımsattı.

Şu anda hukuk sisteminde özel yetkili herhangi bir ağır ceza mahkemesi bulunmadığına dikkati çeken Bozdağ, şöyle devam etti:

"Kaldırılan ağır ceza mahkemelerinde görev yapmış olan hakimler ve özel yetki ile soruşturma yapan cumhuriyet savcıları, geçici madde çerçevesinde, sadece dosyaların devir işlemlerini yapma konusunda yasal bakımdan yetkilidirler. Bu mahkemelerde görev yapmış olan hakim ve savcılar koruma tedbirleri konusunda herhangi bir karar veremezler, soruşturma yapamazlar, yargılama yapmazlar. Kaldırılmış bir mahkemenin eski hakimleri veya kaldırılmış özel yetkili cumhuriyet savcılıkları soruşturma yapamaz, yargılama yapamaz. Bunu açık bir şekilde ifade etmemiz lazım. Bugün basına yansıyan bilgiler doğruysa İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kaldırılmış bir mahkeme olmasına rağmen toplanarak koruma tedbirleri hakkında bir karar almıştır. Doğruysa diyorum; çünkü gerçek bilgiye ben de ulaşamadım işin doğrusu. Basında yazanlara göre konuşuyorum. Ortada olmayan bir mahkeme var. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi diye şu anda Türkiye Cumhuriyeti devletinde yargı organları içerisinde görev yapan bir mahkeme yoktur. Kalkmış bir mahkeme vardır. Bu mahkeme de görevli hakim ve savcıların görevleri de sona ermiştir. Sadece dosyaların devri bakımından geçici madde ile yetkilendirilmişlerdir. Ortadan kaldırılmış bir mahkemenin eski hakimlerinin sanki mahkeme görevine devam ediyormuş kendileri de o mahkemede görevli hakimmiş gibi hareketle koruma tedbirleri hakkında karar vermeleri veya devir işlemleri dışında başkaca yargısal faaliyette bulunmaları mümkün değildir. Çünkü, kanun buna izin vermiyor. Şu anda verilmiş bulunan karar kenlem yekündür. Yok hükümündedir. Hukuk bakımından herhangi bir değeri kesinlikle yoktur."

HSYK’NIN YETKİLİ DAİRESİNİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUM

Bozdağ, mahkemeleri kurma ve kaldırma görevinin TBMM'ye ait olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Mahkemelerin yargılama usulleri, görevleri, yetkileri nedir ne değildir. Bunu tespit etme görevi de yasa ile yapma yetkisi de TBMM'ye aittir. Herkes TBMM'nin çıkardığı kanunlara uymak zorundadır. Yargı görevi yapanlar da hem kanunlara uymak zorunda hem de kanunları uygulamak zorundadır. Eğer kanunları yok sayarsa o zaman yasanın çizdiği sınırları aşmış olurlar. Yasanın çizdiği sınırları hiç kimse aşamaz, aşmaması lazım. Hukuk devletinde herhangi bir yargı görevi yapanın 'ben bu kanunu tanımıyorum' deme hakkı yoktur. 'Ben bu kanuna uymuyorum, uygulamıyorum' deme hakkı yoktur. Kendi kendini yasa koyucu yerine koyarak, yasa ihdas ederek, yetki gasbı yapma ve başka başka adımlar atmaya hak ve yetkisi kesinlikle yoktur. Bunu buradan özelikle ifade etmek isterim. Ben HSYK’yı da bu konuda ayrıca göreve çağırıyorum. Hukuku tanımayan, kanunu tanımayan, Anayasayı tanımayan, yasayı tanımayan hakimlerle ilgili yasal işlemler neyse bu HSYK yapması lazımdır. Buradan da HSYK’nın yetkili dairesini göreve çağırdığımı özelikle ifade etmek isterim.''

