banner39

03.11.2008, 10:52

Poşalar'dan söz açılınca

 

      Bu sitede yayınlanan yazılarıma gönderilen yorumlara karşı-yorum yazmamayı yeğliyorum genellikle. Fakat, geçtiğimiz günlerde 'Kibritçi Kadın' başlıklı hikaye olarak da nitelendirilebilecek olan yazıma yönelik yapılmış 'sert' bir yorumla ilgili olarak bir şeyler yazma ihtiyacını duydum. Çünkü, hayatta en hassas olduğum konulardan biridir, insanları ellerinde bulunmadan taşıdıkları nitelikler yüzünden yargılamak...

      Etnik kökenle ilgili kardeşliğe dönük vurgu, Ulus Devlet'e götüren süreci başlatan değer ve hedeflerden de kaynağını alıyor. Ümmetten ulus yaratılırken Türkiye'de, sayısız etnik köken bir potada yeni bir tarifle harmanlanıyor veya bunun gerçekleştirildiği var sayılıyor. 'Bir Türk Dünyaya Bedeldir', diye öğretildi bize ilkokul çağlarında. Mustafa Kemal Atatürk'ü bu sözleri söylemeye götüren koşulları anlamıyor değilim. Yine de bir ilkokul öğrencisi olarak, hâlâ Türk sayılmayan arkadaşlarımın bu söz nedeniyle karşılaştığı muameleler yüzünden benzeri söylemlere ister istemez bir mesafe koymuş olmalıyım. İlkokulda arkadaşlarım, genellikle 'dışlanmış' kişilerdi. Bu dışlanmış kişilerden biri olan 'Beşbinaz'a ilişkin yazdığım yazıya, Mahmut Aydın Bey büyük bir tepki vermiş. Yazı esasında bir hikayecinin muhayyelesinin oluşturduğu bir kurguyla sürüyor olmakla birlikte, temel konularda gerçeklere dayanmakta. Doğduğum kasabada gerçekten de bir Poşa mahallesi vardı. O Poşa mahallesine gitme konusunda kimi büyüklerimiz bizi uyarırlardı. Ne var ki toplumun dışladığı kesimler konusunda hayli hassas olan babamın yolundan yürüdüm ben. Poşalarla, Kürtlerle, Alevilerle arkadaşlık yaptım. Bu arkadaşlık sırasında da çocuk yaşıma rağmen Türkiye'de resmi söylem açısından başat olan değerlerin Sünnilik, Türklük ve Laiklik olduğunu keşfettim.

      Bir kasabada 'Poşa' olarak anılan ve kısmen de olsa dışlanan insanları hatırladığı için bir yazar niye suçlanır ki... Poşalar da Türk kökenliymiş! Bir insanın değerli ve saygın olması için ille de Türk kökenli olması mı gerekiyor? Poşalar benim gözümde toplumdan dışlandıkları için zaten yeteri kadar haklı ve mazurdular. Onlarla arkadaşlık ettim. Aynı sofrada yemek yedim. Birlikte ayakatlamaca oynadık. Karlı-buzlu tepelerden aşağı kızaklarla kaydık. Çocukluğumun unutulmaz arkadaşlarından biriydi Beşbinaz. Zekiydi. Yetenekliydi. Hassastı. Neşeliydi. En azından ben böyle hatırlıyorum. Poşalara yönelik dışlamalar karşısında bende oluşan tepki ise sanırım yenilenen, tazelenen başka türlü bir bilinci haber veriyordu. "Bütün insanlar  doğuştan eşittir, hepimiz Adem'le Havva'nın çocuklarıyız, kimse doğduğu ortama bakılarak damgalanmamalı, yargılanmamalı."

      Poşaların "müslüman olmuş çingeneler" olduğunu yazarken de kişisel bilgilerime dayanmadım, bir araştırma yaptım. Poşalar gibi Türkler de sonradan müslüman oldular. Bu arada müslüman olan Türk oymaklarıyla Poşa toplulukları arasında bir karışma yaşanmış da olabilir; bunu tarihçiler araştırmalı. Müslüman olmayı "yeniden" seçeriz ve önemli olan da kimliğimizi belirleyen seçilebilen bir niteliktir kanımca. Bir Poşa, 'Ben Türk'üm', diyorsa, ben de ona "Türk" derim; ne çıkar... Fakat asıl ırkçı ve ayrılıkçı bakış açısının, etnik kökenleri Türk olma niteliği üzerinden tartmaktan geçtiğini görmek gerekmez mi?

      Bir arkadaşım (Ayşe) İstanbul'da çingene topluluklarıyla ilgileniyor; mesaisini neredeyse bütünüyle çingene kadınların el emeğini değerlendirmeye dönük hizmetlere adadı. Bu yolla çingene çocuklarının eğitimi için bir fon oluşturulmasına gayret ediyor. Şimdi bu arkadaşım, çingenelerle ilgilendiği için suçlanmalı mıdır... Pek çok ansiklopedide, kitapta bahsi geçen 'poşalardan' söz etmem, niye yanlış olsun. Allah insanları kavim kavim yaratmıştır ve Arap olanın Arap olmayana üstünlüğü takva iledir; bunlar en temel dini bilgiler arasında yer alırlar. Öte taraftan göçebe halkların yerleşik olanlara nispeten üstünlükleri vardır. Göçebe halkları ne poşalarla ne de çingenelerle sınırlayabiliriz üstelik. Anadolu'nun Güney'i ve Batı'sında yüzyıllardır benzeri bir hayat tarzını sürdüregelmiş olan  göçebe Türk-Alevi oymakları var. Şimdi bu oymaklardan söz ettiğimizde, onları aşağılamış mı oluyoruz... Kemal Bilbaşar'ın Zaza'ları anlattığı çok sevdiğim bir romanı var: Cemo. Bilbaşar, daha sonra filmi de çekilen bu romanında 'Zaza'ların varlığına işaret ettiği için, ırkçılık mı yapmış oluyor? Demirtaş Ceyhun da Yağmur Sıcağı'nda Alevilerin dünyasına girmeye çalışır. Bunu yaptığı için onu 'mezhepçilikle' suçlayabilir miyiz? Yoksa, bu ülkede doğru dürüst insan sayılmanın ölçüsü, etnik olarak Türk olmaktan mı geçiyor... Asıl ırkçı ve indirgemeci bakış, bu şekilde oluşmaz mı...

      'Kibritçi Kadın' başlıklı yazımı yorumlayan öğretmen emeklisi Sayın Hüseyin Gezer'in olgunluğuna ulaşmak kolay değil elbette. Bu bir birikim, bir hayat tecrübesi gerektirir. Bizi daha ziyade kaygılandırması gereken, etnik isimlendirmelere verilen tepkilerin ulaştığı irrasyonel, kışkırtmalara açık boyut olmalı. 

       İstiklal Marşı'mızın şairi Mehmet Akif 'Arnavut' kökenlidir. Bu Mehmet Akif'in değerini ne artıran ne de eksilten bir özelliğidir. Memleketini tanıyan, onu tanıma sorumluluğunu önceleyen bir aydındır Akif. Irka dayalı bağlanmalardan da fersah fersah uzak olarak kurmuştur şiirini. Bununla birlikte açık ki döneminin koşulları içinde oluşan bir şiirdir bu. Dolayısıyla Avrupa'nın bilinç altından yükselen söylemlerin dışavurumuyla doğrudan doğruya Türk ırkının müslümanlar adına saldırıya ve yok olmaya maruz kaldığı bir dönemin şiirini yazarken, Arnavutluğunu Türklüğüyle bir kılar.

      Binbir türlü manianın karşımıza çıkarak bizi gitmemiz gereken yoldan uzaklaştırdığı sapakları var, dünya hayatının. Dışsal arayış yolculuklarını verimli kılan, kişinin kendi iç âleminde gerçekleştirdiği sıçramalardır.  Hakikatin bilgisine ulaşabilmek  ise mustazaf, yani zayıf düşürülmüş kitlelerin kurtuluşu ve iyiliği yönünde "salih" bir çaba göstermek, bunun için riyadan uzak bir emek vermekle olası.

      İnsan olmak, imtiyazlı ve hijyenik (korunaklı) bir ortamda doğmanın nimetleriyle sağlanmıyor. Kişinin kendi kendini adeta yeniden doğurması, kendi elleriyle insan kılması gerekiyor. Ali Şeriati bunun, insanın tarihten, tabiattan ve toplumdan oluşan zindanlarından kurtulmasıyla olası olduğunu yazıyor, İnsanın Dört Zindanı adlı eserinde. İnsan kendisine yapıştırılmış tarihsel, doğasal ve toplumsal damgalardan sıyrılarak özgürleşmeyi başarabilir, bunu amaçlıyorsa. Ve fakat, kurtulunması en zor olan zindan, insanın kendilik zindanıdır. 

      İnsanı, doğduğunda bulduğu değil, doğduğu andan itibaren kendi emeğiyle edindiği değerleriyle önemsiyor, benimsiyorum. İnsanın değerini geldiği soy üzerinden tanımlayan öğretilerin uzağındayım, doğal olarak. İnsan, değerini kendi elinin ve beyninin emeğiyle oluşturur. İnsan olmaya, insanlığımızı tamamlamaya devam ediyoruz, nerede ve nasıl doğmuş olursak olalım.

                                       

 

