banner39

Erdoğan: Şiddete toleransımız yok

Başbakan Erdoğan, "Terörü minimize edecek olanlar, önce kadınlardır. Gençlerin ölümünü engelleyecek olanlar, önce kadınlardır" dedi.

Politika 08.03.2011, 23:23 08.03.2011, 23:23
Erdoğan: Şiddete toleransımız yok

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Başbakan Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Medeniyetlerin buluşma noktası Anadolu'da kadının güçlendirilmesi konulu toplantıya katıldı. Emine Erdoğan okuma yazma kursunu bitiren kursiyerlere sertifika verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörü minimize edecek, gençlerin ölümünü engelleyecek olanları n, önce kadınlar olduğunu belirterek, "Biz, artık gençlerin ölüm haberlerini almak istemiyoruz, biz artık şehit cenazeleri görmek istemiyoruz, biz cenazeleri başında ağıt yakan anneler, bacılar görmek istemiyoruz" dedi.

Erdoğan, Ottoman Otel'de, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen, "Medeniyetlerin Buluşma Noktası Anadolu'da Kadının Güçlendirilmesi" konulu programda bir konuşma yaptı.
Türkiye'deki kadınların, dünya kadınlarının, 8 Mart Dü nya Kadınlar Günü'nü tebrik eden Erdoğan, dün, Türk Metal Sendikasının bir programında, işçi-emekçi kadınlarla bir arada, sendika üyeleriyle dayanışma içinde çok anlamlı bir program gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

"Bugün sabah partimizin grup toplantısında konuyu gündeme taşıdık ve grubumuzdaki hanım kardeşlerimizin nezdinde sorunları ele aldık. Burada, Hatay'daki toplu açılış törenimize katılan Hataylı hanım kardeşlerimizin Dü nya Kadınlar Günü'nü de tebrik ettikten sonra, bu anlamlı toplantıya iştirak ediyoruz" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Biz, partimizi kurduğumuz andan itibaren kadınlara yönelik ayrımcılık, istismar, şiddet konularını samimi bir şekilde gündemimize aldık ve bu sorunlar üzerinde de somut, gayretli çalışmalar yürüttük. Hiç kuşkusuz, tü m siyasi partilerin kadın kolları var; tüm siyasi partiler, kadın sorunları üzerinde çalışıyor; bugüne kadar da tüm hükümetler, kadınların sorunları olduğunu ve ü zerinde çalıştıklarını ifade ettiler. Ama biz, bu noktada farklı bir tutum sergiledik.

İlk andan itibaren, kadınların sorunlarının yine bizzat kadınlar tarafından çözüleceğini, çözülmesi gerektiğini söyledik ve inisiyatifi tamamen kadınlara verdik, biz teşvik edici, destekleyici olduk. Partimizin kadın kolları çok aktif şekilde çalıştı, parlamentoyu, hükümeti, kurumları, çözüm noktasında her zaman zorladı ve bunun sonuçlarını da aldı."

"KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK SAĞLADIK"

Başbakan Erdoğan, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının, 8 y ıl boyunca aynı şekilde çok aktif çalıştığını ve tarihi nitelikte düzenlemelere, reformlara imza attığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunlarla paralel olarak, siyasette ve kamu idaresinde daha fazla kadının görev almasını güçlü ve samimi şekilde destekledik. Yerelde, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliklerinde daha fazla hanım kardeşimizin görev almasını sağladık. Ulusal ölçekte, parlamentodaki kadın milletvekili sayısını 2 katın üzerine çıkardık ve oranı yüzde 4 seviyesine ulaştırdık. Hiçbir zaman yüzde 4 seviyesini parlamentoda aşmadı, ilk defa bu dönemde yüzde 9'u aşmış bulunuyor. 8 yılda Anayasa'da iki önemli değişiklik yaptık: Birincisinde -bunun altını çiziyorum, ben herkesin söylediğini söylemiyorum, ben kadın-erkek eşitliği demiyorum, ben kadın-erkek fırsat eşitliği diyorum- bunu Anayasal bir hüküm haline getirirdik. 12 Eylül'de yaptığımız değişiklikle, kadınlara pozitif ayrımcılık sağladık; yasalardan Anayasa'ya çıkardık. Anayasal teminat altına aldık ve yaptığımız değişikliklerle, ücret eşitsizliğini gidermenin, kad ın istihdamını teşvik etmenin, kadınların iktisadi ve ticari faaliyetlerde daha fazla yer almasının temini noktasında gayret içinde olduk. Bildiğiniz gibi, kadınların hamilelikte çalışma süresi bizim yaptığımız düzenleme ile doğum öncesinde 8 hafta, doğum sonrasında 8 hafta olmak üzere 16 haftaya çıktı. Doğ um nedeniyle ücretsiz izine ayrılan hanım kardeşlerimize, emeklilik noktasında, bu dönemi borçlanabilme imkanını getirdik. Evinde çalışan, evinde üreten kadınlara muafiyetler sağladık."

