banner39

Muhalefet liderleri 'çatı aday' turunda

Muhalefet liderlerinin çatı aday arayışları devam ediyor. MHP lideri Bahçeli TESK ve Türk-İş'i ziyaret ederken Kemal Kılıçdaroğlu ise Hak-İş ile Mazlumder'i ziyaret etti.

Politika 04.06.2014, 20:21 04.06.2014, 22:59
Muhalefet liderleri 'çatı aday' turunda

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça muhalefetteki Anamuhalefet Partisi CHP ve MHP liderlerinin "Çatı Aday"  arayışları da hızlandı. Bu kapsamda Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu, ayrı ayrı STK Temseilcileri ile bir araya gelerek fikir alışverişinde bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Üzerinde bir isim oluşturabildiğimiz takdirde, oluşturduğumuz isim MHP'nin olmazsa olmaz adayı ve 'ondan başkasına oy vermeyiz' mantığı ile şekillenmiş bir aday olmayacaktır. Daha doğrusu partimizin bu yönüyle adaydan ziyade bizim değerlendirmelerimiz ile layık gördüğümüz bir şahsiyeti, Türk milletine, siyasi partilerimize ve sivil toplum kuruluşlarımıza önerilen bir isim olarak düşündüğümüzü ifade etmek isterim" dedi.

Bahçeli, cumhurbaşkanlığı seçimi için çatı aday arayışı kapsamında Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken'i makamında ziyaret etti. Görüşmenin ardından açıklama yapan Bahçeli, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve sosyal hayatında önemli, güzide bir yeri bulunan TESK'in, aileleri ile 15 milyonu aşkın nüfusu temsil ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine ilişkin görüşlerini paylaşmak amacıyla ziyaretler gerçekleştirdiklerini anlatan Bahçeli, 29 Haziran - 3 Temmuz arasında cumhurbaşkanı adaylarının belirleneceğini söyledi. Yeni cumhurbaşkanı seçilmesi konusunun Türkiye'nin bir çok gündeminin üstünde ağırlıklı bir gündem teşkil ettiğine vurgu yapan Bahçeli, "Kamuoyumuz, cumhurbaşkanı seçiminin nasıl olacağı, cumhurbaşkanının kim olması gerektiği konusunu tartışmaktadır" dedi.

Cumhurbaşkanılğı seçimlerinin Türk siyasi hayatında çok önemli bir yeri bulunduğunu dile getiren Bahçeli, "Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Türkiye'de aynı zamanda bir siyasi krizin başlangıcı veya seçim sonrası bir siyazi krizin doğmasına sebep olan önemli bir kurumun seçilmesi meselesidir" diye konuştu.

Türkiye'de bugüne kadar 19 cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldığını, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önemli sosyal krizler yarattığını, Türkiye'yi gündem itibari ile de çok meşgul ettiğini bildiren Bahçeli, 1980'de 114 turun ardından netice alınamaması sebebiyle diğer sosyal ve siyasal sebeplerle de örtüşerek 1980 ara rejim sürecine Türkiye'yi soktuğunu anımsattı.

Türkiye’de ilk defa cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceğine işaret eden Bahçeli, sözyerini şöyle sürdürdü:

"Bu, çok önemlidir. Bu konuda Türkiye'nin önemli bir tecrübesi ve bilgisi bulunmamaktadır. Halkımız ilk defa milletvekilliği genel seçimleri, mahalli idareler seçimleri gibi demokratik hak ve görevlerini yerine getirirken kazandığı tecrübeler olmuştur ancak cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında nasıl olacağına dair de bir bilgiye sahip görülmemektedir. Bu sebepten dolayı bu cumhurbaşkanlığı seçimi çok önem taşımaktadır."

