Kâbe'yi basan Cuheyman’ın geri dönüşü dizinin seyredenlerini karşı karşıya getirdi

Dubai merkezli MBC televizyonunda, 1979 yılında Cüheyman el Uteybi liderliğindeki 500 kişinin “Suud yönetimine karşı” Kabe’nin bulunduğu Mescidi Haram’a yaptığı ve 26’sı sivil 270 kişinin öldüğü kanlı baskının anlatıldığı dizi, Suudi Arabistan’da tartışmalara yol açtı.

Kâbe'yi basan Cuheyman’ın geri dönüşü dizinin seyredenlerini karşı karşıya getirdi

Suudi Arabistan’da yayınlanan el-Asuf (Değişim Rüzgârları) dizisinin ikinci kısmı, 1979 yılında Cuheyman el-Uteybi liderliğinde radikal bir örgüt tarafından düzenlenen Kâbe baskınını yeniden gündeme getirdi.

Yönetmenliğini Suriyeli Musenna Sabah'ın yaptığı Asuf dizisi Suudi Arabistan'ın en çok izlenen televizyon dizilerinden biri. Dizinin Ramazan ayında yayınlanan ikinci sezonunda, 1979 yılında Cüheyman el Uteybi liderliğindeki 500 kişinin, “Suud yönetimine karşı” Kabe'nin bulunduğu Mescid-i Haram'a yaptığı ve 26'sı sivil 270 kişinin öldüğü kanlı baskın anlatılıyor.

Sosyal medya hesapları üzerinden diziyi eleştiren bazı Suudi kullanıcılar, MBC'nin Suudileri  “cihatçı, aşırıcı” olarak gösterdiğini yazdı ve “Cüheyman el Uteybi ve adamlarının yaptığı insanlığa karşı canice işlenmiş bir suç” ifadelerini kullandı. Twitter'da “Asuf yayından kaldırılsın” başlığı açan kullanıcılar, dizide Müslümanların kutsalı olan Kabe'nin tanklarla basılmasını ve minarelerin füzelerle yıkılmasını eleştirdi.

Diziye itiraz edenlerin yanı sıra destek mesajı atanlar da oldu. Bir kullanıcı, “Asuf dizisi bize günümüzdeki aşırıcı, tekfiri örgütlerin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Bundan ders alalım” yazdı.

30 bölümlük dizide baskın olayına sınırlı bir pay (üç bölüm) ayrılmış olsa da dizi yapımcılarının Ramazan ayından önce bu olayın ele alınacağına dair verdiği söz, bu konu ile her açıdan etkileşime giren halkın iştahını en çok kabartan şeylerden biri oldu. 

Cuheyman el-Uteybi’nin üç oğlu

Ancak konuyla ilgilenenlerin ilgisini daha da çeken etkileşim, Örgüt Lideri Cuheyman el-Uteybi’nin üç oğluna dair fotoğraf paylaşımı oldu. Oğullardan biri Suudi Ulusal Muhafızları’nda bir tuğgeneral iken ikincisi, doktora diplomasına sahip bir iletişim mühendisi ve üçüncüsü ise seneler önce Riyad Emiri olan mevcut Suudi Kralı Selman b. Abdulaziz’in lütfu ile göreve getirilen Riyad Emirliği Hükümet Konağı’nın tanınmış bir memuru.

“Kimse kimsenin günahını yüklenmez”

Bu paylaşıma yorum yapan pek çok kişi, Cuheyman’ın oğullarının devlet ve halk olarak “Kimse kimsenin günahını yüklenmez” ilkesini benimseyen Suudi toplumunun özelliklerinden birine örneklik teşkil ettiğini söylerken kimileri de olayı çevreleyen detayları okumaya daldı. Bu doğrultuda Lübnanlı Eleştirmen Nedim Kutayş, Cuheyman’ın oğullarının fotoğrafını Suudi siyasi ve toplumsal rejiminin sağlamlığına dair bir gösterge olarak değerlendirirken Suudi Snap kullanıcılarından biri, olayın yalnızca onun çocukları ile sınırlı olmayıp Suudi Arabistan’da meşhur Ulusal Muhafızlar Şairi Halef b. Hızal el-Uteybi gibi akrabalarla da sıkı bir ilişkisinin bulunduğunu, nitekim Cuheyman’ın eşinin Halef b. Hızal’in kız kardeşi olduğu ortaya çıkmasına rağmen Halef’in generallik rütbesine kadar yükselmeye devam ettiğini belirtti.