Yorumlar (5)
Halit Kılıç 4 yıl önce
İtiraz Poşa olmaya değil. Özellikle Ermeni kökenli araştırmacıların ! Poşaları Ermenilerle bir ilişkileri olmadığına dünyayı inandırma çabalarınadır.
Ve illada bir gruba bağlama çabalarıdır.Poşa Poşadır.
Ne Ermenidir ne de Romandır. Tüm halklar eşit saygıyı hak eder.Eğer hayvan değilde insan gibi bakarsak .
Araştırma! yapanlar ,belgesel! çekenler özellikle cahil halkı bulup kaynak olarak gösteriyorlar. Hukuk prof.öğretmen.hakim vb. İyi eğitmli Poşalar yok sayılıyor .Osmanlı tapularını inceleyen yok. Bu sözde araştırmalar art niyet taşıyor.Poşalarda her halk gibi kimliği ile gurur duyuyor.
Er akutay 2 yıl önce
Ben sivas poşasıyım biz sünni poşayız bizim hafızlarımız var namaza düşkün bir müslüman türk milletiyiz bizi zorla ermeni veya çingene gurubu na sokuyorlar biz poşayız dedikçe siz ermeni çingenisi diyorlar biz dedelerimizde şunu öyrendik 100 yıl önce ermenilerden zanaat ve ermeni dillerini öyrenmisler bizim bu dili konusmamız ermeni çingenisi olduğmüz anlamına gelmez biz sivas poşaları muhafazakar toplumuz yerleşik düzene dedelerimiz çokta n geçmiş
Hüseyin Gezer 3 yıl önce
ÖTEKİLEŞTİRME İNSAN YAŞAMINA ÖRÜLEN DUVARDIR/ HÜSEYİN GEZER
İnsanı insan yapan insana ve insanlığa bakış açısıdır.
Diğer insanları ötekileştirenler, insanlık onurundan ve insanlık erdeminden geri kalmış insanlardır-noksan insanlardır. Başkasını küçük görenler, alaya alanlar... kendi küçük taraflarını ve alaya alınacak taraflarını gizlemek içindir.
Herkes kendi kendine sorsun:
Ötekileştirme nedir-ne değildir?
Ötekileştirme kimlere yarar sağlıyor?
Kime zarar veriyor?
Ötekileştirmenin yararı mı fazla-zararı mı fazla?
İnsanlık bu hastalıktan-illetten nasıl kurtulur?
Ötekileştirme:
Küfretmedir, hakarettir, aşağılamadır... Kendi insanlık değerinin yükselmesi, karşındaki insana verdiğin değer kadardır!
Yanı başındaki kaynağa gitmeden, aslı olmayan-asıl olmayan kaynağa başvurmak onu kaynak göstermek ne kadar doğrudur?
Doğru olan yanı başındaki kaynağa en kolay yoldan ulaşmaktır! Elbette yanlışlar da olacak, doğrular da olacak... Ama yaşamı seyretmeden yaşamı daha güzelliklere taşıma savaşı içinde olacağız!-Gerçekte ise, doğuştan gelme üstünlük diye bir şey yoktur. Diyor, İbn Haldun.
Prof. Dr. Süleyman Ateş (1001 Soruda İslam) adlı kitabın 481. sayfasında şöyle diyor:
-Kuranda üstün veya kutsanmış ırk yoktur... insanlar hep aynı atadan anadan gelmişlerdir. İnsanların yaratılışı aynıdır. Üstünlük yoktur. Peygamberimiz:-Arabın yabancıya,yabancının Araba,siyahın beyaza,beyazın siyaha bir üstünlüğü yoktur-. Üstün ırk Kuran düşüncesine aykırıdır.Prof. Dr. M. Şevki Aydın(Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı) : Diyanet Aylık Dergi(226. Sayı Ekim 2009) nin 19. Sayfasında şöyle diyor:-...ÖTEKİLEŞTİRME:...her dışlayıcı yaklaşım, sahibinin daima başkalarının yanlışlarını araştırmakla, başkalarıyla uğraşmakla, onları değerlendirmekle meşgul olmak suretiyle kendini ihmal etmesine neden olacaktır.Kendiyle ilgilenmeyen kişi, elbette kendi kusurlarını göremeyecek, onları giderme ihtiyacı duymayacaktır.
Abdülaziz Abdülkadir Kamil/ İslam’a Göre Irklar ve İnsanlar adlı kitabında şöyle diyor:
‘’-İnsanların huzuru, her rengin başka renge, her dilin öteki dile, kısacası her ırkın başka ırka saygı duymasıyla gerçekleşecektir.
Irkçılık, insanlığın renk cümbüşünü yansıtan bu uçsuz bucaksız bahçeyi tek renge indirme, dolayısıyla da çölleştirme çabasından başka bir şey değildir.’’
Karl Marks diyor ki:
-Yoksul kesimi orta yaşam alanına yükseltelim ki insan olduğunun ve insan olmanın getirdiği insan haklarının bilincine varsın. Varsılı (zengini) yani zengin kesimi de orta yaşam alanına çekelim ki malın, paranın esaretinden (köleliğinden) kurtulup özgürlüğüne kavuşsun-diğer insanlardan bir farkının olmadığının farkına varsın-kendi olarak yaşasın!
Cüneyd-i Bağdadi:
‘’-Sabır, yüzünü ekşitmeden acıları yudumlamaktır.’’// HÜSEYİN GEZER
murathan 3 yıl önce
Poşalaştırm süreci başarıyla devam ediyor. Halbuki neredeyse dünyanın yarısını Türkleştirmede maharetli kalemlerin derdi yaklaştırmamak yakıştıramamak yani kibir. Ahıska ağzı beyaz ten ağırlıklı halk hiçbir tane çengisi olmayan,Türkçe konuşan hatta diğer unsurlardan daha az laz ermeni gürcü kelimeler kullanan yerleşim süreci geç olmuş bu topluluk acaba hangi ırk grubuna daha yakın.Genelde Osmanlı lehçesi ve isimlerine dikkat etmediniz mi ?topluma entegre etmek için fazladan Müslüman Türk karakter yapısı yok mu nedir bu çingene ermeni bilmem ne hikayesi, her göçebe yaşayan neden aşağılansın. Vicdani kriter ne acaba..Yada bilimsel...
Hüseyin Gezer 3 yıl önce
ÖTEKİLEŞTİRME İNSAN YAŞAMINA ÖRÜLEN DUVARDIR/ HÜSEYİN GEZER
İnsanı insan yapan insana ve insanlığa bakış açısıdır.
Diğer insanları ötekileştirenler, insanlık onurundan ve insanlık erdeminden geri kalmış insanlardır-noksan insanlardır. Başkasını küçük görenler, alaya alanlar... kendi küçük taraflarını ve alaya alınacak taraflarını gizlemek içindir.
Herkes kendi kendine sorsun:
Ötekileştirme nedir-ne değildir?
Ötekileştirme kimlere yarar sağlıyor?
Kime zarar veriyor?
Ötekileştirmenin yararı mı fazla-zararı mı fazla?
İnsanlık bu hastalıktan-illetten nasıl kurtulur?
Ötekileştirme:
Küfretmedir, hakarettir, aşağılamadır... Kendi insanlık değerinin yükselmesi, karşındaki insana verdiğin değer kadardır!
Yanı başındaki kaynağa gitmeden, aslı olmayan-asıl olmayan kaynağa başvurmak onu kaynak göstermek ne kadar doğrudur?
Doğru olan yanı başındaki kaynağa en kolay yoldan ulaşmaktır! Elbette yanlışlar da olacak, doğrular da olacak... Ama yaşamı seyretmeden yaşamı daha güzelliklere taşıma savaşı içinde olacağız!-Gerçekte ise, doğuştan gelme üstünlük diye bir şey yoktur. Diyor, İbn Haldun.
Prof. Dr. Süleyman Ateş (1001 Soruda İslam) adlı kitabın 481. sayfasında şöyle diyor:
-Kuranda üstün veya kutsanmış ırk yoktur... insanlar hep aynı atadan anadan gelmişlerdir. İnsanların yaratılışı aynıdır. Üstünlük yoktur. Peygamberimiz:-Arabın yabancıya,yabancının Araba,siyahın beyaza,beyazın siyaha bir üstünlüğü yoktur-. Üstün ırk Kuran düşüncesine aykırıdır.Prof. Dr. M. Şevki Aydın(Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı) : Diyanet Aylık Dergi(226. Sayı Ekim 2009) nin 19. Sayfasında şöyle diyor:-...ÖTEKİLEŞTİRME:...her dışlayıcı yaklaşım, sahibinin daima başkalarının yanlışlarını araştırmakla, başkalarıyla uğraşmakla, onları değerlendirmekle meşgul olmak suretiyle kendini ihmal etmesine neden olacaktır.Kendiyle ilgilenmeyen kişi, elbette kendi kusurlarını göremeyecek, onları giderme ihtiyacı duymayacaktır.
Abdülaziz Abdülkadir Kamil/ İslam’a Göre Irklar ve İnsanlar adlı kitabında şöyle diyor:
‘’-İnsanların huzuru, her rengin başka renge, her dilin öteki dile, kısacası her ırkın başka ırka saygı duymasıyla gerçekleşecektir.
Irkçılık, insanlığın renk cümbüşünü yansıtan bu uçsuz bucaksız bahçeyi tek renge indirme, dolayısıyla da çölleştirme çabasından başka bir şey değildir.’’
Karl Marks diyor ki:
-Yoksul kesimi orta yaşam alanına yükseltelim ki insan olduğunun ve insan olmanın getirdiği insan haklarının bilincine varsın. Varsılı (zengini) yani zengin kesimi de orta yaşam alanına çekelim ki malın, paranın esaretinden (köleliğinden) kurtulup özgürlüğüne kavuşsun-diğer insanlardan bir farkının olmadığının farkına varsın-kendi olarak yaşasın!
Cüneyd-i Bağdadi:
‘’-Sabır, yüzünü ekşitmeden acıları yudumlamaktır.’’// HÜSEYİN GEZER

POŞA VEYA LOM// Hüseyin Gezer
Poşa sözcüğü, Poşa halkından olmayanlar tarafından LOMLAR'a takılmıştır. Poşalar kendilerine LOM derler.Poşa sözcüğüne karşı çıkış ve kabullenmeme bundan kaynaklanmaktadır.Poşa sözcüğü LOMLAR'ı küçük düşürme ve alaya alma amacıyla kullanıldığı için bu Poşa sözcüğü LOMLAR arasında rağbet bulmamıştır!? Ama gün geçtikçe Poşalar, Poşa adlandırmasından rahatsızlık duymamaktadır...Poşalar ari bir kültüre mensup değildir, melez bir kültüre mensupturlar.Diğer kültüre mensup olanlardan kız almışlardır, kız vermişlerdir.Poşalar farklı kültürlere karşı özel davranış geliştirmemişlerdir. Farklı kültürlerde Poşalara karşı özel bir davranışgeliştirmemişlerdir.Poşalar,kendi grubunun ve kültürünün dışındaki gruplarlada kültürlerlede bir arada yaşarlar,sorun yaşamazlar.Her dönemde bu evlilik olayları devam etmiştir, devam ediyor.Poşalar,farklı kültürden olan insanlarla her zaman dost olur,arkadaş olur.İnsanları yadırgamazlar.Saygılarımla!..Poşalar hep acılarla,hep çaresizliklerle boğuşmuş acıyı bal eylemiş insanlardır.Yaşamları hep girdapların,labirentlerin,çıkmaz sokakların içinde sürüp gitmiştir...Yinede yaşama ve insanlara karşı sevgiyle gülmeyi,insanları sevmeği başarmış,insan sevgisiyle dopdolu,çevresindekilere saygılı bir halktır!..Kimseye kin tutmazlar!..Başkaları için ufak-tefek,basit görünen şeylerden Poşalar mutlu olmayı başarabiliyorlar.Mizahtan,şakalaşmadan hoşlanan bir halktır.Karşıdaki insanların sevinmesinden mutluluk duyarlar!..Poşalar'ın yakın akrabaları başka kentlerede göç ederek, oralarda yaşıyorlar (işi dolayısıyla, görevi dolayısıyla, taşınmaz mülk edinme dolayısıyla,eğitim dolayısıyla, iş yeri açma dolayısıyla, başka kültürden insanlarla evlenme dolayısıyla...): İstanbul'a, Ankara'ya, İzmir'e, Bursa'ya, Mersin'e, Almanya'ya...vb.Poşalar hem grubunun hemde kültürünün dışındaki kültürlerlede bir arada yaşarlar.

Lom kimdir? Lom ne demektir? Lom veya Lomlar; Kafkaslar'da ve Türkiye'nin bir çok yerinde yaşayan bir halktır ve halk topluluğudur. Lom'un sözlük anlamı: Geçen, yolgeçen, zorluklara-güçlüklere dayanabilen, güçlü olan Kafkaslar'ın çeşitli yerlerinde yaşayan bir halk ve halk topluluğudur.Artvin'de,Erzurum'da,Bayburt'ta,Erzincan'da,Gümüşhane'de,Kars'ta, Van'da, Nevşehir'de, Kırşehir'de,Bursa'da, İstanbul'da, Rize'de,Trabzon'da, Samsun'da...ikamet edenler vardır.

Lomlar konuksever insanlardır,bir lokma ekmeklerini herkesle paylaşırlar...

Kendi insanlık değerinin yükselmesi, karşındaki insana verdiğin değer kadardır!?

Poşalar, yaşadıkları yerlerde olanaklardan tam olarak yararlanamıyorlar. Poşalar'ın geçim kaynakları yetersizdir. Poşalar kendi kültürlerine ait olmaktan güven duydukları gibi başka kültürlerin varlığındanda güven duyuyorlar.Diğer kültürlerden insanlarıda aynı ailenin bireylerinden biri gibi kabul ederler.Poşa olmak veya Poşa olmamak insana bir avantaj sağlamaz; insan olmak avantaj sağlar.Yaşadığı yerde Poşalar'da diğer kültürlerden etkileniyorlar, diğer kültürlerde Poşalar'dan etkileniyorlar,her şeyin bir birini etkilediği gibi. Ortak yaşam alanına Poşalar saygı duyarlar.Poşalar, yaşam tarzını değiştirip farklı bir kültüre üye olanları hoşgörüyle karşılarlar.Poşalar, kendi kültürlerini tanıtma çabası içinde olmamışlardır çünkü Poşalar'ın kültürü Türkiye'de yaşanan ortak kültürden farklı değildir.Çünkü Poşalar'ın kültürünü Türkiye'nin ortak kültüründen ayırt eden kendine özgü bir özelliği yoktur.


