banner39

Davutoğlu'nun partisinin kurucular listesindeki Halid Hoca ile yapılmış bir röportaj.. Bir muhalifin gözünden Suriye istihbaratı

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu Gelecek Partisi'nin kurucular kurulu listesinde yer alan Suriye asıllı (Alptekin Hocaoğlu) Halid hoca ile 8 yıl önce Suriye ile ilgili yaptığımız röportaj... 2005'te kurulan Şam Deklarasyonu üyesi Dr. Halid Hoca, Suriye'de haftalardır devam eden gösteriler ile ilgili sorularımızı cevaplarken, ülkedeki siyasal yapı ve bilhassa istihbarat ile ilgili çarpıcı detaylar verdi.

Röportaj 16.12.2019, 14:56 02.01.2020, 12:52
Davutoğlu'nun partisinin kurucular listesindeki Halid Hoca ile yapılmış bir röportaj.. Bir muhalifin gözünden Suriye istihbaratı

Gökhan Kavak - Dünya Bülteni / Haber Merkezi - 05-05-2011

2005'te kurulan Şam Deklarasyonu üyesi Dr. Halit Hoca ile Suriye'de devlet yapısı ve yaşanan son gelişmeleri konuştuk.

Gökhan Kavak - Suriye'ye baktığımızda siyaset genel olarak yukarıdan aşağıya devlet başkanı, askeri-sivil güvenlik birimleri, Baas Partisi, meclis ve hükümet şeklinde yapılanmış bir sistem mevcut. Dışarıdan bakıldığında Suriye yönetimi ile alakalı zihinlerde somut bir tablo oluşmuyor, Suriye'de bulunan mevcut siyasi yapı ne şekilde kurumsallaşmıştır?

Dr. Halit Hoca - Suriye'de mevcut kollara ayrılmış 4 ana istihbarat teşkilatı vardır. bunların altında 15-17 arasında ayrı şubeler bulunmakta. Suriye'deki bunlar sosyal, siyasasal hayata hâkim. Suriye parlamentosundaki seçimlere müdahale etme gücüne sahipler. Seçilecek milletvekilin istihbarattan onay alması gerekiyor. Eğer seçilmesi muhtemel kişi rejim aleyhinde bir tavır alırsa seçilmesi engelleniyor ya da tutuklanıyor. Bunun örneğini 2005'te yaşadık, iki parlamenter Beşar Esad'ın açıkladığı reform adımlarını uygulamaya koymadığı için eleştirdiklerinden dolayı tutuklandılar. İki gün önce Der'a'lı parlamenter Muhammed Zuadi, Der'a'daki olayları incelemek üzere çocuğu ile birlikte özel makam arabası ile Der'a sınırında kurulmuş askeri barikatlara geldiğinde askerler kente görmesine izin vermediler, Der'a'lı vekilin siyah renkli, resmi plakalı arabada olmasına rağmen izin verilmedi. ısrarlar üzerine ise vekile ateş açıldı.

"SURİYE TAM ANLAMIYLA İSTİHBARAT DEVLETİDİR"

Suriye'de farklı bir siyasi sistem var. Suriye'de yasaklı olmayan beş parti olmasına rağmen tek parti olarak Baas Partisi iktidarı elinde bulunduruyor. Suriye hükümeti 1968'den beri demokratik bire yapı gibi görünür ama Hafız Esad iktidara geldiğinden buyana oradaki rejim tam anlamıyla istihbarat devletidir, bunun en katı yaşandığı ülkeler Tunus ve Suriye'dir.

Suriye'de demokratik bir sistem yok tam anlamıyla istihbarat rejimi; sorun bence buradan kaynaklanıyor. Hiyerarşik bir yapı var, Suriye'yi yönetenler aslında istihbarat birimleridir.

Genelde şöyle bir kanı var, 'Esad iktidarı devraldıktan sonra reform yapmak istedi; ancak 11 Eylül saldırısı, 2003 Irak işgali, 2005'te Lübnan Başbakanı Refik el Hariri suikastı gibi dış etmenler Esad'ın içe kapanmasına ve açıkladığı reformları gerçekleştirememesine neden oldu. Esad aslında reform yapmak istiyor; ama saydığımız etmenler nedeniyle reform yapamadı' kanısı var. Beşar Esad gerçekten reform adımları atacaktı da saydığımız dış etmenler ve içeride etrafını saran askeri ve sivil bürokrasi mi buna izin vermiyor?

