banner39

30.04.2008, 09:15

Suriye-İsrail ve Türkiye

  
 
 
İsrail'in 1967 yılında işgal, 1981'de ilhak ettiği Golan Platosu, iki ülke arasındaki en temel sorun olarak görülür. Bununla birlikte ne İsrail ne de Suriye'nin tek sorunları bu değil. İsrail'in Filistin'deki her iki yönetim ve diğer komşuları ile de sorunları büyük. Suriye ise gerek Lübnan siyasal dengelerinde oynadığı rolle, gerek İran menşeli silahlanma girişimleri nedeniyle ve gerekse Irak'taki çatışmalara verdiği destek nedeniyle ciddi bir baskı altında. Üstelik her iki ülkede de iktidar ile muhalefet grupları arasında hassas ve kırılgan dengeler bulunuyor.

İsrail ile Suriye'nin epeydir yarı örtülü bir diyalog sürdürdükleri ve Golan konusunda kısmen anlaştıkları biliniyor. Her iki taraf da muhalefetin şerrinden çekinerek bunu resmi zeminlere taşımadılarsa da, araya her iki tarafın da onaylayacağı isimleri sokarak bu iletişimi sürdürdüler. Her iki tarafın da onayladığı isimlerden birisi ise, Türkiye oldu.

Türkiye, Suriye'ye yönelik uluslar arası baskıları göğüsleyen bir politika izlemiş ve bir anlamda oğul Esad'ın babasının politikalarından uzaklaşarak 'Batı' ile iyi ilişkiler kurma yaklaşımına kefil olmuştu. Şimdilik Suriye'de çeşitli kesimlerin hem İsrail'le uzlaşma hem de 'Batı' ile normalleşme politikalarına karşı direnenleri denetleyebilen Esad, bu dönemini değerlendirme arzusunda. Öte yandan İsrail de, zaten gözden çıkardığı Golan'dan feragat ederek bir barış adımı atan ve dolayısıyla diğer sorunlarında avantajlı duruma geçen ülke olma beklentisinde.

Golan'ın nitelikleri düşünüldüğünde, bu konudaki pazarlıkların içinde sosyal, ekonomik ve stratejik başlıkların bulunacağı söylenebilir. Dolayısıyla, gerek iki ülke, gerekse arabulucu Türkiye yeni sosyal, ekonomik ve stratejik ilişkiler paketi hazırlayabilecekler. Bu çerçevede, Suriye'nin ekonomik ve stratejik yeniden yapılanmasında yolların öncelikle Türkiye'den geçeceği ileri sürülebilir. Sosyal boyut ise daha çok İsrail'i ilgilendiriyor gibi. İçe kapalı, otoriter bir Suriye yerine dışa açılan ve kalkınma öncelikli bir Suriye, bölge istikrarı bakımından Türkiye ve İsrail için de öncelikli görülüyor denebilir. Bu durumda aracı olan devletin, tarafların beklentilerine yanıt verecek özelliklere sahip olması beklenir. Su, enerji kaynakları, ekonomik ve ticari kolaylıklar ile güvenlik konularında Türkiye, taraflara taahhütlerde bulunabilecek kapasitede, bulunmuştur da.

Meselenin bir diğer boyutu ise, iki ülkenin ortak sorunlarını aşar nitelikte. Suriye'nin İsrail ile masaya oturması demek, zamanında Mısır'ın İsrail ile anlaşması gibi bir durum yaratır. Suriye, bu anlaşma yoluyla kendisini siyaseten bir 'taraf'a taşımış olur. Bu taraf, İsrail ile çatışma sürdürme politikalarını esas alan Arap halkları ile İran'dan uzaklaşma anlamı taşır ve belki de Lübnan müdahalesi konusunda bile geri adım atışın başlangıcı sayılır. Zor ve radikal bir karara karşılık gelen bu durumun, yumuşak geçişlere ihtiyaç gösterdiği ortada. İsrail ile Suriye konusunda iki tarafın da taleplerine olumlu bakan, ancak aynı zamanda tam bir 'batılılaşma' simgesi olmayan Türkiye gibi bir arabulucu, radikal değişimlerden doğacak tepkileri azaltabilir diye düşünülmüş olabilir.

İsrail ile Suriye'nin anlaşmaya gitmeleri, kuşkusuz olumlu bir başlangıç. Bu konuda Türkiye'nin kaç yıldır çalışıyor olması da, bu olumlu gidişteki katkıyı ifade ediyor. Bununla birlikte, burası Ortadoğu. Hiçbir girişimin garantisi olamaz. Bir suikast, bir cinayet, bir patlama her şeyi başa alabilir. Türkiye, doğru zamanda ve yerinde bir risk aldı, umalım ki sonucunu da alsın.

 
 
Kaynak: Star

 

Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?