Dünya Bülteni yazarları 'Suriye ve müdahale'yi yazdı

Dünya Bülteni yazarları Akif Emre, Cihan Aktaş, Levent Baştürk ve Muhterem Dilbirliği'nin Suriye'de gelinen noktayla ilgili yazılarında önemli vurgular var

Dünya Bülteni yazarları 'Suriye ve müdahale'yi yazdı

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Suriye'de Mart 2011'de sivil eylemlerle başlayan ve son kimyasal silahlı saldırıyla en kanlı şiddetli seviyeye ulaşan iç savaşta gelinen noktada, ABD ve Avrupa'nın müdahalesi konuşuluyor. Bazı kaynaklara göre bugün-yarın her an müdahale olabilir. Müdahalede ismi geçen ülkelerin başında ABD geliyor, arkasında İngiltere onun da arkasından Fransa... Müdahelenin karşısında duran ülkelerin başında ise İran geliyor, onun arkasında da İran; ondan sonra da Çin... Türkiye de bölgedeki kanın bir an önce durması için BM nezdinde bir an önce adım atılmasını istiyor. Suriye'deki muhalif grupların da çoğu Beşar Esad'ın elindeki hava gücünün kırılması için müdahalenin faydalı olacağını düşünüyor.

Gelinen noktada, müdahalenin nasıl sonuçlar doğuracağı henüz tam kestirilemiyor. Afganistan ve Irak'taki işgallerin etkisi henüz tazeliğini korurken, yeni bir işgal ülkesinin ortaya çıkmasının nelere mal olacağını kimse tahmin bile edemiyor; ancak Dünya Bülteni yazarları Akif Emre, Cihan Aktaş, Levent Baştürk ve Muhterem Dilbirliği Suriye'de gelinen noktayla ilgili yazılar kaleme aldılar. İşte yazarlarımızın o yazıları:

Akif Emre, şu an yaşananları bir "akıl zehirlenmesi" olarak değerlendirdiği yazısında, ABD'den ve Avrupalı ülkelerden medet umanların bulunduğunu hatırlatarak "Amerika'nın başını çektiği Batı ittifakının Suriye halkını, Müslümanları bu zehirli iktidardan koruyacağına inanmamızı istiyorlar. Dahası bu akıl zehirlenmesiyle bizi, asıl düşmanımızın Şiiler olduğuna inandırma çabasındalar. Bu kimyasal zehir öylesine sinir sistemimize nüfuz ediyor ki, zalime karşı çıkarken bile muhtemel tehlikelere, muhtemel desiselere işaret edenleri hedef gösteriyor." diye yazdı.

Cihan Aktaş da Suriye konusunda şu an yaşananları bir "akıl yakalanması" olarak değerlendirerek, Mısır'da cuntaya karşı yapılan direniş gösterileri sırasında yuhalanan, protesto edilen ABD'den bugün medet umulmasına anlam veremediğini belirtti.

Levent Baştürk ise, ABD'nin Suriye'ye yönelik muhtemel müdahalesinin asıl hedeflerini yazdı. Muhterem Dilbirliği de yaşananları ABD ile Rusya'nın Akdeniz'deki rekabeti açısından yorumladı.

Akif Emre:
AKDENİZ'DE AMERİKAN FÜZELERİ YAHUT AKIL ZEHİRLENMESİ

"Saddam'ın kimyasalları kadar Esad'ın kimyasalları da, kimyasal üreticilerinden kurtuluş bekleyerek akıl, vicdan bilincimizin kimyasına bir müdahale sanki.

Baas rejiminin bunca süre ayakta durmasını sağlayanlar ve hala da gitmesinde tereddüt edenler, eline kimyasal silahları tutuşturanlar şimdilerde bize vicdan ve hakkaniyet ayarı yapmaya kalkışıyor.