Şöyle belirtmek gerekir ki Beşar Esad'ın 30 Mart 2011 tarihinde yaptığı parlamento konuşmasında "etrafımdaki insanlar benim reform yapmamı istiyor; ancak ben buna müsaade etmiyorum," şeklinde açıklama yaptı. Gerekçe olarak da halkın sosyal anlamda bu reformlara hazır olmadığını gösterdi. Aynı şekilde Wall Street Journal Gazetesi'ne verdiği demeçte Esad, "Suriye'de şu anki halk yapılacak reformlara hazır değil; bir kuşak daha geçmesi lazım" açıklamasını yaptı.

"ESAD TEK BAŞINA KARAR ALAMIYOR"

Nitekim 3 Mayıs'ta Esad hükümetin tatile girdiğini ilan etti. Bu bazı uzmanlarca 'oyalama' taktiği olarak değerlendirildi.

Bu düşüncelere ben de katılıyorum. Şöyle bir piramit düşünün; piramidin en tepe bölümünde Esad ailesi var. Burada Hafız Esad'ın oluşturduğu kapalı bir halka var. Kuzeni Rıfat Esad'la bir çekişme olsa da Beşar Esad lehine çözüldü ve Rıfat Esad sürgün edildi. Esad ailesi yüzde 10'luk Nusayri azınlığı da kullanıyor. Esad ailesinin tepesinde bulunduğu piramidin bir alt katında Nusayri azınlık var. Esadlar Nusayriler ile kader birliği oluşturmuş ve hayatın her bölümüne ekonomi, siyaset, medya, sanata Nusayriler sokmuş. Nusayrilerin bulunduğu katın altında ise Baas Partisi var.  Baas Partisinin altında da diğer kurumlar var. Ben Şuraya gelmek istiyorum; Esad reform yapacağım sözlerini söylerken tek başına karar alamayacak konumda. Etrafındaki kemik yapı reformlar ile kendi konumlarını kaybedeceklerini bildikleri için bu adımları engelleme ihtimali çok yüksek.

Güvenliğin had safhada olduğu bir baskı rejimi üzerine kurulmuş bir sistemde siyasi karar alma merciilerinde önemli ölçüde çürüme oluyor.

Evet, reform yapacağım dediğiniz de bunu kurumlar yürütecek ama böyle bir kurum yok. Suriye biraz önce bahsettiğim istihbarı yapı çok güçlü ama kurumsal olarak çok zayıf bir yapıya sahip. Siz bir dernek açacağınız zaman ki dernek kurmak bile yasak, yukarıda saydığımız dört ayrı istihbarat biriminden izin almanız gerekir. Bu yapıda reform isteseniz de yapamazsınız

Hafız Esad iktidara geldiğinde ülkeyi demir yumruk ile yönetti. Müslüman Kardeşler'den ayrılan Hama merkezli Mervan  Hadid önderliğinde genç ve aktif kişiler 1979-80'li yıllarda silahlı mücadele yolunu seçtiler ve hareketin yönetim kadrosunu da bu  yolda sürüklediler.  Hadid daha sonra tutuklandı; arkadaşlarının çoğu da tutuklanarak idam edildi. Bu süreç 1982'de Hama katliamı ile sonuçlandı ve Müslüman  Kardeşlere yönelik ağır bir darbe vuruldu, harekete mensup kişilere yönelik idamlar, gözaltılar başladı.

"ASIL REFORM SÜRECİ HAFIZ ESAD DÖNEMİNDE BAŞLAYACAKTI"

Hafız Esad iktidar için Basil Esad'ı hazırlıyordu. Trafik kazası sonucu ölen bu kişi siyasi yönetim anlamında tecrübeli birisiydi. Planlar baba Esad'ın düşündüğü gibi olmadı ve Basil hayatını kaybetti. Hafız Esad'ın ölümüne yakın bir dönemde yaşanan bu gelişme neticesinde yönetime tek aday Beşar Esad'a kaldı. Hafız Esad, Basil Esad'a göre daha tecrübesiz olan Beşar Esad'a daha sorunsuz bir ülke bırakmak için Müslüman Kardeşler ile görüşme sürecini başlattı ve hatta taleplerini istedi. Asıl reform süreci bu bakımdan Hafız Esad döneminde başlayacaktı.

Müslüman Kardeşler'in Hafız Esad dönemindeki talepleri nelerdi?