Projenin sorumlusu Nasır el-Kasabi, bölümlerin yayınlamasının ardından yaptığı bir televizyon konuşmasında projeyi yürütenlerin, Cuheyman karakterinin seçimi ve Kâbe’yi basan zırhlı araç dahil olmak üzere birçok zorluklarla karşılaştığını ifade etti. On yıllar öncesine ait olan ve İngiltere’den başka yerde bulamadıkları bu zırhlı aracı almak için çok çaba sarf ettiklerini dile getiren el-Kasabi Kâbe’yi temsil eden bina ise Dubai’de aylar süren bir uğraşın neticesinde ortaya çıktığını belirtti.

“O senin ailenden değil” yaklaşımı

Suudi yetkililer, kişilerin geçmişleri ve şimdileri arasında bir ayrım yaparak, “O senin ailenden değildi. Zira o, kötü bir iş işledi” politikasını benimsemeye devam etmiş. Nitekim kanun dışına çıkanların çocuklarına sahip çıkıp gidişatlarını değiştirmeyi tercih ederek kendisine muhalefet edenleri bağışlamış.

Tugay 85

Suudi Arabistanlıların Kâbe baskınına yönelik ilgisi bu mesele ile sınırlı kalmadı. Nitekim gerek Cuheyman’ın cemaatinin eylemlerine yansıttığı dini aşırılıkla mücadele bakımından gerekse Kâbe’nin yoğun olarak korunması ve radikal örgütün mescidin masum ziyaretçilerini kalkan edinmesi neticesinde olay yerinde bazısı şehit olan onlarca Suudi kahramanın anılması bakımından bu olay ile Krallığın yaşadığı mevcut hadiseler arasında bir bağlantı kuruldu. ‘Silahlı Kuvvetler Haberleri’ adlı bir Twitter hesabı, Suudi ordusundaki bir tugayın adının olayın ardından o gün öldürülen paraşütçü şehitlerden hareketle Tugay 85 olduğuna, bu ekibin bugün halen Suudi Arabistan'ın güneyinde Husilere karşı zorlu askeri mücadelelerde görevini sürdürdüğüne ve Silahlı Kuvvetlerin bu ekibin varlığını uğurlu saydığına işaret etti. 

Oğullar, Cuheyman’dan bambaşka düşünüyor!

Cuheyman’ın oğulları, onun kanından olsalar da babalarının gittiği yolun ters istikametini tercih ederek çevrelerine ve toplumlarına katıldı. Nitekim farklı bir düşünce tarzı benimseyerek babalarının düşüncesini geliştirmeye ve Cuheyman’ın inandığı şeye daha ciddi bir yorum aramaya yöneldiler. El-Amir, düşüncelerini, “Cuheyman’ın örgütünün dayandığı zihniyet, daha tehlikeli ve yok edici yeni bir akım (cihatçı) üretilmesine katkı sağladı. Ünlü el-Kaide düşünürü ve meşhur tekfirci Muhammed el-Makdisi, Cuheyman’ın ekibindendi ve onun etkisi altındaydı. Daha sonra o kadar aşırıya gitti ki devleti tekfir etmeye dair tutumunda hoşgörülü olmaya yanaşmıyordu” şeklinde ifade ediyor.

Suudi dizisinin Kâbe baskını olayını tekrar dolaşıma sokmasından önce üçüncü bin yılın başlangıcında pek çok Suudi şehrinde tanık olunan terör eylemleri, insanları araştırmaya sevk etti.

Cuheyman’ın mirasından geriye ne kaldı?

Yalnız canlandırılması bile Suudileri ürküten ‘Cuheyman Geri Dönmesin Diye’… Bu isimle kitap kaleme alan iki Batılı araştırmacıya göre onun ve grubunun hakkında idam hükmünün uygulandığı gün, Cuheyman’ın bir daha geri dönmemek üzere gittiğine inanılıyordu. Ancak sonrasında yaşanan olaylar, Cuheyman ve el-Kaide düşüncesinden etkilenen Suudi radikaller ile diyalog kurmada uzman olan el-Amir’in de söylediği gibi durumun bunun tam tersi olduğunu ortaya koydu.

