banner15

Libya'da 24 saat çok uzun bir süredir - Mehmet Akif Ersoy

Her gün bazen de her saat değişen dengelerin olduğu Libya’da olan biteni anlamak için HaberTürk’ten Mehmet Akif Ersoy ile Libya gündemini değerlendirdik.

Libya'da 24 saat çok uzun bir süredir - Mehmet Akif Ersoy

2011 yılında Muammer Kaddafi’nin 42 yıllık iktidarı, çıkan protestolar bahanesi ile 28 üyeli NATO’nun 8 devletinin onayıyla yaptığı operasyon sonrası yıkıldı. Dokuz yıldır iç karışıklığın bitmediği ülkedeki devletsizlik en çok da ülke kaynaklarını sömüren ülkelerin işine geldi. Libya'nın uluslararası tanınırlığa sahip meşru temsilcisi Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Türkiye arasında 27 kasım 2019 tarihinde imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması ile Libya’daki mevcut durumda dengeler bozuldu. Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım'da imzalanan ve hızlıca Meclisten geçtikten sonra Resmi Gazete'de yayımlanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Anlaşma büyük yankı uyandırdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “eğer meşru hükümet davet ederse askeri yardım yapabiliriz” sözünden kısa bir zaman sonra beklenen davet geldi ve 2 Ocak Libya tezkeresi mecliste kabul edildi. 12 Ocak Rusya ile Türkiye arasında yapılan görüşme sonrası Libya’da taraflar arasında ateşkes ilan edilmesi kararı verildi. 13 Ocak Moskova’da bir araya gelindi, sabaha kadar süre isteyen Hafter toplantıdan ayrıldıktan bir saat sonra Libya’ya geri döndü. Berlin süreci kapsamında Almanya Libya konusunu 19 Ocak’ta görüşmek üzere taraflara ve P5 ülkelerine davet gönderdi.

Her gün bazen de her saat değişen dengelerin olduğu Libya’da olan biteni anlamak için HaberTürk’ten Mehmet Akif Ersoy ile Libya gündemini değerlendirdik.

DB - Libya’da Wagner grup şemsiyesi altında Rusya’nın aktif olarak sahada olduğunu biliyoruz. Putin’in her ne kadar dost gibi görünse de pek de güvenemeyeceğimiz bir müttefikimiz olarak, Türk hükümeti ile Libya’da ateşkes kararını alması önemli. Arkasına Rusya’yı alan Hafter’in ateşkes konusunda ılımlı yaklaşımının Rusya’ya ne gibi ekonomik kazançlar sözü karşılığı verildiği önemli. Ya da Rusya, Suriye’deki gibi yine diplomatik bir dil kullanarak ateşkes kararı alıp vurmaya devam edebilir mi?

MAE – Uçak krizi sonrası Türkiye ile yeniden ilişkiler başladığında Putin’e “Türkiye’ye güveniyor musunuz ?” diye sorduklarında, “Ne güveni? Karşılıklı çıkarlarımız var Türkiye’yle . Bu çıkarlar doğrultusunda ikimizin de ortak menfaatleri üzerine bir anlaşma, bir süreç yönetiyoruz” cevabı veriyor. 

Sorunuza gelirsek Putin’e ne kadar güvenebiliriz? Ne güveni ? Putin ile karşılıklı menfaatlerimiz var.

Amerika Libya sahasında biraz geride kaldı. Muhtemelen İran ve Orta Doğu krizi sebebiyle çok da girmek istemiyor Libya konusuna. Amerika’da Kasım ayında seçimler var. Başkan Trump Suriye, İran ve Orta Doğu krizinin ardından haritada yerini bile bilmeyen halkına Libya müdahalesini açıklayamaz. Dolayısıyla  Amerika biraz işin dışında.

Libya’da İtalya ve Fransa daha etkin.  Almanya’nın da Berlin konferansı üzerinden yönettiği bir diplomasi var. 

Libya’nın batısında UMH’nin  batı ile özel ilişkileri var. Petrol satış sözleşmelerinin imzalı akitlerinin Trablus’ta olması UMH’yi güçlü yapan şeyler. Zaten Hafter bu yüzden Trablus’a girmek istiyor.
Ülkenin doğusundaki diğer taraf Hafter. Libya’nın doğu tarafında halkın yüzde 60’ı Hafter’i destekliyor. Bu destekleyenlerin yüzde 60’ın yüzde 70’i de Kaddafi taraftarları idi. Eski rejime özlem var Libya’nın doğusunda. Hafter’i daha askeri, daha kapalı bir rejim öngörüsü ile destekliyorlar.

UMH’nin başındaki Fayiz es-Serrac’ın vaadi ise daha demokratik, daha batılı, biraz daha uzlaşı, biraz daha müzakereci bir yönetim. Ne kadar gerçekleşir tabi kestirmek zor.

Burada Rusya en kritik ülke; 

Doğu Akdeniz’de sahanın, İsrail, Mısır, Kıbrıs Rum yönetimi üzerinden kontrolü ve güneyden doğalgaz boru hattının enerji hattının Avrupa’ya taşınması, Türk akımı ve Rusya’nın kuzey akımı projesi Avrupa’ya götürdüğü gazı en büyük kozu.. Rusya’nın “Kapattım ben vanayı donarsınız” tehdidini ortadan kaldırıyor.  Stratejik olarak Rusya’nın bundan sonra İsrail’i de ikna edip o hattı döşetmemesi lazım. İkincisi Amerika yok sahada. Rusya Suriye’ye tamamen konumlanmış durumda.

Rusya Libya’da özel güvenlik şirketi Wagner üzerinden sahada. Meşru biçimde değil. Libya’da meşru olarak bulunan tek ülke Türkiye.  Türkiye ile birlikte bir mutabakat ile Libya’ya ve  Kuzey Afrika’ya ve orda önemli bir hatta Rusya’nın tesirini arttıracağı bir döneme giriyor.

DB- Rusya Hafter’i daha güçlü olarak gördüğü için mi onu destekliyor ?

MAE- Hafter daha güçlü zaten. Kabilelerin de çoğu Hafter’i destekliyor. Rusya Hafter’i sahada daha güçlü diye destekliyor. 

DB – Fransa’da çıkan gazeteler, “Hafter’i destekleyen kabile ve aşiretlerden eskiden Kaddafici olanlar şimdi siyasi güç ümidi ile Hafter’i destekliyor “ diyor.

MAE - Çok normal. Kaos teorisidir bu. İbn-i Haldun’un güç üzerine anlattığı meşhur bir hikaye vardır. Yenilen toplumlar kendilerine galebe çalanlara süratle benzerler. Onları taklit etmeye başlarlar. Kıyafetleri ile yedikleri içtikleri ile hızlıca onlara benzemeye başlarlar. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Ama Libya’da kabile oluşumu yüzünden bir tık daha fazladır bu yöneliş.
Libya’da kabileler üzerinden değerlendirirsek, Sirte’de Hafter güçlenirse kabileler bir anda o safa geçer. Doğal olan da bu. Kimse yok edilmek istemez. Kimse de onları öldürmek istemez. Sisteme entegre olsun ister.
Sahada bir miktar güçlü olduğunuzda arkanızdaki destekçiniz de artar. Hafter Trablus’ta biraz güçlü olsa o bölgedeki kabileler de hızlı bir şekilde Hafter’in safına geçecektir. Trablus çok uzun zamandır direniyor. 4 Nisandan beri düşmüyor. Bunlar bir zamanlar Kaddafici idiler. Askeri güç olarak UMH ilerlerse bir çok kabile ve aşiret saf değiştirip Serrac’ın yanında yer alır.

DB – Bu kadar oynak olan bir Orta Doğu coğrafyasından bahsediyoruz. Mısır’da acemice davrandı hakeza Suriye’de diye eleştirenler var. Bizim gördüğümüzü Reisi Cumhur  da görüyordur. Niye sadece meşru hükümetin daveti üzerine tarafmış gibi Serrac ile temasa geçiliyor. Orta Doğu’da dengeler çok değişken, Hafter tarafı ve üçüncü taraf olarak gördüğümüz güneydeki Sebha’daki Tuareg kabilelerle alttan alta müzakereler başlamış mıdır ?

MAE- Bence doğu Libya Türkiye’ye daha müzahir idi. Batı Libya’da UMH’nin bizimle olan ilişkisi Türkiye’yi çok sevdiğinden değil. Türkiye’yi çok sevdikleri için bize yaklaşmıyorlar. Batılılarla daha çok yakın ilişkiler içindedir.

DB-Artık ne Kaddafi ne de Osmanlı var. Libya’nın artık Osmanlı aşkının olmadığını düşünüyoruz. Artık yeni dengeler var. Fransa, İtalya, Mısır orda. Rusya orda.

MAE - Libya’da romantik bakış vardır. Misrata’da ben Türküm diyen Osmanlı torunuyum diyen bir çok insanla karşılaşırsınız. Bu eğitim seviyesi ile ilgili. Eğitimli insanlar ve seküler çevreler Osmanlıyı işgalci olarak görürler. Kırsal alandakilerin Osmanlıya karşı muhabbeti devam ediyor. 

UMH’nin bizimle kurduğu ilişki, bir çıkar ilişkisi. Çok sıkışmışlardı, desteğe ihtiyaçları vardı.  Türkiye de Libya’da, Fransa ve İtalya tarafından sahadan ötelenmişti. 
Savaş sonrası Suriye’de nasıl masaya Zeytindalı Harekatı ile omuz atıp girdiysek Libya’da da aynı şekilde masaya oturmak zorunda kaldık. Bir nevi sahaya zorla oturup “Burada biz de varız” diyen bir Türkiye var.
UMH’nin uluslararası meşruiyet açısından elindeki kartları çoktur. Türkiye ilk defa bir ülkede resmi davetli olarak bulunuyor . Putin’in Suriye’de bulunduğu gibi Libya’dadır Türkiye.

DB- Libya konusunda stratejik olarak Türkiye’nin yaptığı ya da yapacağı hata ne olabilir ? 

Günün sonunda iki tarafla da masaya oturulacak. UMH’nin Libya’nın tamamını yönetecek gücü yok. Türkiye desteklese bile ülkenin tamamını kontrol etmesi çok kolay değil. Libya’da kabileleri yok ederek ülkeyi yönetemezsiniz. Kabilelerle anlaşarak ülkeyi yönetebilirsiniz. Kaddafi bile yıllarca bunu yaptı.

DB – UMH ile Türkiye arasında imzalanan MEB deniz anlaşmasının hukuki geçerliliği ile ilgili “Serrac hükümeti düşerse bu anlaşmanın hala geçerli olup olmayacağına” dair endişeler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

MAE - Bizim Libya’da olmamızın ticari yönüne bakarsak, güç olarak da Akdeniz’de varız demek için bizim açımızdan önemli bir anlaşma. Doğu Akdeniz’de enerji ve gaz haklarımızı korumaya çalışıyoruz.
Anlaşma BM’ye verildi. Yeni bir hükümet gelse bile iktidara, anlaşma geçerli. Münhasır ekonomik bölge anlaşmasının geleceği arasından sorun olur. Uluslararası anlaşmalara göre ABD İran’ın resmi bir generalini (Kasım Süleymani) Irak’da öldürebilir mi ? Bu bir savaş sebebi. İsrail Uluslararası hukuka göre Filistin’de Şeria nehrinin batısını ilhak edebilir mi Golan’ı işgal edebilir mi?
Uluslararası hukukta ne iddianız olursa olsun günün sonunda sahada güçlü olan kazanır. Uluslararası hukukta olsa dünyanın beş ülkesi dünyayı yönetebilir mi ?

Libya’da tek meselemiz MEB değil

Bu coğrafyada gücünüz yoksa diplomatik açıklamalarla bir mesafe katedilemez. Uluslararası hukuktan bahsederek hak iddia edemiyorsunuz. Ordu gücünüz olmak zorunda. Libya’da tek meselemiz MEB değil. 15 milyar dolar alacağı var Türkiye’nin. Tamamlanmamış yatırımlarımız var. Bir çok Türk şirketinin mağduriyeti  var. 20 milyon dolarlık liman projesi var. Doğal gaz rezervi var , petrol var. Alt yapı projeleri, üst yapı projeleri var. Yol projeleri var inşaat projeleri var yarım kalmış. Milyarca dolarlık paradan bahsediyoruz.

Libya 6,5 milyon nüfusu olan ve milyarlarca dolar petrol geliri olan bir ülke. Ve bu pastadan herkes pay alıyor. Libya’yı imar ve inşa etmeden Libya’ya hiç bir şey vermeden çalıyorlar. Bu savaşın devam etmesini istiyor Batı. Dokuz senedir çalıyorlar.  Kabileleri birbirine çatıştırıyorlar, ne Hafter’e kazandırıyorlar ne diğer taraflara. 

Bana Trablus’ta yolda giderken Libyalı bir komutan yıkılan ya da yarım kalmış binaları göstererek dedi ki:  “Görüyor musun Kaddafi 40 senede hiçbir şey yapmadı. Dedim ki: 9 senedir siz ne yaptınız ?
Türkiye sadece UMH ile görüşerek bu işi çözer mi? Tabi ki hayır..Olmaz. Günün sonunda masaya oturacaklar. Mısır ya da Suriye’de uygulanan politikanın yanlış olacağını, Hafter’e çok üst perdeden konuşarak, her gün Hafter’e kızarak eleştiri dili kullanılmasının doğru olmadığını söylüyorum. 

Libya’daki dengeler biraz şöyle. Evlilikte kavgalar olur ama karı koca arasına girilmez. Libya’daki kabilelerin birbiri ile olan ilişkileri de bu şekilde yönetilmeli.  Yarın öbür gün bütün dengelerin değişebileceğini gözden kaçırmamak lazım. Hafter’e tavrımızı açıkça ortaya koyacağız. Meşru hükümeti desteklerken Hafter’e yok edilmesi gereken bir virüs gibi davranılmaması gerekir. Yarın öbür gün masaya oturduğunuzda “siz kardeşsiniz gelin masaya konuşalım” diyebilmelisiniz

Bizim MEB anlaşmasının karşısına düşen yer Libya’nın doğusu. Libya bölündü diyelim.. Nüfusun çoğu batıda, petrol doğuda. Sirte körfezinde. Libya bölündüğü taktirde petrolü Hafter satsa bile parası merkez bankasına gidiyor. O da Trablus’ta. Her iki tarafla da iş geliştirmeli. Her iki tarafla da masaya oturulmalı. Bingazi’de de Türkiye’nin yatırımları var, orda çalışan Türkler var.

1 -Toprak bütünlüğü
2- Anlaşmaların korunması
3 -Yatırımların korunması gerekir
4 –Türkiye - Libya ilişkilerinde varlık göstermesi ve bu varlığını da sadece diplomatik söylemlerle değil her anlamda sahada olarak göstermesi lazım.
Libya’da bir devlet yok. Herkesin kafasına göre takıldığı bölgeler var. Her bölgenin kendi kralı vardır. Bunları savaşarak yok edemezsiniz. Zaten manası da yok. Bunlara nüfuz edemesiniz. Size sert çıkarlar. Tabiatları itibariyle serttirler. Sirte’de bazı kabileler “burayı biz yöneticez” diyor . Kaddafi bayrağını çekiyor kendi bölgesine . Ne hafter Ne serrac’ın sözü geçmez bazı bölgelerde..

DB – O kabilelerle ortak noktalarımız nedir ?

MAE- Ortak nokta şu.. O tükendiğini zannettiğiniz Osmanlı mirasıdır. Müslümanlık çok önemlidir.

Türkiye’nin çok büyük avantajı var. NATO’daki tek Müslüman ülke. Dolayısıyla İran’la ilgili bir şey müzakere edilecekse Türkiye önemli, İran’la kontak kurabilir dilini anlayabilir aynı jargona sahip. Bu Libya için de geçerlidir.

Libya’da Rusya uzun süre varlık gösteremez. Ama Türkiye ile birlikte hareket ederse Rusya’nın da çıkarlarına uyar. Biz en başından beri “Rusya önemli” diyoruz. Rusya ile anlaşma önemli. 
Diplomasinin önünün açılması Türkiye ve Rusya’nın anlaşma yapması çok önemli. Askeri gücünüz her zaman olmak zorunda. Türkiye bu kararı almasaydı, MEB anlaşması imzalanmasaydı, Türkiye asker gönderme kararını çıkartmasaydı, Rusya ile masaya oturamazdınız. Ama yine de müzakere esas. Günün sonunda masaya oturulacak

DB-Libya konusunda Cezayir ve Tunus Türkiye’ye karşı bariz şekilde mesafeliler. Bunun sebebi nedir ?

MAE- UMH’nin yönettiği Trablusta’ki meydanda 3 bayrak dalgalanıyor.  Türk bayrağı Tunus bayrağı ve  Cezayir bayrağı.
Karşı tarafta da Hafter’in kontrolü altındaki bölgede Arap ülkelerinden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bayrağı, Suudi Arabistan ve Mısır bayrağı asılı.
Libya kocaman bir coğrafya. Hafter bu bölgenin yüzde 80’inini kontrol ediyor. Hafter’in askeri olarak Mısır ile yakın ilişkileri var.
Tunus’ta hükümetin kendi içinde uzun zamandır açmazları var . Ayakta durmakta zorlanıyor.
Biz bundan 20 yıl önce Fransa’ya, Amerika’ya, İngiltere’ye, Rusya’ya “ben sizin dediğinizi yapmıyorum” diyebilir miydiniz? Hayır. Bunun için ekonomik bağımsızlığınız olacak, savunma sanayinizi kendiniz geliştireceksiniz, güçlü ülke olacaksınız, liderliğiniz olacak.

Benzer durum Cezayir ve Tunus için de geçerli.  Bu ülkelerin gönlü Libya’da UMH’den yana ve Türkiye’yi desteklemek ister ama yanında güçlü bir abi ister. 
Fransa da UMH’den yana ama aynı zamanda Hafter ile de görüşüyor. İtalya’da UMH’nin güçlü müttefiklerinden. Hem hafter’le hem UMH ile görüşüyor. İngiltere de UMH’den yana ama Hafter’le de görüşüyor.

DB- Sudan asker gönderiyor mu? Hafter’in yanında çatışması için Sudan paralı asker gönderdi mi ? Sudan hükümeti bilgisi dahilinde ya da bilgisi dışında Sudan’dan Libya’ya Hafter saflarında savaşması için asker gönderildi mi ? Sudan Libya’nın meşru hükümetinin yanında davranacak diye söyleyebilir miyiz ?

MAE - Sudan’daki üst düzey askeri kaynaklar ile görüştüm. Sudan’da askeri geçiş konseyi içinde ikinci adam Hemeti cencevid birliklerinin başındadır. “Bu süreci yönetiyorsa Hemeti yönetiyordur” derler. BAE ve  Suudi Arabistan ile yakın ilişkileri olduğu değerlendirilir. Sudan Geçici Askeri Konsey başkan yardımcısı General Mohamed Hamdan Dagalo nam-ı diğer Hemeti de Libya’ya Sudan’dan asker gönderilmesine karşı. Sudan resmi olarak devletin bilgisi dahilinde ya da gayri resmi devletin bilgisi dahilinde Libya’ya Hafter saflarında savaşsın diye asker göndermedi. Bilakis Sudan Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetinin farkında buna dikkat ediyor.

Çok net olarak söylüyorum. Sudan yönetimi Libya’ya asker göndermedi. Sudan yönetimi Libya’ya asker gitmesin diye elinden geleni yapıyor. Ama bugün Sudan yönetiminin de ülke içinde güneyde, Darfur’da çatıştığı isyankar gruplardan kaçak göçek parayla tutulmuş Libya’ya hafter saflarında savaşmak için giden az sayıda insan olabilir. Bunları önlemek için Sudan’ın çabaları var. 

Doğuda Hafter’e yakın sınırı olan Mısır ve Sudan var. Sudan, bu işte Hafter’in yanında bir taraf olmadı.  Sudan’ın konumu önemlidir. Gelecek dönemde Türkiye, Sudan ile ilişkilerini kuvvetli tutarsa, önümüzdeki dönemde de Sudan’ı Libya konusunda yanına çekmesi hem ekonomik olarak Sudan açısından hem Libya açısından hem askeri ve stratejik olarak Türkiye açısından faydalıdır.

Benim anladığım planlanan şu. Türkiye bu süreçle birlikte sadece askeri olarak değil belediye hizmetlerinde, Libya devletinin kamu kuruluşlarında hizmet vermesinde, yatırımların planlanmasında, eğitimde, yol yapımında her alanda etkin olmak istiyor.

Buradaki temel mesele şuydu: Türkiye’nin Libya’sı, Libya’nın Türkiye’si

Libya’nın köklü bir devlet geleneği yok. Her şey yıkıldı, sistem dağıldı. Bir sistem kurulması lazım. Libya’da çok para var ama devlet yok. Türkiye’nin ekonomisi kötü parası yok ama bin yıllık devlet geleneği var. Sağlam bir devlet alt yapısı var.

Libya’nın ekonomik gücü ile Türkiye’nin devlet tecrübesini birleştirecek. 

Uluslararası topluma, bu süreci sağlıklı bir zeminde anlatacak. Rusya’yı yanına alarak yönetecek sistemi kuracak. Bugün yanına alır yarın bırakır Rusya’yı o başka bir konu. Bir sistem kurulduğunda her şey yoluna girecektir.

İnsanlar Libya tarihinde ilk kez bu kadar uzun zamandır iç savaş içinde.

Libyada’ki iç savaş Suriye’deki gibi değil. Orada insanların çoğu mesaiye gider gibi sabah gidip akşam evine dönüyor. Ama insanlar artık çok sıkıldılar. Enerjileri tükendi.
Hafter’in saflarında çatışan askerlerin çoğu yabancı ülkelerden gelme. Libyalı sayısı çok az tamamı içinde yüzde 30 civarında. Libyalılar da bu durumdan çok sıkıldı.

Makul sağlıklı çözümler üretilirse, ulaşabildiğiniz, Osmanlıdan beri ilişkide olduğunuz, sonrasında kontakta kaldığınız kabileler, ulaşamadığınız kabilelere ulaşabiliyor. Dolayısıyla Libyalılarla Libyalıları, Türkiye’ye müzahir olanlarla olmayanları temas kurdurup arabuluculuklar silsilesi ile bu sistem içinde, özellikle saha faaliyetlerinizi  hem istihbarat hem diplomasi anlamında yoğunlaştırarak Libya’da daha az zayiatla ateşkes sağlayıp, sempatiyi tekrar toplayıp, daha sonra doğu Libya ile ilişkileri geliştirmeliyiz.  Uçak seferi başlatılabilir. Ticari ilişkiler başlatılır.

Direk Esed’e ve Sisi’ye yüklenir gibi Hafter’e yüklenmek  doğru değil. Hafter bir sembol bugün o olur yarın başka bir isim. Libya’da makes bulmuş böyle bir zihniyet var.  O zihniyetin içine girip bunlara hedefleri doğru anlatırsanız, Libya’nın kaynaklarının Libyalıların kullanacağını ve bunu uygun bir dille anlatırsanız, Türkiye’nin Libya’yı sömürmediğini, bir Fransa gibi bir İtalya gibi sömürmediğini anlatırsanız her şey yoluna girer. “Birlikte hareket edelim. Siz içerde ve dışarda kararlarınızı kendiniz alın. Bizde güçlenmenize destek sağlayalım. Devletinizin temellerini inşa edelim” demeliyiz. Bu 8-10 belki 15-20  yıllık bir süreç.
Bugün Türkiye - Libya arasında yeni başlayan bir durum ve iyi yönetilirse uzun yıllar devam edecek  ve Türkiye’ye ekonomik olarak çok ciddi katkı sağlayacak bir durum.

Bunu Suriye ve Mısır’la kıyaslamamak lazım. Bu çok konuşuluyor. Muhalefet Türkiye’deki iktidarın Mısır’da yürüttüğü politika yanlışlarını, Suriye’de yürütülen politika yanlışlarını dillendiriyor. Suriye’ye girdiniz nasıl çıkacaksınız vs gibi

Nüfusları farklı, uluslararası ilişkileri farklı, coğrafyaları farklı, kültürleri farklı, para durumları farklı, yönetim biçimleri farklı. Elma ile armutu kıyaslamak gibi olur.
Stratejik, akıllıca ve iyi bir politik hamle olarak bu süreç olumlu sonuçlanırsa çok büyük bir politik başarı olarak tarihe geçer.

Olumsuz senaryolar da var tabi. Savaşın uzaması gibi. İç savaşın sona ermemesi gibi. Bir sürü yabancı istihbarat var bölgede. Barışı engelleyecek kışkırtıcı faaliyetlerde bulunabilirler. Bu işin savaşla çözülmesi halinde hep söylüyorum Türk askeri muharip olmamalı. Bir Libyalıyı öldürürseniz bir kabileyi kendinize düşman edersiniz. O zaman bizim için de Libya halkı içinde olumsuz bir süreç başlamış olur.


 

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2020, 18:12
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48