banner39

Salgın bitince toplumun ruh sağlığı nasıl olacak?

Koronavirüs salgınıyla birlikte toplumda kaygı ve korku duyulmasının normal olduğunu belirten psikiyatristler, kaygı duyulmasının virüsten korunmak için gerekli tedbirleri alınmasını sağladığını söylüyor

Sağlık 13.04.2020, 01:12 01.05.2020, 15:22
Salgın bitince toplumun ruh sağlığı nasıl olacak?

Esra Öz 

Koronavirüs salgınıyla birlikte toplumda korku ve panik de virüs gibi yayılmaya başladı.  

Aslında toplumun her kesiminde etkisi birbirinden farklı olsa da ortak olan duygular; kaygı, belirsizlik ve korku şeklinde oldu. 

Bu duyguların bir kısmı belli düzeyde var olduğunda insanı koruyup, hayatta kalmasını sağlarken, bir kısmının aşırılığı ise günlük işlevselliğimizi bozabiliyor ve rutinlerimizi yerine getirmemize engel olabiliyor.

Örneğin toplumda kaygı ve korku duyulmasının normal olduğunu belirten psikiyatristler, kaygı duyulmasının virüsten korunmak için gerekli tedbirleri alınmasını sağladığını söylüyor.

Korkmamız ve korktuğumuzu paylaşabilmemiz de kendi bedensel ve ruhsal değişikliklerimizi fark edebilmemiz için önemli bir adım.

Daha önceki yaşantımıza özlem duymamız ve bu sıkıntılı sürecin belirsizliği ile ilgili üzüntü duymamız da anlaşılır. 

İngiltere Cambridge Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Dr. Muzaffer Kaşer, Hollanda Maastricht Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Dr. Sinan Gülöksüz ve Türkiye’den Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniğinden Dr. Gamze Erzin, sorularımızı yanıtladı. 

Türkiye’den Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniğinden Dr. Gamze Erzin, Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) ‘Travma ve Afet Çalışma Birimi’'nin pandeminin ilk gününden bu yana oldukça güzel kılavuzlar yayımladığını belirtti.

TPD ‘Travma ve Afet Çalışma Birimi’'nin hazırladığı kılavuzların, sağlık çalışanları, ruh sağlığı çalışanları için ve de çocuklara bu süreci anlatmak için yapılması gerekenler ayrı olacak şekilde çok kapsamlı hazırlandığını söyledi.

Türkiye Psikiyatri Derneği'nin web sitesinde söz konusu kılavuzların hepsine ulaşılabileceğini aktaran Dr. Gamze Erzin, şöyle konuştu: 

Yine TPD’nin kurmayı planladığı ‘Sağlık Çalışanlarına Destek Hattı’ projesi var. Bu projede de birçok psikiyatrist gönüllü olarak yer alarak, tükenme yaşayan, bunalma yaşayan sağlık çalışanlarına destek olmaya çabalayacaklar. T.C. Sağlık Bakanlığı bünyesinde online destek hattı kurulma aşamasında, insanlar ruhsal durumlarında bozulmaya sebep olacak risklerin derecesine göre 4 risk grubuna ayrılıp, hangi risk grubunda ise ona göre uygulanacak bir algoritmanın sonucunda eğer gerekli görülürse online görüşmeye yönlendirilecekler.

İngiltere telepsikiyatri uygulamaları müthiş bir ivme kazandı

İngiltere Cambridge Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Dr. Muzaffer Kaşer, Britanya Psikiyatristler Birliği (Royal College of Psychiatrists) sık güncellemeler ile pandemi sırasında ruh sağlığını korumaya dair bilgileri paylaştığını kaydetti. 

İngiltere Halk Sağlığı Birimi'nin de (Public Health England) özellikle sosyal kısıtlamalar sonrası ruh sağlığına yönelik kaynakları sıkça gündeme getirdiğini söyleyen Dr. Kaşer, şöyle devam etti:

Mind, Rethink, Anxiety UK gibi ruh sağlığı hizmetlerine doğrudan katkıları olan vakıflar da bu dönemde etkinliklerini artırdılar.  NHS (Ulusal Sağlık Sistemi) prensip olarak toplum ruh sağlığı temelli bir sistem. Temel amaç hastane dışında iyilik halinin sağlanması ve tedavilerin mümkün olduğunca kişinin yaşadığı ortamda sürdürülmesi. Bu dönemde telepsikiyatri uygulamaları müthiş bir ivme kazandı. Hastaların klinisyenlerle kolayca iletişim kurabileceği yazılımlar hızla devreye girdi.

Cambridge Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Dr. Muzaffer Kaşer

Bir yandan da psikiyatrik yakınmalarla genel hastanelerin acil servislerine başvuruları en aza indirmek için acil birimler kurulduğunu söyleyen Dr. Kaşer, "Cambridge bölgesinde hali hazırda 7/24 işleyen First Response Service (telefon görüşmesi ile vaka değerlendirme ve ihtiyaca uygun servise yönlendirme) kapasitesini artırdı" dedi.