Müslüman Kardeşler'in o zaman istediği talepler üç temele dayanıyordu:

1. Ülke dışına sürgün ettirilenlerin 850 bin kişinin dönüşüne izin verilmesi ve bu kişilerin yargılanmamaları

2. Müslüman Kardeşlerin üye olanlara idam cezası hükmünü veren anayasanın 49. maddesinin kaldırılması

3. Kaybolan 20 bin kişinin akıbetine dair resmi açıklama.

Hafız Esad 2000 öncesi bu talepler üzerine muhalefet ile görüşüyordu.  Beşar Esad geldikten sonra süreç yokuşa sürüldü. Beşar Esad ile görüşen muhalefet liderleri "Beşar Esad'ın Müslüman Kardeşler için yapılacak tek şeyin kökünden kazımak olduğunu ve reformu onlar talep ettiği için değil ben istediğim için yaparım" dediğini aktardılar. Son konuşmasında da reformları ben istediğim için yaparım" diyerek hatasını tekrarlamıştı. Bu şu demek; halkın başkaldırdığı diktatör mantalitesi devam ediyor. Nitekim halk da bunu kendilerine karşı hakaret olarak algıladı.

2001 Beşar reform adımları atarken 'Şam Baharı' denen iki veya üç forum oluşturuldu ve muhalefetten yüzlerce kişi o foruma katıldı. Ancak bu süreç altı ay sürdü. Müslüman Kardeşlerin bu forumlara dışarıdan destek verdiğini görünce de bu toplantılar yasaklandı. 2005'te parlamentoda bulunan Nusayri asıllı ve ekonomi profesörü Haid Delile Suriye ekonomisini eleştirdiği için tutuklandı yine Suriyeli parlamenter Muhammed Hamsi aynı muameleyi gördü. Reform süreci 2001'de bitti aslında.

"ESAD HALK İLE BARIŞMALI Kİ GÜÇLÜ OLSUN"

Suriye halkı bilinçli bir halktır, olayların başlanmasından bu yana  bir ay geçmesine ve muhalefete yönelik yoğun bir baskı politikası uygulanmasına rağmen dış müdahale çağrısı yapılmıyor. Halk 'Beşar'a İsrail'e karşı savaşıyorsun, önce halkın ile barışman gerekir senin halkın silahındır, hiç kimse silahsız savaşa gider mi? Beşar Hariri suikastı, Gazze saldırısını reform adımlarının önünde bahane olarak öne sürmek yerine bunları reformlar lehine kullanmalı; çünkü bu süreçler reform yapmak için bir gerekçedir; Esad önce halk ile barışmalı ki dışarıya güçlü gözüksün; Esad ise tam tersini yaptı ve böylece devletin kurumsal yapısı yok oldu, rüşvet ve yolsuzlulukların içinde içten bir çürüme yaşandı. Halk bu bakımdan yapılan açıklamaları oyalama olarak algılıyor.

"MUHALEFET, ESAD'IN REFORM YAPMASI İÇİN MANEVRA ALANI BIRAKTI"

Siyasi bir reform yapılıp seçimler gerçekleştirildiğinde yüzde onluk Nusayri azınlığın iktidarı bitecek. Bu aşamada bir çıkmaz ile karşı karşıya muhalefet, rejim değişikliği mi yoksa reform mu talep ediliyor?

Bir hafta öncesine kadar reform talebi vardı, kanlı Cuma olarak nitelendirilen ve yüzün üstünde insanın öldürülmesi ile Halk reform taleplerinden rejim değişikliğine doğru seyir aldı. Ancak yine de muhalefet Beşar Esad'ın reform yapması için manevra alanı bıraktı.

"NUSAYRİLER DE REJİMİN REFORME EDİLMESİNİ TALEP EDİYOR"

Siyasi reformlar ile yapılacak seçim sonuçları Nusayri azınlık için bir sorun oluşturmaz.  Nitekim 2005'te senesinde ismini yukarıda zikrettiğimiz ekonomi profesörü de Nusayri idi. Aynı şekilde İstanbul'da düzenlenen 'Suriye İçin Değişim' toplantısına Viyana'dan katılan Nusayri bir temsilci vardı. Şunu söylemek gerekir ki Nusayrilerin özellikle sol düşünceli aydınları değişimden yana; çünkü onlar da var olan bu baskı rejiminin devam edemeyeceğinin farkındalar. Uzan vadeli düşünen Nusayri aydın kesim kendilerinin bu şekilde tek başına iktidar kalamayacağının farkındalar ve Suriye'nin sonunun Irak gibi olacağını düşünüyorlar. Vatandaşlık hakkı üzerine kurulu bir yapı istiyorlar, Dürzîler de aynı şekilde düşünüyor.

