banner39

21.04.2012, 06:47

Sudan'daki felakete uyanın

Sudan yanıyor, dünya esniyor. Kuzey-Güney sınırı boyunca çatışmalar çoğalıyor, topyekûn savaş alametleri veriyor; BM ise muğlak biçimde yeni yaptırımlardan söz ediyor. Hartum’un meclisi, yeni bağımsız Güney Sudan’ı ‘düşman’ ilan ediyor, petrol kuyuları yanıyor, siviller bombalanıyor, insani felakete koşuluyor; Afrika Birliği’nin terk edilmiş arabulucusu Thebo Mbeki ise yapabileceği pek bir şey olmadığını ima ediyor. Anlaşılan, küresel iş düzeninde Sudan’a biçilen değer yüksek değil.

Anlaşmada açık bulununca
ABD, Britanya ve diğer garantörlerin 22 yıllık içsavaşı sona erdiren 2005 tarihli Kapsamlı Barış Anlaşması’na (KBA) varılması için harcadığı muazzam çaba düşünüldüğünde bu tuhaf bir durum. O zaman kuvvetle alkışlanan anlaşma, doğrudan Kuzey ile Güney’in geçen yıl resmen ayrılmasına yol açtı. Ama özellikle sınırların belirlenmesi ve petrol paylaşımıyla ilgili havada bırakılan tarafların anlaşmanın kendi sonunu hazırladı. Her iki ülke de barışa bağlı olduklarını söylüyor. Her ikisinin de yeni bir savaşı kaldıracak hali yok. Ama Mbeki’nin deyimiyle, her ikisi de ‘savaş mantığına’ hapsolmuş durumda.
Geçen hafta Güney Sudan güçlerinin, Sudan’a bağlı Güney Kordofan eyaletinin petrol zengini Hiclic bölgesini provokatif biçimde işgal etmesinin ardından, alarm vermekten yana sıkıntı çekilmiyor. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, savaş halinin derhal sona ermesi çağrısında bulundu. Mısır’ın, iki tarafı bir araya getirme çabaları boşa çıktı. Bu ay Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir’i ağırlamaya hazırlanan Çin, askıya alınan petrol üretiminin yeniden başlamasını istiyor. İyi adam rolü oynarken, aslında İsrail’in Güney Sudan hükümetine verdiği desteği kolaçan eden İran bile sükûnet çağrısı yaptı.
Fakat Hartum’daki zıt mevkidaşı Ömer Beşir gibi inatçı olan Kiir, son dönemde verilen dostluk sözlerini bir kenara itip, sırtını on yıllardır süren karşılıklı güvensizliğe, kötü niyete, kan dökücü zihniyete yaslıyor. Geçen hafta Kiir, böbürlenir biçimde, “O kadar çok telefon geliyor ki, uyuyamıyorum” diye şikâyet etti. Kiir, “Beni arayanların başını BM Genel Sekreteri çekiyor. Bana ‘Derhal Hiclic’den çekilmeni emrediyorum’ diye emir verdi, ‘Ben senin komutan altında değilim’ karşılığını verdim” sözlerini sarf etti.
Beşir, kendi payına, Mısır Dışişleri Bakanı’na, Güney güçleri (Sudan petrolünün yarısını üreten) Hiclic’den çekilmeden barış görüşmelerine başlamayacağını söyledi. Sudan resmi haber ajansına göre Beşir, Sudan’ın, Hiclic’in işgaline ‘güvenlik, egemenlik ve istikrarını garanti eden her şekilde’ karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu belirtti. Bu, büyük bir karşı saldırı hazırlığının işareti. Ve en azından bir kez olsun Beşir, Batı’nın biraz sempatisini değilse de anlayışını kazandı.

Garantörler şimdi nerede?
Sudanlı diplomat Halid Mübarek’in belirttiği gibi, Afrika Birliği, AB, ABD, Rusya, BM, hepsi de diğer sınır anlaşmazlıklarında doğru-yanlış ne olursa olsun, Hiclic tacizinin uluslararası hukuka göre yasadışı olduğunda hemfikir. Halid Mübarek, Sudan Vision gazetesindeki makalesinde, “Hepsi, uluslararası bağlayıcılığı olan hakemlik kararıyla Sudan toprağı kabul edilen bölgeye saldırıyı kınadı” diye yazdı. Ve ekledi: “Bu, bize barış anlaşmasının tam uygulanmasını sağlamak için imza atan garantörlerin rolünü hatırlatıyor. Onlar nerede?”
Yavaş gelen ilk tepkinin ardından, Hartum’da öfke birikiyor. Beşir’e yakın iktidar partisi mensupları, Kiir’in kendini kötü duruma düşürdüğüne inanıyor ve aptalca bir haddini bilmezlik gibi gözüken halini kendi çıkarları için kullanmaya alenen can atıyor. Bunu, geçen yıl ülkenin ikiye bölünmesi ve petrole bağlı ekonominin üzücü biçimde küçülmesinin getirdiği aşağılanmanın intikamını almak için bir fırsat olarak görüyorlar.
Ve bu kriz, Beşir’in güçten düşen liderliğine yeniden desteği arttırıyor. Bu hafta Sudan Devlet Başkan Yardımcısı Ali Osman Muhammed Taha, Güney’in ‘saldırganlığını’ geri püskürtmek için ‘ülke çapında genel seferberlik’ çağrısı yaptı. Sadık el Mehdi’nin Umma Partisi’nden İslamcılar bile destek vereceklerini belirtti.
İş o noktaya gelirse, Hartum’un tepkisi, Hiclic’deki güney güçlerine doğrudan saldırının ötesine geçebilir. Hiclic’in 1,600 km batısından, BM’nin son 10 yıldır kabilelerarası ve etnik şiddeti yatıştırmak için uğraştığı Güney Darfur’dan çatışma haberleri geldi. Kiir, Hiclic’den çekilmek için tartışmalı bölge Abyei’nin güneye devredilmesini şart koşarken, Beşir, Abyei’deki kontrolünü güçlendirmek için harekete geçebilir. Bu hafta BM, Kuzeyli milislerin Abyei’ye yeniden yığıldığına dair uyarıda bulundu.
Salı günü de başka bir yerde, Güney Kordofan’la Bahr el Gazal sınırında açılan ateşte, 22 askerin öldüğü söyleniyor. Tüm bunlara Güney Kordofan’la batıdaki Mavi Nil eyaletlerinde Güney’in desteğiyle süregiden isyanları, Adalet ve Eşitlik Hareketi’nin Darfurlu isyancılarıyla Sudan Halk Kurtuluş Hareketi ve Kuzey arasındaki yeni ittifakı ekleyin; Kuzey-Güney sınırının alevler içinde kaldığı ya da her an tutuşabileceği bir manzara ortaya çıkıyor.
Son Sudan savaşı yaklaşık 2 milyon can aldı. Gerçekleşmesine izin verilirse, bir sonrakinin yanında Suriye çok mütevazı kalır. Uluslararası toplum tehlikeye uyanmazsa, yan yana uyum içinde yaşayan iki Sudan düşü, bir nesil için daha kaybedilmiş olacak. (18 Nisan 2012)

Kaynak: Radikal

 

Yorumlar (0)
13
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?