Cumhurbaşkanlığı seçiminin halk tarafından yapılmasını öngören Anayasa ve yasa değişikliklerinin çok sığ kaldığını ve çok acele ile ortaya konulduğunu savunan Bahçeli, sadece seçim takvimi üzerinde bilgiler verildiğini, adayların hangi tarihte adaylıklarının kabul edileceğine ve seçime gireceğine dair bilgiler sunulduğunu fakat bunun nasıl gerçekleştirileceği, seçimde kullanılacak araçların neler olacağı, sloganların hangi seviyede tutulacağı, adayların Türkiye'nin meselelerine hangi ölçüde yaklaşacağı konularında herhangi bir tecrübe ve birikim bulunmadığını anlattı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini çok önemsediklerine dikkati çeken Bahçeli, şöyle konuştu:

"MHP, Türkiye'de istikrar istiyor. MHP, Türkiye'de kutuplaşma, kamplaşma, ayrışmayı düşünmüyor. MHP, gerilim stratejisi ile kutuplaşma ve kamplaşmanın perçinlenmesi ve katılaşmasını düşünmemektedir. Bunlara sebebiyet olabilecek olaylar karşısında sabırlı soğukkanlı hareket etmek suretiyle düşünce ve tercihini halkımızla paylaşma arzusu taşımaktadır. Burayı şereflendiren arkadaşlarımız, başkanı bulunduğu birimlerde değişik düşünceye sahip siyasi yelpazemizde yer alan siyasi partilere temel tercihlerde bulunan şahsiyetler olduğu için buralarda bazı konuları konuşurken seviyemizi kaybetmememiz gerekir.

Çünkü hepinizin tercihi demokrasinin tercihi olarak ülkemiz için hayırlara vesile olan tercihlerdir. Onun için her konunun siyasetin polemiği olmaması gerekir. Hal böyle olunca MHP, böyle bir seçim sürecinde (Türkiye ne yapmalıdır?) sorusunu arıyor. Kimin aday olacağı tartışmasından evvel bu seçimin önemi, cumhurbaşkanının nasıl olması gerektiği, bu cumhurbaşkanının tanımlaması yapıldıktan sonra, milletimizin 76 milyon olan aziz evlatlarından layık olan bir tanesini seçime götürecek bir kişilendirmeyi son aşamada yapmak düşüncesi ile hareket etmekteyiz."

Eski cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ettiklerini anımsatan Bahçeli, MHP'nin bencil bir davranış sergilemediğini ve cumhurbaşkanlığı seçiminin geleneğinin oluşturulması için çaba gösterdiğini bildirdi. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Yapmış olduğumuz ziyaretlerde kişilendirmeye gidilmemiştir, hiçbir isim telaffuz edilmemiştir. Basında yer almış olanlar ya bir kesimin istekleri veya bir kesimin seçim sürecini karıştırmak amacıyla sürdürdükleri bir takım davranışlardır. Buna da MHP olarak iltifat etmemekteyiz. Ondan evvel yapılması gereken konu, cumhurbaşkanlığı makamının nasıl bir makam olduğu üzerinde bir sosyal zemin, bir görüş birliği oluşturmamız lazım. Bu makam nasıl olmalı, bu makam kamplaşma cepheleşme veya gerilim stratejisini takip eden bir yolda mı ilerlemeli yoksa Türkiye'yi birleştirici, kaynaştırıcı, bütünleştirici, anayasal çerçevede kendisine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirici ve topluma tarafsız olarak her kesimi kucaklayabilen, her kesimin sorunlarına eğilebilen, her kesimle ilgili konular makama geldiği zaman bunlar üzerinde objektif değerlendirmeler yapabilen ve aynı zamanda da söz gelimi esnaf ve zanaatkar arkadaşlarımızın tespit ve görüşlerini, toplumsal taleplerini karşılarken bu kuruluşların temsilcileri ile diyalog ve istişarede bulunabilen şahsiyet mi olmalıdır yoksa siyasi düşüncesini, siyasi partisiyle paralel götüren ve Türkiye'ye, 'bu makam şimdi için önemli bir makamdır, bunu da değerlendirmek suretiyle bir takım şeyler yapalım mı' demek mi lazımdır. Bu konuda objektif şekilde olaylara yaklaşmakta fayda vardır, düşüncesi ile hareket etmekteyiz.”

Yaptıkları ziyaretlerde, cumhurbaşkanının vasıflarının neler olması gerektiği konusunda ortak bir zemin oluştuğu kanaatinde olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları söyledi:

"Bütün siyasi partilerimiz, anayasa çerçevesinde kaynaştırıcı, bütünleştirici, adil, tarafsız, bir cumhurbaşkanı görev ve sorumluluğunun yerine getirilmesini beklemektedir. Pekala bunda bir sosyal zemin oluşursa o zaman 'Kim olması lazım' sorusuna da istişarelerle bir şahsiyet üzerinde bütünleşmekte fayda vardır diye düşünüyoruz. Yüzde 51 ile yüzde 49 arasında Türkiye'yi sıkıştırmaya gerek yoktur. Bu, bizim partimizin ve şahsımın görüşüdür. Takdir edersiniz etmezsiniz, onlar sizlerin bileceği şeylerdir. Yüzde 51 ile 49'u mukayese ederek cumhurbaşkanlığı makamındaki hizmeti değerlendirirsek o zaman Türkiye'nin toplumsal talepleri yüzde 51 ile 49 arasında sıkıştırılmış olur. Bu taleplerin karşılanmasındaki adalet yoksunluğu 49'u öfklendirir, 51'i sevimli kılar. Öfke şiddetlenir. Katılaşır ama taleplerin karşılanmasında rahatsızlık hisseden kesimler, sevgiden vazgeçer hale gelirse devletin başındaki toplumsal denge, herkesi kucaklayan denklem bozulmuş olur.

Bu anlayış içerisinde MHP, toplumumuzun bütün değerlerini gözönüne alarak, milli ve manevi değerleri temsil eden, demokrasimizin kazanımları çerçevesinde, cumhuriyetimizin kazanımları doğrultusunda bir şahsiyet o zaman zannediyorum, geçmiş dönemlerdeki mecliste de bir örneği gözüken şekilde uzlaşmaya dayalı her partinin katkısı ile bir cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşmiş olur. Üzerinde bir isim oluşturabildiğimiz takdirde, oluşturduğumuz isim MHP'nin olmazsa olmaz adayı ve 'ondan başkasına oy vermeyiz' mantığı ile şekillenmiş bir aday olmayacaktır. Daha doğrusu partimizin bu yönüyle adaydan ziyade bizim değerlendirmelerimiz ile layık gördüğümüz bir şahsiyeti, Türk milletine, siyasi partilerimize ve sivil toplum kuruluşlarımıza önerilen bir isim olarak düşündüğümüzü ifade etmek isterim. Onun da zamanı geldiği vakit açıklamasını inşallah yapacağız."

TESK BAŞKANI PALANDÖKEN

Palandöken de başkanlık yaptığı dönemde 22 hükümet ve 5 cumhurbaşkanı gördüğünü belirterek, cumhurbaşkanlığınin çok önemli bir görev olduğunhu söyledi.

Türkiye'yi kucaklayacak, çekişme ortamı yerine Türkiye meselelerinin öncelikli görüşebilecek bir cumhurbaşkanı seçilmesini arzu ettiklerini anlatan Palandöken, "Siyasi parti liderlerinin bir araya gelip halkın benimseyebileceği aday tespiti yapması ve Türkiye'yi kucaklayan yeni bir cumhurbaşkanı ile yola devam etmesi gerçekten çok önemli" dedi.

BAHÇELİ TÜRK-İŞ GENEL BAŞKANI ATALAY'I ZİYARET ETTİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Öncelikle cumhurbaşkanlığının önemi, cumhurbaşkanlığının vasıfları üzerinde sosyal zemin oluşturup daha sonra da böyle bir vasfa dayalı cumhurbaşkanı kim olabiliri bulmak suretiyle Türkiye'yi daha sağlıklı, daha istikrarlı, daha huzurlu bir yönetime kavuşturabilecek hayırlı bir adımın atılmasını arzulamaktayız" dedi. 

Bahçeli, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve beraberindekileri ziyaret etti. Görüşmenin ardından açıklama yapan Bahçeli, ilk turu 10 Ağustos, ikinci turu ise 24 Ağustos'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden olduğunu söyledi. 

Cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından seçileceğine işaret eden Bahçeli, "Bu uygulamanın nasıl yapılacağına dair kanun mevcuttur fakat çok yetersiz ve sığ bir kanun olmuştur. Dolayısıyla ilk tecrübeyi bu uygulamadan sonra elde etmiş olacağız. O sebepten dolayı cumhurbaşkanı seçimlerini önemsemeliyiz" diye konuştu. 

Geçmişte yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iyi analiz edilmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin nasıl bir toplumsal kargaşaya, nasıl bir siyasi buhrana, krize sebebiyet verdiğini, muhtıralarla, ara rejimlerle nasıl etkilendiğini de görmeliyiz" ifadesini kullandı. 