ELEKTRONİK KELEPÇE UYGULAMASI

"Tutuklamalardaki azami süre kalkınca veya süre kalkmamış olsa bile tutuklama kararı yerine mahkemeler, adli kontrol kararına hükmettiği takdirde, tabi bu durumda evde bulunması, elektronik kelepçe takılması veya diğer denetimli serbestlik usullerinden birine de hükmedebilir" diyen Bozdağ, şöyle devam etti: 

"Bu Zirve davası uzunca süren bir dava oldu maalesef. 5 yıl geçti dava başlayalı ama bitmedi. Son kanundan yararlanarak tahliyeler oldu. Bildiğim kadarıyla mahkeme evde kelepçe uygulanmasına karar vererek tahliye etti. Dolayısıyla Zirve sanıklarının kaçmaları mümkün değil. Buna ilişkin mahkeme tahliye kararı verirken de elektronik kelepçe uygulayarak tedbir almıştır. Her mahkeme kendi kararını verir. Hangi mahkemenin ne tür bir tedbir kararına hükmedeceğini biz kestiremeyiz. O mahkemelerin bileceği bir şey."

HSYK 3. DAİRESİ TOPLANIYOR

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13.  Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri hakkındaki şikayetleri yarın yapacağı toplantıda ele alacak.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri hakkında Ergenekon davasının gerekçeli kararını 7 aydır yazmadıkları gerekçesiyle davanın sanıklarından Tuncay Özkan'ın avukatı Hüseyin Ersöz, HSYK'ya şikayette bulunmuştu.

Ergenekon sanıklarının tahliye taleplerini reddeden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan açıklamada, ''Özel yetkili mahkemelerin TBMM tarafından kaldırılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu ve konunun Anayasa Mahkemesine götürüleceği belirtilmişti. 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da konuyla ilgili  HSKY'yı görev çağırdığını açıklamıştı. Bu gelişmeleri değerlendiren, HSYK 3. dairesi yarın toplanarak 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri hakkındaki söz konusu 2 konuyu görüşme kararı aldı. 

Daire, hakimler hakkında inceleme kararı verirse konuyu Adalet Bakanı Bozdağ'ın onayına sunacak. Bozdağ'ın onay vermesinin ardından hakimler hakkında soruşturma açılıp açılmayacağı görüşülecek. 

Soruşturma işlemlerine HSYK 2. Dairesi bakacak.

İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NİN KARARI

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "Anayasaya aykırılık" iddiasıyla ilgili kararında, ''TBMM'nin mahkemelerin kapatılması şeklinde yapılan yasal düzenleme HSYK'ya verilen yetkinin gaspı niteliğindedir. Kanunun uygulanmasının istenilmesi Anayasanın 137. maddesinin 1. fıkrasına göre kanuna aykırı emir niteliğindedir'' ifadelerine yer verildi. 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, basın mensuplarına dağıttığı, Anayasanın 152. maddesi uyarınca "Anayasaya Aykırılık" iddiasıyla ilgili gerekçeli değişik iş kararında, Ergenekon davası sanığı eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'la ilgili Anayasa Mahkemesi'nin kararına değindi. 

Mahkeme, İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 7 Mart Cuma günkü yazısında Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer'in tahliye talebinden bahsederek, dosyaya ilişkin kısa karar ile tutuklanma yazısını istediğini, mahkeme tarafından aynı tarihte verilen cevapta, tahliye talebi konusunda kendilerine de başvuru yapıldığı, istenilen belgelerin gönderilemediği ve karar verildiği zaman bildirileceğinin belirtildiği aktarıldı.  

Dosya içeriği gönderilmeden ve incelenmeden, tutukluluğun devamını gerektiren hususlar değerlendirilmeden Başbuğ hakkında tahliye kararı verildiği savunulan kararda, mahkemelerin görev tanımları anlatılarak, şunlar kaydedildi: 

''Yasa koyucunun iradesinin artık Terörle Mücadele Mahkemelerinin olmaması olduğu düşünülse bile, suç yeri İstanbul olan dosyaların, özellikle gerekçesinin yazım aşaması süren mahkememizin dosyasının, başka mahkemeye devri söz konusu olmayacağından, bu dosya ile ilgili olarak mahkememizin yargı yetkisinin halen devam ettiği sonucuna varılmıştır. Bu sebeplerle koruma tedbirleri hakkında mahkememizin yargı yetkisi halen devam etmekte olup, nöbetçi mahkemelerin bu konuda karar vermesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.'' 

