banner39

Riyad Esad'la Suriye üzerine...

ÖSO Komutanı Riyad Esad ile Suriye devrimi, Suriye'deki azınlık gruplar ve özgür Suriye ordusu hakkında konuştuk

Röportaj 11.02.2014, 13:39 12.02.2014, 18:04
Riyad Esad'la Suriye üzerine...

Hüsna Bilgin/ Dünya Bülteni

Suriye hava kuvvetlerindeki görevinden 4 Temmuz 2011 tarihinde ayrılan Riyad Esad, 27 Temmuz 2011 tarihinde liderliğini de üstlendiği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nu kurdu. Halen görevini sürdürmekte olan Esad ile Suriye devrimi, Suriye'deki azınlık gruplar ve özgür Suriye ordusu hakkında konuştuk.

Hüsna Bilgin: Son dönemlerde Özgür Suriye Ordusu’nun Suriye'de gerçekleştirdiği faaliyetler hakkında ordunuz herhangi bir açıklama yapmadı. Bu gizliliğin sebebi neydi ve bu süreçte siz neredeydiniz?

Riyad Esad: Bu bir kaçış değildi elbette. Yapılması gerekenleri sıraladığımız bir süreçti. Suriye devriminin şu an geldiği noktaya iyi bakmak gerekiyor. Ben ilk andan bu yana çalışıyorum, hastanede olduğum zamanlarda dahi çalışıyordum. Bazı tugaylarla iletişim halindeydim ve bölgedeki çalışmalarımı sürdürdüm. Sonrasında basından uzaklaşma kararı aldım. Bu şahsi bir karardı. Herhangi bir müdahale olmaksızın aldığım bir karardı. Zira sahada ciddi bir şekilde çalışmak ve tüm bunları gizli bir şekilde yürütmek çok önemliydi. Herkesin bildiği gibi Suriye'de olayların bu raddeye gelmesi bazı ülkelerin bölgede zincirleme hesaplar peşinde olmasıyla bağlantılıydı.

Şu an ÖSO komutasında bir ikilem yaşanıyor mu peki? ÖSO genelkurmay başkanı Selim idris, askeri meclis başkanı Mustafa şeyh ve siz, şu an liderlik açısından baktığımızda nerede duruyorsunuz? Aranızda herhangi bir koordine var mı? Çünkü bazı medyalarda ordu içerisinde bir ihtilaf varmış gibi yansıtılıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Hayır elbette. Ancak bu olayı herkes için açığa kavuşturmak gerek. Selim idris ÖSO genelkurmayı değildir. Kendisi Suriye kuvvetlerinde genelkurmay rütbesindeydi. Sonrasında benim ve özgür ordunun bazı ulusal liderlerinin ÖSO'yu ismen tanımlanması ve uluslar arası yeniliklerin sahada uygulanması hususunda birtakım çabalarımız vardı. Mustafa şeyhi ise çok tanımıyoruz açıkçası. Uzun bir zaman önce İsveç'e gitti. Aslolan, bizim şu an bölgeye odaklanmış olmamız.

Suriye devlet başkanı Beşşar Esad son basın açıklamalarından birinde, artık Suriye içerisinde ÖSO’nun bulunmadığını, bir kısmının silah bırakarak orduya geri döndüğünü ve diğerlerinin ise öldürüldüğünü belirtti. Siz şu an Suriye'deki ordu yapısını nasıl görüyorsunuz ve ÖSO şu an nerede duruyor?

Bu kesinlikle doğru değil. ÖSO ilk andan beri sahadaki mevcudiyetini koruyor. Suçlu rejime karşı operasyonlar gerçekleştiriyor ve bunu rejim de gayet iyi biliyor. Suriye devrimi, ÖSO ve bölgedeki mücahitler vatanı savunmak adına çok önemli gelişmeler kaydetmişlerdir. ÖSO’nun Suriye topraklarındaki direnişi devam ediyor. Rejim ise ilk zamanlar yaptığı gibi Suriye devrimini bir terör uzantısı gibi resmetmeye çalışıyor. Ancak böyle bir şey yok. Özgür Suriye ordusu gerçekten devrimin meşru ordusuydu. Tüm Suriye halkı onu böyle isimlendirdi. Hala böyle anmaya devam ediyorlar. Şu an yine devam eden operasyonlar var ve İnşallah faaliyetlerimiz artarak devam edecek. Beşşar’ın hayalleri asla gerçekleşmeyecek.

