banner39

banner35

26.01.2012, 09:27

Suriye ve uluslararası müdahale kargaşası

Suriye'de Arap Birliği'nin teşebbüslerine karşı verilen tepkiler, gelecek aylarda kritik bir dönemin yaşanacağı, şiddet, öldürme ve baskının zirveye tırmanacağının ipuçlarını veriyor. Yönetim, bu teşebbüsleri kesinlikle kabul etmemekte ve Suriye'nin içişlerine müdahale olarak değerlendirmektedir.

Gelişmeler, buldukları her fırsatta gösteri yapan muhaliflere karşı rejimin geniş çapta bir saldırıya hazırlık için gücünü topladığını ve güvenli limanlara demir attığını gösteriyor. Suriye yönetimi, intifadanın komplo olduğu, gösterilere katılanların da terörist olduğu söyleminden asla vazgeçmiyor. Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Arap Birliği'nin son toplantısında Genel Sekreterliğe verdiği mesajda hükümetin terörist eylemlere karşı güç kullanacağını bildirdi. İşte bu zihniyet, yönetimin halkın isteklerine cevap vereceği ve gerçek değişimler yapacağına inanmayı imkânsız kılıyor. Rejim, Arap Birliği'nin son teşebbüslerine de şiddetle karşı çıkarak, önerileri kabul etmiyor.

Diğer taraftan Suriye muhalefeti çoğunlukla Arap Birliği'nin eylemleri ve teşebbüsleri hakkında şüphe içerisindeler. Çünkü Birliğin müdahale gücünün olduğuna veya Şam yönetimini önerileri kabul etmesi konusunda ikna edebileceğine inanmıyorlar. Hatta muhalefetin bir kısmı Arap Birliği'nin rejimin yanında olduğuna inanıyor. Halkın onlara güvenini kaybettiğini yapılan teşebbüslerin sadece Suriye yönetimine baskı ve ölümleri artırması için zaman kazandırdığını söylüyorlar.

Bu durum gölgesinde Suriye krizi nereye gidiyor?

Bedeli ağır ve karmaşık iki ihtimal sözkonusu. Ya uluslararası müdahale ya da iç savaş. Hiçbir taraf iç savaş senaryolarını kabul etmiyor, ancak şiddet tırmanıp, silahlar sesleri duyuldukça iç savaşa doğru gitmek kaçınılmaz oluyor. Subayların ordudan ayrılmalarının arkasındaki en büyük sebebi şiddet oluşturuyor. Çünkü subaylar vatandaşlara saldırma, öldürme emirlerini yerine getirmedikleri gibi şiddete ve baskıya karşı çıkıp direnişe silaha silahla karşı koymaya karar verdiler.

Bunun benzeri Libya'da da yaşanmıştı. Gençler şehirleri ve vatandaşları korumak, rejıme karşı direnişte bulunmak üzere silahlı örgütlere katılmışlardı. Her ne kadar istenmese de intifada hareketi tedricen askeri bir boyut kazanmıştı. Bugün sonuçlarını gördüğümüz şekilde şehirlere giriş uzayınca intifadanın barış fırsatları tekrar ortaya çıktı.

Diğer ihtimal yani dış müdahale, karmaşadan ve sorunlardan uzak değil. Gelinen son noktada yönetim baskıya ve öldürmeye devam ederken, muhalefet te Arap hareketlerini ikna edemediği için şiddete eğilim göstermeye başlıyor. Arap Birliği'nin son teşebbüsleri de sanki bu yönde ilerliyor. Bu girişimlerden zihinlerde üç şeyin olduğu anlaşılıyor.

Birincisi yönetimin içindekilere bir can simidi atarak, en iyi senaryoyu uygulamak suretiyle sorunu çözmek. Yani Esad'ın tüm yetkilerini yardımcısına bırakması ve yardımcısının da iki ay içerisinde kurulacak olan Ulusal Birlik Hükümeti ile anlaşması. En önemli görevi de uluslararası ve Arap gözlemcilerin eşliğinde özgür seçimlerin yapılmasını sağlamak olacak. Aynı zamanda rejimin üzerindeki baskının devam etmesi için barışçıl gösterilere tüm şekliyle imkan tanıyacak.
İkincisi, krizin çözümü için Güvenlik Konseyine şans tanınması. Suriye Rejimi'nin kabul etmediği kararları Güvenlik Konseyi değerlendirmeli. Arap Birliği'nden talep edilen de aslında budur.

Üçüncüsü, Suriyeli muhaliflerin dış müdahale ihtiyacı hissettiği şu zor durumdan kurtulabilmesi için Arap Birliği Suriye'ye dair teşebbüslerini Güvenlik Konsey'ine bırakmalıdır. Muhalefet liderlerinin hepsi uluslararası müdahaleden bahsetmelerine rağmen, ülkelerine dış güçleri davet edenler olarak ta itham edilmek istemiyorlar.

Krizi çözecek olan Güvenlik Konseyi mi? Acaba bu hızlı bir çözüm getirecek mi?

Güvenlik Konseyi'nin attığı adımlar her ne olursa olsun, hatta uluslararası müdahale olsa bile kriz hemen bir gün içerisinde çözülemez. Güvenlik Konsey'inden ivedilikle kararlar çıkmasının karşısında, Rusya ve Çin'in rejimden yana olan tavırları ciddi anlamda engel oluşturuyor. Olası bir dış müdahalede bu iki ülkeden birisi mutlaka veto hakkını, uluslararası ortamlarda kullanacaklardır. Ayrıca bu yıl Rusya, ABD ve Fransa'da seçimlerin olması Suriye'ye yönelik alınacak kararlarda siyasi konumlarını belirlerken seçim hesaplarını da göz önünde tutacaklarını bize gösteriyor.

Arap Birliğine saldıranlar ve Suriye yönetimine vatandaşlarını öldürmesi için zaman tanıdığını ileri sürenler, Güvenlik Konseyinden sihirli kararlar bekliyorlar. Halka olmayacak ümitler veriyorlar. Oysaki Libya tecrübesinden biliyoruz ki uluslararası müdahale çok uzun bir süreç almakta ve beraberinde başka sorunlar getirmekte. Rejimi sonlandırmasına karşın asıl sorunlara çözüm getirmiyor.

Geriye son bir nokta kalıyor. Dış müdahaleler olmaksızın sadece iç dinamiklerle yapılan Arap devrimleri hızlı bir şekilde nihayete erdi. Dış müdahaleye ihtiyaç duyan intifadalar ve devrimlerin ise zor, sıkıntılı günleri uzamakta ve kurbanları çok olmakta. Devrimi yapanlar dış müdahalelere güvenemeyeceklerini göz önünde bulundurarak hareket etmelidirler. Bedeli ne olursa olsun değişimin dış güçler tarafından değil de halkın desteğiyle yapılması ve tamamlanması daima halkın menfaatine olur.

Eş Şark El Evsat Gazetesi'nden Dünya Bülteni için Büşra İnanç tarafından tercüme edilmiştir.

Yorumlar (0)
22
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?