POŞALARIN(LOMLARIN) TARİHİ//HÜSEYİN GEZER
Poşaların geçmiş tarihi; bölgedeki,Kafkaslardaki halkların tarihi ile aynıdır; Anadoludaki tarihide yine diğer halkların tarihi kadar eskidir.Aslında Perslerin(Arapların) istilasından beri Poşalar Kafkaslarda vardır,Türkiyede vardır.Poşalar üçbin-dörtbin-beşbin yıldır bu topraklardadırlar ama Kızılderililerin durumuna düşmüşlerdir kendi bölgelerinde.Yok Türkiyeye şuradan geldiler,yok Türkiyeye buradan geldiler gibi bir sürü görüşler var:Bir kısmı Acaradan,bir kısmı Dağıstandan,bir kısmı Ahıskadan,bir kısmı Ermenistan ve Nahcivan üzerinden,bir kısmı İran-Irak-Suriye üzerinden,bir kısmı Trakya üzerinden Türkiye topraklarına geldiler...Peygamberler döneminde de Anadolu toprağında,Türkiye toprağında da Poşalar yaşamlarını sürdürmüştürler.Poşaların ataları Adem Peygamberin oğullarından biridir,büyük atalarıda Adem Aleyhisselamdır,aksini inkar etmek dinsel inancın inkarıdır.Poşalar Habilin oğullarıdır,Habilin töreğidir. Allahın toprağına çit çevrilmesine karşı çıktığı için,Allahın toprağını işgal eden Kabil tarafından öldürülmüştür.Rusyada Lenin 1917 Ekim Devrimini gerçekleştirdikten sonra bir grup Poşa daha:-Dini baskı göreceğiz,dinimiz elden gidiyor! Kaygısıyla Türkiyeye gönüllü göç etmişlerdir.
Tek parti döneminde zorunlu yol çalışmalarına ya bilfiil katılacaktılar yada çalışma tutarı kadar para yatıracaklardı.Niyazi Yelkenci, yol parasını yatırıyor.Ancak parayı alan görevli dip koçana bir şekilde işlememiş.Çuğazelere jandarmalar geliyor.Parayı yatırmadığını söylüyorlar ve tüfeğin dipçikleriyle dövmeye başlıyorlar.Çocukları ağlaşıyor.Anası,Gülseher Nene, jandarmalara yalvar yakar ediyor.Jandarma süngüyü sallayıp nineyi uzaklaştırmak isterken süngü ninenin karnına ve barsaklarına saplanıyor. Nine orada ölüyor.
Kore Gazisi olmuş ve gazi madalyası almış Poşalarda var:Nazim Eremciler,Sıddık Gezen...Korede şehit olmuş Poşalarda var.Rabatta(Köprülü Köyü) ,Tavzette(Okurlar Mahallesi) 1915 ve öncesinde Poşalarla Ermeniler birlikte ikamet ediyorlarmış.Cevri Yıldız dediki:-Ermeniler,Poşalara Müslüman kardeş diye hitap ederlerdi
POŞALAR'DA KABİLECİLİK//HÜSEYİN GEZERPoşalar'da kabilecilik vardı:1-Kabile adını en yaşlısından alırdı (bu kadın, erkek farketmezdi):A)Kemaller Kabilesi (adını kabile büyüğü Kemal Ağa'dan almıştır).Kemal ince kemalinceBir kılı kırk yarsanYine Kemal ince
B)Şöhretler Kabilesi (adını Şöhret Nine'den almıştır).
C)Rağupoğuları Kabilesi(adını Rağuf Ağadan almıştır).
Ç)Serdarlar Kabilesi(adını aile büyüğü Serdar Dededen almıştır almıştır).
D)Şehveletler Kabilesi(adını aile büyüğü Şehvelet Dededen almıştır).
E)Hünkerler Kabilesi(adını aile büyüğü Hünker Neneden almıştır).
F)Mahiriler Kabilesi(adını aile büyüğü Mahiri Dededen almıştır).
G)Şahbazlar Kabilesi(adını aile büyüğü Şahbaz Dededen almıştır).
Ğ)İbolar Kabilesi(adını aile büyüğü İbrahim Dededen almıştır).
2-Kabile adını ikamet ettiği mahalleden veya yerden almıştır:
A)Roklar Kabilesi(Şavşat'ın Çiçvet-Cicçvet Köyü/Roklar Mahallesinden adını almıştır).
3-Kabile adını bir sebzeden almıştır:
A)Çitiler Kabilesi(çiçmat bitkisinden bozulma bir sözcük).
4)Kabile adını kavgacılığından,gücünden almıştır:
A)Yedibelalar Kabilesi.

AKRABACILIK // HÜSEYİN GEZER
Akrabalık bağlarına saygılıdırlar. Akraba ziyaretine önem verirler. Aile içi yardımlaşma, akraba arasında yardımlaşma vardır. İyi günlerinde, kötü günlerinde maddi ve manevi desteği akrabalarından görürler. Devletten hemen pek destek alamazlar. Akrabalarının dışında devletten yardım bekler ama bu bekleyiş boşa çıkar devamlı...
En önemli moral sözleri:
Allah’a şükür.
Allah büyüktür.
Allah ne yazmışsa o olur.
Acın mezarı görülmemiştir.
Allah'tan umut kesilmez...
KÜLTÜR // HÜSEYİN GEZER
Kültürleri bir okyanustur. Benim yazdıklarım bu okyanusun içinde bir damladır.
Kültürleri Türkiye’de egemen kültürle, bir bütünlük içindedir; farklı değildir (folklorik oyunlar, dinsel inanışlar, Türkçe Dil, milli gelenek ve görenekler, hoşgörü...). Egemen kültürle bütünlük içinde oldukları için, o kültürün içinden geldikleri için uyum sorununda fazla sorun yaşanmaz. Elbette her insan,her halk kendi olmak kendi gibi yaşamak ister. Ama ayrı yaşayacak bir şeyleri yok! Cenaze törenleri, dini bayram törenleri, milli bayramlara katılma arzuları hep aynı, değişen bir şey yok! Türkiye neyse Poşalar odur.Herkesin yararlandığı, katıldığı, zevk aldığı kültürel etkinliklerden Poşalarda yararlanıyor,katılıyor,zevk alıyor.Genel kültürün haricinde Poşalara özgü farklı bir kültürleri yoktur.Belli bir kültürel etkinliği gerçekleştirmek için sadece Poşalar bir araya gelmez, kültürel etkinlikleri herkesle ortaktır.Poşalar kültürlerini yaşamakta sorun yaşamıyorlar.Değişen yaşam koşulları, Poşalarında kültürlerinde değişikliğe neden oluyor.Poşaların kültürü, Türkiye kültürüdür.Poşalar, yeni nesillere aktaracağı kültürü Türkiye kültürüdür.Poşaların kendilerine özgü kutladıkları özel bir günleri yoktur.
Poşalar ari bir kültüre mensup değildir, melez bir kültüre mensupturlar.Diğer kültüre mensup olanlardan kız almışlardır, kız vermişlerdir.Poşalar farklı kültürlere karşı özel davranış geliştirmemişlerdir. Farklı kültürlerde Poşalara karşı özel bir davranış geliştirmemişlerdir.
Poşalar,kendi grubunun ve kültürünün dışındaki gruplarlada, kültürlerlede bir arada yaşarlar,sorun yaşamazlar.Her dönemde bu evlilik olayları devam etmiştir, devam ediyor.Poşalar,farklı kültürden olan insanlarla her zaman dost olur,arkadaş olur.İnsanları yadırgamazlar.
Poşalar hem grubunun hemde kültürünün dışındaki kültürlerlede bir arada yaşarlar.
Poşalar kendi kültürlerine ait olmaktan güven duydukları gibi başka kültürlerin varlığındanda güven duyuyorlar.Diğer kültürlerden insanlarıda aynı ailenin bireylerinden biri gibi kabul ederler.
Yaşadığı yerde Poşalarda diğer kültürlerden etkileniyorlar, diğer kültürlerde Poşalardan etkileniyorlar,her şeyin bir birini etkilediği gibi.
Poşalar, yaşam tarzını değiştirip farklı bir kültüre üye olanları hoşgörüyle karşılarlar.Poşalar, kendi kültürlerini tanıtma çabası içinde olmamışlardır çünkü Poşaların kültürü Türkiyede yaşanan ortak kültürden farklı değildir.Çünkü Poşaların kültürünü Türkiyenin ortak kültüründen ayırt eden kendine özgü bir özelliği yoktur.
Poşalarında dertleri,üzüntüleri, sevinçleri...vardır.

AİLE İÇİ KARARLAR NASIL ALINIR?
Lomlar’da kararlar tek başına alınmaz, kararlar aile içinde görüşülür, ailede herkesin görüşüne yer verilir.Ataerkil aile yapısı egemen olmasına rağmen aile içi demokrasi en iyi şekilde işler.Her zaman orta yol bulmaya çalışılır.Lider kavramı ve kararı çok önem taşımaz,bunlar gölgede kalmış kavramlardır.Evde mutlak karar sahibi yoktur,karar ortak alınır.Karar alınırken kadınlarda söz sahibidir.Sorunların çoğu kendi aralarında görüşülerek çözülür, genellikle iyiye bağlanır. Üç günden fazla küs gezilmez inancı yaygındır.
MESLEKLERİ// HÜSEYİN GEZER
Mesleklerini emek ve uğraşıları sonucu elde etmişlerdir:
Okuyarak, bir ustanın yanında çalışarak...
Ekonomiye çeşitli şekillerde katkıda bulunan bir güçtürler.
Mesleğini icra ettikten sonra farklı yaptıkları işlerde vardır:
Hayvancılık yapanlar, süs eşyası yapanlar, halk eğitim kanalıyla yetişkinlere okuma yazma kursu verenler, halk eğimi kurslarına devam edenler, kuran kurslarına devam edenler... vb.
Eğitim sonucunda elde ettikleri görev alanları ve bu alanlarda yaptıkları görevler şunlardır:
Doçent doktor, öğretim görevlisi (çeşitli üniversitelerde) , öğretmenlik (çeşitli liselerde, ilköğretim okullarında) , okul müdürlüğü, okulda müdür yardımcısı, orman mühendisleri, tekstil mühendisleri, doktor, hemşire, ebe, sağlık memuru, veteriner, savcı yardımcısı, cami imamı, orman muhafaza memuru, polis, diş teknisyeni, laboratuar teknikeri, elektrik teknisyeni, iktisatçı, çeşitli memurluklar(bankalarda, SGK’ da...) , astsubay, jandarma uzman çavuş, özel güvenlik görevlisi, belediye çavuşu, tahrirat katibi, belediye yıkım çavuşu, hizmetli memur, muhtar, muhtar azası... Sürekli işi olanlar var, mevsimlik işte çalışanlar var, ara işlerinde çalışan lar var, işi olmayan –işsizler var.
POŞALAR'DA(LOMLAR'DA) EL SANATLARI//HÜSEYİN GEZERPoşalar'ın önceki ekonomik yaşamlarını oluşturan zanaat uğraşılarınıda şöyle sıralıyabiliriz:
1)Çay kaşığı,şeker tutma maşası,kültabağı,tuzluk yapıp satarlardı.
2)Biz,yuvarlak biz,çançik bizi,köşeli biz yapıp satarlardı.
3)Pergel bığçısı,gelberi,külek egme bırğısı,bırğı teknesi yapıp satarlardı.
4)Testere,ege(eğe),baskı,deve boynu,tezgahta denen örgü makinesi(elek yapımında kullanılan),çark kulakları...gibi araç-gereç yapıp satarlardı(diğer araç-gereç yapımında kullanılırdı).
5)Gazyağı ile yanan el lambaları yapıp satarlardı.
6)Ceviz ve köknar kökü açıp satarlardı(külek dibi bağlamak için...).
7)Çıkçıka,yürüyen kuş,cambaz,ıslık...gibi çocuk oyuncaklarını ağaçtan yapıp satarlardı.
8)Egirşahğ,ig,oklava,teşi...yapıp satarlardı.
9)Ücret karşılığında at,öküz,katır,eşek...gibi hayvanları nallarlardı(nal çakarlardı).
10)Hayvanlara eğer ve göğüslük yapıp satarlardı.
11)Yarıya kab(bedevreden) yaparlardı.Etnik kökeni farklı olan aileler bedevre açar,Poşalar'a yarıya yaptırırdılar(külek...).
12)Ehteriya(eğhteriya) alım-satımı yaparlardı:Dikiş ignesi,tobdi(kancalı iğne),piçka(kibrit),dikiş ipliği,çuvalduz...
13)Soba önüne konan odunluk(tenekeden),soba,kürek,katilik(tenekeden),astam(soba küreği)...yapıp satarlardı.
14)Ayakkabı,çarık yapıp satarlardı;lastik tamiratı yaparlardı(çarkla lastik silinir,silisyonla yama yapıştırılırdı).
15)Kemikten bıçak sapı,kemikten tabanca sapı yapıp satarlardı.Bıçaklara-tabancalara kın yapıp satarlardı.Çelikten çeşitli bıçaklar(kama,satır,hançer,çakı bıçağı,ekmek bıçağı,iş bıçağı...)yapıp satarlardı.
16)Nuska şeklinde kolyeler(içine nuskada konurdu),kadınlara süs eşyası olarak çeşitli kolyeler,küpeler,yüzükler(gümüşten-sarıdan-altından...),yüzüklere savat denen süsleme yapılırdı(kaşlı yüzük,halğa yüzük,Çerkez enli halğa yüzük,hatem yüzük...)yapıp satarlarlardı.
17)Külek,kolopa,sağan küleği,kap,ekşi hamur kabı,maran,kod,davulluk,kasnak,salte,urva kabı yapıp satarlardı.
18)Tarak(yün tarağı,sakal tarağı,saç tarağı,sirke tarağı,bit tarağı...)yapıp satarlardı.Taraklar manda ve keçi boynuzundan yapılırdı.
19)Kaynakçılık yaparlardı(sarı kaynakçılık...),bakır kabları tamir ederlerdi,bakır kabları kalaylarlardı,eski kap-kacakları tamir ederlerdi.
20)Hayvan derisinden,ağaçtan kalbur yapıp satarlardı(sırım kalburu...).
21)At kuyruğundaki kıllardan,ipekten,naylondan elek yapıp satarlardı(süt süzme eleği,çadi unu eleği,buğda unu eleği...).22)Ağaçtan ve naylondan sepet yapıp satarlardı(sele,yün sepeti,ekmek sepeti,sepet...).23)Katır satımıyla uğraşan Poşalar'da vardı.Poşalar'ın ekonomik yaşamlarında en büyük zorluğu çocuklar ve kadınlar çekiyor.
LOMLAR’DA EKONOMİ:
Yeryüzünde en az yer-yurda sahip olan,gariban, Allahtan başka sahibi olmayan bir topluluk, bir halk! Geçim öldü! Yaşadıkları yerlerde olanaklardan tam olarak yararlanamıyorlar. Geçim kaynakları yetersizdir.Suç altın olsa kimse sahip çıkmaz. Yoksulluk suç değil, yoksul ve geri bırakanlar egemen sınıflardır. Tarihteki yerini ve konumunu egemen sınıflar belirlemişlerdir. Bu hale getirenler suçlarını kabul etmezler ve utanmazlar.Asıl suçlular utanmıyor, neden utanacak? ! ..Allah bu dünyayı kimsenin tekeline sunmamıştır,bütün yaratıklar yararlansın diye sunmuştur.Poşalar hep acılarla,hep çaresizliklerle boğuşmuş acıyı bal eylemiş insanlardır.Yaşamları hep girdapların,labirentlerin,çıkmaz sokakların içinde sürüp gitmiştir...Yinede yaşama ve insanlara karşı sevgiyle gülmeyi,insanları sevmeği başarmış,insan sevgisiyle dopdolu,çevresindekilere saygılı bir halktır!..Kimseye kin tutmazlar!..Başkaları için ufak-tefek,basit görünen şeylerden Poşalar mutlu olmayı başarabiliyorlar.Mizahtan,şakalaşmadan hoşlanan bir halktır.Karşıdaki insanların sevinmesinden mutluluk duyarlar!..


