banner39

Gül: Türkiye, dostluğu aranan bir ülke

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Dünyanın dört bir yanında sesimiz duyulmaktadır. Dostluğu aranan bir ülke olan Türkiye, bölgesinde ve dünyaya güvenlik yayan bir ülke konumuna erişmiştir'' dedi.

Politika 05.04.2012, 18:30 05.04.2012, 19:07
Gül: Türkiye, dostluğu aranan bir ülke

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin esasen uzun yıllardır gerçekleştiremediği kapsamlı savunma reformunu hayata geçirmesinin elzem olduğunu belirterek, ''Savunma reformunu, demokrasimizin ulaştığı seviye, artan ekonomik imkanlarımız, yeni stratejik iklimin ortaya çıkardığı milli, bölgesel ve küresel güvenlik ihtiyaçlarımızı dikkate alarak vakit kaybetmeden gerçekleştirmeliyiz'' dedi.

Gül, Harp Akademileri Komutanlığı'nda verdiği konferansta, küresel ve bölgesel düzeyde ortaya çıkan bunca risk ve tehdide rağmen, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu tehditlere karşı koyabilecek imkan ve kabiliyetlere sahip olduğundan hiç şüphesi olmadığını söyledi.

''Askeri bakımdan, NATO'nun ikinci en büyük ordusuna sahibiz'' diyen Gül, özellikle son dönemde savunma sanayii alanında yapılan büyük hamlelerle, Silahlı Kuvvetleri çağın gerektirdiği modern yazılım ve fiziki donanıma kavuşturmak yönünde ilerlendiğini vurguladı.

Çeşitli vesilelerle ziyaret ettiği savunma sanayii kuruluşlarında Silahlı Kuvvetler için üretilen milli silah ve savunma sistemlerinden gurur duyduğunu kaydeden Gül, yine son olarak Kars'ta katıldığı tatbikatta komutanlarla birlikte ordunun en çetin iklim şartları altında gerek taktik ve eğitim, gerekse teçhizat bakımından ne denli hazır olduğunu bizzat müşahede ettiğini anlattı.

'ORDUMUZUN ÜSTÜM İMKAN VE KABİLİYETLERE SAHİP OLMASI'

Abdullah Gül, Sarıkamış'ta lojistik ve teçhizat eksikliğinden dolayı şehit düşen binlerce Mehmetçik'in destanından gerekli derslerin çıkarılmış olduğunun hüznünü ve sevincini de yine değerli komutanlarla birlikte yaşadığını ifade ederek, şöyle devam etti:

''Bugün ordumuzun üstün imkan ve kabiliyetlere sahip olmasının altında güçlü bir ekonomi yatmaktadır. Dolayısıyla, ekonomik istikrar ve büyüme, milli güvenliğimizin de teminatıdır. Bununla birlikte, tüm dünyada silahlı kuvvetlerin eldeki ekonomik imkanlara ve tehdit durumlarına göre en etkin ve optimal yapıya kavuşturulması yönünde ciddi reformların da yapıldığına tanıklık etmekteyiz.''

Soğuk savaşın sona ermesinden sonra NATO'nun pek çok kez komuta yapısını değiştirdiğini, personel ve karargah sayısında önemli indirimlere gittiğinin bilindiğini hatırlatan Gül, yine Türkiye'nin NATO müttefiklerinden ABD, İngiltere, Hollanda ve İspanya'nın kapsamlı savunma reformları gerçekleştirdiklerini de müşahede ettiklerini kaydetti.

