Erdoğan: Bu bir ayrılık değildir

Ak Parti'nin cumhurbaşkanı adayı Başbakan Erdoğan, adaylığının açıklandığı toplantıda yaptığı konuşmada, bunun bir ayrılık olmadığını söyledi

Erdoğan: Bu bir ayrılık değildir

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin tarafından açıklanan ve tüm AK Partili milletvekillerinin imzasıyla cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, "Biz siyaseti ikbal için yapmadık, makam, mevki, rütbe, paye için yapmadık. Biz siyaseti, Allah için, millet için yaptık. Biz siyaseti vatan, bayrak, istiklalilimiz ve istikbalimiz için yaptık" dedi.

"Biz, 'seçildikten sonra bizi unutmasın' diyen tüm unutulmuşlar, tüm terkedilmişler, kimliği, kültürü, hakları, özgürlükleri tüm elinden alınmışlar için siyaset yaptık" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, "Onlar itelediler, onlar tahkir ettiler, dışladılar, biz daha da azmettik. Her darbeyle daha da güçlendik. Tüzüklerle, manşetlerle çarpışarak, darbelere göğüs gererek büyüdük. Kriterimiz her zaman Hakk oldu. Kimin ne dediğine değil, Hakk'ın ne dediğine, adaletin ne dediğine, milletin ne söylediğine baktık" şeklinde konuştu.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: Bu ülke bize oy verenler kadar vermeyenlerin de ülkesidir. Biz, Türkiye'yi onlar için de büyüttük. Bu güzel ülke bizi sevenler kadar sevmeyenlerin de ülkesidir. Bu güzel ülkede hakları, özgürlükleri, kazanımları 77 milyon için büyüttük.

"BİR ÇIĞIR AÇTIK"

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, "O kadar ileri gittiler ki Türkiye'de gündem belirlemek, Türkiye'yi azarlamak, Türkiye'ye kibirle parmak sallamak istediler. İşte biz siyasi tarihimiz boyunca, cesaretle, korkmadan, çekinmeden 'Siz kimsiniz' sorusunu sorduk. Evet. Siz kimsiniz? İçeride ve dışarıda, siz kimsiniz? Bize tepeden bakma, bize kibirle bakma cüretini nereden buluyorsunuz? Size bu hakkı kim veriyor?" ifadelerini kullandı.

Bu ülkenin gençlerine özgüven aşıladıklarını belirten Erdoğan, "Bu ülkenin çocuklarına aydınlık bir gelecek umudu aşıladık. Bu aziz millete hayal gibi görünen seviyelerin ulaşılabilir olduğunu gösterdik. Biz bir çığır açtık, bir kapıyı araladık" diye konuştu.

Cumhurbaşkanının Meclis tarafından değil halkın bizzat kendisi tarafından seçilmesinin basit, teknik bir değişiklik olmadığını belirten Erdoğan, "Bu sadece yöntemin değişmesi değildir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, bir tarihin, vesayetler tarihinin bu ülkede kapatılmasıdır, bunu böyle bilelim" dedi.

"VESAYETLER DÖNEMİ KAPANMIŞ OLACAK"

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, "10 Ağustos'ta sadece 12. Cumhurbaşkanı seçilmeyecek, cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesiyle aynı zamanda kara bir dönem, vesayetler dönemi de kapanmış olacak" dedi.

"Siyasi iktidarın karşısında duracak, halka karşı devleti temsil edecek bir cumhurbaşkanı seçmiyoruz, halkın seçtiği, halktan bir cumhurbaşkanı göreve gelecek, fark bu" ifadelerini kullanan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Eğer milletim takdir eder Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. cumhurbaşkanlığına bu kardeşinizi getirirse, şunu herkesin bilmesini istiyorum, devletle milleti kucaklaştıran, milletinin çıkarlarını gözeten, milletin ve demokrasinin tarafını tutan bir cumhurbaşkanı seçilmiş olacaktır. 10 Ağustos'ta eğer seçilirsek, herkes bilsin ki, asla bir kesimin, bir partinin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı olacağız. Bize oy versin ya da vermesin herkesin cumhurbaşkanı olacağımdan kimsenin endişesi olmasın."

"PARALELE ASLA MÜSAMAHA ETEMEYEĞİZ"

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, "Milletin birliğinin yanında, ulusal güvenliğimizi tehdit eden tüm girişimlere karşı cumhurbaşkanının birincil derecede görevi vardır. Paralel devlet yapılanmasına asla müsamaha göstermeyeceğiz. Ülkemizin bağımsızlığını hedef alan bu maşa örgütle en üst düzeyde mücadele etmeye devam edecek ve bu mücadeleden zerre kadar taviz vermeyeceğiz. Bu kirli yapıyı hukuk içinde tamamıyla ve hızlıca tasfiye edeceğiz." şeklinde konuştu.

