banner39

Kılıçdaroğlu: Erdoğan postmodern diktatör

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin bugünkü grup toplantısında hükümete sert sözlerle yüklendi. Kılıçdaroğlu, 28 Şubat'ın 8 yıllık kesintisiz eğitimine sahip çıktı

Politika 13.03.2012, 13:52 13.03.2012, 16:07
Kılıçdaroğlu: Erdoğan postmodern diktatör

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında, Başbakan Erdoğan'ın 'Hangi dilden anlıyorsunuz o dilden' sözüne 'Biz hangi milletvekilini yere düşürüp tekmeledik. Biz demokrasi dilinden söz ediyoruz. Hangi dilden söz ediyorsun. Ormanda mı yetiştin sen' cevabını verdi. İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları:

"BAŞBAKAN EMİNİM 'OH OLDU' DİYORDUR"

Davanın zaman aşımına uğraması Türkiye için bir yüz karasıdır. Bu tablo özgür Türkiye’ye eğitilmiş bir topluma yakışmıyor. Bu tablo yüreği insan sevgisi olan Türkiye’ye yakışmıyor. Bu tablonun içinde AKP’nin ağırlığı var. Çünkü o faillerin büyük çoğunluğunu AKP milletvekilleri savunuyordu ve şimdi çoğu Meclis’te. Başbakan eminim oh oldu biz de kurtardık işi diyordur. Kim olursa olsun insanların haklarını savunmak özellikle parlamenterlerin görevi olmalıdır.

11 işçimiz hayatını kaybetti. AKP’li Bakan çıkıp diyor ki Türkiye’nin iş güvenliği yasasına ihtiyacı var. Onlar sanki iktidarda değil de muhalefetteler. Sanki getirdiler de biz karşı çıktı. 10 yıldır iktidarda değil misin sen? Başkası mı iktidarda?

O işçilerden kaçı sigortalıydı o bakan bir de ona baksın. Biz mağdurun mazlumun yanındayız. Zalime karşıyız ve bunu her koşulda sürdüreceğiz. Geçen Pazar günü eğitimcilerle yaptığımız toplantıda bir Profesörümüz, “Evet bugün burada eğitim konusunda toplantı yapıyoruz. Mevcut yasa teklifi hakkında olumsuz görüş bildirirsem bunun bedeli olacak mı bilmiyorum” dedi.

"BİR KADINA NASIL TEKME ATARSINIZ SİZ"

Düşünce açıklama özgürlüğü değil düşlünce açıklamama yönünde bir baskı var bu toplumda artık. Bu kaygı dile getirildiği anda bana telefon geldi, CHP milletvekilleri yumruklandı tekmelendi diye. Zorbalıkla alçaklıkla darp edildiler. Bu topraklarda yere düşene tekme atılmaz. Ama onların anlayışında yere düşene tekme atılır. Onların inançları Müslümanlığın engin hoşgörüsüyle bağdaşmıyor. Bir kadına nasıl tekme atarsınız siz? İnsanda biraz utanma olur, haya olur, ar olur.

Daha önce de danışmanlarını getirmişlerdi. Kimle gelirseniz gelin CHP’yi susturamayacaksınız. Tekmelerin yaşandığı TBMM'de düşüncelere askıya alınmış orman kanunu geçerli demektir. Ben şimdi kaygı duyan o hocama ne diyeceğim. Milletvekili tekmelenip dövülüyorsa sokaktaki vatandaş hayli hayli dövülüp tekmelenir.

“MİLLETVEKİLİ TEKMELEYİN DİYE Mİ OY VERDİLER”

Biz en haklı meşru müdafaamızı yapıyoruz. Çünkü şiddeti reddediyoruz biz. İnsanı dövmek değil insanı dinlemektir aslolan. İnsanı tekmelemek değil onunla tokalaşmaktır aslolan.

Şiddet bile uygulasalar bizi yolumuzdan alıkoyamazlar. Demokrasi düşmanları milletvekillerini tekmelerse o demokrasi düşmanlarına bu milletin ders vermesini istiyoruz biz. Bir milletvekili nasıl susturacaklar. O zaman neden vatandaşlar oy veriyor. Halk milletvekili tekmeleyin diye mi size oy verdiler.

Aydın geçinen bazı arkadaşlara sesleniyorum buradan. Arada sırada çıkıp ahkam kesiyorlar. Bir daha ‘CHP muhalefet yapmayı bilmiyor’ derseniz tekmelenen arkadaşlarımız bakın ve vicdanınızı sorgulayın. Eğitimi gibi önemli bir konunu bir gece yarısı teklifiyle parlamentoya getirilmesiyle ilgili Recep Tayyip Erdoğan neden konuşmaz. Neden bakanlar kuruluna getirmedin. Hangi bakan bunu imzalamayacaktı.