Suriye'de muhalefet ve halk arasında bir uzlaşma var. Vatandaşlık mefhumu üzerine kurulmuş, kısmen laik bir anayasa talep ediliyor,  iktidarda kimin olacağı önemli değil. Talep edilen Lübnan gibi azınlık üzerine paylaşılmış bir iktidar değil.

"KÜRTLER DE REFORM TALEP EDİYOR"

Kürt muhalefetine tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürt muhalefetine baktığımızda yaklaşık sekiz parti var ve bunların ikisi ayrılıkçı görüşte, Aralarında uzlaşma yok, ayrılıkçı düşünceleri talep edenler ilk başlarda muhalefete katılmadılar. Bunlar gösterilerin başlamasından iki hafta sonra Murat Karayılan ile görüştüler ve süreç ile ilgili bilgi alış-verişi yaptılar. Bu kesim Kürtlere ayaklanmasın diyenler.

"ESAD CİDDİ BİR ATIM ATARSA HALK BUNU OLUMLU KARŞILAR"

Şu halde her ne kadar halk meydanlarda 'rejimin düşmesini istiyoruz' sloganları atsa da hala reform talebi ön plana çıkıyor?

Evet haklısınız, üst çatıda bir uzlaşma var ve halk, eğer rejim ciddi bir adım atarsa kabul edecekler. Esad ben sizi tanımıyorum' tavrını terk etmeli, muhalifleri 'Filistinliler, selefiler, Lübnan tarafından desteklenenler, Kürt peşmergeleri' gibi suçlayıcı ithamlarda bulunuyor ve taleplerini geri çeviriyor. Oysa muhalefetten kanaat önderleri ile görüşüp süre istese ve güvenilir adımlar atsa muhalefet buna olumlu cevap verecek. Ama Esad'ın ve Baas rejiminin önce halkı tanıması lazım.

"İSTİHBARAT HALKA GİZLİCE SİLAH DAĞITMAK İSTİYOR"

Diğer taraftan Esad, kanaat önderleri heyeti ile de görüşülebilir. Halk bunu kabul etmesine rağmen Beşar buna yanaşmıyor ve muhalefet üzerinde baskıyı arttırıyor. Beşar ilginç bir ruh hali içerisinde. Suriye halkı Libyalı muhaliflerin yaptığı gibi silahları ellerine almış değil.  Bunun için fırsatta var. Bir hafta önce görüştüğümüz Humuslu bir arkadaşımız, özellikle halka bedava fiyatına silah satıldığını dile getirdi. Bu silahların nereden geldiğini halk bilmiyor. Kesin olan şu ki ülkenin her yerinde demir yumruğunu indiren Esad ve Baas rejimi, bu silah satışına el altından izin veriyor. Bu bize aslında Baas rejiminin halkın silahlandırarak sokağa çıkmasını istediğini ve halka karşı kullanacağı kaba kuvveti meşrulaştırma amacında olduğunu gösteriyor.

Halk silahlı mücadeleye yanaşmıyor, dış müdahale talebinde bulunmuyor, Esad buna rağmen reform adımı atmıyor, bu da aslında sürecin istihbarat birimleri tarafından yönetildiğini gösteriyor.

Bazı uzmanlarca Suriye için muhtemel askeri darbe veya iç savaş olasılıkları dillendirilmekte, Mısır'da olduğu gibi Suriye'de de asker devreye girer mi?

İstihbarat rejimi maalesef orduyu da kontrol ediyor. Nitekim orduda en önemli grup 4. Tugay Cumhuriyet Muhafızları. Beşar Esad'ın kardeşi Mahir Esad bu tugayın başında vekatliamları da bu tugay gerçekleştiriyor. Esad kendi yandaşlarını ki bunların çoğunluğunu Nusayriler oluşturuyor, orduda çeşitli kademelere yerleştirdi. Suriye ordusundaki askerler ordu içerisinde her beş askerden birinin Esad'ın istihbaratı olduğunu dile getiriyor. Bu yüzden askeri komuta içerisinde de bir ihbar korkusu var ve herhangi bir adım atamıyorlar. Nitekim yayınlanan video görüntülerinde, Cumhuriyet Muhafızlarına bağlı bir komanda şunu anlatıyor. 'Biz birliklerimizden alındık ve bize terörle mücadele birliklerinin giydiği elbiseleri giydirdiler ve 'teröristlere karşı mücadele edeceksiniz canlı mermi kullanacaksınız' talimatı verdiler. Biz baktık ki karşımızdaki silahsız halk. Birliğimizde bulunan Sünni erler ateş açmadı, biz göstericilere 15 metre yaklaşmıştık ki silahlarımızı bırakıp göstericilerin içine karıştık ve üzerimize arkadan ateş açtılar. Bir arkadaşım omzundan yaralandı ben ise kaçtım"

Bu kişi kimliğini de gösterdi,  bunun gibi onlarca kişi var.