Mahkeme heyeti kararda, 6526 sayılı yasa ve Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 5. fıkrasında, halen yargılaması devam eden ve kovuşturma süreci tamamlanmamış davalarla ilgili hususlarda, dosyaların devir işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, devredilen dosyalara ilişkin koruma tedbirleriyle ilgili karar vermeye, mahkemelerin bulunduğu yer hakim ve mahkemelerinin yetkili olduğunu vurguladı. 

Mahkemelerin kuruluşu görevinin Anayasanın 142. maddesi uyarınca TBMM tarafından verilmiş bir görev iken Anayasanın 159/8. maddesi uyarınca bir mahkemenin kaldırılması görevinin ise Adalet Bakanlığı'nın ''bir mahkemenin kaldırılması teklifi'' ile bağımsız Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından karar verilebileceğinin düzenlendiği belirtilen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararında, ''TBMM'nin mahkemelerin kapatılması şeklinde yapılan yasal düzenleme HSYK'ya verilen yetkinin gaspı niteliğindedir. Kanunun uygulanmasının istenilmesi Anayasanın 137. maddesinin 1. fıkrasına göre kanuna aykırı emir niteliğindedir'' ifadelerine yer verildi.

Mahkemenin Anayasanın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi'ne "Anayasaya aykırılık" başvurusunda bulunduğu bildirilen kararda, kuvvetler ayrılığı prensibine göre, TBMM'nin 6526 sayılı yasanın 1. maddesi ile yaptığı kanuni düzenlemeyle mahkemenin kaldırılamayacağının değerlendirildiği, görev yapan hakimlerin yetkilerinin de aynı şekilde bağımsız HSYK tarafından değerlendirilmesinin gerektiği, bu sebeple mahkemenin koruma tedbirleri konusunda yetki ve görevinin devam ettiği şeklinde değerlendirme yapıldığı anlatıldı. 

Mahkemenin yaptığı değerlendirmelerin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın benimsediği güçler ayrılığı prensibinin bir yansıması olduğu savunulan kararda, 1982 Anayasası'nın 138. maddesine de uygun olduğunun görüldüğü kaydedildi.

Kararda, 1982 Anayasasının 159. maddesinin 8. fıkrasında, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesinin, adli ve idari yargı hakim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme yüksek ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapma konusundaki karar verme yetkisinin HSYK'ya verildiği ifade edildi.  

Kararda, hiçbir kurum veya kişinin, Anayasanın tanıdığı bu yetkiyi aynı nitelikte bir norm ile değiştirmedikçe kullanamayacağı, Anayasanın 159. maddesinin 8. fıkrasını kaldırır nitelikte olan yasal düzenlemenin, Anayasanın 175. maddesi kapsamında değiştirilmesi için gerekli olan sayısal çoğunluk sağlanarak Anayasal değişiklik yapmak yerine yasa ile bu konuda değişiklik yapılmasının doğal hakim ilkesine ve yargının bağımsızlığını düzenleyen Anayasanın 138. maddesine aykırı olduğu öne sürüldü. 

Kararda, "Yeni yürürlüğe giren yasanın TBMM tarafından kabul edilip Cumhurbaşkanı tarafından onaylandığını bu durumda özel yetkili mahkemelerin TBMM tarafından kaldırıldığının ortada olduğu ve bunun da Anayasaya aykırılık teşkil ettiği" görüşü dile getirildi. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ile bu mahkemelerde görevli hakim ve savcıların da bir anlamda azledildikleri kaydedilen kararda, bunun görevli hakim ve savcıların da TBMM tarafından azledildikleri anlamına geldiği ve Anayasaya aykırılık durumu teşkil ettiği savunuldu.  

''Ergenekon'' davasında 15 günlük makul sürenin de gerekçeli karar yazılması için yeterli bir süre olmadığı" bildirilen kararda, bu durumlarla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine başvurma kararı alındığı belirtildi.

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2014, 08:23
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35