Suriye'de, aralarında Çeçenistan’dan, Pakistan’dan, sudandan pek çok yerden silahlı kişilerin bulunduğu muhalif silahlı örgütler var bir de. Bu yabancı savaşçıların, Suriye’deki rejime karşı esas ve en büyük muhalif ordu olan ÖSO'daki sayıları ne kadara ulaşıyor?

Bu nitelendirme gerçeği yansıtmıyor. Suriye’de elbette bahsettiğiniz yerlerden gelen silahlı unsurlar var. Ancak bu kişiler Suriye’ye, Hizbullah ve İran’ın Suriye’deki gücüyle gelmişlerdir. Bu kişiler esasında Suriye ordusuna gönderilmişlerdir ve bu anlamda Suriye askeri olarak işgal edilmiştir. Şu an Suriye’deki rejim herkesin bildiği gibi İran liderliğinde hareket ediyor. Bu uluslararası ittifakın bir sonucu olarak, uluslararası toplum, ÖSO’nun 2011 yılından beri kazandığı zaferlerin veya sahip olduğu başarıların yanında durmadı. Ki o zamanlar bölgede ÖSO’dan başka bir isim yoktu. Mevcut olan başka bir teşkilat da yoktu. Ancak dediğim gibi uluslar arası toplumun güttüğü hesaplar maalesef ki Suriyelilerin kanı üzerine kuruluydu ve tüm bu hesaplar bahsettiğimiz dış unsurların Suriye’ye girerek burada barınmalarına yol açtı. Ancak yine de bu kişilerin sayısı Suriye halkı ve ÖSO için bir şey ifade etmiyor. Tabi basın da bir yandan devrimi, Suriye halkının zulme direnişinden çok, dış güçlere bölgede aktif olma şansı vermiş gibi yansıtıyor. Şu an basının yaptığı tam olarak bu. Ama biz artık diyoruz ki; Suriye halkı kendisini yönetecek olana kendisi karar verecek. Ve kendi iradesiyle kazanacak. Devrim ilk başladığında komutanlar değil çocuklar vardı bu meydanlarda.

Peki, Hizbullah kendisine isnad edilen tekfirci-terörist ifadelerine bir tepki olarak Suriye’ye geldi diyebilir miyiz?

Hayır, Hizbullah ve İran devrimin ilk anından beri bölgede. Suriyelileri barışçıl gösterilerde öldürenler İran’dan gelenlerdir. Rejimin İdlib'te gerçekleştirdiği ilk katliamlarda, keskin nişancılar Hizbullah kuvvetlerindendi. Neden terörist olarak tarif edilmesinler ki? Suriye’ye gelen Ebul Fadl El Abbas tugayına, İran ve Iraklı kuvvetlere neden terörist denmesin? Şimdilerde devrim, Suriye’de birtakım silahlı unsurların var olmasına indirgeniyor. Bu doğru değil. Uluslar arası toplum gerçeği görmezden geliyor.

ÖSO’nun 2011 yılında kazandığı zaferler demiştiniz. O yıllarda rejime karşı pek çok şehirde büyük ayaklanmalar olmuştu. Geçen zamanla birlikte şu son 3 yılda ÖSO bazı şehirleri kaybetmeye başladı. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Tabi 3 yıl oldu ve biz halkın desteğini arkasına alan ordumuzla bölgede gerçekten büyük başarılar elde ettik. Suriye halkının manevi desteği de çok yüksekti. Rejim kısa süre içinde düşecek zannediyorduk. Bu zaferlerin sonrasında uluslar arası toplum gördü ki Suriye halkı kendisinin efendisi olacak, seçimlerinde özgür olacak gibi duruyor. Hemen ardından sahada türlü oyunlar oynamaya başladılar. Esas sorun dış güçlerin Suriye’ye müdahalesiydi ve şu anki kaybımızın da en önemli nedeni budur.

