banner39

CHP'li Tayan 28 Şubat'ta hiçbir tehdit görememiş

Dönemin Milli Savunma Bakanı Tayan, MGK'daki müzakereler sırasında ima yoluyla dahi olsa herhangi bir eleştiri, tehdit, tenkitle karşılaşmadığını ileri sürdü.

Politika 19.02.2015, 13:42 19.02.2015, 13:42
CHP'li Tayan 28 Şubat'ta hiçbir tehdit görememiş

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

28 Şubat Davası'nda tanık olarak ifadesi alınan dönemin Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, "MGK'daki müzakereler sırasında hükümetin üyesi olan bendeniz, ima yoluyla dahi olsa herhangi bir eleştiri, tehdit, tenkitle karşılaşmış değilim" dedi.

Tayan, 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, bakanlığı döneminde kuvvet komutanlarıyla ilişkilerinin kanun çerçevesinde olduğunu ifade etti.

28 Şubat 1997'deki MGK'da, "ülkede cereyan eden gerginliklerin konuşulduğunu", hükümete 18 madde tavsiye edildiğini belirten Tayan, 13 Mart'taki Bakanlar Kurulunda bunların değerlendirildiğini, ertesi gün de tüm bakanlıklara, Başbakan Necmettin Erbakan imzasıyla maddelerle ilgili kısa, orta ve uzun vadeli tedbirlerin alınması, mali destek veya yasa değişikliğine ihtiyaç varsa gereğinin yerine getirilmesi için Başbakanlığa bildirilmesi talimatının gönderildiğini ifade etti.

Sonraki Bakanlar Kurulu toplantılarında konunun doğrudan gündeme gelmediğini, Erbakan'ın da MGK kararları veya gelişmeler dolayısıyla istifa edeceğine dair açıklama yapmadığını anlatan Tayan, ancak mayıs ayında Erbakan'ın istifa edeceğini öğrendiklerini, ardından da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifa dilekçesini verdiğini kaydetti.

Tayan, şöyle devam etti: MGK'daki müzakereler sırasında hükümetin üyesi olan bendeniz, ima yoluyla dahi olsa, herhangi bir eleştiri, tehdit, tenkitle karşılaşmış değilim. Özellikle Refahyol Hükümeti'nin kurulması öncesi başlayan siyasi gerginlik, kurulduktan sonra da devam ediyordu. Toplumda, sivil toplum kuruluşlarında, medyada, özellikle rejim karşıtı davranışlardan duyulan endişeler konuşuluyordu. Bunlar MGK'da da konuşulmuştur. MGK'da istihbarat teşkilatları gelişmelere ilişkin sunum yapmışlardır. Ocak ayındaki bu sunumlar, 28 Şubat'ta konuyla ilgili tedbirlerin daha kapsamlı konuşulmasını gündeme getirmiştir. Dolayısıyla o günün şartları içinde ülkenin odaklandığı konuların tartışılması dışında herhangi bir davranış, telkinle karşılaşmadım. Kimse de bana Milli Savunma Bakanı olarak 'Ayrıl, istifa et' şeklinde beyanda, telkinde bulunmadı. Bulunmasına da kesinlikle izin vermem.

Erbakan'ın talimatının, bütün bakanlıklarca yerine getirildiğini, bu süreçte de hükümetin istifa ettiğini belirten Tayan, Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngar'ın, "Gölbaşı'nda, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya ile yemek yediniz mi" sorusu üzerine, Erkaya, sanıklardan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Çörekçi ve eşleriyle birlikte yemek yediklerini aktardı ve "Bu konularla ilgili spesifik bir konu görüşülmedi. Tamamen beşeri bir yemekti" dedi.

Tayan, 28 Şubat ile ilgili TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonuna verdiği beyanları aynen tekrarladığını söyledi.

