Sosyalist Enternasyonal 'yeni söylem' arayışında

İstanbul'da Hilton Oteli devam eden Sosyalist Enternasyonal'in dünkü bölümünde yapılan konuşmalarda genel olarak Ortadoğu'daki çatışmalar ile Sol Söylemin yenilenmesi gibi konular tartışıldı

Sosyalist Enternasyonal 'yeni söylem' arayışında

İstanbul'da Hilton Otel’de düzenlenen toplantıya CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Sosyalist Enternasyonal Başkanı George Papanreou, Sosyalist Enternasyonel Genel Sekreteri Luis Ayala, Belçika Başbakanı Elio Di Rupo, İsrail İşçi Partisi üyesi Colette Avital, Porto Riko Bağımsız Partisi Genel Başkanı Ruben Berrios, Tunus Meclis Başkanı Mustapha Ben Jaafar, Kamerun Sosyal Demokrat Cephesi’nden Chantal Kambiwa, Ermenistan ARF-D Merkezi Büro üyesi Mario Nalpatian, Venezuella Demokratik Hareketi Partisi Genel Sekreteri Henry Ramos, Brezilya Demokratik İşçi Partisi ve Federal Milletvekili Carlos Eduardo ve çok sayıda davetli katıldı.

Toplantının ilk gününde, 'Gezi Parkı Eylemleri' hakkında sunum yapıldı. Ardından 'Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da Demokrasi Mücadelesinde Yaşanan Kriz ile Barış ve Güvenliği Tehdit Eden Çatışmalar' ve 'Büyüme, İstihdam ve Eşitlik Öncelikli Küresel Bir Ekonomi ve Yeni Bir Kalkınma Ajandası İçin Merkez Sol Söylemin Yenilenmesi' başlıkları tartışıldı.

Sosyalist Enternasyonal Başkanı Yorgo Papandreu, yaptığı konuşmada bir süre önce ABD'ye giderek, konferans verdiğini anlattı. Papandreu, "Çok soru aldım. 'Sosyalist olmak ne demek ve neden sosyalist oluyorsunuz?' diye sordular. 'Temsil ettiğimiz değerler, demokrasi, insan hakları, sosyal adalet, sürdürülebilir ve yeşil büyüme ile ihtilafların barışçıl çözülmesi' dediğim zaman çok alkış aldım. Bu temel değerler, küreselleşen ekonomide daha da zorlukla karşılaşıyor. Bireysel olarak, rekabetçi bir çabayla insanlar birbirlerini geçmeye çalışıyor" dedi.

"DEMOKRASİNİN İYİ İŞLEYEBİLMESİ İÇİN SORUMLU PARTİLERE İHTİYAÇ VAR"

Demokrasinin, pek çok cephede mücadele etmek olduğunu belirten Yorgo Papandreu, şunları söyledi:

"Birinci cephe, özgürlük mücadelesi; otoriter liderlere, diktatörlere karşı bir özgürlük hareketi. Tıpkı Suriye'de gördüğümüz gibi. İkincisi, demokrasiye geçiş dönemi; temel ilkeleri güçlendirmek, yeni bulunan özgürlükleri daha güçlü hale getirmek, yeni otoriterliği, dogmalığı, kökten inanışları bir kenara itmek ve vatandaşları özgürleştirmek. Üçüncü olarak demokrasiyi yeniden kurmaya çalışmak. Otoriter liderler, dini liderler, insanların temel ilkelerini gözardı ediyorlar, azınlık hakları gibi, kadın hakları gibi. Biz, Türk kadınlarının kendi hakları için yaptıkları mücadelede onlarla birlikteyiz, onları destekliyoruz."

Papandreu, bir rapora göre, siyasi partilerin toplumlarda en çok yolsuzluk yapan kurumlar olarak görüldüğünü aktararak, "Demokrasinin iyi işleyebilmesi için sorumlu partilere ihtiyaç var. Partilerimiz daha kaynaştırıcı, dahil edici, şeffaf olmalı. Karar verme sürecine daha fazla insan katılmalı, yeni hareketleri, mesela Gezi hareketini de içine çekmeli" dedi.

KILIÇDAROĞLU: SURİYE GRUBU AKTİF OLSUN

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sosyalist Enternasyonal'in Suriye'deki savaş konusunda adım atmasını gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, Cenevre sürecine uygun adımlar atılmasını ve Sosyalist Enternasyonal'in bünyesinde kurulan Suriye Çalışma Grubu'nun aktif hale getirilmesini istedi.