Daha önce de halka ateş açmayı reddeden askerlerden Esad yandaşı silahlı kuvvetler tarafından işkence edildi ve vuruldu, kurtulanlara ise halk kurtararak yardımcı oluyor. Bu yüzden askerin göstericilere destek vermesi çok zor diğer taraftan komuta kademesini istihbarat kontrol ettiği için darbe olması da çok zor.

İç savaş ihtimaline geldiğimizde ise, birçok muhalefet akımının arasında uzlaşması söz konusu; bu yüzden muhalefet tarafından herhangi bir iç savaşın olmaması için her adım atılıyor.

"DIŞ MÜDAHALE BİR ŞEYİ DEĞİŞTİRMEZ"

Suriye eski devlet başkanlığını da sürdüren Abdulhalim Haddam'ın, Suudi Arabistan'ın muhalifleri desteklediği dillendirilmekte ve muhaliflerin aslında devletin yıllardır kendilerine uyguladığı baskıdan sokağa çıkmadığını, buna karşın Suriye rejiminin devrilmesini isteyen düşman kuvvetler tarafından kışkırtıldıkları iddia edilmekte. Bu noktadaki fikirleriniz nelerdir?

Karşımızda Libya örneği var, dış müdahale bir şeyi değiştirmiyor, bu ihtimali dilemiyoruz.

Suriye'deki olaylar domino etkisi ile geldi. Sosyolojik olarak olaylar incelendiği zaman Tunus'taki Muhammed Bouzizi'nın durumu dünyanın her yerinde var, bu durum Suriye'de had safhaya çıkıyor. Göstericilerin çoğunluğu 20 22 yaşlarında insanlardan oluşuyor, devlet tarafından bu insanlar aşağılanıyor, siyasi temsil hakları yok, gerekli istihdam sağlanmıyor, düşüncelerini dillendiremiyorlar.

Aslında Suriye'de olaylar başladığında ilk destek mesajı Suudi Arabistan kralından geldi; çünkü bu olaylar başladığında Özellikle Suudi Arabistan Ürdün'e ve sonrasında kendi topraklarına sıçramasından korkuyor. Arap rejimleri bu hareketin başarıya ulaşmasını istemiyor. Ancak şu bir gerçek ki Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri Beşar Esad'dan rahatsız. Suriye'nin İran ile yakın ilişkisi bunda çok önemli bir neden oluşturuyor. İran'ın oluşturduğu Şii hilalinde Esad düşerse Hizbullah'ın etkinliği biter ve İran'ın Suriye ve Lübnan üzerindeki siyasi nüfuzu zayıflar. İran kendi bölgesine sıkışır. Esad'ın düşmesini isteyenler aynı şekilde halkın adalet taleplerine de karşı tavır alıyor. Bu noktada diyebiliriz ki Esad'ın düşmesini değil ders almasını istiyorlar.  Bugün birbirlerine karşı olanlar ertesi gün el sıkışıyor. Arap bölgesi bu şekilde kaygan bir zemin üzerinedir.

Gazze olaylarında 2008'de İhvan muhalefet aktivitelerini askıya aldı. Şimdi de Suriye'deki ayaklanma başladıktan bir ay sonra da sessiz kaldı. Çünkü rejim ilk başlarda ayaklanmaların arkasında Suudi Arabistan başta olmak üzere dış destek var diyordu. İhvan rejimi haklı çıkarmak istemedi. Katliamlar Humus, Lazkiye Der'a'ya sıçradığında İhvan muhalefet aktivitelerine destek kararı aldı. Londra merkezli Müslüman Kardeşlerin sözcüsü Züher Salim açıklama yaparak gösterilere açıkça destek kararı aldıklarını duyurdu.