Bir soru üzerine Tayan, 28 Şubat 1997 tarihli MGK'nın tavsiye kararları Bakanlar Kurulunda okununca, "herhangi bir kurul üyesi veya Erbakan'ın olumsuz değerlendirmede bulunmadığını" ifade ederek, "Bir bakan arkadaşımız tavsiye kararlarını okumuştur, hemen akabinde merhum başbakan teşekkür etmiştir, 'Gereği için bakan arkadaşlara bildirim yapacağım' demiştir. Ertesi gün de talimatı bakanlıklara, ilgili kurumlara göndermiştir. Ne bu Bakanlar Kurulunda ne sonrakilerde bu konuda herhangi bir arkadaş, 'Ben buna imza attım, telkin aldım, tehdit aldım' dememiştir. Her şey hukuk içinde, Bakanlar Kurulunda müzakere edilmiş ve bu kararlar verilmiştir" diye konuştu.

Refahyol Hükümeti'nin kuruluş aşamasından itibaren bir gerginlik, Refah Partisinin hükümet kurmasına yönelik kamuoyuna intikal eden eleştiriler olduğunu öne süren Tayan, sonuçta hükümetin kurulduğunu, yasa çerçevesinde çalışmalarını sürdürdüğünü dile getirdi. Tayan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her gün artan bir tempoda, kamuoyundaki endişeler, yayınlar, sivil toplum örgütlerinin genel davranışı birtakım sıkıntıları ortaya koydu. Aradan 18 sene geçti. Darbeleri Araştırma Komisyonuna da bilen bilmeyen herkes açıklamalarda bulundu. Bu konuda hiç değerlendirme yapmamış bir kişiyim. Komisyona da gitmeyebilirdim. Bu kirliliğin biraz ortadan kalkması ve milli iradenin tecelligahı olan TBMM'ye katkıda bulunmayı yurttaşlık ve demokrasi görevi saydım ve gittim."

"28 ŞUBAT'TAKİ MGK'DA ÖNÜMÜZE TASLAK GELMEDİ"

MGK kararlarına ilişkin genelgeyi alan her bakanlığın, gereğinin yapılması için talimatlandırıldığını ve bakanlıkların da çalışmalar yaptığını söyleyen Tayan, "Kabinede görev alan bir arkadaşımız 'Bizi en çok rahatsız eden genelge, İçişleri Bakanlığının genelgesi olmuştur' demiştir" ifadesini kullandı.

Tayan, 28 Şubat 1997'deki MGK'da önlerine herhangi bir taslak gelmediğini belirterek, "Şunu alın, imzalayın" denilmediğini, toplantının da zaten müzakereler nedeniyle 10 saat kadar sürdüğünü anlattı.

Sanık avukatlarından Aykanat Kaçmaz'ın, "DYP'den milletvekillerinin istifasında askerin, BÇG'nin telkinini duydunuz mu" sorusunu Tayan, "BÇG'yi, 28 Şubat kararlarının alınmasından, sanırım bir iki ay sonra duyduk. Duyduğumda da bu çalışma grubunu, merhum başbakanın ilgili birimlere, bakanlıklara verdiği talimatın gereği olarak değerlendirdim. Herhangi bir bakanın, 'Falan komutan bana istifayı telkin ediyor veya zorluyor' gibi serzenişini duymadım. Bunlar fevkalade gayri medeni değerlendirmelerdir. Bir bakana, bir askerin bu konuda değerlendirme yapmasının kabulü mümkün değildir" diye yanıtladı.

Refahyol'un sancılı kurulduğunu, görevi süresinde de sancılar yaşadığını savunan Tayan, şunları söyledi: Ortamda zaten sıkıntılar vardı. Bu sıkıntıları başka yerlere yönlendirmek yanlış olurdu. Bu kararların alınması ve sonrasında ne DYP'nin ne Refah Partisinin genel başkanı ve yöneticileri, böyle bir değerlendirme yapmadılar. Ülkede tansiyonun yükseldiği, terörün, anayasal rejimin aleyhine hareketlerin tepe yaptığı ortamda, bazı değerlendirmeler yapılabilir. Ancak bu dönem talihsiz, bir daha yaşanmamasını dilediğim bir dönemdir. Bu dönemde olup bitenleri bir darbeye yönlendirmek bence kolaycı bir yaklaşım ve değerlendirme olur. Zaten iki lider arasında, başbakanlığın devri konusunda ön protokoller yapılmıştı. Bu protokoller doğrultusunda yeni bir hükümet arayışı, bazı arkadaşları siyaseten heveslendirmiş olabilir. Ama bunu askerle ilişkilendirmeyi doğru bulmam.

banner53
Yorumlar (0)
27
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?