Erdoğan konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Şahsımız 12’nci cumhurbaşkanlığı için aday gösteren tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece. Bilmiyorum ne haldayız gidiyoruz gündüz gece. Bireyselleştiriyorum. Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda, iki kapılı bir anda, gidiyorum gündüz gece. Düşünülürse derince Uzak görünür görünce Yol bir dakka miktarınca Gidiyorum gündüz gece.

1994 yılıydı. İstanbul’da gece gündü koşturuyorduk. İstanbul’un her semtine ulaşmaya çalışıyorduk. Manşetlerin şevkimizi kırmasına müsaade etmiyorduk. Birileri günler öncesinden zaferlerini ilan ederken, biz milletin takdirinin farklı olduğunu hissediyor koşturuyorduk.

“7-8 YAŞLARINDA BİR KIZ ÇOCUĞU YANIMA GELDİ…”

İstanbul’un yoksul mahallelerinden birindeydik. Kalabalığın içinden 7-8 yaşlarında bir kız çocuğu yanıma geldi. Elini uzattı, elimi tuttu. Bunları annem gönderdi dedi. Annem, seçildikten sonra sakın bizi unutmasın dedi. İki tane bileziği elime tutuşturdu. Daha ne olduğunu anlayamadan kendisi de o incecik bileğindeki oyuncak bileziği çıkardı onu da elime tutuşturdu. Ben daha bir şey söyleyemeden, o yavrucak kaybolup gitti.

“BEN ASIL O GÖZLERİ UNUTMADIM”

O bilezikler İstanbul’dan büyükşehir başkanlığı makamında karşımda oldu. Ben asıl o gözleri unutmadım. Aradan 20 yıl geçti, o gözündeki parıltıyı umudu unutamadım. Pınarhisar’da yatarken, karşımda hep o çocuğun bakışları vardı, o elime tutuşturduğu bilezikle bileğinden çıkardığı oyuncak bilezik.

“ATTIĞIM HER İMZADA O GÖZLER KARŞIMDAYDI”

AK Parti’yi kurarken gözümün önünde o çocuğun gözleri vardı. Ankara’da başbakanlık görevini yürütürken karşımda o masum gözler vardı. Attığım her imzada o gözler karşımdaydı. Gece yorgun başımı yastığa koyarken sabah uyanınca o gözlerindeki heyecan umut o parıltı beklenti hep karşımdaydı.

“BİZ SİYASETİ İŞTE O TEMİZ YÜREKLER İÇİN YAPTIK”

Ne o gözleri, ne de verdiği mesajı bir an olsun aklımdan çıkarmadım. Annesi seçildikten sonra bizi unutmasın demişti ya. Allah’a hamdolsun o büyük emaneti, büyük mesajı hiçbir zaman unutmadık, unutmadım. Biz siyaseti işte o temiz yürekler için yaptık. Vatanı için, toprağı için, bayrağı için canını veren aziz şehitlerimizi hiçbir zaman unutmadık, siyaseti onlar için yaptık. 20 yaşındaki yavrusunu, aslanını askere gönderen, şehit bedenini teslim alan, vatan sağ olsun diyen o kahraman yürekleri o anne baba yüreklerini hiçbir zaman unutmadık ve siyaseti onlarla beraber, onlar için yaptık.

İstanbul’un işgal edildiğini duyunca, sofrasında yiyecek ekmeği dahi yokken, kolundaki bileziği, parmağındaki yüzüğü çıkartıp, Pakistanlı kadını hiçbir zaman unutmadık. İslam coğrafyasını hiçbir zaman unutmadık. Siyaseti hep onlar için yaptık. Biz siyaseti maden ocaklarında helal rızk peşindeki işçi kardeşlerimiz için yaptık. İstanbul Sultangazi’deki, Ankara Altındağ’daki, Diyarbakır’daki Türkiye’deki tüm kenar mahalleleri için yaptık. Dicle’nin kenarında koyunları kurtlar kapıyordu. O büyük emaneti omuzlamak için siyaseti yaptık.

Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkencelerin, Metris’teki adaletsizliğin hesabını sormak için siyaset yaptık. Başörtülü olduğu için üniversiteli kapılarından döndürülen gözü yaşlı kızlarımız için siyaseti yaptık. Cezaevinde çocuğunu ziyarete giden, ana dilini konuşması yasak olan evladıyla sadece bakışarak sohbet etmek zorunda kalan ciğeri yanık anneler için siyaset yaptık.

“FİLİSTİN İÇİN, MISIR İÇİN, SOMALİ İÇİN, AFGANİSTAN’IN MAZLUMLARI İÇİN SİYASET YAPTIK”

Yoksul olduğu için insan yerine konulmayan adam gibi adamlar için siyaset yaptık. Okulda mahkemelerde itelenen o temiz yürekler için siyaset yaptık. Gurbette unutulan vatandaşlar için, balkanlarda terk edilmiş vatandaşlarımız için, Filistin için, Mısır için, Somali için, Afganistan’ın mazlumları için siyaset yaptık.

Güncelleme Tarihi: 01 Temmuz 2014, 13:53
YORUM EKLE

banner26

banner25