banner39

20.06.2018, 11:31

Seçim sonuçlarını katılım oranı mı belirleyecek?

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin verdiği bilgiye göre, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Doğu-Güneydoğu bölgelerinde toplam 2350 sandıkta HDP, oyların yüzde yüzünü almayı başarmıştı!

En az bunun kadar garipsenecek ikinci veri, bu köylerde katılım oranının da yüzde yüz çıkmış olmasıydı.

Bakan Özhaseki, hendek terörü bittikten sonra yıkılan şehirlerin yeniden inşasında aktif görev üstlendiği için, son 2,5 yıldır bölgede mekik dokuyor.

PKK baskısının azalmaya yüz tuttuğu günlerde, HDP’nin hem katılım, hem de oy anlamında firesiz çıktığı köylerden birinin muhtarı, Çevre Bakanı’nın yanına gelip, bu işin nasıl böyle olduğunu anlatmaya başlıyor.

Muhtar anlatıyor, bakan biraz da taaccüp içinde dinliyor:

“Seçimlerden önce PKK’dan 4-5 kişi bizim köye geldi. ‘Buradan eğer HDP dışında bir partiye oy çıkarsa çıkan oy kadar köylü öldüreceğiz’ dediler.”

Muhtar PKK’lılara soruyor:

“Peki, kimin kime oy verdiğini nasıl bileceğiz?”

PKK’lı yanıtlıyor:

“Eğer AKP’ye 5 oy çıkarsa, köyün dışında mevzilenip köyden çıkan ilk 5 kişiyi vuracağız.”

Bakan, muhtara soruyor:

“Peki, yüzde 100 katılımı nasıl sağladınız?”

Muhtar yanıtlıyor:

“Baktık başka çare yok, köylülerin sandık başına gelmesine izin vermedik, kendimiz bütün oy pusulalarını önümüze koyduk, hepsinde HDP’ye mührü bastık, geçtik.”

Şaşırdınız mı, bilmiyorum.

PKK’nın Van şehir merkezine çeşmeden kan damlayan bilboardlar astığı 7 Haziran 2014 seçimlerinden söz ediyoruz.

Şehir ortasında bu yapıldıysa, o dönem kırsalda neler yaşanmış olabileceğini düşünün.

5 ay sonra yapılan 5 Kasım seçimleri ve geçen yıl 16 Nisan’da sandıkların kurulduğu referandumda PKK’nın Güneydoğu köylerindeki baskısı peyderpey ortadan kalkınca, HDP bu köylerin çoğundan yine birinci parti çıktı ama hak ettiği kadar oy alabildi.

24 Haziran seçimlerine gidilen süreçte algı operasyonlarının iki türlüsünü dikkat çekici buldum:

1. ‘Seçimlere hile yapılacak’ propagandası,

2. Türkiye’nin zencileriyle Beyaz Türkleri arasındaki rollerin değiştiği kampanyası.

Yüksek Seçim Kurulu, güvenlik riski bulunan yerler için talep gelmesi halinde sandık birleştirme kararı alınca, HDP ‘oylarımız çalınacak’ kampanyası başlattı.

Fısıltı halinde bunu yaymaya devam ettikleri de biliniyor.

Oysa, oy taşıma sisteminde bütün partiler gibi HDP de temsilci bulunduracağı için, oyların çalınacağı suçlaması mantığa uygun düşmüyor.

Ama bu türden kampanyalarda mantık en son aranacak kriter olduğu için, meseleyi burasından tutmak zorlaşıyor.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin ise, ‘mantık ayarlarımızı’ etkilemek için konuya başka bir yerden yaklaştığına tanıklık ettik.

İnce, İstanbul-Küçükçekmece mitinginde, “Erdoğan kim, İnce kim?” diye sorduktan sonra, soruyu kendisi şöyle yanıtladı:

“Söyleyeyim. Erdoğan, Beyaz Türk. Ben zenci. Ben Türkiye’nin zencisiyim.”

Bu sözlerden ne anlamalıyız?

Roller değişti, memleketin itilen kakılan kesimi düne kadar AK Partililer iken, bugün CHP’liler oldu.

Algılarınızın ayarları biraz bozulduysa eğer, bu sözler sizlere de mantıklı gelebilir.

Ama biraz ‘sosyoloji yapacak’ olursak, gerçeğin hiç de öyle olmadığını söylemek bana daha mümkün görünüyor.

Aklınıza hemen AK Parti döneminde zenginleşenler geliyorsa eğer, daha dikkatli incelediğinizde, CHP’ye oy verenlerin hayat standardında bir gerileme olmadığını, aksine, bu dönemde zenginleşme oranının CHP’li kesimde daha fazla olduğunu görebilirsiniz.

Acaba, “Türkiye’nin yeni zencisi benim” diyen Muharrem İnce, 16 yıldır hangi mağduriyeti yaşadı da böyle diyor olabilir?

Yazının tamamı için TIKLAYINIZ

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?