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin bu ilk tecrübede, siyasi partiler başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarına, aydınlara önemli görevler düştüğünü söyledi. Seçim sürecinde bugüne kadar yaptığı ziyaretleri hatırlatan Bahçeli, "Öncelikle cumhurbaşkanlığının önemi, cumhurbaşkanlığının vasıfları üzerinde sosyal zemin oluşturup daha sonra da böyle bir vasfa dayalı cumhurbaşkanı kim olabiliri bulmak suretiyle Türkiye'yi daha sağlıklı, daha istikrarlı, daha huzurlu bir yönetime kavuşturabilecek hayırlı bir adımın atılmasını arzulamaktayız" dedi.

Bahçeli, Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden işçileri rahmetle andı, ailelerine ve Türk işçi hareketine de başsağlığı diledi. 

"BU ÜLKENİN GERGİNLİĞE, SIKINTIYA ZAMANI DA TAHAMMÜLÜ DE YOK"

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, cumhurbaşkanlığı seçimi süreciyle ilgili Bahçeli'nin ziyaretinden mutluluk duyduklarını belirtti. 

 Konfederasyonlarının 62 yıllık bir kurum olduğunu hatırlatan Ergün, Türk-İş'in hiçbir zaman gerginlikten yana olmadığını, ülkenin menfaatini her zaman önemsediğini söyledi. Atalay, "Bu süreçte de Türkiye'yi, herkesi kucaklayacak, gerilime fırsat vermeyecek bir cumhurbaşkanı seçimi geçirilmesini arzu ediyoruz. Bunu üyelerimiz, aileleri talep ediyor çünkü bu ülkenin gerginliğe, sıkıntıya zamanı da yok, tahammülü de yok" dedi.

CHP LİDERİ KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN ZİYARETLERİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz bir cepheleşme anlayışı içinde değiliz. Büyük bir toplumsal uzlaşmayı sağlamak istiyoruz. Cepheleşme anlayışı içinde cumhurbaşkanlarının belirlenmesi doğru bir tavır değil" dedi. 

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları Erdoğan Toprak, Yakup Akkaya ve Genel Sekreter Gürsel Tekin ile Hak-İş'i ziyaret ederek, Genel Başkan Mahmut Arslan ve Yönetim Kurulu üyeleriyle görüştü.

Görüşme sonrası açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, genel başkan olduktan sonra ilk kez geldiği Hak-İş'te bulunmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi. 

İlk kez cumhurbaşkanını halkın seçeceğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bu nedenle bu seçim çok önemli. Biz bir cepheleşme anlayışı içinde değiliz. Büyük bir toplumsal uzlaşmayı sağlamak istiyoruz. Cepheleşme anlayışı içinde cumhurbaşkanlarının belirlenmesi doğru bir tavır değil. Eğer bir toplumsal uzlaşma sağlayacaksak toplumun herkesiminin düşüncelerini almak zorundayız. Hak-İş'e ve diğer sendikalara gidişimizin temel nedeni budur, büyük bir toplumsal uzlaşmayı sağlamak. Halkın önüne çıkardığımız cumhurbaşkanı adayının seçildikten sonra herkesin, 'evet bu benim cumhurbaşkanım olabilir' diyebileceği bir aday çıkarmak istiyoruz. Toplumsal uzlaşmadan aradığımız budur. Bir cepheleşme anlayışı doğru değildir. Halkın sağduyusuna güveniyoruz, halkın tercihlerine inanıyoruz, bu çerçevede, büyük bir olgunluk içerisinde seçimlerin gerçekleşmesini bekliyoruz. İlk deneyim olacak, birlikte göreceğiz."

Çocukları terör örgütünce kaçırılan ailelerin eylemlerinin ve Selahattin Demirtaş'ın bu çerçevede yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Çocukların kaçırılmasını savunmak mümkün değildir. Kaçırılan çocuklara gerekçe üretmek de doğru değil. Annelerin duyarlılığını bilmemiz gerekiyor. Bir anne için çocuk her şeyden önemlidir. O nedenle o annelerin duyarlılığına hepimizin saygı göstermesi gerekir. Arkasındaki iddiaların ne olduğunu bilmiyoruz, elimizde herhangi bir veri yok. Sadece bunlar birer iddia, varsa verileri kamuoyuna açıklarlarsa biz de o zaman düşüncelerimizi daha farklı çerçevede ifade etmiş oluruz" dedi.