LOMLAR’IN EKONOMİK YAŞAMLARI VE ÇALIŞMA ALANLARI:
Poşalar'ın daha değişik alanlarda ekonomik yaşamlarına katkıda bulundukları ve çalıştıkları çalışma alanları şunlardır:
A) Çay fabrikalarında işçi çavuşluğu,çay toplama-taşıma-yükleme işçiliği.B) Fındık toplama-taşıma-yükleme işçiliği.
C) Kadrolu işçilik,orman işçiliği,fidanlamada çalışanlar,ücret karşılığı meyve ağaçlarına aşı yapanlar,inşaat işçiliği,belediye temizlik işçiliği,belediye inşaat işçiliği.
Ç) İnşaat ustası,kartonpiyer ustası,saten alçı ustası,balta-keser-bıçak yapan ustalar,tüfek tamirciliği yapan ustalar,sıvacılar,bina boyacıları.
D) Kalorifer yakma,kapıcılık,ev temizleme,merdiven silme,tuvalet temizlikçisi,hamallık yapanlar,yarıya ceviz dökenler...
E) Şoförlük,muavinlik,otobüs yazıhanelerinde yazıcılık,arabasıyla arabacılık yapanlar.
F) Yol yapımında tabancacı,makine operatörü,silindir operatörü.
G) Elektrik tesisatı döşeyenler,su tesisatı döşeyenler.
Ğ) Gazino ve otel çalıştıranlar,galericiler(oto alım-satımı yapanlar) ,kunduracılar,bakkal çalıştıranlar,işportacılar,kahvehane çalıştıranlar,pazarcılık yapanlar,değnek satanlar...
H) Çeşitli sanatsal faaliyetlerde bulunanlar(şairler,öykücüler,kitap yazanlar,gazete dağıtımı yapanlar,saz çalan ve söyleyen aşıklar,türkücüler,davul-zurnacı-meyciler...) vb.
I) Çeşitli yerlerde ve kurumlarda bekçilik yapanlar.
İ) Eğitim sonucunda elde ettikleri görev alanları ve bu alanlarda yaptıkları görevler şunlardır:Doçent doktor,Öğretim görevlisi(çeşitli üniversitelerde) ,öğretmenlik(çeşitli liselerde,ilköğretim okullarında) ,okul müdürlüğü,okulda müdür yardımcısı,orman mühendisleri,tekstil mühendisleri,doktor,hemşire,ebe,sağlık memuru,veteriner,savcı yardımcısı,cami imamı,orman muhafaza memuru,polis,diş teknisyeni,laboratuvar teknikeri,elektrik teknisyeni,iktisatçı,çeşitli memurluklar(bankalarda,sgkda...) ,astsubay, jandarma uzman çavuş,özel güvenlik görevlisi,belediye çavuşu,tahrirat katibi,belediye yıkım çavuşu,hizmetli memur,muhtar,muhtar azası...Sürekli işi olan var, mevsimlik işte çalışan var, ara işlerinde çalışan var, işi olmayan -işsizlerde var...
J)Büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapan,bunların ticareti ile uğraşanlar var. Çobanlık yaparak geçimini sağlamaya çalışanlarda var. At alım-satımı yapanlarda var.
EKONOMİK KOŞULLARINA ÖRNEKLER:
İkamet eden 90 (doksan) aile üzerinde yaptığım araştırma da: Hepsinin konutu ve bahçesi var, tarlası olanda var, aileye yetecek kadar meyve ağaçları var, ufak-tefek sebze yetiştirende var. Yaşamlarını şu ekonomik koşullarda yürütüyorlar:
Emekli öğretmen:2 kişi.
Defterdarlıktan emekli şef:1 kişi.
Almanya’dan emekli:1 kişi.
Karayollarından emekli:3 kişi.
Bağ-kurdan emekli:1 kişi.
Belediyeden emekli:2 kişi.
Çay fabrikasından emekli:24 kişi.
Hizmetli memur emeklisi:2 kişi.
Bilgisayar mühendisi(çalışıyor) :1 kişi.
Çay fabrikasında eksper(çalışıyor) :1 kişi.
Orman dairesinde şef(çalışıyor) :1 kişi.
Orman muhafaza memuru(çalışıyor) :2 kişi.
Polis(çalışıyor) :1 kişi.
Elektrik teknisyeni(çalışıyor) :2 kişi.
PTT’de memur(çalışıyor) :1 kişi.
Okulda hizmetli memur(çalışıyor) :3 kişi.
Okulda kadrosuz hizmetli(çalışıyor) :2 kişi.
Belediyede işçi(çalışıyor) :4 kişi.
Çay fabrikasında işçi(çalışıyor) :4 kişi.
Camide temizlikçi(çalışıyor) :1 kişi.Duvar-yapı-bina ustası:6 kişi.Su tesisatı döşeme ve tamircisi:3 kişi.Badana-boya ustası:3 kişi.Büyükbaş hayvancılık yapan:3 kişi.İnşaat malzemesi satanların yanında çalışan:11 kişi.Halı sahada çalışan:1 kişi.Kahvehane çalıştıran ve çalışan:2 kişi.Çeşitli vasıfsız işlerde çalışan(hamal) :5 kişi.Taksicilik yapan:2 kişi.Gazinoda garson ve temizlik işçisi:3 kişi.Bıçak yapan-motor tamir eden:3 kişi.Ayakkabı boyacısı:1 kişi.Yakınlarının maaşlarından-sakatlık maaşından-çeşitli yardımlardan yararlanan vardır: 4kişi.Hepsinin taşınmaz bir mülkü vardır.


KADINLARIN ÇALIŞMA ALANLARI:
Kadınlar da çalışıyor:Öğretmen,hemşire,tıbbi sekreter,ebe,inek besiciliği,sebze yetiştiriciliği,merdiven temizleme,hizmetli,sekreter,iş yerlerinde tezgahtar,çocuk bakıcılığı, yaşlı insanlara bakıcılık yapanlar,yommiye ile çay toplayanlar,ev temizliği yapanlar, el işi örüp satanlar,köy pazarlarında sebze tohumları ve çeşitli gıdalar satanlar...
Emekli sandığından,ssk'dan,bağ-kur'dan sosyal güvencesi olanlar var.Yeşil kartlı olanlar var, sosyal güvencesi olmayanlarda var.
ASKERLİK VE ASKER UĞURLAMA // HÜSEYİN GEZER
Poşalar askerliği severler,askeri severler,askere saygı duyarlar,askerden kaçanı sevmezler... Poşalarda askerden kaçma olayı yok denecek kadar çok azdır.Aşırı derecede vatanlarına bağlı vatansever bir halktır.Askere gidecek gençleri,komşuları imkanları dahilinde davet ederler,yemek yedirirler,askerlik anılarını anlatırlar,askerliğin her gencin geçeceği bir köprü olduğu vurgulanır,küçük çapta eğlenceler düzenlenir:Türküler söylenir,şarkılar söylenir,oyunlar oynanır...Askere gidecek gence,askerliğini yapmış yakın akrabaları silah kullanma ve silah atma talimleri yaptırırlar.Askere uğurlanacak gence herkes maddi imkanları dahilinde para verirler.Askere uğurlarken dualar ederler! ...Aşırı derecede vatanlarına bağlı vatansever bir halktır. Devletini,milletini sever,tüm insanları sever! Devletine ve milletine hiç bir zaman hiç bir koşulda ihanet etmez,silah çekmez...
Kanunlara saygılıdırlar.Devletin hangi kademesinde olursa olsun devlet memuruna ve görevlisine saygı duyarlar.Ayağa kalkma-önünü ilikleme yaşamları boyunca sürdürdükleri bir saygı anlayışıdır..

DEVLET YETKİLİLERİ ÖNYARGILI OLARAK POŞALARIN SORUNLARIYLA İLGİLENMİYORLAR/ HÜSEYİN GEZER
İle gelen vali,ilçeğe gelen kaymakam,nahiyeye gelen nahiye müdürü,emniyet amirleri ve diğer görevliler,bakanlar,milletvekilleri hiç bir zaman Poşaların ikamet ettikleri mahallelere uğramazlar,hal hatır sormazlar,sorunlarıyla ilgilenmezler,önyargılı olarak Poşalara karşı hareket ederler(boşvermişlik anlayışı...) .
.

YAŞAM KOŞULLARININ DÜZELTİLMESİ İÇİN CEVDET SUNAYA BAŞVURDULARHÜSEYİN GEZER
Poşalar bir çok kez yaşam koşullarının düzeltilmesi için gerek yüzyüze şifaen gerekse dilekçe ile sorunlarının çözülmesi için devlet yetkililerine baş vurmuşlardır.Bunlardan biride cumhurbaşkanı Cevdet Sunaydır.Sunaya iletilen şudur:
-Bulgardan,Yunandan,Iraktan,Yugoslavdan...adam getirip-yerleştirip her türlü imkanı sağlıyorsunuz...Biz bu memleketin insanı her türlü haktan mahrum bırakılıyoruz? Askerlik dediniz koşa koşa seve seve yaptık! Oy istediniz oy verdik! Yol yapımında çalıştırdınız itiraz etmeden çalıştık! Kanuna uy dediniz uyduk! Kendi imkanlarımızla vergi dediniz verdik! Daha ne yapalım? Biz insan değil miyiz? Biz vatandaş değil miyiz? Çare ne?

YAŞAM KOŞULLARININ DÜZELTİLMESİ İÇİN SÜLEYMAN DEMİRELE BAŞVURDULARHÜSEYİN GEZER
Poşalar,1960lı yıllarda Başbakan Süleyman Demirele sorunlarının çözümü için yüzyüze hem dilekçe sunarak,hem şifaen anlatarak yardım isterler. Demirel, karlı Karçal ve karlı Kaçkar dağlarını göstererek:
-Bu dağlarda kar birdenbire mi eriyor,yoksa zamanla yavaş yavaş mı eriyor?
Poşalar,Demirelin bu sorusuna şöyle yanıt veriyorlar:
-Karlar yavaş yavaş eriyor.
Demirelde Poşalara:
-İşte böyle! Sizin sorunlarınızıda yavaş yavaş çözeceğiz.Diyor ve yurt gezisine devam ediyor.



EĞİTİM
Poşalar önceki yaşamlarında eğitimsizliğin acısını çok çekmişlerdir.Bir örnek verirsek:Poşalar aralarından bir temsilci seçerek sorunlarını dile getirmesi için ilin valisine gönderirler,adam sorunlarını valiğe iletir.Yazdırdıkları dilekçeği valiğe uzatır,vali temsilcinin konuşmasını ve fiziki durumunu beğenmiştir.Dilekçeği kabul edeceğini ancak dilekçeğe adamın imza atmasını ister,adam imza atmasını bilmediğini,okuma-yazma bilmediğini söyler,vali:
-Eyvah! Senin gibi adam nasıl olurda cahil kalır? ! Der.