İddialara göre Suudi ordusunda (Ulusal Muhafızlar) bir asker olan Cuheyman el-Uteybi, bir kamyon şoförü idi. İşi şu veya bu sebepten ötürü bıraktıktan sonra bilimsel faaliyetlere başladı ve nihayetinde farklı uyruklardan oluşan radikal bir örgüt kurdu. Grup üyelerinin birçoğunun gördüğü rüyalara dayanarak örgütü, kayınbiraderi Muhammed el-Kahtani’nin (Haşimi soyundan) ‘Beklenen Mehdi’ olduğuna inandırdı. Daha sonra Mehdi’ye Kâbe ile Makam-ı İbrahim arasında biat edileceğine dair rivayet edilen hadislerden yola çıkarak Kâbe’ye baskın düzenlemek üzere anlaştılar. Gaybdan aldıkları bilgilere göre kendilerine karşı koymak için gelen ordu, küçük düşürülecek ve onları yenemeyecekti. Bu çatışma, 1979 yılı sonunda Kâbe’nin kurtarılarak örgüt üyelerinin çoğunun çatışma esnasında öldürülmesi ve Cuheyman’ın da aralarında bulunduğu diğerlerinin yargılandıktan sonra idam edilmesi ile sona erdi. Kendilerinin, rekabet güdüsüyle birkaç ay önce yaşanan Humeyni Devrimi’nden etkilendikleri defalarca dile getirildi.

KABE BASKINI NASIL OLDU?

18 yıl boyunca Suudi Arabistan Ulusal Muhafızları kurumunda görev yapan Cüheyman el Uteybi, aralarında eşinin de olduğu yaklaşık 500 kişiyle Mekke'deki Mescid-i Haram'a baskın düzenledi. Kılınan namaz sonrası Cüheyman el Uteybi ve adamları, içeriye cenaze görünümüyle soktukları sedyeden silahlarını çıkararak orada bulunanları rehin aldı. Kabe imamının yanına gidip minbere çıkan isyancılar, mikrofondan “zulüm bitsin, “adalet gelsin”, “Suudi halkı hak ettiği yere kavuşsun" sloganları attı.

Cüheyman el Uteybi, yanında getirdiği Cuheyman’ın kayınbiraderi Muhammed Abdullah el Kahtânî adlı genci “beklenen Mehdi” ilan etti.

Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç konu ile ilgili 21 Kasım 2018 tarihli yazısında "Kaçmaya çalışan herkesin öldürüleceğini anons etti. Cuheyman ve adamları, silahlıydı. Silah ve diğer malzemeleri, Mescid-i Haram’a “cenaze kılığında” kilimlere sararak sokmuşlardı. Kral, içişleri bakanı olan diğer kardeşi Nâyef’i duruma el koyması için görevlendirirken, ulemaya da -kan dökmenin haram olduğu- Mescid-i Haram’a askerî müdahalenin şartlarını sordurdu. Birkaç kansız taarruz sonuçsuz kalınca, ulema, “fitnenin önlenmesi” gerekçesine dayanarak Mekke’de silah kullanılmasına fetva verdi. Suudi Arabistan Kralı Faysal, ABD ve Batılı ülkelere başlattığı petrol ambargosunun hemen akabinde, 25 Mart 1975 günü Riyad’daki sarayında öldürülmeseydi, Kâbe Baskını gerçekleşebilir miydi? Muhtemelen hayır." yorumu yapıyor.

Cüheyman el Uteybi ve adamlarının baskını 15 gün sürdü. İki hafta sonunda Suudi Arabistan, Fransız anti-terör timlerinin yardımıyla isyancıları Kabe'den çıkardı.

Grubun başındaki Cüheyman el Uteybi ve adamları, Mekke Kadısının fetvasıyla idam edildi. Resmi kayıtlara göre çatışmalarda isyancılardan 117, Suudi ordusundan 127 kişi öldü. Ölen sivil sayısı ise 26 olarak kaydedildi.

Kaynak: aawsat, Time Türk, Taha Kılınç, www.dunyabulteni.net 

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2019, 15:51
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35