Kılıçdaroğlu, Hak-İş'in sendikacılık anlayışını beğenmediği yönünde bazı açıklamalarının olduğunun hatırlatılması üzerine, "Zaman zaman Hak-İş'i de Türk-İş'i de eleştirdiğim olmuştur" yanıtını verdi. 

Türk-İş'in genel kuruluna katıldığını ve bir konuşma yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Türk-İş'e yönelik yaptığım eleştirileri orada da yaptım. Ama şunu söyledim; 'Ben sizdenim sizin ailenizin bir parçasıyım, ben işçinin haklarını savunuyorum, dolayısıyla benim eleştirilerimi aileden yapılmamış bir eleştiri olarak kabul edin' dedim. Sayın Başkan'a da aynı samimiyetle düşüncelerimi aktardım. Siz, asgari ücret tespit komisyonuna katılır, bürokratın 'bu ücret azdır' dediği halde, işçi temsilcisi olarak onun altına imza atarsanız, ben bunu eleştiririm ve Türk-İş'i bu nedenle eleştirdim. Eleştirmeye de devam ederim ama sendikacılık hareketinin güçlenmesini savunan tek partiyiz. Cumhurbaşkanı adayının taşeron uygulamasına karşı çıkması lazım, örgütlü topluma sahip çıkması lazım. O nedenle biz zaman zaman Hak-İş'i de Türk-İş'i de DİSK'i de eleştiririz, ama o eleştiriler Sayın Başkanlar tarafından da çok iyi biliniyor ki biz samimiyiz, onlar da zaman zaman bizi eleştirirler Bu eleştirilere karşılıklı saygı göstermek zorundayız. Hak-İş'i eleştirdik, buraya gitmeyeceğiz diye bir şey yok. Sayın Başkan benim eleştirilerim üzerine diğer sivil toplum örgütleriyle beraber genel merkeze geldiklerinde düşüncelerini bana aktardılar, aynı şekilde burada da yine düşüncelerimizi karşılıklı birbirimize aktardık." 

Rahşan Ecevit'in aday gösterilmesi yönünde bazı partililerin sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunduğunu ve bu yönde bir tasarrufları olup olmayacağının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "İlk kez sizden duyuyorum" yanıtını verdi. 

ÇÖZÜM SÜRECİ

"Çözüm süreciyle ilgili toplantılar yapılıyor, Başbakan Erdoğan, nihai hedefin eve dönüş olduğunu söyledi. Sizin düşünceleriniz nedir" sorusunu Kılıçdaroğlu, şöyle cevapladı:

"Acaba çözüm süreci mi çözümsüzlük mü, doğrusunu isterseniz anlamakta zorluk çekiyorum. Bütün yolların kapalı olduğu, sabah yolların açıldığı, akşam yolların kazılarak kapatıldığı bir sistem içinde yaşıyoruz. Bir ülkenin başbakanını düşünün, kaçırılan çocuklar var, hükümeti ağlama duvarı haline getirmiş, sanki kendisi başbakan değil de başka birisi başbakan. Çözüm için başka yerleri arıyor. 'Ne olur bunları çözün' diye. Ben bu iradeyle Türkiye'nin en köklü ve kronik sorununun bu hükümet tarafından çözüleceğine inanmıyorum. Çözüm süreciyle ilgili neyi düşünüyorlarsa çıksınlar milletin önüne açıklasınlar, sadece bir ismi var, ne olduğunu kimse bilmiyor, karşılıklı güvensizlik üzerine inşa edilen bir süreç başarıya ulaşamaz." 

Başbakan Erdoğan'ın, Gezi Parkı odaklı olayların 1. yılı dolayısıyla düzenlenen eylemde, CNN muhabirine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Gerçekten büyük bir hayretle değerlendiriyorum, ajan suçlaması yaptı. Elinde belge var mıdır, yok mudur bilmiyorum ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın uluslararası medya da alay konusu yapılması beni rahatsız ediyor" diye konuştu. 

"SEÇİLME ŞARTLARINA HAİZ HERKES, ADAY OLMA HAKKINA SAHİP"

Arslan da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Kendilerinin göreve geldiğinden bu yana Hak-İş'i ziyareti olmamıştı, bu nedenle Hak-İş'te görmekten mutluluk duyuyorum" dedi. 