Kılıçdaroğlu, küresel krizler konusunda da uyarılarda bulundu. Krizler sonrası insanları düşünmekten çok şirketlerin ve firmaların gözetildiğini belirten Kılıçdaroğlu, küresel ekonomik düzen, krizleri çözerken insanların değil finans sektörünü ve büyük şirketlerin gözetildiğini, ve bir sonraki krize kadar insanları ezerek yoluna devam ettiğini söyledi.

"UMUYORUM Kİ, DİPLOMASİ MUZAFFER ÇIKACAKTIR"

Belçika Başbakanı Elio Di Rupo da konuşmasına, Haiyan tayfununun binlerce kişinin ölümüne neden olduğu Filipinler'de yaşananlardan dolayı üzüntüsü dile getirerek, başladı. Mali'de gazetecilerin öldürülmesini de kınayan Rupo, "Hiçbir şiddetin açıklaması olamaz. gazetecileri öldürmenin mazereti olamaz" dedi. Rupo, Avrupa'nın mali krizden sıyrılamadığını belirterek, sosyal güvenliğin yüksek olduğunu Avrupa üllkelerde krizin, sosyal güvenlik sistemlerinin yok edilmesi için bir bahane olarak kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Özgürlük taleplerini dikkate almak gerektiğini vurgulayan Rupo, şöyle devam etti:

"Yüzyıl sonra ilk defa kimyasal silah kullanıldı. Şam'da kullanılan bu silahlar yüz yıl sonra daha da barbarca kullanıldı, sivilleri masumları hedef aldı. Bugün bir barbarlığın, zalimliğin sonu için, demokrasi, özgür bir toplum için mücadele verenlerin yanında olmalıyız. Her nerede acı çekiliyorsa biz de bu mücadeleye katılmalı, acılara son vermeliyiz. Umuyorum ki, diplomasi muzaffer çıkacaktır. Muhalefeti de selamlıyorum, Cenevre toplantısına katıldılar. Bu kriz bir başarısızlıkla sonuçlanmamalı. Bu süreç bütün bileşenlere bir araya gelme imkanı vermeli. Ortadoğu'da İsrail ve Filistin arasındaki barış müzakerelerine destek vermemiz gerekiyor. Gerçek çözüm isteyenlere bir destek olmalıyız. İran'da da ay sonunda önce umuyorum ki bir çözüm bulunur ve İran'ın nükleerleşmesinin önüne geçilir. İçimizdeki kişilerin tek başına tecrit olmuş eylemleri işe yaramaz, yetmez; sefaletle, fakirlikle mücadele, çevresel kaynakların korunması için hep birlikte mücadele etmeye devam edelim."

"ARAP DÜNYASINDA DEMOKRASİ İÇİN MÜCADELE EDEN İNSANLARA DESTEK VERİYORUZ"

Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala da, önümüzdeki yıllarda izleyecekleri yolu tespit etmek için toplandıklarını ifade ederek, "Demokrasi, insan hakları için büyük mücadele var bu bölgede. Biz 168 partiden gelen kişiler, demokrasinin mimarlayız. Bütün dünyadaki geçiş dönemine yardımcı oluyoruz. Arap dünyasında demokrasi için mücadele eden insanlara destek veriyoruz" dedi.

Ayala, ortak amaca yönelik mücadele etmek için daha fazla insana ihtiyaç olduğunu belirterek, "Tahrir bir sembol haline geldi. Tunus'un caddelerinde aynı şey var. İleriye doğru gidecek tek yol demokrasidir. Geçiş döneminde diğer kişileri de fark etmemiz, onları da görmemiz gerekir. Mursi, Mısır toplumuna anayasayı empoze etmeye çalıştı ve arkasından bir askeri darbe geldi. Her ikisi de doğru yol değil. Doğru yol, ancak demokrasiyi yerleştirerek olur. İnsanlar bir arada barışı ve zorluklara rağmen demokrasiyi getirebilirler. Barış için güvenlik için iyi olan şey ne ise bir orada olacağız" diye konuştu.

