banner15

MHP: Başbakan Gazze'ye denizden gitsin

MHP'li Vural, Türkiye İsrail'in ambargosunu reddettiğine göre Başbakan Erdoğan'ın Gazze'ye deniz yoluyla gitmesi gerektiğini söyledi

MHP: Başbakan Gazze'ye denizden gitsin

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''Başbakan'ın Gazze'ye gitme kararı var. Madem Türkiye, denizden uygulanan bu ambargoyu reddediyor o zaman Başbakan denizden gitsin. Binsin gemiye gitsin'' dedi. 

Vural, TBMM'de düzenlendiği basın toplantısında, Hükümetin, İsrail tarafından Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırıya ilişkin aldığı yaptırım kararlarında geç kaldığını savundu. 

İsrail'e zamanında tepki gösterilememesinin, ''bu ülkenin değirmenine su taşıdığını'' öne süren Vural, ''Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin önerileri dikkate alınmadı. Sayın Genel Başkan, büyükelçinin süresiz olarak çağrılmasını ve anlaşmaların askıya alınmasını istedi. 1,5 yıl sonra bu önerilerin uygulanması noktasına gelinmesi önemlidir. Bu durum, kime ne kazandırdı AKP hükümeti düşünsün'' diye konuştu. 

Ülkelerin haklı oldukları konularda milli politika ve milli reflekslerle zamanında tepki göstermesi gerektiğini ifade eden Vural, ''Türkiye neden zamanında bu kararları alamamaktadır? Kim engellemektedir?'' sorusunu yöneltti. Vural, uygulanan gayri milli politikaların ülkeyi başkalarının ''taşeronu gibi hareket etme'' durumuna düşürdüğünü ileri sürdü. 

İsrail'in hukuksuzluk yaptığını, BM hukukunu tanımadığını ve insanları öldürdüğünü belirten Vural, şöyle devam etti: 

''İsrail'in güvenliği için bir takım makro politikalar hazırlanıyor. Ondan sonra bu yaptırım kararları İsrail lobisi tarafından eleştiriliyor. Hükümetin uyguladığı bu politikalar, açıkçası maalesef son derece çelişkili. Sayın Başbakan'ın Gazze'ye gitme kararı var. Zaten Ramallah üzerinden Gazze'ye gitmiş, yarım saat de bekletmişlerdi. Cumhurbaşkanı da gitmişti. Madem Türkiye denizden uygulanan bu ambargoyu reddediyor o zaman Başbakan denizden gitsin. Binsin gemiye gitsin.'' 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun bir gazetede yer alan röportajda, AB ülkelerine hitaben sarfettiği, ''haçlı imajını silin'' cümlesine de değinen Vural, ''Sarkozy'nin bakanı Libya operasyonuna ilişkin 'haçlı seferini Sarkozy yönetiyor' demedi mi? Bush, 11 Eylül saldırılarından sonra Ortadoğu politikasına yönelik olarak 'haçlı seferi' dememiş miydi? Şimdi tüm politikalarda AKP onlarla birlikte oluyor, 'haçlı imajını silin' diyor'' şeklinde konuştu. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bir konuşmasında sarfettiği, ''Haçlı seferleri aynı zamanda tüm tarafların birbirini tanıdığı, iletişime geçtiği, ittifaklar kurduğu, bilim, sanat noktasında alışverişte bulunduğu dönemlerdir'' cümlesini iPad'ten dinleten Vural, ''Başbakan bu seferlerin çok faydalı yönleri olduğunu söylüyor, diğeri 'bu imajı silin' diyor. Bunları açıklasın birileri. Evlere şenlik bir Hükümet. Dün söylediğini unutan, birbirini tekzip eden, birbirini yok sayan... Al birini vur ötekine'' ifadelerini kullandı. 
     
MAVİ MARMARA RAPORU
     
Hükümetin, dış politikasının tutarsız olduğunu ileri süren Vural, sözlerini şöyle sürdürdü: 

''Adama sorarlar; güç elinde olduğunda Esad'a karşı nasıl hitap ediyordunuz? ABD Esad'a 'git' dedikten sonra nasıl hitap etmeye başladınız? Kaddafi'den ödül alırken nasıl hitap ediyordunuz? Sarkozy saldırdıktan sonra nasıl hitap etmeye başladınız? Davutoğlu, BM Mavi Marmara Raporunun sızdırılmasıyla ilgili diyor ki 'raporun sızdırılması çok ayıp olmuştur' O zaman, Cumhurbaşkanı'nın Esad'a yazdığı mektubu sızdıran kim? 

Türkiye'nin komşularla 'sıfır sorun' politikası, çok bilinmeyenli, bol sorunlu bir dış politikaya doğru gitmiştir. Mavi Marmara Raporu konusunda, Türkiye'nin bu panele katılması, katıldıktan sonra İsrail lehine çıkabilecek haberler karşısında bu raporun açıklanmasını istemesi, aleyhinde çıkınca 'yok' hükmünde sayması... Rapor içerisinde İsrail'i eleştiren konuların Davutoğlu tarafından dile getirilirken Cumhurbaşkanının bunları yok sayması, çelişki olarak gözüküyor. 

Özellikle, Füze Kalkanı Projesi'nin de bir oldu bittiyle açıklanıp, hemen karşılığında da İsrail'e karşı tavır oluşturuyor olması gerçekten işkillendirmektedir. Madem bunu yapacaktınız, 2010'da yapsaydınız.'' 