Hak-İş olarak cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini desteklediklerini hatırlatan ve halkın seçeceği cumhurbaşkanınnı anlamlı bulduklarını vurgulayan Arslan, "Cumhurbaşkanı seçimleriyle ilgili konfederasyonumuz, cumhurbaşkanı seçilme şartlarına haiz herkesin, Sayın Başkan da dahil, aday olmasına gerçekten hakkı olduğunu, bunu kamuoyunun da anlayışla karşılacağını düşünüyorum" diye konuştu.  

Cumhurbaşkanlığı için adayların çıkmasından sonra değerlendirmelerini yapacaklarını belirten Arslan, şunları söyledi:

"Şu ana kadar adaylar henüz belli değil. O nedenle biz adaylar belirlenmeden 'nasıl bir cumhurbaşkanlığı' konusundaki değerlendirmelerimizi sadece genel değerlendirme olarak yapıyoruz. Adaylar ortaya çıktıktan sonra değerlendirmemizi daha ayrıntılı yapacağız. Demokrasimizin pek çok eksikleri olmasına rağmen demokrasilerin en temel göstergesi olan seçimler konusunu başarıyla gerçekleştiren bir Türkiye var. Bu demokrasi için çok önemli. Umarım cumhurbaşkanlığı seçimlerini de aynı olgunluk içerisinde gerçekleştirir. Toplumun sağduyusuna güveniyoruz, zaman zaman seçim sonuçları hoşumuza gitmese de istediğimiz olmasa da Türkiye toplumunun bu konuda ne kadar sağduyulu olduğunu biliyoruz." 

Yalova seçimlerinden dolayı Kılıçdaroğlu'nu kutlayan Arslan, "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de bu olgunluk içerisinde Türkiye toplumunun gerçekten başarılı bir şekilde sandığa getirerek, kendi arzu ettiği cumhurbaşkanını seçeceğinden hiç kuşkum yok. Cumhurbaşkanı en az yüzde 51'le seçilecek. Bunun da birçok tartışmayı ortadan kaldıracağına inanıyorum" ifadesini kullandı. 

Arslan, Kılıçdaroğlu'na taşeronlaşma ilgili hazırladıkları raporu verdi. Kılıçdaroğlu raporu inceleme fırsatı bulduğunu ve bu çalışmasından dolayı Hak-İş'i kutladığını belirtti. Arslan ayrıca ziyaretten dolayı Kılıçdaroğlu'na bir de işlemeli vazo hediye etti. 

MAZLUMDER ZİYARETİ

Kılıçdaroğlu, Hak-İş'in ardından Mazlum-Der'i ziyaret etti. 

CHP heyetini Mazlumder'de ağırlamaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Genel Başkan Ahmet Faruk Ünsal, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili görüşlerini aktardı. 

Seçilecek cumhurbaşkanının kuvvetler ayrılığı ilkesini gözetmesini, demokratik hak ve özgürlüklerin artırılması noktasında adımlar atmasını beklediklerine işaret eden Ünsal, çözüm sürecinin de devam ettirilmesi gerektiğini söyledi. 

Ünsal, yeni cumhurbaşkanının, bölgesel sıkıntıların giderilmesi konusunda bir profil taşıması, yeni anayasa yapımını gündemde tutması gerektiğini vurguladı.   

Kılıçdaroğlu da gerçekten son derece verimli bir toplantı geçirdiklerini belirterek, insan hakları konusunda Mazlumder'in son derece duyarlı olduğunu bildiklerini ifade etti. Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki önerilerine saygı duyduklarını, aday belirlerken bunların tamamını dikkate alacaklarını kaydetti.  

"Adayın toplumda yeni çatışma kültürü oluşturmaması gerekiyor" diyen Kılıçdaroğlu, yeni cumhurbaşkanının güçler ayrılığı ilkesine sadık olmasını, devletin bütün kurumlarının uyum içinde çalışmasına özen göstermesini önemsediklerini bildirdi. 

Kılıçdaroğlu, "Seçilecek cumhurbaşkanının, yeni sorunlar yaratan değil varolan sorunları çözmeye kendini adamış biri olması gerekiyor. Bir cepheleşmeden yana değiliz. Büyük bir toplumsal uzlaşma ile adayımızı belirleyebiliriz, en büyük arzumuz bu. Mazlumder'in düşünsel olarak bize yaptığı katkılar dolayısıyla teşekkür ediyorum" diye konuştu.

 

banner53
Yorumlar (0)
28
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?