Salgında ikinci dalgadan kim sorumlu: Vatandaş mı, siyaset mi?

Salgında ikinci dalgadan kim sorumlu: Vatandaş mı, siyaset mi?

Avrupa'da neredeyse her yerde yeni Korona vakaları ilkbahardaki sayılara yaklaşıyor hatta onları aşıyor. Siyasetin buna tepkisi açık havada maske takma zorunluluğu ve barların, kafelerin kapatılması gibi önlemlerin artırılması oldu. Medya durumun kötüleşmesini tartışıyor: Bu gidişin sorumlusu siyaset mi, yoksa devlet vatandaş olmadan hiçbir şey yapamaz mı?


Bedelini mantıklı davrananlar ödeyecek

Avusturya gazetesi Die Presse'ye göre, Korona'nın yeniden alevlenmesinin çok basit bir nedeni var:

“Çünkü çok ama pek çok insan oyunun kurallarına uymak bir yana, şarkılı, danslı büyük düğünler yapıyor, ender makul durumlarda maske takmayı reddediyor ve bu bağlamda Trumpvari bir cehalet sergiliyorlar. Bu gerçeği reddedenler olmasaydı, muhtemelen ne devletin temel haklara müdahalesinin sınırları hakkında hukuki-felsefi bir tartışma yürütmek ne de çok sayıda insan sorumluluk kavramını anlayamadığı için şimdi Paris'ten Palermo'ya günlük yaşamda önemli kısıtlamaları kabul etmek zorunda kalacaktık. Hemen her zaman olduğu gibi, mantıklı insanların, mantıksızların davranışlarının bedelini ödediği bir durum.” 

Vatandaş yapabilse yapar zaten

Neue Zürcher Zeitung gazetesi Berlin muhabiri Christoph Prantner, devlet geçtiğimiz aylarda hiçbir şey mi öğrenmedi, diye soruyor:

“Bu arada ... artan enfeksiyon oranlarıyla, gerekli epidemiyolojik engellemelerden salt yedek uygulamalara uzanan bir kurallar silsilesiyle karşı karşıyayız. ... Siyasetçiler vatandaşın aklına ve sorumluluğuna yönelik ucuz çağrılar yapmaktan yorulmadılar. Ama vatandaşların çoğu bu çağrılara uyabilse zaten uyar. Günümüzde Korona kurallarına harfiyen uymak, yönetim bilimleri eğitiminin şart olduğu tam zamanlı bir işten daha kolay değil. Vatandaşın devletten asgari talebi, ikinci dalgada federal devletin ve eyaletlerin pandemiyle mücadelenin en önemli noktalarında ortak kurallar koymasıdır ....”

Kış karantinası tamamen anlamsız

Moskova'da sonbahar tatiline bir hafta daha eklendi, şirketler personelinin yüzde 30'unu evden çalıştırmak zorunda. Gazeteci Andrey Nukulin newsru.com'un alıntıladığı bir Facebook postunda yeni kısıtlamaları eleştiriyor:

“İnsanların para kazanmasına ve onurlu bir hayat süremesine izin verilmeli. Bir şeyi kısıtlamak ya da yasaklamak istiyorsanız vatandaşa ve iş dünyasına bunu telafi edecek bir şeyler sunmanız gerekir. Aksi takdirde vatandaş için değil, kurum içi raporlar için çalışıldığı anlamına gelir bu. Ne ekonomi ne de toplum yeni yasaklara, karantinalara, cezalara ve kapatmalara tahammül edecek durumda. Hele de ilkbahardaki gibi birkaç ay değil, nisan ya da mayısa kadar geçecek altı ay boyunca sürecekse bunlar. Bu tür önlemlerin anlamsız olduğu baştan beri biliniyor, çünkü sabote ediliyorlar ve uyulmadığı için bir etkileri de olmuyor.”

Prag'ın bahanesi kalmadı

Hospodářské noviny, Prag hükümetinin ikinci dalgada ilkbahardakinin aksine başarısız olduğunu söylüyor:

“Kurtarılması mümkün olan insanlar ölüyor. Başbakan Andrej Babiš krizin ilk dalgasından sonra 'binlerce insanı kurtarmakla' övünüyordu. Ama bu kez yüzlerce, binlerce insanın ölümüne neden olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Yazın maske gereksiz demeseydi, Çek Cumhuriyeti kimin tedavi edilip edilmeyeceğinin tartışıldığı bir Koronavirüs mezarlığına dönüşmeyecekti. Babiš her ne kadar 'herkesin gevşemeden yana olduğu' bahanesine sığınmaya çalışsa da, gerçek olan şu ki, kararı kendisi verdi.”

banner53
YORUM EKLE

banner39