OKUMA YAZMA HÜSEYİN GEZER
Poşalar okumayı severler,bazı ötekileştirme çabaları içinde olanların yüzünden Poşaların çoğunluğu eğitimde çeşitli olumsuzluklarla karşı karşıya kalırlar.Ama bütün bu olumsuzluklara karşın Poşalarda çağın koşullarına göre diğer topluluklara ayak uydurmak için ellerinden gelen okuma çabalarını sürdürüyorlar.Üniversiteden çok az bir bölümü nasiplenebiliyor.Çeşitli liselerden yararlananlar nüfus oranının yarısıdır.Çoğunluk ilköğretimden nasibini almaktadır.Poşaların eğitim ve okul çabaları devlet tarafından desteklenirse,başarı oranı daha yüksek olacaktır.
Şavşatın Maçarelta Mevkiinde ikamet eden 201(ikiyüzbir) Poşa kökenli vatandaşımız üzerinde yaptığım okuma-yazma durumunu belirleyen şu sonuçları elde ettim:
Maçarelta(Macarelta) 201 kişi/2006 yılı:
Üniversite mezunu:5 kişi.
Lise mezunu:17 kişi.
Liseden terk:3 kişi.
Ortaokul mezunu:8 kişi.
Ortaokuldan terk:8 kişi.
Ortaokulda okuyor:11 kişi.
İlkokul mezunu:40 kişi.
İlkokulda okuyor:32 kişi.
İlkokuldan terk:8 kişi.
Okur-yazar(kendi kendine öğrenmiş:3 kişi.
Okuma-yazma çağına gelmemiş küçük çocuklar:31 kişi.
Okumaz-yazmaz altmış yaşın üstünde:35 kişi.

SİYASAL PARTİLERE YAKLAŞIM/HÜSEYİN GEZER
Poşalar her partiye oy kullanırlar.Çeşitli partilere tercihlerine göre üye olanlarda var.Sola sempati duyanlarda var,sağa sempati duyanlarda var.Radikal partilere oy kullananlar azdır.Tercihlerini açıktan söylemekten kaçınırlar! Ama siyasete katkıda bulunan Poşalarda vardı.

OYNADIKLARI ÇEŞİTLİ OYUNLAR/HÜSEYİN GEZER
Poşaların(çocuklar,gençler,yaşlılar-genel olarak) eskiden ve şimdi oynadıkları çeşitli oyunlardan bazıları:Taş kaldırma yarışı(Kim en ağır taşı kaldırabiliyor?) ,çiti-kuku oyunu,düz oynama oyunu,at yarışı(Kim daha hızlı at sürebiliyor? Kimin atı daha hızlı koşuyor?) ,güreş,koco oyunu,mila oyunu,uzağa atlama oyunu,en yükseğe ayağını vurma oyunu...

DİNİ İNANIŞ / HÜSEYİN GEZER
Poşalar yeni doğan çocuğunun kulağına ezan okurlar veya okuturlar.Müslümandırlar,İmam Azam Hanefi Mezhebine bağlıdırlar.Maddi olanakları iyi olanlar hac vazifesini yerine getiriyorlar.Tarikat şeyhlerine müritlik yapanlarda var.Adıyaman Menzile gidenlerde var.Kaderci bir toplumdur.Aşırı derecede duaya inanırlar.Bedduadan korkarlar.VAllahi-billahi diye yemin ederler.

ÖLÜM TÖRENİ VE ADETLERİ / HÜSEYİN GEZER
Ölü öldükten sonra bazı yakınları ağıt yakar,ölünün yaşarken bazı yaptıklarını sayar döker.Ölen bir annenin arkasından ağıt yakan oğlu şöyle demektedir:-Küme-kesme getirirdin keylerdik! (Keylemek: Yemek./ Maracan: Anacan. ) .Poşalarda cenaze evine ve cenaze yakınlarına başsağlığına gidilir,giderken en başta ekmek olmak üzere çeşitli yiyeceklerde götürülür.Cenaze sahiplerine:-Allah sabır versin! Geride kalanların başı sağolsun! Allahın yazısına razı olacağız! Allah mekanını cennet etsin! ..Derler.Herkes cenaze evine gitmek için kendini mecbur hisseder.Poşalar insan öldürmeği ve insanı öldüren katili sevmezler,hangi koşulda olursa olsun insan yaşamına son verilmesini hoş karşılamazlar.Poşalarda baba,anne,kızkardeş,kardeş....gibi akraba katiline rastlanmaz(Bu hususta tüm mahkeme kayıtları incelenebilir-merak edenlerce) .
MEZAR GELENEĞİ/HÜSEYİN GEZER
Ölüyü mezara gömdükten sonra üç gece mezar başında ateş yakarlar.
Mezarları cuma günlerinde ve bayramlarda ziyaret ederler; fatihayı ve çeşitli duaları okurlar.Eskiden Perşembeyi Cumaya bağlayan akşama Cuma akşamı derlerdi,o akşam ölülerin ruhu evin yakınında dolandığına inanılırdı ve evde ölülerin ruhlarına gitmesi için,yağ kokusunun yayılması için yağlı yiyecekler yapılırdı,bişi(pişi) pişirilirdi.Ayrıca sahipsiz hayvanlara(kedi,köpek,kuş...gibi) yiyecek atılarak yedirilirdi,sevabının ölülerin ruhuna gitmesi için.

ERKEK ÇOCUKLARI SÜNNET ETTİRME GELENEĞİ/HÜSEYİN GEZER
Erkek çocukları sünnet ettirirler.Çocuğu sünnet ettirme anında çocuğa yardımcı olan,çocuğu tutan kişiye KİRVE denir.Kirve çok yakın akraba kabul edilir,o çocuk kirve kızıyla evlilik yapamaz,evlilik yapılmaz.

EVLENME/HÜSEYİN GEZER
Poşalarda tek evlilik esastır.Poşalar'da evlilik yaşı onyedi ile otuz yaş arasındadır.Poşalar'da en kötü evlilik , en iyi bekarlıktan daha iyi sayılır.Allah bir kötüyü bir iyiye yazmıştır,bir kötü ile bir iyi evlenirse , iyi kötüyü idare eder-ona uyum sağlar, evlilik ipini koparmaz.Allah'ın emri-Peygamberin kavli ile kız istenir.Poşalar'da evlenecek kıza başlık parası istenir,başlık parası istemeyen ailelerde vardır.Genellikle erkekler askerlikten sonra evlenirler.Geline çeşitli takılar takılır.Eskiden gelinlerin başına vala örtülüyordu,şimdi gelinlik giydiriliyor.Poşalar'da /YÜZ AĞLUĞİ/denen bir töreleri vardır,bu günkü karşılığı:kızlık zarı demektir.Evlenen genç evlendiği kızda YÜZ AĞLUĞİ arar...Düğünlerde genellikle çalgı olarak:Davul-zurna,akordeon,org,piyano,saz... çalınır.Eskiden mey de çalıyorlarmış.Genellikle düğün salonu kiralarlar.Düğünlerde kadın erkek el ele oynar. Bazı kadınlarla erkeklerin ayrı ayrı oynadıklarıda oluyor.Düğünlerde birlikte eğlenilir.Evlilikte evlenecek genç karar verir,aile konuyu tartışır, gencin isteği doğrultusunda karar verilir.Poşalar'da genellikle evlenen çiftler ayrı otururlar. Birlikte oturanlarda var.Tek eşli bir aile yaşamları vardır.Akraba dışından evlenenlerde var,başka kültürden olanlarla evlenenlerde var...Genellikle ailenin sahip olduğu çocuk sayısı bir,iki veya üçtür.Poşalar diğer etnik kökenlerden kız alıp kız verirler.Bu durum bazı bölgelerde daha yaygın bazı bölgelerde az görülür.

BAZI İNANÇLAR/HÜSEYİN GEZER
Poşalarda bazı inançlar vardır:
Yüzüm kaşınıyor kimse gelecek.
Ekmek yere düştü misafir gelecek.
Elimin içi kaşınıyor bir yerden para alacağım.
Gözüm oynuyor bir kötülük çıkacak.
MaşAllah de ki nazarın değmesin!
Gece tırnak kesmek günahtır.
Yılın ilk günü kimsenin evini ayaklamayacaksın!
Kac(kaj) gözlü insanların nazarı deger.
Ayağımın altı kaşınıyor bir yere yolculuk yapacağım.
Poşalarda ayağa kalkma saygı gereği zorunludur.Misafir karşılama,misafir uğurlama,gece oturmalarına gitme adetleri vardır...
Kaybolan bir şeyi bulmak için:(-Şeytan şeytan başını kaldır altına yastık koyayım.) Derlerdi.
Ölünün boynu yana eğilmişse(eğri ise) peşine bir kişi daha götürür.
Ölünün gözleri açıksa geride göremediği özlediği kimsesi vardır.

GİYİM-KUŞAM VE SÜSLENMEHÜSEYİN GEZER
Poşalar eski yaşamlarında:Kadınlar bellerine kuşak bağlarlardı.Üç etek denilen giysiği giyen kadınlar vardı. Başlarına çit bağlayan kadınlar vardı.Bileklerine ve boğazlarına şöve boncuğu-çeşitli boncuklar bağlayan kadınlar vardı.Kadınlar tuman giyerlerdi. Saç öreği yaparlardı.Erkekler uzun bıyık bırakırlardı,bıyıklarını bükerek burarlardı(Yavuz Se
lim bıyığı örneği) .Erkek çocuklara koçor bırakırlardı(doğu kültüründe çoğu toplumlarda görülen bir alışkanlık) .
Bu gün modern giyim-kuşam egemendir.Anadolu usulü başörtüsü ağırlıklıdır.Karaçarşafa bürünenlerde var.Başı açık gezenlerde var.


ÇOCUKLARA AD(İSİM) KOYMAHÜSEYİN GEZER
Poşaların çocuklarına koydukları isimlerden bazı örnekler:
A) Abdüssamed,Celil,Delil,Mikail,İsrafil,Yusuf...
B) Ali,Hasan,Hüseyin,Şahsenem,Şahinur,Şahyusuf,Bayramali,Cafer,...
C) Cengiz,Fatih,Mehmet...
Ç) Özgür,Barış,Deniz,Devrim,Siyaset,Savaş...
D) Güneş,Çiçek,Fırat...
E) Canısı,Cansu,Caner...
F) Dilan,Baran...
G) Süleyman...Ğ) Behrüz,Şehrüz...
BAZI ADLARI KISALTARAK SÖYLERLERHÜSEYİN GEZER
Poşalar samimi oldukları kişilerin adlarını kısaltarak çağırırlar:
İbo,İbik,Şaho,Sulo,İso,Baho,Hiko,Huso,Haso,İlo,İzo,Yado,Kemo,Sündo...
LAKAPLARHÜSEYİN GEZER
Poşalar,bazen bazı kişilere lakapta takarlar,lakapla seslenirler:Tiken Bıyık,Hurç Yüzlü,At Koşli,Kılkuyruk,ŞapkaBurunlu,Yelpeze,Posbuyuğh,Portlağhgöz,Legenağızlı,Salağhana,Kolopakafalı,Tuluğhgözlü...
Torğholo yüzlü...Kopli,Germegöz.

ATASÖZLERİHÜSEYİN GEZER
Kullandıkları Atasözleri:
1-Akıllı sayı sayana kadar deli köprüyü geçmiş.
2-Gülağan gelinden,gezegen kızdan elin iti eyidür.
3-Av almiyen taziye av aldıramazsın.
3) Aç itin mezarı kurdun karnındadır.
4) Kuş poğhundan(bokundan) çığ gelür.
5) Duman kalkmaz eşeğin sahibi gelmez
.6) Garip itin kuyruğu döşünde gerek.
7) Buğa bögürdimi topraği kendi kafasına atar.
8) At atinen tepüşür arada matruğ ezülür.(MATRUĞ-MATRUK:Gevşek,zayıf,uyuşuk,güçsüz,küçük) .
9) Dişini gösteren it dişlemez.
10) Aç it fırın kırar.
11) Hers gelür göz kararur hers geder yüz kararur.
12) Çinçarinen teheret edilmez.
13) İşini bilmeyen çavuşlar döner bilmem neyini avuçlar.
14) Fazla ğurürlenmepadişahım,Poşada bir padişahta,senden böyük Allah vardır.
15) Rehberi karğa olanın nikarti poğhtan çıkmaz(NİKART:Gaga./POĞH:Dışkı,bok.) .
16) O ki düştük bu harğa; ya kuzgun yer,ya karğa(HARĞ:Ark,su kanalı./KARĞA:Karga.) .
17) Ezelinden kürk geymiyen,sonradan geymesi zor olur.
18) Umsaydi(omsaydi) sıçan umardi; haramiciluğtan,hırsızluğtan...
19) Allah camuşa kanat verseydi dünyayı yıkardı.
20) İt karsuği yağ götürmez.
21) İt utansa don giyer.
22) Boş itte menzil olmaz.
23) Herkes sakız çiğner,Kürt kızı mezakını çıkarır.
24) Küli ocaktan kaldıracaksın.
25) Deveye burç lazımsa boynunu uzatsın.
26) Ati atın yanına bağlarsın ya huyundan ya tüyünden...
27) Eşek tılapa batar sahibi ceremesini çeker.
28) Eşeğin oynaması sıpayı yoldan atar.
29) Çayır, eşeğin başını ayır!
30) Ağzınla kuş tutsan yaranamazsın!
31) Ağzınla kuş tutsan neye çıkar?
32) Uzağh yerin somini böyük,içi boştur.
33) Söz sözün küsküsüdür.
34) İhtiyarluğunda kız alan el içün,dere kenarında yer alan sel içün! ..
35) Garip nere gitse kirlidir yakası,çiplidir gözü.
36) İt iti arar Şamda bulur.
37-Dögnağh karıda dögnağh adamda dögnağhtır.