“BÜLENT ARINÇ DOĞRULARI SÖYLEDİĞİ İÇİN SAYGI DUYARIM”

8 yıllık kesintisiz eğitimin bu ülkeye en zararı oldu. Bir tek rapor getirsinler. Ama olumlu yönde çok sayıda rapor var. Sorun Recep Tayyip Erdoğan’ın kafasında. Çağdışı kafalar buna karşı çıkar. Sayın Bülent Arınç arada bir doğruları söylediği ve vicdanını sesini dinlediği için saygı duyarım. AK Partili milletvekilleri gelip sıraları doldurdu diyor doğru. Konuşma sıralarını aldılar diyor. İşte bu yalan size bu bilgiyi kim verdiyse yalan söylemiş.

“ORMANDA MI YETİŞTİN SEN”

Pazar günü kravatsız montlarıyla geldiler. Önceden yemek ısmarlanmış söz mü istediler. Bir kişi bile söz almadı. Bir tek gelme gerekçeleri var. Kaba kuvvet için geldiler.

Başbakan hangi dilden anlıyorlarsa o demiş. Biz hangi milletvekilini yere düşürüp tekmeledik. Biz demokrasi dilinden söz ediyoruz. Hangi dilden söz ediyorsun. Ormanda mı yetiştin sen?

Sayın Bülent Arınç’a söylüyorum. Kuldan utanmıyorsan Allah’tan korkalım. Yalan söylemeyelim. Onlar oraya konuşmak için değil CHP milletvekillerini darp etmek için geldiler.

“POSTMODERN DİKTATÖRÜN ETRAFINDAKİ TETİKÇİLER…”

Hangi rejimde olursa olsun halkını seven yöneticiler bilim adamlarına sanatçılara önem vermişlerdir. Çağır bir konuş bakalım. Ben her şeyi bilirim diyenlerin insanlık tarihine nasıl geçtiklerine bir bakın.

Postmodern diktatörün etrafındaki tetikçilere de seslenmek istiyorum. Onlar küçük insanlardır. Hatadan alıkoymaz hatalarını arttırtın. Onlar da tarih karşısında sorunludurlar. Bir başbakan yanlış yapıyorsa çevresindeki insanların uyarması lazım yoksa o hataya ortak olursunuz.

20 DAKİKADA KANUN ÇIKARTIYORLAR”

20 dakikada kanun çıkartıyorlar. 20 dakikada kanun çıkar mı? 20 dakikada yemek pişmez. Bu tablo parlamentoya yakışmıyor. Bu tablodan gurur duyan bir kişi var o da Recep Tayyip Erdoğan. Onun için ruh hali araştırılsın diyorum.

Basın mensupları dışarı çıkarılsın diyorlar. Neden? Çünkü darp etmeye orman kanunu uygulamaya gelmişler oraya.

Kapalı kapılar ardında ne kadar uğraşırsanız uğraşın gelişmeleri artık bütün dünya bilir.

“ZIVANADAN ÇIKTI”

Artık bütün dünya en baskıcı ülkelerden birinin Türkiye olduğunu biliyor. CHP bunu gidip bütün dünyaya aktaracak. Bir diktatörün foyası meydana çıktı diktatör zıvanadan çıktı.

Bütün dünyaya anlatacağız herkese söyleyeceğiz işkenceleri insan hakları ihlallerini. Kenan Evren de söylüyorsunuz ‘vay efendim dışarıda nasıl anlatırsınız.’ Biliyorsunuz onun idolü Kenan Evren. Şimdi o da Kenan Evren’le aynı şeyi söylüyor. Bütün arkadaşlarımın görevi bu post modern diktatörün yaptıklarını bütün dünyaya aktarmaktır. İki, eğer biz bu görevimizi yerine getiremezsek Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın hayatından 375 gün çalanların cesaretlerini arttırmış oluruz.

“SERBEST BIRAKILAN GAZETECİLERDEN ÖZÜR DİLEYECEK MİSİN”

Şimdi sormak istiyorum, 375 gün sonra serbest bırakılan gazetecilere sen terörist dedin. Şimdi bu insanlardan özür dileme erdemini gösterecek misin göstermeyecek misin.

Post modern bir diktatörün yalanlarına tahammül edemiyorum. Güya ben İsrail’de tutuklu gazeteci yok demişim Sayın Recep Tayyip Erdoğan benim bu söylediklerimi kanıtlayamazsan senin şerefini ve haysiyetini sorgular hale geleceğim.

Bir başbakan’ın şeref ve haysiyetinin sorgulanmasını istemem ama bir başbakanın temel görevlerinden biri halka doğruları söylemektir.

 

Kaynak: Ajanslar

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?