banner39

Demirel darbeyle hesaplaşmış

12 Eylül askeri müdahalesinde Başbakan olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, davaya müdahil olmayınca Kenan Evren bile şaşırmıştı

Politika 05.04.2012, 07:30 05.04.2012, 09:52
Demirel darbeyle hesaplaşmış

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

12 Eylül darbesinin hayatta kalan mimarları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkındaki davanın ilk duruşması dün Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Evren ve Şahinkaya sağlık sorunları gerekçesiyle gelmedi. 

Duruşmanın hemen önceside tedavi gördüğü GATA’da düşerek sol kolunu kırdığı öne sürülen Evren’in davayla ilgili gelişmeleri hastane odasındaki televizyondan izlediği öğrenildi.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise Evren’in bile sorduğu “Demirel neden 12 Eylül davasına müdahil olmuyor?” sorusuna Milliyet'ten Fikret Bila aracılığı ile cevap verdi: 

12 Eylül darbesinde Başbakanlık’tan uzaklaştırıldığı halde davaya neden müdahil olmadığını sorusuna Demirel, şu cevabıı verdi:

“Ben ihtilallere, karşı ihtilallerle veya bu tür davalarla karşılık verilmesini düşünen biri değilim. Barışçı bir yol bulmak lazım. Halkın bir kısmı istiyor, bir kısmı istemiyor. Bir kısmının istediği şeyi yaparsanız istemeyen kısmı; istemeyenlerin dediğini yaparsanız isteyen kısmın duygularını incitir, onları karşı karşıya getirirsiniz. Bundan da faydalı bir sonuç çıkmaz. Bu sebeple uzlaşma yaşatmak, barışçı bir yol bulmak gerekir. Bu tür olaylarda yapılacak iş sadece mahkemeye gitmek değil, toplumda uzlaşmayı, barışı sağlamaktır.”

“Şimdi mahkeme görülüyor. 12 Eylül benim elimden Başbakanlığı aldığında, halk alanlara alkış tuttu. 12 Eylül idaresinin yaptığı anayasaya yüzde 92 oy verdi. Anayasayı kabul etti, ondan sonra kanunlar çıkarıldı. Hükümetler kuruldu. 12 Eylül’ü yapan Kenan Evren’i Cumhurbaşkanı seçti. O da 7 yıl Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. 12 Eylül’ü destekleyenler şimdi mahkemeye sevk edilen Evren ve Şahinkaya’dan ibaret değil. Yani 12 Eylül’ü hâlâ destekleyen iki kişi değildir. Hâlâ o zamanın şartlarında gerekliydi, başka çare yoktu diyen bir halk kesimi var.”

“Ben, 12 Eylül’le hesaplaştım. 12 Eylül’le siyasi olarak hesaplaşmak gerekiyordu, ben de bunu yaptım. Nasıl yaptım? 12 Eylül’de ben Başbakan’dım. Başbakanlık elimden alındı. Siyasi yasak getirildi. 1987’de siyasi yasakların kaldırılması için yapılan referandumda meydanlara çıktım, 12 Eylül’le meydanlarda hesaplaştım. Sonra bu halk benim yasağımı kaldırdı. Bu halk beni önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı yaptı. Böylece 12 Eylül’le hesaplaştım ve beni yeniden Başbakan ve Cumhurbaşkanı seçen halk, 12 Eylül’ü tekzip etmiş oldu. Hesaplaşma budur.”

“Şimdi ben hesaplaşıyorum diye toplumda bölünmeye yol açarsanız bundan bir fayda çıkmaz. Toplum zaten bir kutuplaşmanın içinde. Bugünlerde Türkiye’ye en çok lazım olan şey birlik ve beraberliktir. Bunun için gayret etmek gerekir. Türkiye’yi bölmenin, kutuplara ayırmanın manası yoktur.”

İSMET SEZGİN: HESAPLAŞMA BİTTİ

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bir dönem sağ kolu olan eski Bakan ve eski TBMM Başkanı İsmet Sezgin de “Demirel neden 12 Eylül davasına müdahil olmuyor?” sorusuna Vatan'da cevap verdi:

“Bu bizim şahıslarımızı ilgilendiren bir meseleydi. Ve gerek 1987 referandumunda, gerekse 1991 seçimlerinde bu şahsi meselemizi hallettik. Bizi mağdur edenlerin karşısına böyle yargının değil, milletin yargısıyla çıktık ve sorunumuzu çözdük. Üstelik de Sayın Demirel, 1987 referandumunda sadece kendi siyasi haklarını elde etmekle kalmadı, rahmetli Türkeş ve Erbakan’dan Behice Hanım’a kadar herkesin hesabını gördü. 1991 seçimlerinde yine millet mahkemesinde yarıştık ve birinci parti olduk. Sayın Demirel Başbakan oldu. İhtilalle bundan güzel hesaplaşma olabilir mi? Ardından Cumhurbaşkanlığına yükseldi. Bu tarihte de ihtilalcilere karşı kazanılmış bir zaferdi. Milletin verdiği beraat kararıydı. O ihtilali yapanlara karşı başbakan, cumhurbaşkanı olması, şahsi olarak meseleyi halletmesi anlamına geliyordu. Sayın Demirel’in meseleyi şahsi olarak görmesi normaldir. Ama dediğim gibi 1987 referandumu ve 1991 seçimlerini kazanıp, ihtilali yapanların bulunduğu ortamda başbakanlık ve cumhurbaşkanlığına yükselmesi, anlı şanlı olarak müdahil olması anlamına gelir. Yani sayın Demirel o zaman müdahil olmuştur.”

banner53
Yorumlar (0)
9
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?