DEYİMLERHÜSEYİN GEZER
Poşaların sıkça kullandıkları deyimler:
1) Eşek ölüsü gibi(Taşınmasında güçlük çekilen ağır şeyler için kullanılır,saygısızca oturup-yatanlar için kullanılır) .
Garip nere gitse kirlidir yakası,çiplidir gözü

2) Aç ile çıplak kudurgan olur.
3) Ağzım neden koksun(?) kuyruk yemem ki(!) göte yakındır! ..
4) Çıplak olupta cıbılın kabadayısı olmak.
5) Elinde yok gecelik,aklından geçiyor kocalık.
6) Altından yapılmış leğeni ne yapayım(?) içine kan tükürdükten sonra! ..
7) Tanındığın yerde bin paralıksın,tanınmadığın yerde beş para etmez değerin!
8) Degirmen yanınca sıçana(fareye) kar kalmaz.
9) Küçüğüne dökersin aldıramazsın,büyüğüne dökersin dolduramazsın...
10) Ne omarsın bacından,bacın öliyer acından.
11) O boğaz benden aşağı.
12) Biti götünden yemek.
13) Tavşanın kaçışına baktım etinden ikrahlandım.
14) Hav hav, tav tav, sav sav.
15) Yerde olan yüze kimse ayak basmaz(Alçak gönüllü,kibirsiz insanlar başkalarından zarar görmezler) .
16) Bir it bir deriyi sürükler.
17) Uzun esme,uzun söze kulak asma.
18) Kesildi gedükler,boş kaldi yurtlar.
19) Uzun söz Kurana yakışır.
20) Dere ıssız tilki bey! ...
21) Kaçanda Allah diyor, kovalayanda Allah diyor, sende bir sefer Allah de!
22) Baltada var ise saptada var.
23) Ağır ağır bal koğasında(kovanında) ağır.
24) Düşmez kalkmaz bir Allahtır.
25) Atta elinde tutta elinde.
26) İt uyuz, bit uyuz...
27) Ağzınla kuş tutsan yaranamazsın.
28) Bizim kapıya tilki gelmiş, bizim tazinin kötülüğünden!
29) Bir koyunda meme memeye dokunur.(Koyun:Göğüs.)
30) Ben kurdi görmişim.
31) Güve evin içinde ise nereyi kilitliyeceksin?
32) Kuyruğunu dalına(talına) atmış,Kaf Dağından su içiyer.
33) Küle oturtturmak.
34) Bayaz keçiyi gören yağ zannediyer.
35) Yedi beni Mağharabiço(Bıkkınlık ve çaresizlik ifade ediyor) .Mağharabiço:Köprülü Köyünde bir yer adı(Şavşat) .
36) İt itin ayağına basmaz.
37) Boş küpe kavara atmağh.
38) Baharın karaya dönmesi.
39) Muğhi musmar eden Allahtır.
40) Suyun bol akması kesilmesine işarettir.
41) İtten bir tüy koparsan oda kardır.
42) Elinen açılan düğümü dişe bırakmayacaksın.
43) Ağa ağa götün görüniyer.
44) Ali kıran baş kesen.
45) Çuvalduza yumruk vuramazsın.
46) Kordi şişirmek(ölmek) .
47) Yolcu boğhu bekleyen karga gibi! ..(asalaklara söylenir) .
48) Toğluk görmedimki açlıktan korkayım!
49) Toğh evin aç pisigi(Tok evin aç kedisi) .
50) Akıllı sayı sayana kadar deli köprüyü geçmiş.
51) Sanki başıma taşlar dökülüyor(Yapmak istemediği, sevmediği bir işi yapmaya mecbur edilmesi...) 52) İyi dedinde sazın yok!
53) Kaynanam ölmüş yeri bana kalmış.
54) Kul kulu sıkar, Allah kulunu sıkmaz!
55) Avi deduğun bed canavar!
56) İti peşine vermek!
57) Kırk yıl meydanda bir at oynamaz.
58) Muğheyilin atı osurur, döner kendi osuruğuna çifte atar.
59) Huylu at huyunu terk etmez.
60) Yol bir iş iki.Kuyruğunu talına atmış kendini kaf dağında zannediyor!Kuyruğunu dalına(talına) atmış,Kaf Dağı'ndan su içiyer.
61) Kuyruğunu talına(dalına) vurmak.
62) Kuyruğunu altına almak.
63) Yılan yerde her ne kadar kıvranursa kıvransın delüge geldimi düzelür.
64) İtli pisikli.
65) Kuçeçin şişmesi(Kuçeçin neye şişti?) .
66- Karnını kıl ipi ile sıkmak.
67-Görüp gözüm verem olacağı görmesin gözüm seni!
68-Keçi dağda kıl herende!
69-Eşeği yeyip sıpayı beline bağlamak!

YEMEK KÜLTÜRÜ
Geleneksel eski yemek anlayışları ve alışkanlıkları genellikle hamurlu yiyeceklere dayanıyordu:
1) Anek puğaça(Ekmek çeşidi,mayasız aşırı katı yoğrulmuş hamurdan yapılarak pişirilirdi,sade olarakta yenirdi,içi açılarak tuzlu ayran ve tere yağı katılarakta yenirdi) .
2) Sıcak taş üzerinde,üstü ceviz yaprağıyla birlikte sıcak külle kapatılarak pişirilen puğaça(bir çeşit ekmek) yapılırdı.
3) Ardanuç puğaçası(ekmek çeşidi) yapılırdı.
4) Sac ve soba üzerinde pişirilen yufka.
5) El makarnası yapılırdı.
6) Nuğullu kesme çorbası yapılırdı.
7) Yumru makarna yapılırdı.
8) Kançlama yapılırdı.
9) Ğhinkal yapılırdı.
10) Ketmer yapılırdı.
11) Keçevul ketesi yapılırdı.
12) Haşil yapılırdı.
13) Oğhlavi ketesi yapılırdı.
14) Puğaça ketesi yapılırdı.
15) Kelecoş yapılırdı.
16) Ğhaşo yapılırdı.
17) Purşuk çorbasi yapılırdı.
18) Papaçela(papasela) .
19) Herle.
20) Hasuta.
21) Üstüne aşurtmali.
22) Haspurt.
23) Yağli pancar kavurmasi.
24) İşkembe.
Un ve sebze ağırlıklı,ekmek ağırlıklı yemekler-çorbalar yapılırdı.
ŞAİRLİK-OZANLIK-AŞIKLIK :
TÜRKÜ SÖYLEME
Eskiden uzun hava türküler söyler ve dinlerlerdi. Son zamanlarda özgün müzik, arabesk müzik dinleme ve söyleme yaygınlaşmıştır.

Onlar zaten yaralıdır derinden
Sanki yer oynadı yerinden
Alim ile Selim'in peşinden
Saz ile sözü dinlenen Nazım'da gitti
(Hakim Kanra).
Ğam beni ğam beni
Gene aldi ğam beni
Kurban olduğum Allah'ım
Ğam içün mi yarattın sen beni
(Söylediği bir türküde Ridvan Bülbül, sorunlarının ağırlığını böyle dile getiriyor).


Gülşahi Nineden Dinlemiştim :
DERTLİ KUKU
Sana dertli kuku derler
Ne dediğin bilmez eller
Daim Mevlayı zikreder
Dağların bülbülü kuku
Kuku sen neden ötersin
Dertlere derman katarsın
Mekanın nerde tutarsın
Dağların bülbülü kuku
Yaman elinden gelirsin
Dağlara sada verirsin
Hemen yazı sen bilirsin
Dağların bülbülü kuku// Derleyen: Hüseyin GezerAşık der alabalık
Al balık alabalık
Al giymiş alabalık
Yarımla konuşacaktım
Burası kalabalık
(Şavşatlı Ellezi Gezer’den derlendi) .
İnsanoğlu sihribazdır
Kimse bilmez fendini
Her kimi sadık bilirsen
Ondan koru kendini
(Ardanuçlu Nezif Mercan’dan derledim) .
Attım atana
Degdi kutana
Ne sudaki baluğh
Ne düzdeki ceylan
(Şavşatlı Çiçek Gezen’den derledim) .
Karşıdan paşa geçti
Konduram taşa geçti
Kınamayın komşular
Bir işidi başa geçti
(Şavşatlı Çiçek Gezen’den derledim) .
Akşamlar akşamlar
Gene geldi akşamlar
Kuşlar yuvasına döndü
Garipler nerde akşamlar
(Şavşatlı İsrafil Yelkenci’den derledimSeher vakti bu ellerde kimler ağlamiş
Çimenler üstünde göz yaşlari var
(Turan Engin'in bir türküsünden alınmış dizeler).Kışlalar Doldu Bögün,türküsünü söylemeyi ve dinlemeyi seviyorlar.Emican emican emican
Gederimi lagut keylemiş
Baş ucunda kenal etmiş
Cavlari parliyer(GEDER:Eşek./LAGUT:Kurt./KEYLEME:Yeme./KENAL:Oturma./CAV:Göz.).

POŞACA(LOMCA) DİLİHÜSEYİN GEZER
Poşalar,Kafkaslarda hangi ülkede yaşarsa yaşasın anadili Türkçedir ve nerede olursa olsun Türkçe konuşuyorlar.
Lomca(Poşaca) :
Poşaların günlük yaşamında kullandığı,anlaştığı,konuşmasını becerebildiği tek dil-konuşma dili,anadili Türkçedir.
Ancak benim (UYDURMA DİL-TOPLAMA DİL) adlandırdığım, bu gün hepten terkedilmiş, bu gün bir çoğunu kulanmadığı, öğrenmediği sözcükleri tesbit ederek burada topladım.
Bu sözcüklerin çoğu değişik etnik kökenlerden alınmıştır:
Türkçe, Arapça, Hemşince, Lazca, Kürtçe, Ermenice...
Poşacada sayma sistemi Türkçedir.
Tesbit ettiğim sözcüklerden aşağıda alfabetik sıraya göre bir sözlük oluşturdum,bu hususta araştırmalarım devam ediyor...

SÖZLÜK
ABURSU:Fasulye.
AÇ: Ağız.
AFA: Adam, resmi görevli.
AFAM: Kişinin kendisine ait olan insanı. Benim adamım, eşim.
AĞ:( Hemşince bir sözcük ) Tuz.
AĞEG AĞEK: Güzel,iyi,işe yarar,iyi kapli,merhamet sahibi(Ermeniceden dilimize geçmiş) .
AHÇİK:Kız,yaramaz kız çocuğu,demet,Adıyamanda bir köy adı(Ermenice bir sözcük) .
ALUR:(Hemşince bir sözcük) Un.
ANEVİK:Bura,burası(ayak basılan yer için veya her hangi bir nesneyi göstermek için kullanılır) .ANOTİ:Aç,yoksul,perişan.ANOTİ:Aç,yoksul,perişan.
AP:El.
AREY-MAREY:Her taraf,her yer,her yön.
ARĞHAYN:Güven,itimat.
AŞINNAMA:Alma,almak.
ATURBA:Adam,erkek.

B
BARDEL:Fahişe.
BAYİNNEME:Verme,vermek.
BEÇ:Aklını yeterince kullanamayan.Aptal.Bedevre açma gereci,aracı.
BEGKHER: Anlamaz,anlaması kıt olan,kavrama gücü geri olan.
BEKA:İşe yaramaz,başıboş köpek.
BERAN:Ağız,başın yüz kısmı.
BERUYABAN:Vahşi doğa ve vahşi doğa hayvanları(ayı,kurt,yılan...) ,in-cin,ıssızlık...
BİBİ: Babanın kız kardeşi,hala.
BOÇO: Böcek.
BOĞAZA: Pis boğaz. Dengesiz beslenen. Her gördüğü yerde yiyen, atıştıran.
BRAV:Kürt.
BURT:Yün.
C
CANDIRAV: Kadın.
CAV: Göz.
CENGER: Bakır küfü, oksit, zehir.
CERLEME: Söyleme, söylemek.
CİCİP: Köknarlarda koni biçiminde sakız.
CİGNO: Yoksul,mal varlığı olmayan,gariban.
CİV: Bit, başkasının sırtından geçinen, asalak.
CİYAKELA: Solucan.
COĞVEL (COĞVELLEME):Toplama.(İngozu coğvelle: Cevizi topla) .
CUR:(Hemşince bir sözcük) Su.(Cur,Lazcada İKİ demektir.)
CURKAL:Toplama,toplamak(Dılmayı curkalliyer:Elmayı topluyor.) ,dilenme,dilenmek.