Hollanda’da da Ruh Sağlığı ve Bağımlılık Kurumu (Geestelijke Gezondheidszorg: GGZ) meslek örgütleri ve derneklerle (Hollanda Psikiyatri Derneği, Ulusal Psikolog ve Psikoterapistler Derneği v.b.) işbirliği içinde sağlık çalışanları, ruh sağlığı çalışanları ve halka yönelik bilgilendirme kılavuzları hazırladığını kaydeden Hollanda Maastricht Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi  Dr. Sinan Gülöksüz, şunları söyledi:

Kovid-19 nedeniyle hastanelerdeki hasta yükünün ve bulaş riskinin artması nedeniyle acil olmayan hasta randevuları ötelendi. Bu dönemde aile hekimlerinin psikiyatri sevklerinde yüzde 70 oranında azalma gözlendi.  Ayrıca fiziksel teması en aza indirmek için mümkün olabildiğince telepsikiyatri uygulamaları teşvik edildi.

Temizlik takıntısı (OKB), panik atak gibi durumlarda artış gözlenmesi ile ilgili son dönemlerde çok fazla dolaşan söylemlerle ilgili olarak Dr. Gamze Erzin, şunları söyledi:

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalık. Bu hastalıkta sıklıkla bulaşma obsesyonu ve temizleme kompulsiyonu olan tipinde; kişi bedeninin ve giysilerinin kir, mikrop, toz gibi etkenler ve diğer beden salgıları ile bulaşacağına ilişkin takıntılar ve bu takıntıların yarattığı sıkıntıyı gidermek için yaptığı davranışlar mevcut. Şu andaki durum OKB hastaları için aslında kendini gerçekleştiren kehanet durumu, bu nedenle bu hasta grubunun belirtileri bu gerçeklikle artabilir ya da yıllarca uğraştığım ve 'Bana bulaşmasından endişelendiğim hastalıklardan biri genelde hafif seyirli olabiliyormuş' bilgisi nedeniyle onları rahatlatabilir de.

Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniğinden Dr. Gamze Erzin

"Panik atağı, aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir" diyen Dr. Erzin, “Bu nöbetler sırasında sıklıkla göğüs ağrısı, çarpıntı, terleme, soluğun kesilmesi, nefes darlığı gibi hisler olabilir ve maalesef bunların bir kısmı, 'Acaba hastalığa mı yakalandım?' sorusunu kişilerin aklına getirebilir. Bu oranlarda şimdiden artış olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu. 

Psikiyatrik hastalıkların nedenleri genellikle çok katmanlıdır

Bu durumlardan korunma yolunu ise Dr. Muzaffer Kaşer, şöyle sıraladı:

Başta tedbirli olmak, stresi tanımak, kendini ve zamanını iyi yönetmek ve umuda sarılmaya devam etmekten geçiyor. Stresin, özellikle kronik stresin depresyon ve anksiyete bozuklukları için bir risk faktörü olduğunu biliyoruz. Ancak salt pandeminin stresi nedeniyle OKB gelişeceğini söylemek mümkün değil. Psikiyatrik hastalıkların nedenleri genellikle çok katmanlıdır. Tek bir neden bağlı hastalık açıklamaları yetersiz olacaktır.

OKB’de görülen bazı belirtilerin pek çok kişinin dönem dönem yaşayabildiği deneyimler olduğuna dikkat çeken Dr. Muzaffer Kaşer, “Stresin yoğun olduğu durumlarda veya büyük değişiklik dönemlerinde bu belirtileri deneyimleyenlerin sayısı artabilir. Ancak olağanüstü şartlar ortadan kalkınca çoğu kişide belirtiler kaybolur. Örneğin, birçok araştırma yeni çocuk sahibi olan kişilerde bebeğe zarar geleceği, hastalık kapacağı düşüncelerinin doğumdan sonraki dönemde çok yoğun olduğunu göstermiştir. Bu belirtiler yüzeyde OKB gibi görünse de birkaç ay içinde ortadan kaybolur. Kaygı artışı, bulaşma endişesini de olağanüstü durumlarda gelişen doğal yanıtlar olarak değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Kronik ruh sağlığı sorunları olanlar için sürecin daha zorlu olabildiğine dikkat çeken Dr. Sinan Gülöksüz, “Psikotik bozukluk, bipolar bozukluk, ağır depresyon geçirmiş kişilerin ruh sağlığı çalışanlarıyla irtibat halinde olmaları, süreklilik gereken tedavilerini aksatmamaları gerekir. Erken alevlenme belirtileri ortaya çıktığında mutlaka erken müdahale edilmeli ve hastaneye yatış olmadan tedavinin düzenlenmesi için azami gayret sarf edilmelidir” diye konuştu. 

