Sarıkeçililerin dönüş çilesi başladı-FOTO

Konar göçer Yörük kültürünün son temsilcileri Sarıkeçili Yörüklerinin, bahar aylarında göç ettikleri yaylalardan zorlu geri dönüşe geçti...

Sarıkeçililerin dönüş çilesi başladı-FOTO

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Yüzyıllardır hayvanlarıyla birlikte Akdeniz Bölgesi'ndeki yerleşimlerinden bahar aylarında yaylalara göç eden Sarıkeçili Yörüklerinin, çileli geri dönüş yolculuğu başladı.

Konar göçer Yörük kültürünün son temsilcileri olan Sarıkeçli Yörüklerini, şimdilerde geri dönüş telaşı sardı. Nisan ayının ortalarında Mersin'den başlayan yolculuklarının sonunda ulaştıkları Karaman ve Konya'nın Seydişehir ilçesindeki yaylalarda 3 ay konaklayan Sarıkeçili Yörükleri için artık dönüş zamanı. 3 aylık sürede, göçe başlarken daha yeni doğmuş oğlaklar büyüdü, semizleşti. Keçilerden sağılan sütlerden elde edilen peynirler pazarlarda satıldı, ihtiyaçlar giderildi. Sütten kesilen keçiler için teke katımı zamanı geldi.

Bu yıl yazı Karaman merkeze bağlı Göcer köyü yaylasında geçiren Sarıkeçili Yörüklerinden Musa Gök ve ailesi, ilk olarak dönüşe geçenlerden. Gök, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yazın çok kurak geçtiğini, otlattıkları yerlerde hayvanlara verecek su bulmakta zorlandıkları için göç yolculuğunun erken başladığını söyledi.

Nisan ortasında Mersin Aydıncık'tan çadırını, eşyalarını traktöre yükleyip Karaman'a geldiğini ifade eden Gök, "Çok değil, 15-20 yıl öncesine kadar Yörüklük geleneği yüzyıllar boyunca hiç erozyona uğramadan devam ediyordu. Eşyalarımızı develerimize yüklerdik. Göç başlarken şenlikler yapardık. Keçilerimiz çok olurdu. Her obada 15-20 deve vardı. Mersin'den başlayan göç, Mut, Ermenek, Karaman güzergahından Seydişehir'in yaylalarında son bulurdu" diye konuştu.

Gök, günümüzde birçok göçerin develerini satıp, traktör veya kamyonet aldığını dile getirerek, "Binlerle ifade edilen deve sayısı 20'yi bile bulmuyor. Eskiden günde 5 kilometre yol gittik mi konardık. Şimdi günde 25-30 kilometre yol gidiyoruz" dedi.

"YÖRÜKLÜĞÜN BİTMESİ TEHLİKESİ"

Yörüklerin göç yolculuğunun yüzyıllar öncesinden belirlenmiş bir takvime bağlı olduğunu vurgulayan Gök, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Göç başladığında konacağımız yere hangi tarihte varacağımız bilinirdi. Araziler bol, ekili alanlar azdı. Orman alanları boştu. Şimdi, her yer bağ bahçe oldu. Göç güzergahımızda eskiden boş olan yerlerin birçoğu şimdi bahçe. Su başları, çeşmelerin yanı boş değil. Büyük meralarda ağaçlandırma çalışmaları var. Çoğu zaman hayvanlarımız yol gitmekten otlamaya fırsat bulamıyor. Yol güzergahındaki köylerde kiralık mera bulabilirsek orada kalıyoruz. Bunlar Yörüklüğün bitmesi demek. Yörüklük kanser hastalığına yakalandı, dermanı yok. Geçmişte 250-300 aile göçerdi, şimdi 130-150'ye düştü. Gün gün de azalıyor."

"ÇOCUKLARIMIZ DAHA FARKLI BİR HAYAT İSTİYOR"

Çocukların artık göçebeliğe ilgi göstermediğini, kendilerini Yörüklüğün son temsilcisi olarak gördüğünü anlatan Gök, şunları kaydetti:

"İki oğlum var. Biri askerden gelince yanımdan ayrıldı, Karaman'da fabrikada işe girdi. Diğer oğlumun askere gitmesine 2 sene var. 'Gelince ben de bu işi yapmam' diyor. O da giderse, karı-koca bu geleneği sürdürme şansımız yok. Çocuklarımız daha farklı bir hayat istiyor. Göçtüğümüz yerlerde, köylerde kendi yaşıtlarıyla karşılaştıklarında kendilerini ezik görüyorlar. Ben 2 sene önce bırakmıştım. Aydıncık'tan tarla aldım, ev aldım, borçlandım. Fakat yapamadım. Çünkü çiftçilik bildiğim iş değil. Tekrar hayvancılığa başladım. Borçlarımı hayvancılıkla ödedim. Bizler konar göçer Yörüklerin son temsilcileriyiz. Bizden sonra tamamen biter diye düşünüyorum."

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2013, 12:24
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35