Ç
ÇAKULAK:Çiçeğin meyveye dönüştüğü dönemdeki meyveye verilen ad.
ÇANAÇUNA: Tarlalarda ve çayırlarda kendiliğinden yetişen, insan ve hayvan yiyeceği otsu bir bitki.
ÇAVO:Çocuk.
ÇEDUK:Et üzerine bırakılan sinek yumurtası
ÇEN:Kadınlık organı,cinsel organ.
ÇENÇUL(CENCUL) : Bozulmuş,bozulmaya yüz tutmuş barsaklar ve işkembe. Leş-puş.
ÇEZEL(ÇZEL) /ÇEZELLEME:Dayak,dayak atma,dövme,dövmek.
ÇIKA(ÇKO) :(Hemşince bir sözcük) Yok.
ÇINĞITLİ:Zayıf,çelimsiz,gelişmemiş.
ÇİBİL: Sevimli,ince,zayıf,çıplak,yoksul.
ÇİB(ÇİP) :Göz çevresinde oluşan kabarcık,kir birikintisi.Çapak.
ÇİBPLİKO(ÇİPLİKO) : Göz çevresinde çıkan,oluşan kabarık sivilceler.İt dirseği.
ÇİÇ: Yarılması zor olan odun. İnatçı insan. İnat.
ÇİÇĞHOL: Salkım,salkım saçak.
ÇİNÇAVAT:Poşa olmayanlara verilen genel ad.
ÇİTER(CİTER) :Anüs,göt.
ÇOÇ:Aşırı derecede ıslak,sulak ve otlak yer.
ÇÖKİ:Kız.
ÇUNKAL:Kız çocuklarına aslında hakaret taşıyan sevgi gösterisi olarak kullanılan söz.

D
DAĞA:(Hemşince bir sözcük) Çocuk. Adam,resmi görevli.
DANAK:Bıçak.
DETUM:Kabak.
DILMA:Elma.
DIRMIT:Armut.
DIYASLA:Ver.
DIYVA:Ayva.
DİDMEK:Tavuk ve kuşların tüylerini derisinden ayırma ayırma işlemi.
DÖGNAĞH: Ayak uğrağı.
DÜBÜR:(Kuran'dan-Kamer suresi 45. ayet,Enfal suresi 15. ayet-Arapça bir sözcüktür) .Anüs,göt.Gelecek.Akibet.
DÜKE:Ev.
DÜNAH:Kadın.
E
EĞHTERİYA(EHTERİYA) : Satışa sundukları kancalı iğne, kibrit, dikiş ipliği, çuvalduz... gibi malzemelerin genel adı.
ELLEL: Kaldırmak, götürmek, saklamak.
ELEMLUĞH: Rezil, utanmaz, alaya alınacak, kinaye alınacak...
ERGU:(Hemşince bir sözcüktür) . İki.

F
FETİR:Soba üzerinde pişirilen yufka ekmeği,gözleme.
G
GACİ: Kadın.
GACO:Adam.
GEDER:Eşek.
GEL:İşe yaramaz,el vermez,iyi değil.
GELOĞH:(Hemşince bir sözcük) Baş,kafa.
GENNE:Gel,git.(Duruma göre kullanılır:İsvikten genne(Buradan git) .İsvike genne(Buraya gel) .
GENNEME:Gelme.
GENNEMEK:Gelmek.
GİCAVİ: Aşırı derecede deri kaşıntısı yapan hastalık,uyuz.
GİRNAV:Hırsızlık.
GİRTİN: Tutmak.
GİRTİNNE: Tut.
GOĞ:Hırsızlık.
GOĞCU; GOĞCİ:Hırsızlık yapan kişi,hırsızlık yoluyla elde edilen şey.
GÖHLEME; GÖHLENME:Cinsel ilişki.
GÖHLENK:Fahişe.
GÖHRE:At.

Ğ
ĞIHĞTEL:Boğazlamak, kesmek.
ĞOĞO:Hayali yaratık,öcü.
ĞURĞUMELA: Girdap.
H
HALVOR:Dede,yaşlı adam.
HANEL,HANELLEME,HANELLEMEK:Çıkma,çıkmak,çıkarmak.
HAV:Tavuk.
HAVDİK:Yumurta.
HAVUĞ:Üzüm.
HĞEÇBO(HĞEÇPO) :Ense.
HELEVETSÜZ:Biçimsiz,çirkin,kaba-saba.
HORHĞ: Balgam.
HENAV:Dışkı(bok) .
HEMELİ(ĞHEMELİ) :İçme,içilen şey(tütün,içki...) .
HER:Eşek.
HERİKE:Sus,söyleme,başkaları duymasın.
HESPE: Akciğerde oluşan içi su, sıvı dolu baloncuk. Hastalık.
HESPEN AĞZINDAN GELSİN: Hespen patlasın.
HEV(ĞHEV) :Deli,akıldan noksan.
HIĞHIRTON:Boğaz.
HIĞTEL:Boğmak,kesmek.
HILEZ: Kertenkele.
HIR:Erkeklik organı(Kürtçe sözcük) .
H(Ğ) IRNİK: Burun.
HOD(ĞHOD) :Ot.
HOSOLİ:Horoz.
HOZ(ĞHOZ) :Kötü,sert,agresif kişi.
HĞUDEYİ:Uygun olmayan,normalın altında,bozukIİİKRAH:(Arapça) İğrenme, tiksinme.
I
İ
İLLİK:Doludolu,dopdolu,çok,bol.
İNGOZ:Ceviz.
İNNAV:Erkek çocuk.
İNZ:İşaret zamirleri(ben,sen,o,biz,siz,onlar) : işaret sıfatları(bu,şu,o,bunlar,şunlar,onlar) yerine kullanılan genel sözcük.
İNZİM:Ben.
İNZİN:Sen.
İNZİ:O.
İSVİK:Bura(yer için) ,bu(insan için) .
J
JOL(COL) :Böğürtlen.
K
KA:Var.
KAC(KAJ) :Alaca renk.Kaj gözlü:Alaca gözlü.
KAÇA:Topuğun arka kısmı.Ayağın arka kısmı.
KAÇE:Dişi köpek.Kancık.
KAKİVİTMENİ:Kendisini olduğundan daha yüksek ve güçlü gösterenler için kullanılır.Gösteriş budalası anlamına yakındır.Gösteriş budalalarını alay etmek için kullanılan bir sözcüktür.
KAP:Patatesin toprak üzerine çıkan yaprak bölümü.
KAR:(Hemşince bir sözcük) Taş.
KARASĞHA: İskelet. Eşelek. Çok zayıf.
KARIZ:Mısır.(Bu sözcüğü Uygur Türkleri kullanıyorlardı,iki bin beş yüz yıl önce,yer altı su kanallarına KARIZ diyorlardı) .
KARTOPİ:Patates.
KAŞEL; KAŞELLEME:Gaz çıkarma,osurma,osuruk.
KAVARA:Osuruk.
KAVOR; KAVUR:Para.
KEKEÇ:Kekeme,peltek.
KEME-KÖSME:Küme,ceviz içi ve pekmezden yapılan tatlı yiyecek.
KENÇİ:Sert bir şeyden koparılan küçük parça(taştan,kıtlama şekerden...) .
KENİK(GENİK) :(Hemşince bir sözcük) Kadın.
KENİKMART:(Hemşince bir sözcük) Kadın ve adam. Kadın,evli kadın.
KER:Bıçak.
KERZU:Sabun.
KEVÜR:Şeker.
KEYLEME:Yeme.
KICİLO: Zayıf, ince,bükülmüş, ufacık insan.
KIDIM:Çok küçük parça,damla büyüklüğünde.
KIDRAVAS(KODRES) :Kesme,kesmek,kırmak,yok etmek.
KIDREL:Kırma,kırmak.(Padi kıdrelle:Odunu kır,odunu parçala) .
KIL:Yağ.
KINTRAVAZ:Kendini beğenmiş,kibirli,kimseyi beğenmeyen.
KIRAG:Yakma,yangın,ateş.
KIRTEL; KIRTELLEME:Kesme,kesmek,tike tike kesmek.
KIRTİK:Küçülmüş,küçük sabun parçası.
KIRTOL:Patates.
KIRTOSİ:Patates.
KİCÇ: Burunda kurumuş sümük.
KİÇ:(Hemşince bir sözcük) Az,küçükçe.
KİKNEL: Gülme, gülmek.
KİRKİT:Kırılması zor,sert kabuklu,yenen kısmını kabuğundan ayırması zor olan ceviz.
KİT:Burun.
KOĞA:Kovan,arı kovanı.
KOĞU(KOĞ) :Orada bulunan kişinin tanık olduğu,gördüğü şekilde.Yan, taraf,yön.
KOĞUMDA:Tanık olduğum,gördüğüm şekilde.Yanımda,karşımda,tarafımda,yönümde.
KORT:Yeşil kısa otlu yer, düzlük.
KORUĞHTURMA:Her hangi olumsuz bir davranışın üstünü kapamaya çalışma.Yitirttirme.
KOŞ(GOŞ) :Alın,yüzümüzün üst kısmı.
KOYUN:Göğüs.Vücudun,boyun ile karın arasında yer alan ve akciğer, yürek gibi organları içinde bulunduran bölümü.Bu bölümün dış yüzü.
KUÇ:Tavuğun kursağı.
KUÇEÇ:Tavuğun aşırı şişmiş kursağı.
KUD: Tavuğun ve kuşların kuyruk tüylerinin bağlandığı et kısmı, bölümü.
KUDUL: Kuyruğu kesik. Kısa kuyruklu. Kısa boylu.
KUDUL:Kuyruğu kısa,kuyruksuz.Kısa,cüce.
KUĞA:Külek.(Lazcada aynı anlamda kullanılıyor) .
KUĞHE:Olgunlaşmamış,yetişmemiş meyve.
KULAL:Ağlama.
KUNÇUL: Köşe, kenar, bir bölümü.
KUNELLEME:Cinsel ilişkiyle ilgili.
KUNTLAMAK: Havaya, sağa-sola, yukarı aşağı tekme atarak sıçramak.
KURFETME:Küfür etme.
KURKA(GURKA) : Gelişmemiş, biçimsiz, çelimsiz, zayıf, güçsüz.
KUVANK(KUANK) :Fahişe.
KÜTÜR: Gavur. Korkulacak kişi.
L
LACVERDİ:Lümpen,tutarsız...
LAÇİ: İyi.
LAFTA:Genç erkek,delikanlı(Poşalardan olmayan) .
LAGUT:(Hemşince bir sözcük) Köpek.Kurt.
LAK:(Rusya'da bir halk adı.Bitlis'te kullanılan bir sözcük.Uzakdoğu'da bir ada adı.) Bozuk,bozulmuş,özelliğini yitirmiş.
LAK HAVDİK:Bozuk yumurta.
LAT:Yatak.Zifaf.(Kurandan alınmış bir kelime-Nisa suresi 23. ayet,Kabedeki putlardan birinin adı,Arapça bir sözcük) .
LATEŞVİ: Sözüne güvenilmez,gevşek,lümpen.
LEC: Kavga,münakaşa.
LEÇEK:Kadın baş örtüsü.
LENCÇ(LENÇ) :Birini ezip üzerinden geçme.Yere yapıştırma.Linç etme.
LIKIZ: Kıvamında olmayan.
LOLİKLEME:Yoğrulabilen sert bir şeyi elle ve avuç içinde kıvamına getirme,yuvarlaklaştırma(hamuru,çamuru...) .
LOM:İnsan(Fransızca bir sözcük) Poşaların kendilerine verdikleri ad.Artvin,Kars,Erzurum,Rize,Ağrı,Van,Tunceli,Erzincan,Samsun,Sivas,Kırşehir,Nevşehir...Kafkasların bir çok yerinde yaşayan halk ve halk topluluğu.
LOMCA:Lomların(Poşaların) konuştuğu dil.
LÜLE: Köknarlarda koni biçiminde sakız ham maddesi.
M
MADNİ:Yüzük.
MALAV:Ekmek.
MANGEL,MANGELLEME, MANGELLEMEK: İsteme, istemek.
MANUŞ:Devletin resmi görevlileri,asker,polis...
MARA:(Arapça ve Hemşince bir sözcüktür; Arapçada kadın demektir, Hemşince'de anne demektir) .Anne.
MATĞHAŞ:Çocuk.
MEÇEÇ: Siğil.
MEDKIÇ:Tüfek.
MEG:(Hemşince bir sözcüktür) .Bir.
MEŞKETMEK:Zaaf,sürekli eğilim göstermek.
METENE:Ölü.
METLENME:Ölme,ölmek,ölüm.
MEZ:Büyük.
MEZAK:Zevk(abartılmış) .
MIRIĞH(YIRIĞH) :Dudakları fiziki olarak bozulmuş,tavşan dudak kişi.
MİMİKO:Kilitoris.
MİMİLO:Horozun ibiği.
MİS:Et.
MOKAR:Erkeklik organı,erkeklerin cinsel organı.
MOZLAĞH:Büyük baş hayvanlar(inek,öküz...) .
MU,MUH:Ağız.
MURA:İse benzeyen,siyaha yakın,soba muruna benzeyen bir renk.
MURÇ:Aç,tok olmayan.
MURÇLAMAK:Her hangi bir şeyi ezip-büzmek,şekilsiz hale getirmek.
MURG:Ur,vücudun her hangi bir yerinde oluşan şişlik.
N
NAĞHİÇO:Koyun kuyruğunun kavrulduktan sonra, ya eridikten sonra geride kalan kısmı, erimeyen kısmı.
NATOSUL:Bir bez parçasının yakılması olayı ve bu bez parçasının külleri.Yara,yanık ve kanı durdurma tedavisinde kullanılırdı.
NAVAKAR:Sus,sesini kes,söyleme.
NEDEL; NEDELLEME:Atma,atmak.
NETLE,NETLEME:Vur,vurmak.
NISTEL; NISTELLEME:Oturma,oturmak.
NİKART:Gaga.
NİNAY:Yok.
NOGNEL:Banyo yapma.
NOGNELLE:Banyo yap.
O
ODEL:Koku, kokmak.
OÇİL:(Hemşince bir sözcük) Bit.
OĞRAK:Cin.
OĞRAĞA OĞRAMAK:Cin çarpması.
OLOK:Bacakla ayağın birleştiği bölgedeki dışa doğru çıkıntılı kemik.Ayak bilek kemiği(kısa kemik) .
OSKİ:Altın,ayar,altın ayarında,altın değerinde(Osmanlı Döneminde Karagöz oynatıcıları ALTIN anlamında kullanıyorlardı) .
OTKİ:(Hemşince bir sözcük) Ayak.