Vural, konunun BM Genel Kuruluna götürülerek, bir tavır oluşturulması gerektiğini düşündüklerini söyledi. 

Türkiye'nin henüz ''münhasır ekonomik bölgelerini'' belirlemediğini öne süren Vural, ''Güney Kıbrıs, Lübnan, İsrail ve Mısır ile münhasır ekonomik bölge anlaşmaları imzalamıştır. Türkiye giderek hapsedilmektedir. Bunlar uygulandığı zaman Türkiye, Akdeniz'e çıkamayacak bir boyuta gelebilir'' diye konuştu. 

Başbakan Erdoğan'ın davetiyle Türkiye gelen Yazar Kemal Burkay'ın, ''ülkeye neleri hazmettirmek için geldiğinin açıkça görüldüğünü'' ifade eden Vural, ''Yoldaşı Ertuğrul Günay ile kankası Egemen Bağış makamlarında kabul etmişlerdi. Şimdi kalkıp bu kişinin, 'ayrı bayrak', 'ayrı yönetim' demesi... Hükümetin nasıl politikalara karşı hamiyetperver olduğunu göstermiştir'' dedi. 
     
BDP'NİN TALEPLERİ
     
Vural açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Bir gazetecinin, ''Dünkü BDP kongresinde 'demokratik özerklik talebi' gündeme geldi. Terörist başının bayrağı asıldı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Vural, ''Rezalet. Kiminle ne ilişki kuracaksın? Adamların ne istedikleri belli. Nerede hukuk? Bu kervan yürür. Kim ne derse desin. Türkiye, bu zırvalara teslim olmaz. Herkes bunu böyle bilsin. Sen kimsin? Asıl önemlisi, terörist başının posterlerinin asıldığı, 'demokratik özerklik' taleplerinin dile getirildiği bir dönemde Hükümetin İmralı ile pazarlık etmesi. Körle yatan şaşı kalkar'' diye konuştu. 

Vural, silahla bazı politikaların ülkeye hazmettirilmeye çalışılmasına karşı devletin ve milletin kararlı bir şekilde durmasını istemenin hakları olduğunu belirtti. 

''İmralı ile yapılan protokollerin açıklanmasını istiyorum'' diyen Vural, BDP'nin, Türkiye'nin çözülmesini isteyenlerin taleplerini dile getirdiğini ileri sürdü. Vural, ''Birileri kalkıp, 'halk bu talepleri istiyor' dese Başbakan ne cevap verecek. Bu çıkmaz bir sokaktır. Silahla bir noktaya varılamaz. Herkes zarar görür'' dedi. 

Vural, bir başka gazetecinin, Deniz Feneri davası savcılarının görevden alınmalarına ilişkin Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in sözlerini anımsatması üzerine, ''Türkiye'de bağımsız yargı kalmamıştır. Hiçbir yargıç, savcı endişesiz bir şekilde görevini yapamıyor. Bugün HSYK, Sadullah Ergin'in atama makamı haline dönüştürülmüştür. Yürütme müdahale ediyor. Türkiye'de hiçbir yargıcın, savcının yürütmenin baskısından ari olduğunu düşünmüyorum. Yargı bağımsızlığı baskı altındadır ve burada ayrımcılık yapılmaktadır'' diye konuştu. 
     
''SİVİLLEŞME'' TARTIŞMALARI
     
Vural, ''Sivilleşme tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bugün de bir gazetede haber vardı. Genel Kurulda askerlerin locada yer alması uygulamasının kaldırılmasına ilişkin. Nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna şu yanıtı verdi: 

''Hüseyin Çelik herhalde çocuğu için bundan sonra 'askere göndermeye gerek yok' diyecek. Türkiye'de sürekli olarak bir 'sivilleşme' tartışması... Ne yapacaksınız? Genelkurmay Başkanı mı olmak istiyor Hüseyin Çelik? Birisi kalksa dese, 'sivil Genelkurmay Başkanı niye olmuyor? Nasıl olsa askerliğimiz yaptık. Kara Kuvvetleri Komutanı da Bülent Arınç olur. Bir profesör var o da dışarıdan atanır. Madem sivilleşme, askerler de sivilleşsin ellerine silah almasınlar ne gerek var?' Bu kavramların muhtevadan yoksun olduğunu düşünüyorum. Bunların asker-sivil üzerinden bir siyaset oluşturma amaçlı olduğunu düşünüyorum. 'Zaten her tarafta sorunlar çözülmüş, asker de sivilleşsin gerek yok...' Elinde yetki var, çıkar kararname.'' 

''Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı neden GATA mezuniyet törenine gider? Torbalı Meslek Yüksek Okulu'na neden gelmiyorlar'' diye soran Vural, bir taraftan ''sivilleşme'' diyenlerin diğer taraftan askeri kullanmak için her ortama girdiğini öne sürdü.

Bir gazetecinin, ''askerler milletvekillerine tepeden bakıyorlarmış'' sözleri üzerine Vural, vatandaşların da Genel Kurula izleyici localarından ''tepeden baktığını'' ifade etti. Vural, ''Allah akıl fikir versin. Akıllarını ekmek peynirle yemişler. O zaman askeri uçakların da hava sahasından geçmesini yasaklamaları gerekiyor onlar da tepeden bakıyor'' dedi. 

Vural, bir başka soru üzerine, AK Parti'nin, yeni Anayasa çalışmalarına vatandaşların da katılımını sağlamak amacıyla SMS veya e-mail yoluyla görüş almaya dönük çalışmasını eleştirdi. 

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2011, 16:50
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35