Gül, NATO müttefikleri tarafından yapılan savunma reformları incelendiğinde, genelde personel ve üs sayısının azaltıldığı, kuvvetlerin sahip olduğu yeteneklerin ortaklaşa kullanılması imkanlarının artırıldığı, silahlı kuvvetler personeli içinde muharip sınıfın nispi oranının yükseltildiği ve yeni güvenlik şartlarının ortaya çıkardığı ihtiyaca cevap verecek modern silah ve teçhizatın tedarikine önem verildiğinin görüldüğünü belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu itibarla ülkemizin de esasen uzun yıllardır gerçekleştiremediği kapsamlı savunma reformunu hayata geçirmesi elzemdir. Savunma reformunu, demokrasimizin ulaştığı seviye, artan ekonomik imkanlarımız, yeni stratejik iklimin ortaya çıkardığı milli, bölgesel ve küresel güvenlik ihtiyaçlarımızı dikkate alarak vakit kaybetmeden gerçekleştirmeliyiz. Genelkurmay Başkanlığımızın da esasen bu yönde çalışmalar yürüttüğünü büyük memnuniyetle biliyorum. Yapılması gereken savunma reformu bağlamında özellikle aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum; Yeni tehdit ve ihtiyaçlar çerçevesinde her üç kuvvetin müşterek harekat icra yeteneklerinin arttırılması; komuta yapısında entegrasyona önem verilmesi ve kuvvetlerin sahip oldukları imkanlardan mümkün olduğunca müştereken yararlanılması, her seviyede mükerrer kademelerin ortadan kaldırılması, ordumuzun personel sayısında destek hizmetlerinden sağlanacak tasarrufla, muharip personel sayısının nispi oranının yükseltilmesi; Silahlı Kuvvetlerimizin etkinliğine katkıda bulunmayan harcamalardan tasarruf edilmesi, buna karşılık, ekonomimizin ve savunma sanayimizin genişleyen imkanlarından yararlanmak suretiyle, ordumuzun silah ve teçhizat bakımından nicelik ağırlıklı bir yapıdan nitelik ağırlıklı bir yapıya dönüştürülmesi; tedarik politikalarımızda, mümkün olduğu kadar milli imkanlardan yararlanılması, ki son dönemlerde çok dikkat ediliyor bu konuya... Savunma sanayimizin ordumuzun güvenlik stratejisinin önceliklerine ve uzun vadeli ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yapılandırılmasıdır.

Öte yandan, terörle mücadelenin orta vadede kolluk kuvvetlerimizin yürütebileceği bir seviyeye indirgenmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yapılabilecek en büyük hizmet olacak kanaatindeyim. Böylelikle ordumuzun her türlü cari ve potansiyel tehdide cevap verecek bir strateji çerçevesinde yapılandırılması mümkün olabilecektir.''

'ERDEMLİ BİR GÜÇ' OLMA YOLUNDA İLERLEME

Konuşmasında vermek istediği temel mesajın, Türkiye'nin ''Yurtta sulh, cihanda sulh'' düsturu doğrultusunda emin ve kararlı adımlarla ''erdemli bir güç'' olma yolunda ilerlediği olduğunu vurgulayan Gül, konuşmasını şöyle tamamladı:

''Türkiye; ilerleyen demokrasisi, gelişen ekonomisi, güçlü ordusu, genç ve kalifiye nüfusu, girişimci iş dünyasıyla uluslararası alanda giderek yükselen bir profil sergilemektedir. İzlediğimiz ilkeli politikalar ve sergilediğimiz vizyoner yaklaşımlarla dünyanın dört bir yanında sesimiz duyulmaktadır. Dostluğu aranan bir ülke olan Türkiye, bölgesinden başlamak üzere dünyaya güvenlik yayan bir ülke konumuna erişmiştir. Türkiye, ait olduğu çok boyutlu coğrafyaya dar kulüp üyelikleri çerçevesinde bakmadan, bir yandan, Avrupa ve Transatlantik kurumlarıyla entegrasyonunu derinleştirmeye, diğer yandan, yakın bölgesine ve ötesine barış, adalet ve refahı yaymaya çalışmaktadır. Değerlere dayalı eksenimiz ve 360 derecelik ufkumuzla bundan sonra da adil ve demokratik bir yeni küresel düzen tesisi yönündeki çabalarımızı aynı azim ve kararlılıkla devam ettireceğiz. İşte bu düşüncelerle, askeri deha ve kabiliyetlerini gerek içeride gerek dışarıda defaatle ispatlamış olan Silahlı Kuvvetlerimizin siz değerli komutanlarını ve subaylarını bir kere daha içtenlikle selamlıyorum. Bu vesileyle, son olarak Afganistan'da ve terörle mücadelede şehit düşen evlatlarımız olmak üzere vatan ve barış uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize de şifa dileklerimi yineliyorum.''

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki konferansı bir saat sürdü.

Sadece Anadolu Ajansı ve TRT'nin alındığı konferansın, konuşmanın ardından 45 dakika süren soru-cevap bölümü basına kapalı yapıldı.

Cumhurbaşkanı Gül'ü, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Arslan Güner de dinledi.

banner53
Yorumlar (0)
8
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü