banner39

Prof. Simon Bekker ile G.Afrika'da yabancı düşmanlığı üzerine

Güney Afrika'daki bir üniversitede sosyoloji dersleri veren Prof. Simon Bekker ile ülkedeki yabancı düşmanlığını ve sebeplerini konuştuk

Röportaj 08.05.2015, 16:27 27.05.2015, 16:24
Prof. Simon Bekker ile G.Afrika'da  yabancı düşmanlığı üzerine

İbrahim Tığlı - Dünya Bülteni/ Cape Town

Güney Afrika'nın Stallenbosh Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Simon Bekker ile ülkedeki yabancı düşmanlığı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

İbrahim Tığlı: Güney Afrika’daki yabancı nefreti genelde Afrikalı siyah mültecileri hedef alıyor. Diğer ülkelerden/ırklardan mültecileri niçin hedef almıyor?

Prof. Simon Bekker: 2008’deki olaylar, bunları karşılaştırabilirim, her ne kadar arada başka olsa da yedi sene önce kaydedilen 135 civarında yabancılara karşı gerçekleştirilen saldırı vardı. 2008’den önemli bir farkı o zaman şiddet olaylarının Gauteng’de başlayıp daha sonra Cape Town ve etrafındaki şehirlere dağılmasıydı. Bu sefer Durban’da başlayıp Gauteng’e sıçradı.

Ama sorunuza cevap olması için, 2008’de olduğu gibi, saldırılan mülkler ve kişilerin hepsi fakir yerleşim bölgelerinden. Yani kimin hedef alındığından çok nerede gerçekleştiği daha önemli. Bu fakir yerleşim bölgelerindekilerin çoğu Afrikalı göçmenler. Yani mülklere ve insanlara orada oldukları için saldırıldı. Kentli, fakir ve meskundular; endüstriyel ya da madenci bölgesinden değildiler. Tüccarların ya da işportacıların da saldırıya uğradığı vakalar oldu. Bu da kaynaklar ve ticaret üzerinde rekabeti gösteriyor. Az sayıda Bangladeşli tüccar da saldırıya uğradı ancak saldırılar çoğunlukla Afrikalı mültecilereydi.

Bu Güney Afrika’nın ilk yabancı düşmanlığıyla vakası değil. Güney Afrika toplumunda yabancı nefretinin tekrar çıkmasının nedenleri nelerdir?

Bu önemli ve karmaşık bir soru. İlk olarak Güney Afrika’daki kentli fakirlerin arasında genel bir nefret ve kızgınlığın olduğunu söyleyebilirim. Kötü yaşam koşulları, yüksek yiyecek maliyetleri ve işle ilgili sorunlara bir kızgınlık var. Yani yerel geleneklere dayalı olarak bu genel kızgınlık algılanan hedefe ya da bu yoksulluğun algılanan nedenine yönelik bir saldırganlığa dönüşüyor. Yerel durumlar ve geçmiş kadar ekonomik koşullar da önemli.

İki nokta daha eklemek istiyorum. İlki Güney Afrika’daki kötüleşen koşulların sadece Güney Afrika için gerçek olmadığı. Bu Sahra altı Afrika ülkelerinin tamamı için de geçerli. Düşen petrol fiyatları bir örnek. Bu Güney Afrika’nın son yedi yıldır sürekli Afrikalı göçmen ve iş arayanların akımına uğradığı anlamına geliyor. Güney Afrika’nın göçmen politikasının uygulanışı çok iyi değil.

İkinci nokta medyada Güney Afrika’daki Zuluların kralı gibi önemli kamusal figürlerin ilk defa çıkıp yabancı Afrikalıların gitmeleri gerektiğini söylediklerinin anlaşılması. Bu söylentileri arttırdı. Bu söylenti çok önemli. Söylenti insanların yabancı Afrikalıların mallarına ve kendilerine saldırılabileceği ancak ceza alınmayacağı şeklindeydi.

Yabancı nefretine karşı birçok yeni kampanya ve yürüyüş var. Bu tip hareketler bu nefreti ortadan kaldırmada etkili olabilir mi? Muhtemel çözümler nelerdir?

Kesinlikle doğru söylediniz. Bu sefer, 2008’le karşılaştırıldığında daha önce gelmesi gereken reaksiyon geç kaldı. Yabancılara ve mallarına yapılan saldırılara karşı daha geniş çaplı tepki oldu. Siyasilerin, işadamlarının, inanç önderlerinin, gazetelerin ve televizyon kanallarının şiddeti kınadığını gördük. Bu geç fakat geniş çaplı bir cevap oldu ve kesinlikle iyi bir şey. Yaptıkları için ceza olmamasını düşünen herkesin üzerinde bir kamu baskısı oluştu. Özellikle bir dizi erkek ve kadın polis memuru olayları açıkça kınadı. Bu çok iyi bir şey çünkü bir kişiye ya da malına saldırdığınızda polisin size karşı harekete geçeceği mesajını veriyor. Sorunun çözümü olmayabilir fakat yağma ya da saldırılara cevap gelmeyeceğine inanan insanlara çok önemli ve gerekli bir mesaj. Yani ceza alınmayacağı fikrine yönelik vurgular bunun tekrar olmamasını sağlamaya çalışmanın ilk adımı.

Bakan Nhkelo bunun yabancılara karşı değil Afrikalılara karşı nefret olduğunu belirtti. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Bakan Bey, Afrika düşmanlığı terimini kullandı ki Siyah Afrika’dan korku ya da Siyah Afrika’yı ret anlamına geliyor. Şu anda bu tip açıklamadaki kaymalar yukarıda belirttiğimiz etmenlerle ilgili suçlamaları başka yerlere çekiyor. Üçüncü bir gücü de çağrıştırıyor. Üçüncü güç terim Güney Afrika siyasetinde yaklaşık 20 yıldır kullanılıyor. Üçüncü güç şiddeti alevlendiren belirsiz bir topluluk anlamına gelir.

Yabancılara karşı yapılan saldırıların arkasında bir topluluk olduğu fikriyle ilgili iki şey söylemek istiyorum. İlk olarak, her bir olayın kendine has özellikleri var ve bunlara genel açıklamalar bulmak yerine her birini kendi özel durumları içinde değerlendirmeliyiz. İkinci olarak, bazı vakalarda, siyasi, ekonomik ya da adli yerel çıkarlar gençlerin yağmaya ya da yabancılara saldırılara katılmaları konusunda dürtmüş olabilir. Bu tip vakalar bir modele ya da genel açıklamaya sokulmamalıdır. Yani bu tip olaylar varsa hepsi aynıymış gibi davranılamaz.

Afrika kıtasından Güney Afrika’daki yabancılara yönelik saldırılara ilişkin güçlü bir cevap gördük. Bu Güney Afrika’nın kıtayla ilişkilerini nasıl etkileyecek?

Bu çok önemli bir soru. Size bir uzman görüşünden ziyade kendi fikrimi vereceğim. 7 yıl önceyle karşılaştırıldığında Güney Afrika şu anda kıtada daha gözle görülür bir durumdayken daha az etkin sayılıyor. Bunun Güney Afrika Ulusal Savunma Kuvveti’nin şu an Afrika’daki bir dizi savaşta barış gücü misyonunda olmasına bağlıyorum. Afrika Birliği’nin başkanı Güney Afrikalı. Diğer yandan Nijerya Güney Afrika’yı geçerek kıtanın en büyük ekonomisi oldu ve Başkan Zuma Afrika’da bilindiği üzere kendi ülkesinde birkaç yıldır stresli.

Bu sebeplerle bir dizi Sahra altı hükümeti Güney Afrika’ya karşı çok eleştirel tepkiler verdi. Özellikle, hükümeti çok eleştirdiler. Güney Afrika hükümetinin cevabı da kendi kuzeyindeki ülkeleri terk ederek ülkeye gelen mülteci akınlarını vurgulamak oldu. Yani bu hükümetler arasında Sahra altı Afrika’daki göç konusunda birbirlerini eleştirdikleri bir tartışma var. Bunun yalnızca faydalı olur. Bu ülkeler daha fazla tartışıp bu ülkeleri niye terk edip neden akın akın göç ettiklerini kabul ederlerse iyi olur. Devletlerarası ilişkiler anlamında ben göçe ilişkin tartışma ve eleştiriler sonucunda radikal bir politika değişimi olacağını düşünmüyorum.

Geçenlerde Başkan Mugabe yabancı düşmanlığı sorununun çözümünün Beyazları diğer ülkelere göndermek olduğunu söyledi. Bu konuda fikriniz nedir?

Bu Bay Mugabe’nin fikri ve böyle bir fikre sahip olabilir. 2008’deki ve bugünkü yabancılara karşı saldırılarla ilgili enteresan olan Güney Afrika’daki Beyaz azınlık, Hintli azınlık, Endonezyalı azınlık ya da melez azınlık gibi azınlıklar üzerinde herhangi bir ayrılma olmaması. Yabancı nefretiyle yapılan saldırıların kentlerin varoşlarından geldiğini ve illa Afrikalı yabancılara yönelmediği, doğrudan sebep olarak algılanın hedef alındığı görülüyor. Yani ben Güney Afrika’da Asyalılar ya da Hintliler gibi azınlıklara karşı gelişen negatif bir yönelim olduğunu inanacağım bir neden göremiyorum.

Bize yabancı düşmanlığı konusunda sizin çalışmanız hakkında bilgi verir misiniz?

2008’de bize soruldu. Hükümete yakın bir STK tarafından o zamanki olaylar üzerine çalışmamız için 6 haftalık bir çalışmaydı. Bunu yaptığımız zaman temel bilgi kaynağımız olarak gazeteleri dikkate almaya karar verdik. Bazı odak grupları oluşturduk. Yaklaşımımız yabancı nefretini tek başına bir olgu olarak görmemekti. Olaylara dayalı bir yaklaşım geliştirdik. Belirleyebildiğimiz her bir olayla ilgili bilgi bulmaya çalıştık. Bu olaylardaki benzerlikler ve farklılıklara bakmaya başladık. Bulgular da benim daha önce yaptığım argümanı, genel bir öfke olduğunu fakat genel bir açıklama bulmanın yanlış olduğu görüşünü destekledi. Bu farklı olaylara bakılmalı, daha sonra genel tepki, polis tepkisi ve kitlesel medya tepkisi incelenmeli. Çoğunlukla bu tip şiddet olaylarını kitlesel medya ve hükümet aracılığıyla güvenilir söylentilerden alınan bilgiler yönlendiriyor. Birçok kereler bu söylentiler doğru olmuyor fakat inanılır şeyler olduklarından güvenilir hale geliyorlar. Bu sene tam bir karşılaştırma yapacak kadar yeterli araştırma yapmadık.

Yorumlar (0)
22
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?