Suriye, Türkiye'nin 'komşularla sıfır sorun' siyasetinde kilit bir rol almakta; diğer taraftan PKK faktörü var, bütün bunları hesaba katarak Türkiye'nin Suriye'ye yönelik tavrını bu süreçte nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye yönetimi Suriye'nin içişlerine karışmak istemiyor. Burada haklı gerekçeleri olabilir, kendi sosyal yapısı Suriye'ye benziyor. Nüfuz olarak daha fazla ama mozaik olarak aynı. Suriye'deki çatışma Türkiye'yi etkileyecek ama birinin Suriye'deki katliamlara dur demesi lazım. Halk ne zaman kadar sorusunu dile getiriyor ki bu soru sorulduğunda ipler kopma noktasına gelmiş demektir.

Ben tıp doktoruyum İnsan vücudunda bir kırılma hissettiğiniz zaman dışarıdaki virüslere karşı zayıf kalıyorsunuz. Aynı şekilde devlet içerisindeki sorunun çözülmemesi, dış müdahalelere karşı zayıf kalınmasına neden olur. Bu nedenle kırmızı çizgilere gelinmeden Esad'ın olumlu adım atması için Türkiye yönetimi gereken girişimleri gerçekleştirmelidir.

Başbakanın Recep Tayip Erdoğan'ın 'Hama katliamı olmasından korkuyoruz ve böyle bir şey olursa sessiz kalmayacağız' açıklaması önemli. Bu açıklamanın akabinde Suriye halkı Türk bayraklı gösteriler yaparak teşekkürlerini açıkladı. Beşar gerçekten reform isteyen halkı oyalıyor, medyayı kendi lehinde çok iyi kullanıyor. Baasçı gazeteciler dahi tutuklanıyor, kendi gazetecilerinden dahi korkuyorlar. Eğer cep telefonu ile gösterileri çeken bir kişi görüldüğünde hemen tutuklanıyor ya da infaz ediliyor. Bu zor şartlar altında görüntüler bize ulaşıyor.

Bir askeri öldüren göstericiyi gösteremiyor rejim. Bütün saydığımız oyalamalara rağmen Türkiye bakışını değiştirmeye başladı. Kurgu üzerine değil olgu üzerine siyaset belirlenmesi gerekir. Kuran da 'zan gerçeği göstermez" der, Bir ay kurgu üzerinde davranıldı ve Beşar zaman kazandı. Şimdi ise  gerçekler üzerinde bir tavır alınıyor. Libya'da kaybedilen Davos kredisi Suriye'de tekrar kazanılabilir.

"REJİM YANLILARINA ÇIKIŞ YOLU BIRAKILMALI"

Yemen'de Salih bırakmak istedi ama etrafındakiler kendi çıkarları kaybolacak diye bunu engelledi, Mısır'da Mübarek düştüğünde eski yönetimdeki herkes sorgulandı ve kurumların çalışması aksadı, ekonomi durma noktasına geldi. Suriye'deki halk herkesi sorgulama talebinde  bulunursa iktidarı elinde bulunduran zümre iktidarı bırakmamak için elinden geleni yapar. Nitekim Yemen'de Salih görevi bırakacağını söylese de bırakamıyor, çünkü etrafındaki zümre buna izin vermiyor, bu örnek Suriyeli muhaliflere önemli bir örnek olmalı.

Mesela Esad'ın teyze oğlu Rami Mahluf ülkenin en güçlü işadamı,  fakiri fakirleştiren, zengini ihya eden kişi olarak biliniyor. Onun izni olmadan hiçbir ekonomik ve siyasi karar alınamıyor. Var olan iki telekominasyon sistemi, sivil havacılık onun elinde. Bu insanlar bunları bırakmaz, Halkın bunlara çıkış yolu bırakması gerekiyor.

İleriki süreçle ilgili Suriye için düşünceleriniz nelerdir?

Benim gördüğüm Beşar büyük bir ihtimalle gidecek, halkın seçtiği farklı bir lider başa geçebilir, bunun farklı bir seçeneği dış müdahale ve kaostur. Rejim devam edecek ancak; Beşar Esad kurban edilebilir.

DR. HALİT HOCA KİMDİR?

Dr. Halit Hoca henüz 13 yaşında iken 1980 senesinde babası ile birlikte İhvan üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanıp yaklaşık iki sene cezaevinde kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra Baasçılar tarafından ailesine yönelik yapılan baskılar nedeniyle Türkiye'ye göç etti. Dayısı Hama katliamı sonrası idam edilen Dr. Halit Hoca, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler fakültesinde eğitimini yarıda bırakarak, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde tıp eğitimini tamamladı.

Dr. Hoca'nın Türkiye'de halihazırda medikal alanında ticari faaliyetleri bulunmaktadır.

banner53
Yorumlar (0)
21
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?