Batılı ülkelerden size askeri yardım geldiği söyleniyor. Amerika’dan, İngiltere’den, Fransa’dan... Bu tür yardımların ÖSO'ya ulaşmasının doğruluk payı nedir? Yani askeri yardımların size ulaşıyor olmasının aslı nedir?

ÖSO'ya mensup tugaylara ulaşmış herhangi bir yardım söz konusu değildir. Hatta insani yardım malzemesi bile tarafımıza ulaşmamıştır.

Peki, Suriye halkının dostu olduğunu ve Suriye’deki muhalefeti desteklediğini açıklayan bazı ülkeler sizce neden tüm bu süre zarfında tepkisiz kaldılar?

Suriye’ye dost olduğunu söyleyenler büyük birer yalancıdırlar. Gerçekten Suriye’nin yanında olan sadık ve kardeş ülkeler istisna, ki sayılı ülke var bu konumda olan. Geri kalanlar yani çoğunluğu Suriye halkının kanı üzerine uzlaştılar. Apaçık ortada olan işte budur. İran’la yapılan anlaşmalar, kimyasal silah kullanan ve şu an dünyadaki en büyük terör örgütü olan rejimle yapılan anlaşmalar, hepsi ortadadır.

Kimyasal silah demişken.. Geçtiğimiz ağustos ayında tüm dünyanın şahit olduğu, çoğunluğu kadın ve çocuk 1400 kişinin hayatını kaybettiği, resimlerle belgelenen o katliamda, Rusya’nın kilit bir rolü vardı. Rusya devlet başkanı o dönemde görüntülerin uydurma olduğunu, hatta Esad rejimini düşürmek ve yıpratmak için bu eylemi muhaliflerin yapmış olabileceğini söylemişti. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Rusya’nın tavrı elbette şaşırtıcı değil. Tarihten beri Rusya özellikle Arap ülkelerindeki diktatörlerle hep yakın temas halinde olmuştur. Esad’ın kimyasal silah kullanması ancak Rusya’nın ve uluslar arası toplumun iznine bağlıydı. Çünkü Suriye’deki rejim gerçekten güçsüz. Arksında Rusya’nın ve diğer ülkelerin desteği var. Ancak rejim bunu daha önce de yaptı. Daha önce de pek çok şehirde bunun gibi katliamlar gerçekleştirdi. Ve uluslar arası toplum o zaman da kılını kıpırdatmadı. Suriye o kimyasal silahların yüzde 90'ını Rusya’dan aldı. Çünkü kendisi o silahları üretmeye kadir değil.

Son olarak yakın gelecekte Suriye devriminden beklentiniz nedir?

Elbette büyük bir ciddiyetle yolumuza devam ediyoruz. Suriye devrimindeki asıl hedefin, yani 'rejimin düşürülmesi' hedefinin gerçekleşmesi için, herkesin toparlanıp birlik olması gerekiyor. Bazı bölgelerde bazı faaliyetlerimiz başladı ve inşallah gelecek günlerde de artarak devam edecek. Biz siyaseti bıraktık ve siyaset yapmıyoruz. Askeri operasyonlara önem veriyoruz. Bütün Suriye halkı bilmektedir ki, bu rejimin sona ermesi ancak ve ancak askeri faaliyetlerle mümkündür. Çünkü Beşşar Esad gittiğinde yönetim aynı kalacak. Biz, halkını ölürden bu rejime ve sisteme karşıyız. Dediğim gibi bölgelerdeki çalışmalarımız sürüyor. Yeni bir döneme girildi. Hedefimizin, Suriye devriminin kısa sürede gerçekleşmesi yakındır inşallah.

Yapmış olduğunuz açıklamalardan ötürü teşekkür ediyoruz.

Ben de sizlere ve Suriye halkının yanında durarak desteklerini esirgemeyen Türk halkına ve Türk hükümetine şükranlarımı sunuyorum.

banner53
Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?