Amerika'nın başını çektiği Batı ittifakının Suriye halkını, Müslümanları bu zehirli iktidardan koruyacağına inanmamızı istiyorlar. Dahası bu akıl zehirlenmesiyle bizi, asıl düşmanımızın Şiiler olduğuna inandırma çabasındalar. Bu kimyasal zehir öylesine sinir sistemimize nüfuz ediyor ki, zalime karşı çıkarken bile muhtemel tehlikelere, muhtemel desiselere işaret edenleri hedef gösteriyor.

Bu zehir basiretimizi öylesine bağlamış ki, yüz binlerin kanının akmasından çok haklı çıkmış olmayı yeğleyen bir vicdan kararmasına dönüşüyor.

Başından beri, Bosna tecrübesi, Irak'ta, Afganistan'da yaşananlar ve hala yaşanmakta olanları işaret etmeyi, hatırlatmayı, uyarmayı ihanet sayan bir akıl zehirlenmesiyle mefluç hale getiriliyoruz." DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Cihan Aktaş:
SURİYE YAKALANMASI

Rabia’da protesto edilen ABD’nin öncülüğünde Suriye’de gerçekleşmesi beklenen bir müdahaleye kuşkuyla yaklaşanlara bozguncu muamelesini reva gören siyasetçiler ve yazar arkadaşlarımız, başka bir alternatifin olmadığına inanmamızı bekliyor. Oysa savaşı, bombardımanı bu toprakların, bölgenin kaderi haline getiren acz sendromu, barış için yeteri kadar ısrar edip etmediğimiz sorusunu bir yere kadar bastırabilir.

"Suriye’ye ABD güdümlü bir müdahaleyi ne Türkiye ister ne de İran retorik olarak, ama sonuç ortada.  Kendi reformistlerini 2009 seçimlerinde şiddetle sustururken devriminin gelişme şansını engellemeseydi, İran bugün Suriye’de barışçıl çözüme izin veren bir politika izliyor olabilirdi."

"ABD’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar’ın ortak operasyonunun bir hayra hizmet edeceği akla yakın değil."

"Yaklaşık olarak aynı kadro çok kısa bir süre önce Rabia Meydanı  katliamını gerçekleştiren bir darbeye destek vermedi mi?" DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Levent Baştürk:
SURİYE'DE FÜZELERİ BEKLERKEN

Amerikan makamlarından yapılan açıklamalardan anladığımıza göre, ABD operasyon için hazırlıklarını büyük ölçüde tamamlamış durumda. Operasyona şu an itibariyle, ABD dışında hangi ülkelerin dahil olacağı netlik kazanmamış olmakla beraber, İngiltere ve Fransa’nın operasyonun parçası olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Suriye'ye ABD öncülüğündeki uluslararası müdahalenin istedikleri, üç madde altında özetlenebilir. Baas rejimine karşı alınan bu yeni tavırdan arzu edilen üç şey olduğunu söylemek mümkün: Birincisi, caydırıcılık tesis etmek. İkincisi, Cenevre’ye güçlü pozisyonda gideceğini uman Rusya ile Baas rejiminin ve hatta katılacak olursa İran’ın elini zayıflatmak. Üçüncüsü, Suriye rejimi ve onun en yakın müttefikleri olan İran ve Rusya’yı beklentilerini çok fazla yüksek tutmadan bir an önce çözüme gidilmesinin onların da menfaatine olduğuna ikna etmek. DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Muhterem Dilbirliği:
AKDENİZ'DE SULAR ISINIYOR

Suriye’de son yaşanan gelişmeler, aylardır, Mısır’da darbe ve sonrasındaki gelişmelerden dikkatlerimizi tekrar, Türkiye’nin güney komşusunda, yaşanan olaylara çevirdi. ABD’nin Suriye müdahale opsiyonunu gündeme taşıması, müdahale isteğinden çok, son yaşanan gelişmeler çerçevesinde eski Soğuk savaş dönemindeki rakibi Rusya’ya Akdeniz’de halen ben varım deme gayretinden başka bir şey ifade etmemektedir. DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ







Güncelleme Tarihi: 29 Ağustos 2013, 14:22
banner53
YORUM EKLE

banner39