banner39

20.05.2013, 13:36

Suriye devrimi ve mezhep krizi

Suriye'de yaşanan olayların sadece kendisini değil, tüm Orta Doğu'yu etkisi altına aldığını söylemek abartılı olmaz.  Tunus'ta başlayan, Mısır'da başarıyla sonuçlanan, Yemen'de gücünü kaybeden Arap Baharı, Suriye'de kaosun kapılarını açtı. Ancak tarihin yürüyüşü hiçbir zaman durmaz. Gecikmeler veya tökezlemeler olabilir ama doğru bir metod ve dengeli bir vizyon izlendiği sürece tarih seyrini doğru bir yöne akıtır.

Suriye'de bugün olanlar tarihin seyrinin yanlış yönde gittiğinin işareti. Bölgedeki kriz, acımasız bir rejim tarafından uygulanan vahşet ve yine bu rejimin halkını tümüyle yok etmek için başvurduğu resmi- gayri resmi silahlar ve siyasi üslup, Suriye'nin sadece ulusal değil, bölgesel olarak da tehlikeli bir çizginin üzerinde olduğunu gösteriyor.

Burada dikkati çekilmesi gereken başka bir nokta ise, Suriye'deki iktidarın sırtını dayadığı iç ve dış faktörler. Esad'ın ciddi bir mezhebi desteğe sahip olduğu biliniyor. İçerde azınlıklardan aldığı güven, dışarıda ise gerek aynı mezhebe ve ideolojiye sahip bölge ülkelerinden gerekse kendi çıkarlarını korumak için kendisine destek veren uluslar arası güçlerden bulduğu destek Esad'ın ömrünün bu zamana kadar uzamasındaki en büyük sebepler.

Mezhep silahı ve etnik çığlıklar, Suriye'deki rejimin halkına ve devrime karşı kullandığı ilk etkili silahlar oldu. Bu silahların en büyük etkisi ise, devrimi meşru taleplerden çıkarıp, büyük bir etnik mücadeleye dönüştürmesi şeklinde yansıdı. En açık ispatı da, Suriye rejiminin Sünni yoğunlukta olan bölgelere uyguladığı şiddetti. BM'nin yayınladığı onlarca rapora göre, patlamalar hep dini ve etnik çoğunluğun bulunduğu yerlerde olurken, Esad'ın hedefinde ne askeri bölgeler ne de güvenlik bölgeleri vardı. Bunun tek nedeni ise dini gerilimi tırmandırmak ve mezhep krizini ülkeye yaymaktı.

Halkın çoğunluğunun Sünni olmasına rağmen Alevi bir iktidar altında olduğu bilinen bir gerçek. Burada bilinmeyen, Alevi rejimin ve onun yandaşlarının en basit demokrasi kurallarını bile ihlal etmekten çekinmiyor oluşu. Demokrasi, eğer çoğunluğun idaresi demekse Suriye'de böyle bir tanımlamadan bahsetmek zor. Bununla birlikte rejimin kendisine düşman olanlara karşı hiçbir itirazının olmadığı görülüyor. Yetmişlerden bu yana geçen otuzdan fazla yılda Suriye, kendi toprakları olan Golan tepelerini işgal eden İsrail'e karşı tek bir füze bile fırlatmadı. Özellikle de birkaç hafta önce kendi topraklarına olan saldırıyı ancak sahte beyanlarla karşılık veren Suriye rejiminin saldırı hakkını tek bir yerde kullandığı ortada:  O da, sadece Suriye halkı.

Buradan yola çıkarak askeri, mali ve jeopolitik açıdan İran destekli olan Suriye iktidarının Rusya ve çinin de arka çıkmasıyla Suriye halkına özellikle de Sünni kesime karşı uyguladığı ihlallerden vazgeçmesi mümkün gözükmüyor denilebilir. Arap ve İslam dünyasındaki zayıflık ta Suriye rejimini besleyen diğer bir faktör. Şu ana kadar hiçbir ciddi adım atmayan ve Suriye devrimine hiçbir katkıda bulunmayan Müslüman dünya, suskunluğuyla Esad'a hayat öpücüğü vermekten başka bir işe yaramıyor. Gerek uluslar arası kurum ve kuruluşların gerekse Arap ve İslam dünyansın Suriye konusunda içine düştüğü bu karmaşa nedeniyle Esad, saflarını yeniden düzenliyor ve gücünü toparlayarak rejimini sağlamlaştırıyor, devrimi yok etmek ve devleti mezhepçilik perdesi altında bölmek için istediği enerjiyi elde ediyor.

Kaynak: El Ahram
Dünya Bülteni için çeviren: Tuba Yıldız

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?