Ö
P
PAD:Odun.
PAĞHÇEL:Kaçma,kaçmak.
PAHEL,PAHĞEL:Gizletme.
PAPAÇELA:Kurutulmuş kabak,kurutulmuş kabak yemeği.
PARAV:Yaşlı kadın,nine.
PARG:Dağarcık.
PARĞUÇ:Nine,yaşlı kadın.
PANİR:Peynir.
PARGEL:Uyuma,uyumak.
PAZG:Anüs,göt.
PELAV:Erkeklik organı.
PELEŞ: Orantısız büyüklükte enli kulak.
PEREZ:Ekmek.
PILAMPOŞ: Sıkışmamış,sıkılmamış ip vs....
PİÇKA(PİSKA) :Kibrit.
PİSİG(PİSİK) : Kedi.
PİİŞ:Tütün,sigara tütünü.
PİŞMİLA:Peynir eritmesi.
PİŞTİK:Tabanca,tüfek,silah.
PİTİK: Köpek yavrusu.
PİZDİK:Küçük.
POR:Karın,karın bölgesi,işkembe.
PORTMAN: Para kesesi, para cüzdanı.
POŞACA:Poşaların konuştuğu dil,lehçe.
POŞA:Lom(LOM kelimesine bakınız) .
POŞİKÇE:Poşaların konuştuğu dil,lehçe.
PURUCÇ: Göt.
PUŞ:İşkembe.
PUTUĞ: Am. Kadının cinsel organı
R
RAKRO:Adam.Poşalardan olmayan adam.
RUKA:Üstüne pişmeye hazır ekmeklik hamur konan tahtadan yapılmış eşya,gereç.
RUT: Açık, çıplak, çaresiz.
RUTTA KALMAK: Açıkta kalmak, çaresiz kalmak.

S
SAMEL: Güzel, iyi, elverişli.
SAPTE: Kuyruk sarmayan köpek.
SEBEHET:(İki parmakla zafer işareti yapılarak, o kişiye taraf işaret yapılır) Kural tanımayan,kuralsızlara denilir yani hareketleri bu sözcükle kınanır.
SOLAV: Köpek.
SUD(Kuran'da geçiyor, Osmanlıca sözcük) :Yalan, kandırma, aldatma, yapmacık.
SUR: Meme.
SÜNEPE: Başıboş gezen, sorumsuz, yaramaz.
Ş
ŞAD:(Hemşince bir sözcük) Çok, iyi.
ŞINEL:Oturma.
ŞIREL:İşeme.
ŞUN:(Hemşince bir sözcük) Köpek.
T
TAHRİ:Kadın.
TAMAS:Kurutulmuş hoşavlık erik.
TAN:Ayran(Hemşincede de aynı anlamda kullanılıyor) .
TAPEL,TAPELLEME:Dökme,dökmek.(Dılmayı tapelle:Elmayı dök.)
TIGIRDEL(DIGIRDEL) :Kuruntu,kuruntu yapan kişi.
TILAP: Çamur.
TIRAÇHLAMAĞH:İshal şeklinde büyük tuvaletini yapmak.
TIVIĞH:Bulaşık,bulaşkan.
TIZIKMAK:Kaçmak.
TİNTON:Ahlaksız,edepsiz,lümpen.
TİTİL: Kadın cinsellik organı, vajina.
TİYA:Ur,gezen ur,dokunaklı sözün karşıdakine etkisi.
TOBDİ: Kancalı iğne.
TOBİ:Ermeni,Ermeni çocuğu,gaddar,acımasız.
TORĞHOL(TORĞHOLO) :Rafadan yumurta.
TULUĞH:İçinde peynir veya eşya saklanan keçi derisi,torba şeklinde.
TUMAN:Şalvara benzer kadınların giydiği iç çamaşırı,uzun paçalı kilot(genellikle doğu bölgesinde giyilen bir giysi) .
TÜRÜDİ:Hırsız,sahtekar.

U
UDMİ:Besmelesiz,bıçaksız ölen hayvan.
ULAL:Yıkama,her hangi bir şeyi temizleme.
UVALAMA:Oğuşturma.Ağrıyan yeri elle tedavi etme.
UZEL; UZELLEME:Her hangi bir şeyi isteme,istemek(Cur uzelle:Su iste) .
Ü

V
VAĞHENAL: Korku. Tehlikenin olduğu yerden uzaklaşmak.
VALA:Bir çeşit renkli başörtüsü.
VARDİK:Tuman,kilot,kadınların giydiği iç çamaşırı.
VARVEL:Yangın.
VARVELLEME:Yakma.
Y
YALLOZ:Kel,saçı dökülmüş.
YEKE:İri,büyük.
YEKEN:Para.
YELBE:Yabangülü.(Lazcada YELİ diyorlar.) .
YUĞHA:Yufka,ince,ince açılmış hamur.
YURT:Ev,barınak.

Z
ZANİ:(Ermenice, Kürtçe, Arapça bir sözcüktür) Bak, bakmak. Gör, görmek. Bil, bilmek.
ZANIMA:Bakma,bakmak.
ZERÜL:Yoksulluktan,çaresizlikten kaynaklanan zaruret,mecburiyet.
ZEVİR(ZEVÜR) :Ağız.
ZIĞARBİ:Kirpi.
ZIRKVEL:Çene altında,boğazda oluşan şişlik.
ZİZ:Meme.
ZOĞ:Vücutta oluşan kabarcık,kabarıklık.
ZOĞLAMA:Dövme,her hangi bir şeye dayak atma.
ZOKO:Mantar.
ZONKLAMA:Sıçrama,oynama,olduğu yerde sağa-sola,yukarı-aşağı atlama veya hareket etme.
ZORUSEL:Söyleme,söylemek,demek.
KAYNAKLAR:
1-İslama Göre Irklar Ve İnsanlar-Abdülaziz Abdülkadir Kamil/Timaş Yayınları.

DÖNEMEM / HÜSEYİN GEZER
Çağırsanda beni
Gelemem Kedat
Uzay gemileriyle
Oynuyor çocuklar
Sürünemem artık
Kayarak
Dizlerimin üstünde
Emekleyerek
Bayırlarında ki beyaz
Topraklarında
Özlemini çekmiyor
İnsanlar
Bir lokma ekmeğin
Aşıramam patateslerini
Taconun
Bir konutu var herkesin
Başını sokacağı
Döner merdivenleri
Ahım şahım olmasada
Edinemem harmanını
Yurt
Burda
Elektrik yanıyor
Evimizde
Çıra kütükleriyle aydınlanamam
Zorluyor kulak zarlarımızı
Diskoların müziği
Söyleyemem uzun hava
Bokosmana giden yolda
Geçiyor arabalar
Asfalt yollardan
Kanat çırpıyor uçaklar
Zorlu kartallar gibi
Arayamam derelerinde
Kıratı yitiripte
Çatıldı bir kere
Köçlerimiz
Dönemeyiz geri
İstesekte bin kere
Dün Kedat
Bu gün Sulobanın İncearap
Yellenecek Hüsnü
Toz kalkacak topraktan
Gülecek bütün köçler
Temizleyecek ponalar
Bütün pisliklerimizi
Gece aşacağız Seçedili
Yükümüz külek
Kolopa
Yükümüzdedir alınterimiz
Emeğimiz
Korkumuz bakımcı
Mühendis
Yangıncı
İhbarcı
Yok faydası
Korkunun ecele
Dön desende
Çatıldı bir kere köçlerimiz
Dönemem
Hüseyin Gezer
***
HANİ HÜSEYİN GEZER
Köçlerimiz nerde
Eşek sırtındaki
Mal varlığımız
Hurçlarımız
O ölü gözü yanan
Kütüklerimiz
Biz mi unutulduk
Biz mi unuttuk
Bizmi unuttuk
Harman yerlerini
Şaka şenlik söylenen
Şu sözleri
-Gene şükür yaradana-
-Gene çıktık karapana-
Biz mi unutulduk
Biz mi unuttuk
Delidüzleri mesken
İnsanları dost
Şavşatım
Nerde
Hani o dostluklar
Dostlar mı unuttu
Karasapanın peşinde
Atol aradığımız
Kuzukulağını tuzladığımız
Turşu yediğimiz kımisinden
Nerde
Hani o günler
Bayram sabahında
Kapı kapı topladığımız
O güzelim bişiler
Sultan Nenenin
Taş fırınındaki
Arpa ekmekleri
Nerde
Hani o güzel günler
Koptuk doğal yaşamdan
Kul olduk
Tutsak olduk
Dört duvar arasına
Nerde
Hani atımız
Eşeğimiz
HÜSEYİN GEZER
-***
ÇEŞİTLİ ALINTILAR:
TANER ARTVİNLİ: Hüseyin Bey merhaba,
Yazdıklarınız için teşekkürler. Sizden Poşalar (Lomlar) hakkında ayrıntılı bilgiler bekliyoruz. Hep birlikte doğru bilgiler ile yazalım Lomları. Selamlar.
HÜSEYİN GEZER: ÖTEKİLERİ YAZARKEN TEFERUATLI ARAŞTIRINIZ:
Cihan Aktaş (Kibritçi kadın Salı, 30 Eylül 2008 12:25) a:
Hüseyin Gezer Pazartesi, 20 Ekim 2008 19:24
Yazınız insani açıdan çok iyi,yazınız çok güzel, ötekileri yazarken teferuatlı araştırınız...
HÜSEYİN GEZER:( KİBRİTÇİ KADIN//CİHAN AKTAŞ(DÜNYA BÜLTENİ-Salı,30 Eylül 2008 /12:25)
Yazınız insani duygular açısından güzel.Kalıplara sokmamışsınız kendinizi, BEŞBİNAZ şimdi öğretmen.Poşaların çoğu öğretmen,imam,polis,orman muhafaza memuru, hizmetli memur,mühendis,öğretim görevlisi,bir çok fabrikada proleter,hemşire,ebe,şoför,esnaf,dairelerini kiraya vermiş ev sahibi...Ve inanın ki bit nedir bilen yok.Her gün şofbenin altında banyo yapıyorlar.Ve hiç bir zaman SEFİLLERi oynayan yok!
HÜSEYİN GEZER(20 Ekim 2008)


CİHAN AKTAŞ: (FİTRAT.COM-ÖZE DÖNÜŞ) POŞALARDAN SÖZ AÇILINCA-
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?