Maastricht Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Dr. Sinan Gülöksüz

Bu süreç için Dr. Gamze Erzin, çözüm önerisi olarak şunları söyledi:

Bunlar için yapmanız gerekenler arasında, doğru bilgiyi elde etmeye çalışın. Durumu sürekli takip etmemek, yani son dakika haberlerini izlemektense günde birkaç kez güncel durumu öğrenmek için haber sitelerini kullanın. Duygularınızdan kaçmak yerine onları paylaşın. İyi uyku, egzersiz ve sağlıklı beslenme rutinine evde bile olsak devam edin. Fiziksel mesafeyi korurken sosyal mesafeyi azaltmayın. Aile, arkadaş ve yakınlarımızla teması canlı tutun. Yardıma ihtiyacı olanlara destek olarak dayanışma duygusunu sürdürün. Dayanışma böyle zor zamanlarda topluma aidiyet hissini güçlendirip kaygıyı azaltır.


Kovid-19 süreci yas süreci gibi kabullenmeyle başlıyor

Birçok insanın bu süreçte bilim kurgu filminde yaşadığını hissettiği ile ilgili yapılan yorumlara  Dr. Gamze Erzin, “Süreç oldukça gerçek dışı görünüyor, ama biraz da aslında bu bizim algılayışımızla ilgili. Eski yaşadığımız düzen tamamıyla değişirken bu durumu kabullenemememiz, bunun sanki bizim başımıza gelmemiş gibi hissetmemiz anlaşılır. Fakat bu süreci bir yandan yas süreci gibi ele aldığımızda bu aşamayı artık geçmemiz ve Kovid-19 hastalığının gerçekliği ile yüzleşmemiz gerekir” dedi.

 Dr. Gamze Erzin, sözlerini şöyle sürdürdü:

Başta kabullenmediğimiz aşamaya, psikolojide yasın 'inkar aşaması' diyoruz ki bu aslında ilk aşama. Sağlıklı giden bir yas sürecinde de görebildiğimiz bir aşama olsa da eğer hala inkara tutunmaya devam eden kişi, kendini korumayı bırakabileceği riski altında bulunduğu için bu onun için tehlikeli olabilir. Bu nedenle bu kişilerin duygularını, düşüncelerini ve gerçekliği daha iyi ele almaları onların da bu konuda alacağı tedbirleri de iyi yönetmelerini sağlayacağı için önemlidir. Eğer gerçekliğine inanmak istemeyip, bu gerçeklikle yüzleştiklerinde oluşan kaygıları ile baş etmede güçlük yaşıyorlarsa da mutlaka bir psikiyatrist ya da psikologdan yardım almaları gerekir.

Koronavirüsün pandemi halini alıp dnyada ve Türkiye'de de salgının yayılmasıyla birlikte toplumda 'koronafobi' gibi bir hastalık olacağı konuşuluyor.

Bu durumla ilgili olarak şu için fobi denemeyeceğini söyleyen Dr. Muzaffer Kaşer, “Kovid-19 hasta olma durumu şu anda olma olasılığımızın yüksek olduğu bir gerçek. Şu anda bununla ilgili kaygılanmak en azından bu pandemi zamanı için sağlıklı olanmış gibi görünüyor. Pandeminin gerçekliği ortadayken bu tür çabaların sansasyon yaratmaktan öte bir değeri yok. Her durumda olduğu gibi bazı kesimler kendilerine durumdan vazife çıkarmaya çalışabilir. Bu tür yeni hastalık iddiaları halk sağlığına bir fayda sağlamaz” diye konuştu. 
 

“Bundan sonra hiçbir şey eski düzene oturmayacak”

Süreç bittiğinde sağlıklı bir ruh hali için çalışmalar yapılmasıyla ilgili olarak Dr. Sinan Gülöksüz, “Bu durum için konuşmak için çok erken. Bundan sonra hiçbir şey eski düzene oturmayacak o belli, en azından bunu kabullenmemiz gerekli. Yeni adetler, yeni alışkanlıklar ve yeni kurallar oluşacaktır. İnsan kendini (umarım) bu süreci tekrarlamamak için en azından bir süre korumaya alacaktır” dedi.

“Bu süreç ile ilgili uyum bozukluğu ya da travma sonrası stres bozukluğu belirtileri göstermek oldukça olası görünmektedir” diyen Dr. Sinan Gülöksüz, son olarak şunları söyledi:

Şu an sürecin kaç ay süreceğini, ekonomiyi, sağlığı ne şiddette vuracağını sadece hesaplamaya çalışabiliyoruz. Elimizde net verilerimiz yok. Belirsizliğin çok yoğun olduğu bu durumda, çoğu kişinin en büyük beklentisi gelecek güvencesi. İşini yapamayan, geçim kaygısı içindeki kişiler için durumun zorlayıcılığı daha da artıyor. Temel ihtiyaçları kapsayan yardımlar olmadıkça koruyucu ruh sağlığından bahsetmek yetersiz kalacaktır. Toplum üzerindeki zararı en aza indirgemek ve uzun vadeli ruh sağlığı için herkesin temel ihtiyaçlarının karşılanması çok ama çok önemli. Bu nedenle bu soruyu süreç bittikten sonra değerlendirmek, bu görüşü de o zaman bildirmek daha anlamlı olur.

Kaynak: Independent Türkçe

banner53
Yorumlar (0)
23
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?