Ahmed el-Carba, "Suriye'nin sesini duyurmak için buradayız. Sizler, bütün dünyada barış ve insanların özgürlüğünü savunan insanlarsınız. Birlikte çalışıyorsunuz. Ülkemizde diktatörlük rejimi var. Gayet iyi biliyorsunuz ki, bir savaş var Suriye'de. Burada bulunan sizler Suriye halkına yardımcı olabilirsiniz. 43 yıldan bu yana Suriye halkının özgürlüğü engelleniyor. Aynı aileden 150 kişi bizi yönetiyor" dedi.

CHP'LİLERDEN GEZİ ELEŞTİRİLERİ

CHP'nin ev sahipliğinde İstanbul'da gerçekleşen Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı, Gezi Parkı olaylarının tartışıldığı bölümlere de sahne oldu. CHP'nin önerisiyle toplantı konuları arasına giren Gezi Parkı çerçevesinde meydana gelen olaylar, Genel Başkanı Yardımcısı Umut Oran, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ve oyuncu Levent Üzümcü tarafından eleştirildi. Konuşmacılar arasında en ateşli konuşmayı yapan Üzümcü, Başbakan Erdoğan'ı 'herkesin yaşam koçu' olmakla suçladı.

Hilton Otel'de yapılan toplantıya çok sayıda ülkeden temsilci katıldı. Toplantının sabahki açılış bölümünün ardından gündem maddeleri üzerinde konuşmalara geçildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran'ın Gezi Parkı olayları ile ilgili hazırlatılan filmi sunmasının ardından yaptığı konuşmada olaylara ilişkin tespitlerde bulundu. Oran, ağaç vurgusunun sadece bir sembol olduğunu, olayların asıl çıkış sebebinin baskıcı ve diktatör bir anlayış olduğunu, bir mahallenin, ülkenin ve dünyanın sorunu haline geldiğini savundu. Sorunun özgürlük ve yaşam şekline yapılan müdahale olduğunu ifade eden Oran, "On binlerce insan bu baskı rejiminin acısını yani hala o biber gazının acısını bugün bile akciğerlerinde hissediyor. Bugün gelinen noktada hala halka yönelen baskı bitmedi. Erdoğan'ın amacı demokratik hukuk devleti rol model Türkiye'yi faşizan ve bağnaz bir rejime dönüştürmek." iddiasında bulundu.

Toplantının en dikkat çeken konuşmalarından birini de Gezi Parkı eylemlerine verdiği destek ile öne çıkan oyuncu Levent Üzümcü oldu. Başbakan Erdoğan'ı eleştiren Üzümcü, Türkiye'de oylarıyla seçilmiş kişilerin gerçek yüzlerinin ortaya çıkışının korkunç gerçeği olduğunu, muhalif avukatların adliyelerden polis zoruyla çıkarıldığı, örgütlü cehaletin örgütlü faşizm haline geldiğini ileri sürdü. Üzümcü, "Bugün ülkemizde halk muhbir olmaya özendirilmekte, toplumun genelinin ahlaki değerlerine karşı olarak lanse edilen hayatların dinlenmesi gözlenmesi ve ihbar edilmesi normalleştirilmektedir." dedi.

Üzümcü, "Kendimize Başbakan olarak seçtiğimiz kişinin bir anda her birimizin yaşam koçu olma hevesidir. İnsanların nerede ve ne içeceğine, kaç çocuk yapacağına, kaç yıl okula gideceğini, 18 yaşını aşmış üniversiteli öğrencilerin evlerde kim oturacağına yaşam tarzımıza müdahale etme yetkisini kendisinde bulmasıdır." dedi.

DİSK Genel Sekreteri Çerkezoğlu da 1 Mayıs 2013 günü yaşanan olaylardan sonra Gezi Parkı olaylarının da mahalli olmaktan çıkıp genel bir algı haline geldiğini söyledi.

Toplantının bugünkü ayağında ise komite raporlarının sunumu gerçekleştirilecek ve sonuç bildirgesi yayımlanacak.

Kaynak: Ajanslar

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2013, 14:20
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
Osman Gazibey
Osman Gazibey - 7 yıl Önce

Diplomasi Faaliyetlerini Suriye'de Muhalefet Kalmayana Kadar Sürdürmede Kararlı !!! Batılı materyalistler alemi kör milleti sersem sanıyor !!! Sosyalisti'de, Kapitalisti'de aynı !!!

banner39