"YOKSULLUĞUN BİRİNCİ DERECEDE MAĞDURU HEP KADINLAR OLDU"

Şiddete karşı sıfır tolerans gösterdiklerini, töre cinayetlerine müebbet hapis cezasını getirdiklerini, yayınladıkları genelgelerle şiddetle mücadeleyi daha da etkinleştirdikleri belirten Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ben, dün ve bugünkü programlarda, kadınlara yönelik, kadın haklar ına yönelik yaptığımız düzenleme ve reformları vakit elverdiğince sıralamaya ç alıştım. Ancak, hanım kardeşlerimize dolaylı olarak sağladığımız bir ç ok imkan bulunuyor ve ben burada özellikle bunların üzerinde durmak istiyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun, yoksulluğun birinci derecede mağduru hep kadınlar oldu. Sadece yoksulluğun değil, doğal afetlerin, savaşların, terörün, işgallerin, etnik temizliğin de mağduru her zaman kadınlar oldu. Bangladeş'e gittik, bunu gördük. Pakistan'da bunu gördük. Bosna Hersek'te, Darfur'da, Filistin'de, Irak'ta maalesef bunu gördük. Kadın, sadece yoksullukla, sadece eşini, çocuklarını kaybetmekle imtihan olmuyor; aynı zamanda kendisine yönelen şiddet, kendisine yönelen taciz ve tecavüzle de acıların en büyüğüne maruz kalıyor. Babasını, annesini, eşini, çocuklarını kaybeden nice kadın, hayatın ortasında yapayalnız tutunma ve var olma mücadelesi veriyor. Bu ve benzeri acıları, bizler de, Türkiye'nin kadınları da maalesef derinlemesine yaşadılar."

"BERFO ANA'NIN GÖZLERİNDE"

Son 30 yıl boyunca devam eden terör olaylarına bakıldığında terörün, gençlerden, çocuklardan ziyade kadınları vurduğunun görüleceğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
"Bir genç, toprağa düştüğü zaman, belki de onun için her şey bitiyor. Ama annesi, nişanlısı, eşi, çocukları, bir ömür boyunca taşıyacakları acıyla tanışıyorlar. İşte en son, İstanbul;da, yakınlarını arayan kadınlarla bir toplantı gerçekleştirdik. 103 yaşındaki Berfo Ana'nın gözlerinde ben o acıyı, o sızıyı bir kez daha gördüm. 30 yıl boyunca oğlunun yolunu gözlemek, 30 yıl boyunca, belki çıkar gelir diyerek, evin kapısını açık tutmak ne demektir, ben o teyzemizin gözlerinde gördüm.

Biz, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni başlatırken, işte terörün, ayrımcılığın, yoksulluğun bu çirkin, bu acı tarafına dikkatleri çekmek için, 'Analar ağlamasın' diyerek başladık. Analar, artık çocuklarını kaybetmesin, eşlerini kaybetmesin, bacılar babalarını kaybetmesin diyerek biz bu yola çıktık. Kadınlar artık çocuklarının arkasından ağıtlar yakmasın, on yıllar boyunca çocuklarının yolunu gözlemesin, gözlerinin pınarı kurumasın diye biz bu ad ımı attık. Her zaman da şunu söyledik; bu sorunu çözme iradesine sahip olanlar, en önce kadınlardır. Terörü minimize edecek olanlar, önce kadınlardır. Gençlerin ölümünü engelleyecek olanlar, önce kadınlardır. Bu sorunlar, Türkiye'nin sorunları olduğu kadar, en başta kadınların sorunudur ve onlar yüreklerini sürece dahil etsin istedik. Biz artık gençlerin ölüm haberlerini almak istemiyoruz. Biz artık şehit cenazeleri görmek istemiyoruz. Biz, cenazeleri başında ağıt yakan anneler, bacılar görmek istemiyoruz ve annelerin, tüm kadınların, bu sürece artık dur demesini bekliyor ve arzu ediyoruz." 
 

 

Yorumlar (0)
20
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?